T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)
Isparta Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 695 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mevlüt Coşkuner (CHP), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 695 kelime.
Mevlüt Coşkuner (CHP, Isparta). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-coskuner-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi, şahsım adına ve yine, temsil ettiğim Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 1076 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde, Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Şimdi, emeklilerimizi yakından ilgilendiren bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarıyı anlatmamdan önce, AKP sözcüsü Sayın Hamza Albayrak, çok güzel bir cümle kullandı; "bugün, birlik günüdür, beraberlik günüdür" dedi. Elbette ki, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da, amacı, anlayışı, söylemi bu şekildedir. Fakat, sizlere sormak gerekir; hangi birlikten bahsedeceğiz?! Eğer, grup birliği anlayışı içinde bakacak olursak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve milletvekillerinin verdiği önerge ne kadar doğru olursa olsun, ona "hayır" demek; ama, sayın AKP milletvekilleri verdiği zaman da, Sayın Bakan, düşüncesini hemen değiştirip "evet" diyor ve orada komisyon başkanı da "katılıyoruz" diyor. Onun ötesinde, tabiî, beni ilgilendiren, Türkiye'nin birliğidir; insanlarımızın birliğidir ve milletimizin birliğidir. Eğer, o birlikteliği şöyle değerlendirecek olursak, kriz dönemlerinde konulan vergilerin kalıcı olduğu bir günde; tabela vergilerini, belediye başkanlarının yüzde 40'tan 400'lere çıkardığı bir dönemde ihalelerin; belediye başkanları dahil, hepiniz tarafından adrese teslim edildiği bir dönemde; üniversitelerin araştırma yapamaması için para gönderilmediği bir dönemde, elması ve pancarını değerlendiremeyen köylü emeklinin, hani, Mustafa Kemal Atatürk'ün "efendisi" dediği, o efendinin perişan olduğu ve ümitsiz olduğu bir günde, hangi birliktelikten bahsedeceğiz; bunu anlayamıyorum. Eğer, birliktelik istiyorsanız, gelin, şu adrese teslim ettiğimiz ihalelerden vazgeçelim ve korumacı anlayıştan vazgeçelim. Bizim amacımız da birliktir; o birliğe hep beraber temel atalım ve onu özleştirelim diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, ağzımıza aldığımız zaman, benim de çok sık sık bölgemde kullandığım, mitinglerde kullandığım Şeyh Bedrettin, Şeyh Edebali, Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Seyit Veli Babanın 13 üncü, 16 ncı Yüzyılda bizlere öğütlediği Ahilik anlayışını ve ortaçağ karanlığında ülke kan gölünü götürürken, o imrendiğimiz Avrupa kan gölünü götürürken, o güzelim insanlar bu ülkede birlik ve beraberliğin önderliğini yapmışlardır. Eğer ki, siz, isminizin başında olan o adalet duygusunu gerçekten yüreğinizde hissediyorsanız, önce adaletinize bakacaksınız, kayırmacılıktan vazgeçeceksiniz.
O nedenle, sizlere, bu paragrafta küçücük bir şey söylemek istiyorum: Bir Seyit Veli Baba vardır Isparta Senirkent'in Uluğbey Beldesinde. Seyit Veli Baba cahildir, okumuş değildir; ama, o yörenin halkı vergilerini ona getirir, o teslim eder. Köyde kavga olduğu zaman, beldede kavga olduğu zaman onlar yargı önüne çıkmaz, Seyit Veli Babanın önüne çıkarlar. İşte, adalet oradadır, işte birlik oradadır, işte dirlik oradadır.
Değerli arkadaşlarım, konuşmamın esas metnine geçmeden önce, şunu da Sayın Bakana duyurmak isterim: Birsürü arkadaşımızdan telefonlar alıyoruz ve Isparta SSK Hastanesinde çalışanlardan da bir telefon aldık. Hani, şu, özel hizmet tazminatları var ya, iyileştirme; onlar, hâlâ daha ödenmemiştir, bunun ödenmesini de talep ediyoruz.
Değerli dostlarım, şimdi, bu yasayı görüşürken ve bu tasarıda hedeflenen şey emeklilerimize ödenen vergi iadelerine ilişkin. Ancak, emeklilerimizin karşı karşıya olduğu zor ekonomik koşullar yüzde 4'lerle, 5'lerle, vergi iadesinin nasıl ödeneceğiyle çözülecek gibi değildir; çünkü, daha temel geçim sıkıntıları olan ve geçim sıkıntılarıyla karşı karşıya gelen bu insanların, önce, her şeyden önce onların ekonomik durumuna bakmak lazım. Türk-İş'in yaptırdığı araştırmaya göre, Aralık 2005 itibariyle, açlık sınırının 543 000 000, yoksulluk sınırının 1 650 000 000 olduğunu görüyoruz. Eğer ki, bugün, gerçekten buna baktığımız zaman, sanki emekli suç işlemiş gibi, bu ülkenin yapılandırılmasında taş üstüne taş koyan, makinelerini çalıştıran insanlarımız sanki krizler yaratmış gibi, sanki onlar hak etmemiş gibi, eğer ki, biz, hâlâ, bunların yüzde 4'üyle, yüzde 5'iyle uğraşırsak, öyle zannediyorum ki, biz, kendi kendimizi kandırırız.
Peki, bugünkü gerçeğe gelelim. Emeklilerimiz ne kadar maaş alıyor: 2006 Ocak ayı itibariyle 1 inci basamak Bağ-Kur emeklisinin eline 338 000 000 lira geçiyor. Emeklilerimizin durumu budur; 300 - 500 milyon lirayla yaşamlarını sürdürme mücadelesi veriyorlar. Yeni bir nesli daha dünyaya getirmiş, kendi ömrünü tamamlamış, yeni insanları hayatın içine sokmuş… Yani, bir nebze olsun huzur onların hakkıdır; ancak, bizim, emeklilerimize reva gördüğümüz 3 kuruşun ötesinde yüklediğimiz daha önemli bir yük vardır. Emeklilerimizin çocukları, torunları işsiz, geçim sıkıntısı içinde; yani, bir de iş bulamayan çocuklarının, torunlarının yükünü taşımaya çalışıyorlar. Onların kırılan gururlarını onarmak anlayışıyla, çalıştıkları bu dönemde, biz, onların yükünü hafifletmeliyiz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, bizim bunları aşmamız, birlikte olmakla, beraber olmakla olacaktır. Yüzde 3 zam vererek ve öbür taraftan da yüzde 1 onlardan keserek, öyle zannediyorum ki, Oferlere verdiğimiz bu parayı onlardan çıkarmanın anlamı yoktur diye düşünüyorum.
Sesim kısıldığı için, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 7 Şubat 2006