Milletlerarası imar ve kalkınma bankasının ana sözleşmesinde değişikliğin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:460)
Yalova Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 113. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Haziran 2010 · 972 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem İnce (CHP), 8 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASININ ANA SÖZLEŞMESİNDE DEĞİŞİKLİĞİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:460)); konuşma 972 kelime.
Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Milletlerarası imar ve kalkınma bankasının ana sözleşmesinde değişikliğin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:460)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2010-06-08-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasinin-ana-sozlesmesinde-degisikli (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Millî Eğitim Bakanlığının 2009 Faaliyet Raporu’nda öğretmen açığını 133.317 olarak gösteriyor. 24 Kasım 2009 tarihinde 10 bin öğretmen ya da 9.820 öğretmen alımı görüşülürken Sayın Bakana burada sordum, dedim ki: “Size göre öğretmen açığı ne kadar?” Yani bu ülkede ne kadar fizik dersi olduğunu, kaç saat matematik dersi olduğunu, kaç saat edebiyat dersi olduğunu… Sinop Milletvekilimiz bir soru önergesi verdi. Millî Eğitim Bakanlığından gelen yanıtta “Elimizde böyle bir veri yoktur.” dendi. Bu veri olmadığına göre, aslında Millî Eğitim Bakanlığının ne kadar öğretmen açığı olduğunu söyleyebilmesi mümkün değil. Böyle olmasına rağmen, Sayın Bakan, 24 Kasım 2009 günü, öğretmen açığının bu ülkede 46 bin olduğunu söyledi. Biz de, madem 46 bin öğretmen açığı var, bir önerge verdik, bu 9.820 öğretmen alımının 46 bin olmasını istedik ama AKP milletvekilleri bunu reddetti. Şimdi bu yeni alımda, 70 bin öğretmen alımında, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimiz önerge verdiler geçen hafta. Dediler ki: “Madem açık 130 bin olarak görülüyor, bunu 130 bin yapalım.” Plan ve Bütçedeki bu önergemizi de yine AKP milletvekilleri reddetti.
Biz aslında bu yapılan alımların, 9.820 öğretmen alımının doğru olmadığını, aslında bunun 3 bin öğretmen alımı olduğunu söylediğimizde de baştan karşı çıkmıştınız ama zaman bizi haklı çıkardı, bu, 24 Kasımda alınan 9.820 öğretmenin 6.122 tanesi sözleşmeden kadroya geçti. Dolayısıyla bizim dediğimiz 3 bin rakamı doğrudur, yani alınan öğretmen 10 bin değildir, üçte 2’si sözleşmelilerden kadroya geçmiştir. Bugün de yine aynısı olacak. 4 Haziran 2010 Cuma günü 9.599 atama yapıldı, bunların da 7.800’ü kadroya geçen sözleşmeli öğretmendir. Yani 4 Haziran 2010 Cuma günü yapılan gerçek öğretmen atama sayısı 1.799’dur.
Değerli milletvekilleri, eğitimde manzara bu. “10 bin öğretmen alıyoruz, 70 bin öğretmen alıyoruz, 25 bin öğretmen alıyoruz.” bunların hiçbirisi doğru değil. Ezici bir çoğunluğu sözleşmeden kadroya geçen öğretmenlerden oluşuyor ama bu 70 bin rakamı önemli, ne oldu da birdenbire 70 bin oldu? İşte, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun Türk milletine ilk hizmetidir bu. Yani birdenbire Cumhuriyet Halk Partisinin rüzgârını gördünüz, yüzde 40’lardaki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarını gördünüz, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Başbakanlığa doğru koştuğunu gördünüz, bir anda önlem almaya başladınız. O 9 binler bir anda 70 bine çıkmaya başladı. Biz iktidara gelmeden daha hizmet etmeye başladık bu millete. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
2003 yılıyla 2008 yılları arasında Şırnak’a yapılan öğretmen ataması sayısı 5.129’dur. Bakınız, çok ilginç, bu 2003-2008 arasında 5.129 öğretmenden 4.609’u istifa etmiş, bir şekilde işten ayrılmış. Yani bu altı yıl içerisinde, yedi yıl içerisinde Şırnak’a atanan öğretmenlerin yüzde 89,9’u işten ayrılmış.
Şimdi ne oldu da birdenbire böyle bir acele işe giriştiniz? Hemen ay sonuna kadar 70 bin öğretmen… Bu acele etmek bana bir deyişi hatırlatıyor. Acele etmek yalnızca sinek yakalamakta işe yarar, oy yakalamakta işe yaramaz değerli milletvekilleri.
62 bin ücretli öğretmenimiz var, 70 bin sözleşmeli öğretmenimiz var. Bu ülkede 21 çeşit öğretmen var, aynı işi yapan, farklı ücret alan, farklı özlük haklarına sahip 21 çeşit öğretmen var. Mahkeme kararı olmasına rağmen, yirmi sayfalık bir gerekçesi olmasına rağmen “Öğretmenlik asli ve sürekli bir iştir.” diye mahkeme bunu Parlamentonun gözüne göstermesine rağmen, bu işten bir türlü vazgeçmiyorsunuz.
Ben öğretmenler adına diyorum ki sizlere, üç şey istiyor sizden öğretmenler:
1) Sözleşmeli istihdamı kaldırılsın. Aynı okulda, aynı işi yapan, farklı ücret alan, farklı özlük haklarına sahip meslek grubu olamaz.
2) Sözleşmeliler bölgelerine ve sürelerine bakılmaksızın bir an önce kadroya geçirilsin.
3) Bundan böyle asla sözleşmeli öğretmen ataması yapılmasın.
3/3/2010 tarihinde bir kanun teklifim var. Eğer siz bunu kabul ederseniz, sözleşmeli öğretmenlerin bölgelerine ve hizmet sürelerine bakılmaksızın kadroya geçirilmelerini kabul ederseniz kanun teklifi orada. Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin -Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun onayıyla- kanun teklifi orada. Hadi gelin, bu kanun teklifini geçirelim, bu sözleşmeli arkadaşlarımız da bu ızdıraptan kurtulsunlar.
4 Haziranda 10 bin öğretmen ataması yaptınız. Değerli milletvekilleri, sizin insafınıza bırakıyorum bunu. 4 Haziran günü atamayı yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Bu atamasını yaptığımız 10 bin öğretmen ağustosta işe başlayacak.” Neden? Bir ay tasarruf etmek. Bir büyük ülke, dünyanın 17’nci büyük ekonomisi diye övündüğümüz bir ülke, zaten yoksulluk sınırında, açlık sınırında öğretmenlere ücret veriyor. Yani bunların bir aylık maaşından tasarruf etmeyi düşünen bir ülke dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olabilir mi?
Bu ülkede yoldan tasarruf yapabilirsiniz, havaalanından tasarruf yapabilirsiniz, barajdan tasarruf yapabilirsiniz, köprüden tasarruf yapabilirsiniz, ama eğitimden tasarruf yapamazsınız. Az yol olabilir, az köprü olabilir, az baraj olabilir ama az eğitim olmaz. Yani yoksulluk sınırında maaş alan bu kardeşlerimizin bir aylık maaşlarını engellemek, ötelemek, ağustosa kaydırmak çok yanlış bir şeydir.
Değerli milletvekilleri, yine Millî Eğitim Bakanlığı ne yazık ki bir müsteşar atamasını dahi becerememektedir. Yani düşünün -müsteşar üçlü kararnameyle atanır, üçlü kararnameyle alınır- nasıl oluyor da görevden alma kararnamesi -takip ediyorum her gün- hâlâ daha, göreve atanan müsteşarın üçlü kararnamesi Resmî Gazete’de yayınlanıyor, görevden alınan müsteşarın görevden alınma kararnamesini hâlâ ben bulamadım. İşte, bu milletin kürsüsünden sizlere sesleniyorum, Sayın Bakan da buna bir yanıt verirse çok sevinirim.
Değerli milletvekilleri, bu ülkede 280 bin öğretmen işsiz ve 30 bin de bu yıl mezun verecek, 300 binin üzerinde, 310 bin civarında kardeşimiz işsiz.
Bakın, gazeteler nasıl haberlerle dolu: Burdur’da doksan iş gününü tamamlayamadığı için, hasta olmasına rağmen sevk alamayan sözleşmeli öğretmen ölüyor. Yani sözleşmeli öğretmen doksan günü tamamlayamadığı için sevk alamıyor, hastaneye gidemiyor ve ölüyor ve biz de bu ülkenin milletvekilleri olarak bunu seyrediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yine bir başka konu özürlü devamsızlık konusu. Millî Eğitim Bakanlığı, Sayın Nimet Çubukçu 22 Şubat 2010 günü bir genelge yayınlıyor, diyor ki: “Öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması hâlinde beyan edeceği sürenin de özürlü devamsızlıktan sayılması.” Yani öğrenciye diyor ki: “Sen okula gelmeyebilirsin. Gelme.” Öğretmene de diyor ki: “Sen geleceksin.” Bir öğrenci geldi, öğretmen orada duracak. Peki, hiç öğrenci gelmedi. Öğretmen, öğrenci gelse de gelmese de okula gitmeye mecbur ama hiç öğrenci gelmezse öğretmenin ek ders ücreti kesiliyor. Bu angaryadır. Bu doğru değildir. Yani, aldıkları para zaten üç kuruş. Öğretmene bu bir eziyettir, okula çağırıyorsunuz, öğrencilere izin veriyorsunuz, öğretmenlere eziyet ediyorsunuz, orada bekletiyorsunuz, öğrenci olmadığı için parasını kesiyorsunuz. Bu bir gaddarlıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 8 Haziran 2010