5021 sayılı kanuna geçici 1 inci madde eklenmesi (2/236)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 92. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Mayıs 2004 · 467 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 25 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5021 SAYILI KANUNA GEÇİCİ 1 İNCİ MADDE EKLENMESİ (2/236)); konuşma 467 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “5021 sayılı kanuna geçici 1 inci madde eklenmesi (2/236)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-05-25-5021-sayili-kanuna-gecici-1-inci-madde-eklenmesi-2-236 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM KILIÇ (Malatya)Var efendim.
BAŞKANBuyurun.
Süreniz 5 dakikadır.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 5021 sayılı kanunun geçici 1 inci maddesine bir fıkra eklenmesine ilişkin kanun teklifimin Genel Kurul gündemine alınmasıyla ilgili olarak söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 16.12.2003 gün ve 5021 sayılı Kanunla, bankacılık hizmetlerine son verilen Türkiye İmar Bankasında mevduatı bulunan vatandaşlarımızın bu mevduatlarının ödenmesinin şartları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler sırasında -daha önce sigorta kapsamında olmadığı, hükümet tasarısı metninde de bulunmadığı halde- ticarî kuruluşlar mevduatı ile diğer kuruluşlar mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca ödenmesi karara bağlanmıştır. Üstelik, bundan faydalanan ticarî kuruluşlar mevduatının ve diğer kuruluşlar mevduatlarının kimlere ait olduğu hususunda kamuoyunun da bir bilgisi olmamıştır. Ancak, bankadan, karşılığı olmadığını bilmeden, hazine bonosu alan pek çok vatandaşımız, kanun tasarısının ilk halinde yer almasına rağmen daha sonra bu yasa kapsamından çıkarılarak mağdur edilmişlerdir.
Bankalar, yasalara göre kurulmuş, devletin denetimi ve düzenlemesini yaptığı kurumlardır. Vatandaş, büyük ölçüde devletine güvenerek bu bankaya para yatırmış ve hazine bonosu almıştır.
Kaldı ki, İmar Bankası, hazine bonosu satış işlemlerini saklı gizli değil, alenen yapmıştır; televizyonlarda, basında ve hatta billboard'larda "hazine bonosuna en yüksek faiz" sloganıyla, devletin bankacılık işlemlerini denetlemekle görevli kurumlarının bilgisi dahilinde açıkça bu satış işlemlerini sürdürmüştür.
Bırakalım sade vatandaşı, bankacılık sistemini kontrolle görevli kurumların dışında hiç kimsenin, bu hazine bonosu satışının karşılığının olmadığını bilmesi mümkün değildir.
Belki, vatandaşa "sen, hazine bonosu almak için para yatırdığında hazine bonosunun aslını niye almadın" diye de sorabiliriz veya Sayın Başbakanın bir mudiye verdiği cevapta olduğu gibi "parayı yatırırken bize mi sordunuz" diyebiliriz. İşin garibi, uygulamada, hiçbir banka, vatandaşa hazine bonosunun aslını vermemekte, sadece, hazine bonosu aldığına dair bir makbuz düzenleyip, vermektedir. Yine, vatandaşın, parasını bankaya yatırırken veya hazine bonosu alırken hükümet yetkililerine sorması gibi bir uygulama da bulunmamaktadır. Bu koşullarda, vatandaşı "niçin hazine bonosu aldın" diye suçlamak ne kadar adildir?! Kaldı ki, vatandaş, hazine bonosuna, mevduattan daha güvenli olması sebebiyle yönelmiştir. Zira, 3.7.2003 tarihine kadar, bankalardaki mevduat güvencesinin limiti en fazla 50 milyar TL ile sınırlıydı. Bu nedenle, vatandaş, özellikle 50 milyar TL'nin üzerindeki parasını mevduata değil, hazine bonosuna yatırmıştır.
Bu olayda bir suçlu aranıyorsa, bu suçlu, vatandaş değil, devletin bankacılık işlemlerini gözetlemekle, düzenlemekle ve denetlemekle görevli kurumlarıdır. Hazine bonosu satmaya yetkili olmayan bu bankaya, Hazine yetkilileri, BDDK, TMSF ve SPK "dur" demeyerek, görevlerini yapmayacaklar, ondan sonra da, vatandaşı "sen, niçin hazine bonosu aldın" diye suçlayacaklar; bu, adil bir davranış değildir.
Bu masum insanların bazıları emekli ikramiyesini, bazıları sattığı arabasının ve evinin parasını hazine bonosuna yatırarak, hem paralarını, kayıt altında, ekonominin hizmetine sundular hem de buradan sağladıkları faizlerle mutfak giderlerini, çocuklarının eğitim giderlerini karşılamaya çalıştılar. Bu nedenle, lütfen, devletine ve devletin kurumlarına güvenerek hazine bonosu almış olan bu insanlara suçlu muamelesi yapmayalım; Hazinenin ve diğer devlet kurumlarının ihmalinin yükünü bu masum insanların üzerine yıkarak, bu insanları mağdur etmeyelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 25 Mayıs 2004