İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Niğde mv.o.eraslan ve 66 milletvekilinin, patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunları ve niğde mv. e. özegen ve 25 milletvekilinin, patates üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/152-216)

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 13. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Kasım 2004 · 2.187 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 3 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NİĞDE MV.O.ERASLAN VE 66 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI VE NİĞDE MV. E. ÖZEGEN VE 25 MİLLETVEKİLİNİN, PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK (10/152-216)); konuşma 2.187 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Niğde mv.o.eraslan ve 66 milletvekilinin, patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunları ve niğde mv. e. özegen ve 25 milletvekilinin, patates üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemler hk (10/152-216)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-03-nigde-mv-o-eraslan-ve-66-milletvekilinin-patates-yetistiriciliginin-v (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Niğde Milletvekilimiz Orhan Eraslan ve arkadaşları, yine Niğde Milletvekilimiz Erdoğan Özegen ve arkadaşları tarafından verilen, patates üreticilerinin sorunları hakkında Meclis araştırması açılmasıyla ilgili önerge gündeme geldi; dolayısıyla, ben, ilkönce, Hükümet olarak bu konudaki düşüncelerimizi ifade etmek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Patates, anavatanı Güney Amerika olan bir bitkidir. Ülkemize yaklaşık yüzelli yıl kadar önce Kafkaslardan ve batı bölgelerimize ise Avrupa'dan gelmiştir. Bugün yurdumuzun hemen her yerinde, özellikle Doğu ve Orta Anadoluda yaygın olarak üretilmektedir. Çeşitli iklim koşullarına kolaylıkla adapte olabildiği gibi, dünyanın pek çok bölgesinde ekonomik olarak yetiştirilebilmektedir. Yumruları, nişasta halinde karbonhidrat, protein, çeşitli vitaminler başta olmak üzere önemli besin maddeleri içermektedir. Tahıllardan sonra insan beslenmesinde önemli bir paya sahiptir. Ucuzluğu, birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, çeşitli şekillerde kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesi sebebiyle bugün hemen hemen bütün dünya ülkeleri tarafından da yetiştirilmekte ve tüketilmektedir.

Patates yumruları, yüzde 20-30 civarında nişasta, yüzde 2 civarında protein, B1, B2 ve C vitaminleri ile bazı mineral maddeler içermektedir. Bütün bu özellikleriyle insan beslenmesinde önemli bir gıda kaynağıdır.

FAO verilerine göre, 2003 yılı itibariyle dünyada 19 000 000 hektar alanda 311 000 000 ton civarında patates üretilmiştir. Dünyanın hemen her ülkesinde üretilmekle birlikte, en önemli üretici ülkeler Çin, Rusya, Polonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Ukrayna'dır.

Ülkemizde yıllar itibariyle patates ekiliş alanları ve veriminde önemli artışlar olmuştur. Bu artışlar özellikle verimde ve bunun sonucu olarak da üretim miktarında sağlanmıştır. 1980 yılında 183 000 hektar olan ekiliş alanı bugün 200 000 hektara ulaşmış, toplam üretim miktarı 3 000 000'dan, 5 300 000 tona vasıl olmuş ve verim ise dekar başına 1,6 tondan, 2,6 tona yükselmiştir.

2003 yılı verilerine göre, ülkemizde yaklaşık olarak 200 000 hektar alandan 5 300 000 ton patates üretimiyle, dünya patates üretiminin yaklaşık yüzde 2'si karşılanmaktadır. Dünyada patates verimi dekar başına 1 600 kilogramdır, ülkemizde ise bu verim oldukça yüksek olup 2 650 kilogram seviyesindedir.

Türkiye'de, patates üretiminin yüzde 13'ü tohumluk olarak ayrılmakta, yüzde 16'sı geçimlik amaçlı tüketilmekte, yüzde 70'i pazarlanmaktadır. Ülkemizin başlıca patates üretim bölgeleri, Orta Anadolu, Karadeniz, Ege ve Kuzeydoğu Anadolu Bölgeleridir. İller itibariyle baktığımızda, yoğun olarak üretimin yapıldığı iller, sırasıyla, Niğde, Nevşehir, İzmir, Afyon ve Bolu'dur. Ülkemizin patates ekim alanlarının yüzde 46'sını bu iller oluşturmakta, üretimin de yaklaşık yüzde 60'ı yine bu illerimiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Niğde ve Nevşehir İllerimizde patates hasadı ağustos, eylül aylarında yapılmakta ve bu iki ilimizin ülkemizin toplam patates üretiminden aldıkları pay, yıllara göre değişmekle birlikte, yaklaşık yüzde 40'tır.

Ülkemizde patates işletmeleri daha çok küçük işletmeler niteliğindedir. Birkaç büyük işletme olmasına karşın, örnek olarak Niğde'de, ortalama olarak kişi başına düşen patates ekim alanı, işletme başına düşen ekim alanı, 25-50 dekar arasındadır.

Yurdumuzda, patatesin kişi başına yıllık tüketimi 75 kilogramdır. Avrupa ülkelerinde, bu miktar 82 kilogramdır. Asya ve Afrika ülkelerinde ise, kişi başına düşen tüketim çok daha düşüktür.

Dünya patates ihracatı, 2002 yılında, 8 000 000 ton civarındadır ve bu konuda en büyük payı Hollanda, Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkeler almaktadır. Türkiye'nin dünya patates ihracından aldığı pay, yıllara göre değişmekle birlikte, binde 2 ile yüzde 2 arasında değişmektedir. Bir dalgalanma gösterdiği, bu oranlardan da anlaşılmaktadır.

Dünya patates ithalatında ise, Türkiye'nin payı çok daha azdır. Bir değerlendirme yapmak gerekirse, Türkiye, son on yılda, 55 000 ton ile 220 000 ton arasında ihracat yaparken, aynı on yıllık dönemde, ithal ettiği patates miktarı, 1 600 ton ile 24 000 ton arasındadır ve Türkiye'nin ithal ettiği patates miktarının çok önemli bir kısmı tohumluk amaçlıdır. Türkiye'de, patates ve ürünleri ithalatı, daha çok tohumluk patates ve patates nişastası şeklindedir. 2002 yılı verilerine göre, taze patates ithalatımızın yüzde 75'ini tohumluk patates oluşturmaktadır. 2002 yılı itibariyle, patates ithalatımızın önemli bir kısmı Almanya'dan yapılmıştır. Mevcut veriler incelendiğinde, Türkiye'nin, taze patates ihraç edip, daha ziyade işlenmiş patates ürünleri ithal ettiği görülmektedir. Türkiye'nin patates ithalatı ve ihracatında gözlenen ortak özellik, ithalat ve ihracatta yıllar itibariyle dalgalanmadır. Dünya Ticaret Örgütü anlaşmasına göre, patateste Gümrük Vergisi oranı yüzde 19,3 olarak uygulanmaktadır. Patates, ihraç teşviki verilebilecek ürünler kapsamında olup, teşvik verilecek üst sınır, değer olarak 545 000 dolar, miktar olarak da 28 000 tondur.

Değerli milletvekilleri, patates üreticilerimizin başlıca sorunlarını sıralamak istiyorum.

Bunlarla ilgili en önemli konu, fiyat istikrarsızlığıdır. Üretimin talebi aştığı dönemler ve kaliteyle ilgili ortaya çıkan sorunlar, bazı yıllarda fiyatların düşmesine ve dolayısıyla, çiftçilerimizin gelir kaybına sebep olmaktadır. Fiyatların istikrarlı bir seyir izleyememesi ise, patates üretimini olumsuz yönde etkilemekte ve zaman zaman, Meclisimize de geldiği gibi, sorunlar ve darboğazlar ortaya çıkmaktadır. 2002 yılında, patates fiyatları, üreticimizin eline geçen para olarak -kilogram itibariyle söylüyorum- ortalama 110 000 Türk Lirasıdır; 2003 yılında 115 000 lira olarak ortalama bir fiyat belirlenmiştir; 2004 yılının başında, Ege Bölgemizde, ilk ürünler için, fiyat çok daha düşmüş; ama, daha sonra, 110 000 lira seviyesine yükselmiştir. Bugün, bu aylarda, Niğde ve Nevşehir İllerimizde -eylül ayında- 130 000 lira civarındadır. Halen, patates ürünü, bu fiyat aralığında, tüccar tarafından alınmaktadır.

Pazarlamayla ilgili sorunları ise şöyle ifade etmek istiyorum. Üretilen patateslerin büyük bir çoğunluğu, toptancı ve komisyoncu kanalıyla pazarlanmaktadır. Pazarlama kanalının uzaması, ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar fiyatını yükseltmekte; bu durum, üreticiyi doğrudan etkilemekte, zaman zaman ürününü çok düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakmaktadır.

Üretim miktarının bazı yıllar fazla olması, fiyat istikrarsızlığı yanında, pazarlama sorununu da birlikte getirmektedir. Bu dönemlerde yurtiçi patates tüketiminin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılırken, tedbirler uygulamaya konulurken, bazı yıllar ihracat desteği uygulaması yapılmaktadır; ancak, bu çalışmalar geçici çözüm olmaktan öteye geçememiştir.

İhracatın arzu edilen seviyede olmamasının bir nedeni olarak da, bölgemiz ülkelerinin büyük ölçüde patates üreticisi olmasını ve dolayısıyla, bu ülkeler arasında bir ticaret imkânının mevcut olmamasını ifade edebilirim.

Bunun dışında, üretim maliyetlerinin yüksek olduğunu belirtmemiz yerinde olacaktır; çünkü, patatesin toplam masrafları içerisinde tohumluğun çok önemli bir payı vardır; yüzde 20'nin üzerindedir.

Onun dışında, ikinci sırada, sulama maliyetleri gelmektedir; ancak, bazı bölgelerimizde, sulamanın derin kuyulardan yapıldığı yerlerde bu maliyetin çok daha arttığını biliyoruz.

Tohumluk konusu bir başka önemli husus. Yerli kaliteli tohumluk üretiminin yetersiz olması ve kaliteli tohumluğun ithalat yoluyla karşılanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin yılda yaklaşık 300 000 ton civarında sertifikalı tohumluğa ihtiyacı vardır; ancak, bunun yüzde 10'u ülkemiz içerisinde üretilebilmektedir. Bu bakımdan, tohumluk yönünden bir dışa bağımlılık söz konusudur.

Üretimdeki çeşitlerin tamamı yabancı orijinlidir. Ülkemizde yapılan çeşit geliştirme çalışmalarında henüz arzu edilen sonuç alınamamıştır. Bu ara, özellikle Niğde ve Nevşehir İllerimizde, patates üretimi yapılan alanların bir kısmında ikili münavebe sistemi uygulanırken, yarıya yakın kısmında hiç münavebe yapılmamaktadır. Bu ise, topraklarımızın niteliğini çok olumsuz yönde etkilemektedir. Topraktan tek taraflı besin maddesi kaldırılması, toprakta toksik madde birikiminin olmasına bağlı olarak toprak yorgunluğuna sebep olmakta, toprağın sürekli aynı şekilde işlenmesi sonucu taban taşı oluşarak fiziksel yapısının bozulmasına, toprağın su tutma özelliği ve geçirgenliğinin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olmaktadır.

Bir başka önemli sorun: Patates yetiştiriciliğinde dekara ortalama 50 kilogram saf azot yeterli olmasına rağmen, daha yüksek oranlarda gübre kullanılmakta; bu da, yine, toprağın niteliğini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilemektedir.

Sulamayla ilgili sorunlar: İklimin seyrine, toprağın yapısına ve çeşit özelliğine bağlı olarak yılda ortalama 10-12 sulama yeterliyken, bugün, bu bölgelerde 16-17 sulama yapıldığı gözlenmektedir. Bu ise -süresi içerisinde gereğinden fazla sulanması- patates tarlalarında, bitkide, ihtiyacının çok üzerinde su kullanılmasına sebep olmaktadır. Aşırı sulama, sonuçta, üretim maliyetini artırmakta, su israfına neden olmakta, gübrelerde yıkanmaya yol açmakta ve yabancı otların yayılmasına sebep olmaktadır.

Bu ara belirtilmesi gereken bir husus, bütün bitkilerde olduğu gibi, patateste de zaman zaman hastalıkların ortaya çıkabilmesidir. Bununla ilgili olarak bazı bölgelerimizde üzerinde dikkatle durulması gereken gelişmeler söz konusudur. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Değerli milletvekilleri, bu ara Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalar hakkında da kısaca bilgi vermek istiyorum. Bunlardan birincisi, üreticilerimizin sağlıklı bir üretim planlaması yapabilmesi, ürün kalitesini iyileştirmesi, ulusal ve uluslararası pazar ölçeklerde rekabet gücü kazanabilmesi ve gelir seviyelerini yükseltebilmesi için, üretici örgütlerinin oluşturulması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, Bakanlığımızca hazırlanan ve üreticilerimizin ürün ve ürün grubu bazında örgütlenmelerini amaçlayan Üretici Birlikleri Kanunu çıkarılmıştır.

Üreticilerimizin tarım satış kooperatifleri veya üretici birlikleri şeklinde örgütlenerek, bu üretimle ilgili temel pazarlama sorunlarına kendi bünyeleri içerisinde de katkı yapmaları büyük önem arz etmektedir.

Tohumluk konusuna gelince; biraz önce söylediğim gibi, sertifikalı tohumluk kullanılması çok düşük bir orandadır; bunun artırılması gerekmektedir. Bu hususta, sertifikalı tohumluk kullanılmasını teşvik etmek amacıyla, 2004 yılında yüzde 40 faiz indirimli bir kredi kullandırma imkânı sağlanmıştır. Bunun, gelişmeye olumlu bir katkı yapacağını ifade etmek istiyorum.

Patates üretiminin fazla olduğu yıllarda ihracat konusunda bazı teşebbüsler oldu; bazı yıllarda bunun etkilerini gördük. 2003 yılının 1 Nisan-31 Mayıs tarihleri arasında bir ihracat desteği verildi, ton başına 19 ABD Doları verildi. Bu yıl ağustos ayında bu konuda bir müracaat oldu; ama, bugüne kadar sonuçlanamadı. Dolayısıyla, patates ürününe karşı dış talebi artırmaya yönelik olarak patates ihracı konusunda imkân sağlayacak bu teşvikin bir an önce çıkarılması hususunu ben de ifade ediyorum.

Patates tüketiminin artırılması konusunda, yine, zaman zaman teşebbüslerimiz oldu. Bunların en sonuncusu, mart ayı içerisinde, ülkemizde tüketimin çok topluca yapıldığı alanlar olarak, Adalet Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve il valiliklerine bu konuda yapılan teşebbüslerle, tüketimin artırılması konusunda bir davetimiz oldu; ancak, bunların çok kalıcı tedbirler olmadığını ifade etmek istiyorum.

Eğitim ve yayın çalışmaları: Özellikle, patates ekim alanlarının yayılması konusunda üreticilerimizi bilinçlendirmek ve belli bir seviyede üretimi tutmak için yapılan çalışmalar, Niğde'de 80 000 dekarlık bir alanın patates üretiminden çıkarılmasında etkili olmuştur; ancak, bu, tabiî, yeterli değildir.

Bu arada, belirtilmesi gereken çok önemli bir husus, elektrik enerjisi bedelleriyle ilgili sorundur. Üreticilerimizi büyük ölçüde etkileyen bu konuda, değişik tarihlerde TEDAŞ'ın yaptığı düzenleme çalışmaları vardır. En son, eylül ayı içerisinde, elektrik enerjisi bedellerindeki gecikme zammı yüzde 4'ten yüzde 2'ye indirilmiştir; ama, tam anlamıyla bu sorun çözülmüş değildir.

Ben, Türkiye'de patatesle ilgili gelişmeler hakkında genel bir değerlendirme yaptım. Bu Meclis araştırması önergesi verilmesiyle ilgili konunun, patates üreticilerimizin sorunlarını dile getirmek bakımından bir fırsat verdiğini söylüyorum.

Olayın sonuç kısmını şöyle ifade etmeye çalışacağım: Evvela, daha sistematik bir şekilde söylemek gerekirse, ülkemizde, patatesle ilgili konuda, sorunun ana kaynağı, bütün temel tarım ürünlerinin içinde bulunduğu kuraldır. Temel tarım ürünleri, en başta, buğday, patates, ayçiçeği ve benzeri ürünlerde, besin maddesi olarak özellikle kullanılanlarda, bunların arz ve talepleriyle ilgili birkısım kurallar vardır. Özellikle bunların talep yönü, fiyat hareketlerine karşı hassas değildir; yani, fiyatları düşük olduğu için çok tüketilmesi, yükseldiği zaman azalması söz konusu değildir; ama, bunların üretimi mevsimseldir ve belli bir üretim sezonunda üretim miktarı ortaya çıkar ve bundan sonra da üretimlerini artırıp azaltma yine söz konusu olmaz.

Dolayısıyla, biz, bu ürünlerin talebinde belli bir artış sağlamazken, yani, yurtiçi talepte bir gelişme yok iken, ihracatı da söz konusu değilse, bu ürünlerin üretiminin artması, üreticilerinin gelir kaybına sebep olur. Bu, buğday için de böyledir, patates için de böyledir. Özellikle, bu iki ürün için, zaten, klasik örnek olarak da her zaman bahsedilir. Üretimindeki bir artış, üreticinin gelirini artırmasını ümit ederken, onun gelirinin azalmasına sebep olur.

Şimdi, böyle bir hadise varken, Türkiye'deki duruma baktığımızda, patates üretiminde bir arz fazlası vardır ve iki önemli kaynağı vardır bunun; birincisi, üretim alanları az da olsa artmaktadır; ikincisi, verimdeki artış çok dikkate değerdir. Türkiye'de yaklaşık yirmi yıl içerisinde patates üretiminde dekar başına verim artışı 1,6 tondan 2,7 tona yaklaşmıştır. Dolayısıyla, bu, Türkiye'de esas sorunun ortaya çıkmasının temel sebebidir.

İşte, bu konunun çözülebilmesi için bu temel problemin ortaya çıkardığı sonuçları dengelemek gerekir. Bununla ilgili olarak yapılması gerekenlerden ilki, talebi artıracak adımlar atılmasıdır. İç talebi artırmak için, evvela... Türkiye'de fert başına tüketim miktarı Avrupa ortalamasından sadece 10 kilogram daha düşüktür; yani, 72 kilogramdır ve bugün, Avrupa ortalaması 82 kilogramdır. Dolayısıyla, fert başına tüketimi Türkiye çok hızlı bir şekilde artırma imkânına sahip değildir, yeteri kadar tüketilmektedir. Zaten, fiyatlarının son üç yılda çok düşük olmasının sebebi de iktisadî olarak bu ürünlerin maksimum seviyede tüketilmesi anlamına gelmektedir. O zaman, toplu tüketim yerleri var, ülke içerisinde toplu tüketimin yapıldığı bazı alanlar var. İşte, yurtlarımız var, askerî birliklerimiz var ve Adalet Bakanlığına bağlı bazı birimlerimiz var. Buralarda bu tüketimin artırılması... Bu ürünün çok yoğun bir şekilde bu tüketim alanlarında kullanıldığını, tüketildiğini tahmin edebiliriz; ama, yine de, tüketimin artırılması için gerekli alanlar bunlardır.

Esas yapılması gereken, talebi artırmanın ikinci ayağı, en önemli ayağı ise dıştalebi artırmaktır. Bu konuda temel bir problemimiz vardır; Türkiye'nin ürettiği patatesin kalitesi ihracat imkânını çok kolay sağlamamaktadır. Dolayısıyla, biz, bunu, ihracata destek vererek, bir fiyat avantajı ortaya çıkararak yapmak durumundayız. Fiyat avantajı konusunda ise, patates, bugüne kadar, zaman zaman destek kapsamına alınmıştır. Bu husustaki teşebbüslerimizin 2004 yılındaki neticesini bekliyoruz.

Talebi artırmanın bir başka yolu, çok düşük gelirli toplum kesimlerine sosyal yardım kapsamında bir destek yapılmasıdır. Bununla ilgili bir çalışmayı başlattık; ama, yine de, toplumun en düşük gelirli kesiminin bile temel besin ihtiyacını buğday, yani, un ve patates ağırlıklı olarak yaptığını düşünürsek, bu konudaki çok büyük bir talep artışı bekleyişimizin sınırlı olacağını söyleyebilirim.

Ayrıca, talepteki genişlemenin bir başka yolu, patatesi hammadde olarak kullanan ve sanayi ürünü haline getiren işletmelerimizi artırmak ve çeşitlendirmektir. Bununla ilgili konularda yurt dışındaki gelişmeler ülkemizi de etkilemektedir; ama, arzu ettiğimiz seviyede bir gelişme henüz olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Bunun dışında, talebi artırmanın dışında yapılması gerekenlerden biri ise, üretim planlaması yapmaktır. Bunu yapabilmek için üretim planlaması konusunda iki önemli alan vardır. Bunlardan birincisi, halen yasası çıkmış olan üretici birlikleri ve kurulması mümkün olan -zaten mevcut yasası yürürlükte olan- satış kooperatiflerinin yaygınlaştırılarak, üreticilerimizin pazarlama sorununun öne çekilerek, bu konuya kendilerinin katkı sağlaması ve gönüllü olarak üretim planlamasına gitmelerini sağlamaktır; çünkü, üretici birliklerinin kurulmasındaki en temel amaçlardan bir tanesi, artık, üretim sonrası sorunlarına kaynak ayırmak ve bunları iyileştirmeye yönelik bir örgütlenme şeklidir.

Onun dışında, belirtilmesi gereken bir husus, üretim planlaması yönünden...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

9 konuşma daha · 3 Kasım 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook