Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1042)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Aralık 2005 · 932 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1042)); konuşma 932 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1042)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-12-22-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-h (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Cumhurbaşkanımızca, Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun geri gönderildi.
Adalet Komisyonunda, Sayın Cumhurbaşkanımızın geri gönderme gerekçeleri yeterince irdelenmeden, yeterince değerlendirilmeden, sadece, kanunun 1 inci maddesinin (k) bendi, yani, avukatlıktan hâkim ve savcılığa geçişi düzenleyen bent çıkarılmak suretiyle, yasa, aynen, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildi.
Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanımızın geri gönderme gerekçelerine baktığımızda, ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız: "Anayasa Mahkemesinin alınan kararı…" Yani, daha önce, avukatlıktan hâkimliğe geçmeyi düzenleyen bir yasayı, Anayasa Mahkememiz 1995 yılında iptal etmişti. O zamanki SHP hükümetlerinin yapmış olduğu Hâkimler ve Savcılar Kanunundaki değişikliği, o zamanki Anavatan Partisi Anayasa Mahkemesine götürmüştü ve Anayasa Mahkemesi de iptal etmişti. O mahkeme kararına Sayın Cumhurbaşkanımız atıfta bulunarak, Anayasa Mahkemesinin bu kararı, avukatlıktan yargıç ve savcılık mesleğine geçeceklerle ilgili olmakla birlikte, aynı zamanda 2802 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde yazılı yükseköğretim kurumlarını bitirerek yargıç ve savcı adaylığına başvuranlara uygulanacak yazılı yarışma sınavı ve mülakatın Adalet Bakanlığınca yapılacağına ilişkin kuralların hukuksal durumuna da açıklık getirecek niteliktedir.
O zamanki Anayasa Mahkemesi kararında -Anayasa Mahkemesinin 1995 yılındaki o kararla ilgili bir paragrafını okuyayım- "Yasada belirlenen biçimde Bakanlıkça yapılacak bir yeterlilik sınavı, öncelikle hâkimlik ve savcılık mesleğine alınacakların yürütme organına karşı bağımsızlığını gölgeler. Ayrıca, mensubu olduğu partinin siyasal görüşünü gerçekleştirmek durumunda olan Bakana, hiyerarşik olarak bağlı olan Bakanlık yöneticilerinin yaptıkları yeterlilik sınavı, mesleğe alınacak avukatların kendilerini her türlü etkiden uzak ve özgür hissetmeleri de zorlaşacaktır" deniliyordu.
Değerli arkadaşlarım, şu anda yasada, avukatlıktan hâkimlik ve savcılığa geçeceklerle ilgili düzenleme çıkmış oluyor. Peki, sorun çözülüyor mu?! Şu anda hukuk fakültelerinden mezun olan gençlerimiz hâkimlik ve savcılığa geçmek isterlerse, başvurmak isterlerse, onların konumu nasıl düzenlenecek, onlar nasıl hâkim ve savcılığa alınacaklar? Mevcut yasanın 9 uncu maddesinde, onların hâkimlik ve savcılığa alınmalarıyla ilgili bir düzenleme var, o düzenlemede "Adayların yarışma sınavı -yani hukuk fakültesi mezunlarından- mülakat ve stajları ile 8 inci maddenin (g) bendinin uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir" deniliyor.
Yönetmeliği kim yapıyor; Adalet Bakanlığı yapıyor. Adalet Bakanlığı nasıl bir yönetmelik yapıyor; yönetmelikte objektif kriterler dikkate alınıyor mu bu adayların belirlenmesinde; maalesef, alınmıyor.
Değerli arkadaşlar, mülakat kurulunu okuyorum, Adalet Bakanlığının mülakat kurulu, hâkim ve savcıların alınmasıyla ilgili mülakat kurulu; müsteşar veya görevlendireceği müsteşar yardımcısının başkanlığında teftiş kurulu başkanı, ceza işleri, hukuk işleri, personel genel müdürlüğünden oluşur diyor. Yani, hâkim ve savcıların mülakatları, Adalet Bakanlığımızın bürokratları tarafından yapılıyor. Bizim, bu sayın bürokrat arkadaşlarımızın kişiliklerine, şahıslarına bir diyeceğimiz yok, hepsi de saygın hukukçulardır.
Değerli arkadaşlar, ancak, bunlar aynı zamanda bürokrattır. Bunların buraya atanmasını kim yapıyor; Adalet Bakanı yapıyor. Bunların da, kendi düşüncesine yakın olan insanlardan seçildiği yönünde Türkiye genelinde yaygın bir uygulama olduğu söylenmektedir. Bu, sadece bu hükümete mahsus değil; geçmişteki tüm hükümetlerde adalet bakanları veya diğer bakanlar da, herkes, çalışabileceği bürokratlarla çalışmak ister veya anlaşacağı bürokratlarla çalışmak ister. Bunların atanmasında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hiçbir etkisi yoktur, sadece atanacak hâkim ve savcının izni alınır; onun dışında, Sayın Adalet Bakanımız, Türkiye genelindeki hâkim ve savcılardan, istediğini, istediği şekilde o bürokrat kademelerine getirebilir.
Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanımızın da şahsına bir diyeceğimiz yoktur; ancak, Adalet Bakanımız da bir siyasî partinin mensubu. Siyasî partinin kulvarından, siyasî partinin çizgisinden, siyasî partinin etkisinden veya karar organlarının vermiş olduğu kararlardan ayrı davranması mümkün mü? Ayrı davranırsa, o bakanlık koltuğunda Sayın Adalet Bakanını oturturlar mı; oturtmazlar, çünkü, bu kadar milletvekili arkadaşlarımız var, hepsinin talepleri olacak, istekleri olacak, Sayın Başbakanın talepleri olacak, Bakanlar Kurulunun talepleri olacak; bunlar karşılanacak değerli arkadaşlar. Bizler Türkiye'de yaşıyoruz, bunlar hayatın gerçekleri; ancak, maalesef, bu konuda bir düzenleme yok. AB diye, üç yıldır, her yasayı, AB süreciyle, buraya gelip izah etmeye çalışıyorsunuz. Peki, AB sürecini dikkate alıyor musunuz değerli arkadaşlar?! AB süreciyle ilgili istişare raporunda, ilerleme raporunda, 2003 ve 2004 yıllarında verilen raporlarda bu konulara dikkat çekiliyor; deniliyor ki, yargının üzerindeki yürütmenin baskısı kalksın deniyor; ancak, üç yıldır, bu konuda hiçbir adım atılmadı maalesef.
Değerli arkadaşlar, sistemimiz, üç kuvvet üzerine kurulu: Yasama, yürütme, yargı. Yasama olarak, AKP'nin büyük bir çoğunluğu var; haliyle, yürütme de elinde. Değerli arkadaşlar, arkasından bir de, Hâkim ve Savcılar Kanunundaki bu çarpıklıktan dolayı, yargıyı da etki altına alarak… Özellikle, şu anda hâkim ve savcı alımı için 4 000 tane kadro verildi; o 4 000 tane kadronun, bir siyasal iktidar tarafından kendi anlayışına göre alınması durumunda, o zaman yargının durumu ne olur?! Yasama, yürütme ve yargı aynı anlayışta olursa, birbirini dengeleyecek durumda olmazsa, o zaman, bu sistemin adı demokrasi olabilir mi değerli arkadaşlar?!
Bu nedenle, bu konulara çok duyarlı yaklaşalım. Gelin, hep beraber -bu şeref de Sayın Bakanımıza ait olsun, sayın hükümetimize ait olsun- bu, Anayasamızdaki, Hâkim ve Savcılar Kanunundaki bu demokratik olmayan düzenlemeleri ortadan kaldıralım. 1982 Anayasasının arkasına saklanarak "geçmişte de böyleydi, bundan sonra da böyle gitsin" demeyelim değerli arkadaşlar.
Hâkim ve savcılarımız demokrasimizin teminatı; ancak, hâkim ve savcılarımız, maalesef, üç kuvvetten bir tane olmasına rağmen, ekonomik olarak da yürütmenin insafına terk edilmiş durumda. Oysa, yasama, ücret olarak, parasal durum olarak hangi konumdaysa; yürütme, Bakanlar Kurulu hangi konumdaysa, yargının yüksek mahkemelerindeki başkanları da eşdeğer konumda olmalı; çünkü, bunlar, üç tane büyük kuvvetin temsilcileri. Anayasamızın Başlangıç kısmında, sistemimiz üç kuvvet üzerine kurulur diyor; ancak, bu kuvvetlerden birisi diğerinden üstün demiyor; hiçbirinin üstünlük sıralaması yoktur deniyor.
Değerli arkadaşlar, hâkim ve savcılarımız, adlî personelimiz, yazı işleri müdürlerimiz, cezaevlerinde çalışan memurlarımız çok büyük mağduriyet içinde. Aldıkları ücret, aldıkları maaş, şu anda -memurlar için söylüyorum- yoksulluk sınırının altında; açlık sınırında ücret alıyorlar bu arkadaşlarımız.
Değerli arkadaşlar, yargıya gereken önemi vermemiz gerekiyor. Bu yasanın Sayın Cumhurbaşkanımızca geri iadesi bizim için bir şanstı yasanın yeniden düzenlenmesi açısından. Biz, bunu, CHP'li komisyon üyeleri olarak komisyonda dile getirdik, dedik ki, yasayı yeniden şekillendirelim, yeniden değerlendirelim; geçmişteki Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate alalım, Anayasamızı dikkate alalım.
Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 22 Aralık 2005