Cumhuriyet ve hukuk konusunda
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Kasım 2004 · 819 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ziya Yergök (CHP), 3 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CUMHURİYET VE HUKUK KONUSUNDA); konuşma 819 kelime.
Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Cumhuriyet ve hukuk konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-11-03-cumhuriyet-ve-hukuk-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; cumhuriyetimizin 81 inci yıldönümünü coşkuyla kutladığımız bugünlerde, cumhuriyet ve hukuk konusundaki görüşlerimi dile getirmek için gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen Türk devrimi ve onun ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti, bir uygarlık atılımı, bir çağdaşlık projesidir. Cumhuriyet, aynı zamanda, tarihimizdeki en köklü dönüşüm olup, egemenliğin kaynağını ulusta bulan anlayıştır. Cumhuriyet, bireyleri kul olmaktan çıkarıp, siyasal ve hukuksal düzenin gerçek yapıcısı yurttaş konumuna yükseltmiş, bunu da laik hukuk düzenini yerleştirerek başarmıştır.
Atatürk, 1 Mart 1924 tarihinde Meclisin ikinci dönem birinci toplantı yılını açarken yaptığı konuşmada "ulusun isteklerine ve gereksinmelerine uyarak, adliyemizde her türlü eski etkiden korkusuzca silkinmekten ve hızlı ilerlemelere atılmaktan geri kalmamak zorundayız. Medenî hukukta, aile hukukunda yürüyeceğimiz yol ancak uygarlık yolu olacaktır. Hukukta işi oluruna bırakmak, eski masalımsı göreneklere bağlı kalmak, ulusları uyanmaktan alıkoyan en ağır bir kâbustur. Türk Milleti, üzerine kâbus çökmesine izin veremez" sözleriyle kararlılığını ve hedefini ortaya koymuştur.
5 Kasım 1925 tarihinde Ankara Hukuk Fakültesini açarken yaptığı konuşmada ise "yeni hukuk ilkeleriyle bir yeni hukuk kuşağı yetiştirmek için bu okulu açıyoruz, büsbütün yeni yasalar düzenleyerek eski hukuk ilkelerini temelden kazımaya girişiyoruz. Bütün bu işlerde dayanağımız, ulusumuzun üstün yeteneği ve kesin isteğidir" diyerek, tarihimiz açısından çok anlamlı olan şu saptamayı yapmıştır: "Uluslararası genel tarih içinde Türklerin 1453 zaferini, İstanbul'un fethini bir düşünün. Bütün bir dünyaya karşı İstanbul'u Türk toplumuna mal eden güç, aşağı yukarı o yıllarda bulunan matbaayı ülkeye mal etmek için, o zamanki hukukçuların uğursuz direncini göğüsleyememiştir. Eskimiş hukuk ile dar düşünceli hukukçulardan buna izin koparabilmek için üçyüz yıl kuşkular, kararsızlıklar, üzüntüler içinde beklemek zorunda kalmışızdır." İşte, bu tespiti yapan Büyük Önder, hukuk devrimiyle işe başlamayı önemli ve öncelikli saymıştır.
Cumhuriyetle birlikte gerçekleştirilen hukuk devrimiyle, toplumun çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırılması amaçlanmıştır. Böylece, teokratik yönü ağır basan geleneksel Osmanlı toplum ve devlet yapısından laik Türkiye Cumhuriyeti devlet ve toplum yapısına geçiş sağlanmıştır. Medenî Yasa, Ceza Yasası, Ticaret Yasası ve usul yasaları başta olmak üzere, birçok temel yasa bu dönemde toplumsal yaşamımıza kazandırılmıştır.
Değerli milletvekilleri, yetmişbeş yılı aşkın bir süreyle başarıyla uygulandıktan sonra, 21 inci Dönemde Medenî Yasa, 22 nci Dönemde ise Ceza Yasası, toplumun değişen ve gelişen ihtiyaçlarını karşılamak, tarafı bulunduğumuz uluslararası sözleşmelerin ve demokratik hukuk devletinin gereklerini yerine getirmek, insan haklarını pekiştirmek amacıyla tamamen yenilenerek kabul edilmiştir. Ayrıca, bu süreçte, yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması hariç, birçok yasal ve anayasal düzenlemeler, uyum paketleri, daha doğru bir deyimle demokratikleşme paketleri, bugün ikinci yılını dolduran 22 nci Dönem Parlamentomuzca ardı ardına yasalaştırılmıştır. Dileğimiz, toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasa ile demokratik esaslara uygun yeni bir seçim yasası ve siyasî partiler yasasının da bu dönemde Meclisimizce kabul edilmesidir.
Burada bir hususu da vurgulamadan geçemeyeceğim. Yasalar hızla değişirken yasaların değişmesine paralel bir zihniyet değişiminin aynı hızla gerçekleşememiş olması, uygulamada yaşanan sıkıntılar, karşılaşılan dirençler, eğitim alanındaki yetersizlikler, çıkarılan yasalardan amaca uygun sonuç alınmasını güçleştirmektedir. Kuşkusuz, çıkarılan yasaların özüne ve sözüne uygun olarak yaşama geçirilmesi çok önemli olmakla birlikte, bunun kadar önemli olan bir husus da, adalet sisteminin, yargının çağdaş bir yapıya, adil, etkin ve hızlı bir işleyişe kavuşması, toplumun gereksinmelerini karşılayacak biçimde yapılanmasıdır. Bunun için sadece yasa çıkarmak yetmiyor; çalışma koşullarının iyileştirilmesi, adalet hizmetlerine yatırım yapılması ve yeterli kaynağın ayrılması gerekiyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, kuruluş döneminin zorluklarına ve imkânsızlıklarına rağmen, adalete bütçeden önemli kaynaklar ayrılmıştır. O yıllarda adaletin bütçedeki payı yüzde 4'ler, 5'ler düzeyindeyken, son yıllarda bu payın yüzde 1'in altında gerçekleşiyor olması, cumhuriyeti kuranların adalete verdikleri değer ile son yıllarda ülkeyi yönetenlerin adalete bakışları ve hukuk devleti anlayışları arasındaki farkı çok açık biçimde ortaya koymaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla)Değerli milletvekilleri, bugün, uygar ve çağdaş dünyada hukuk devleti ilkesi, demokrasinin temelidir ve devletin hukuka bağlılığını, yasama ve yürütme erklerinin bağımsız yargı tarafından denetimini öngörür. Demokratik hukuk devletinde bağımsız yargı, ülkenin ve toplumun güvencesidir. Aynı zamanda, bağımsız yargı ve güvenceli yargıç, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşuludur.
Bugün, mevcut sorunlar, yargı gücünün işlemesine tamamen engel değildir; ancak, en duyarlı toplumsal ve bireysel ihtiyaç olan adalet dağıtımında aksaklıklara, bazen de haksızlıklara neden olmaktadır. Bu nedenle, yargının sorunları süratle giderilmeli ve yargı bağımsızlığının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
Bu bağlamda, bugünkü yapısı ve işleyişi ülkemizin gerçeklerine ve gereksinmelerine uymayan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ve işleyişi mutlaka değiştirilmeli, yargının kurucu ve aslî unsuru olan savunmanın sorunları çözülmeli, sav-savunma-karar üçlüsünün denkliği ve dengesi sağlanmalı, savunma kurumuna Anayasada yargı bölümünde yer verilmeli, hukuk eğitiminin kalitesi yükseltilmelidir.
Bilinmelidir ki, var olan sorunlara köklü ve kalıcı çözüm getirmek yerine bazı münferit olaylardan yola çıkarak yargıyı suçlamak ve yıpratmak hiç kimseye ve hiçbir kuruma yarar sağlamayacaktır. Aksine davranışlar, toplumun ve vatandaşın adalete olan güvenini sarsar ve hukukdışı güç odaklarında hak arama eğilimini artırır. Bundan süratle sakınmalı, yaşamın her alanında hukuku üstün ve egemen kılmalı ve yargıya güvenmeliyiz.
Konuşmamı cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderin şu sözleriyle tamamlamak istiyorum: "Adliyemizin inandığımız, güvendiğimiz yüksek gücünün katkısıyla, cumhuriyet olağan gelişmeyi izleyebilecek ve her tür biçim ve kılıktaki saldırılara karşı yurttaşın hukukunu ve yurdun düzenini koruyacaktır."
Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
9 konuşma daha · 3 Kasım 2004