İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PAZAR

Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 981 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 981 kelime.

Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2003-03-16-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre, sandık iştirakçilerinin, görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir. Bu tasarıyla yaş haddi 65'ten 61'e indirilmektedir. Ancak, burada, tüm memurlar için objektif bir uygulama getirilmemektedir. 6 400 ve daha yukarı ekgöstergeli görevlere, müşterek kararname veya Bakanlar Kurulu kararıyla atanmış olup, bu görevleri, fiilen yürütmekte olanların yaş hadlerinin, gerekli görülen hallerde 65 yaşına kadar uzatılması hususunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Bu gerekli görülen hallerin neler olduğu konusunda ise, objektif ölçütler getirilmediğinden, takdire dayalı, indî ve sübjektif değer yargılarıyla partizanlık, dar kadro anlayışı ve adam kayırmacılık yapılacağı hususunda ciddî kuşkularımız vardır.

Değerli arkadaşlar, bu gereksinmeler, kamu çalışanlarının gereksinimleri değildir. Ekonomimizin gelişmişlik düzeyi, sosyal korumanın gerekliliği, çalışanların sürekli özveriye zorlanması ve giderek ağırlaşan bugünkü koşullarda bu tasarının yasalaşması halinde, ortaya toplumsal maliyeti yüksek bir tablo çıkacağından, toplumdaki sosyal barış ve adalet anlayışı zedelenecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emekli Sandığı mevzuatında bugüne değin 65 olan yaş sınırının 61'e indirilmesinin gerekçesi olarak, daha genç yaştaki personelin dinamizminden yararlanma amacı gösterilmektedir; ancak, böyle bir uygulamayla kamu yönetiminde belli bir kurala bağlanan yükselme kuralının bozulacağı, mevcut çalışanların bilgi, beceri ve deneyimlerinden yararlanılamayacağı hususları gözardı edilmektedir.

Kaldı ki, genç yaştaki personelin 6 400 ve daha üstü ek göstergeli görevlere atanmasında bugünkü mevzuat açısından herhangi bir sakınca yoktur. Şöyle ki, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesi hükmüne göre, 12 yıl süreyle kamu görevinde bulunanların bu görevlere atanması şu anda da mümkün olduğundan, böyle bir değişikliğe şu an için ihtiyaç bulunmamaktadır.

Burada, gerek Bakanlar Kuruluna tanınan yetki ve gerekse yaş sınırının 61'e indirilmesi birlikte düşünülecek olursa, hükümetin, eş dost, yakın ve akraba kayırmak suretiyle kamu yönetiminde kadrolaşmayı ve büyük bir tasfiye hareketini başlatacağını tahmin etmek mümkündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5434 sayılı Kanunun ek 31 inci maddesinin (d) bendinden sonra gelen ilk fıkrasına göre, değişmeden önce yapılan borçlanmalarda, borçlanmanın hesabı, borçlanmayı yapacak şahsın memuriyete giriş derece ve kademe göstergesinin o tarihte yürürlükte olan katsayıyla çarpımı sonucunda bulunan tutarın yüzde 35'i bir aylık hizmet borçlanması tutarını oluşturmaktadır. Değişmeden önceki şekline göre bir aylık hizmet borçlanmasının maliyeti yaklaşık 7 000 000 liradır. Örnek vermek gerekirse, 20 ay askerlik yapmış bir memurun, daha sonra hizmetin ödenmesi durumunda, borçlanması için ayda 7 000 000 liradan 140 000 000 lira para ödemesi gerekecektir. Oysa, bu yasa tasarısıyla bu maddede yapılan değişiklikle hizmet borçlanmasının formülü yeniden değiştirilmekte olup, hesaplamaya göre, ilgilinin müracaat tarihindeki tahsilinin giriş derecesi göstergesi çarpı katsayı, kıdem aylığı göstergesi çarpı katsayı, tabanaylığı göstergesi çarpı katsayı ve özel hizmet tazminatının oranı çarpı katsayının toplamından oluşan tutarın yüzde 35'i bir aylık borçlanmanın tutarıdır. Bu yeni hesaplamayla, bir aylık borçlanma tutarı, yaklaşık 70 000 000 liraya yükseltilmiş bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere, hizmet borçlanmasının tutarı bakımından, yasanın eski ve yeni şekli arasında oldukça büyük fark bulunmaktadır. Eski şekline göre 7 000 000 lira olan aylık hizmet borçlanması, bu değişiklikle, 10 kat, evet, tam 10 kat artırılarak 70 000 000 liraya çıkarılmış bulunmaktadır.

Bütçede memurlara yıllık yüzde 10-15 oranında zam öngörüldüğü bir ortamda, emekli keseneklerinin acımasızca 10 kat artırılmasını, hakkaniyet ve insaf ölçüleriyle bağdaştırmak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, hükümet, bugüne kadarki uygulamalarında, elini toplumsal kesimlerin cebinden çıkarmadığını göstermiştir. Maalesef, AKP iktidara geleli, nereden ne keseceğini hesap etmekten âdeta yorgun düşmüş bulunmaktadır. Önce, işçilerin uzun yıllar boyu büyük mücadelelerle elde ettikleri kazanımları ortadan kaldırmaya çalıştı; sonra, söz verdiği halde, çiftçinin doğrudan gelir desteğini tam olarak ödemedi ve çiftçinin Ziraat Bankasına olan borç faizlerini silmedi. Daha dün de, memuru enflasyonun altında bir gelire nasıl mahkûm ettiğini, hep birlikte buradan izledik.

Yapılmak istenen bu değişiklikler, çalışanların ihtiyaçlarını, istemlerini ve beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Bugüne dek süreklilik kazanan krizlerin bedelini ödemek zorunda bırakılan kamu çalışanları, bir kez daha, yeni bedeller ödemeye zorlanmaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devlete yıllarca hizmet etmiş kamu görevlilerinin, böyle, ani bir kararla, bir çırpıda emekli edilerek kapı dışarı bırakılmasını, büyük bir vefasızlık ve vicdansızlık örneği olarak görmekteyiz. Bu, aynı zamanda, sosyal hukuk devletine yakışan davranış şekli de değildir. Oysa, devletten beklenen, kendisine hizmet edenleri bir bir baba şefkatiyle kucaklayarak, onlara vefalı davranması, onlara sahip çıkmasıdır.

Burada, kamu görevlilerinin bir kısmının zorunlu emekli edilmesi, bir kısmının ise yaş haddinin uzatılması, çifte standarda çok iyi bir örnek teşkil etmektedir. Bu tasarıyla getirilmek istenen değişiklik, Anayasamızın başta eşitlik ve genellik ilkeleri olmak üzere, sosyal hukuk devleti ilkesine de aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi kesindir.

Bunun yanı sıra, böyle bir uygulama sonucu, kamu görevlilerinin bir kısmının zorunlu emekli edilmesi, onları oldukça güç durumda bırakacaktır. Bu, sosyal boyutu olmayan bir uygulama şeklidir. Daha dün, gerek parti programında ve gerekse seçim bildirgesinde IMF'yi, sosyal boyutu dikkate almadığı gerekçesiyle şiddetli bir şekilde eleştiren AKP'nin, şimdi, IMF politikalarına tam teslimiyet göstererek, onun görüşleri doğrultusunda nasıl uygulamalar yaptığını hep birlikte ibretle izlemekteyiz. Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber, sosyal boyutu olmayan, fakirlere, yoksullara karşı bir bütçe hazırladığı gerekçesiyle hükümeti eleştirmiştir. "Sosyal boyutu yok" diye oy alanların, bu boyutu ne kadar çabuk unuttuklarını kendilerine buradan hatırlatmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletin kendine hizmet edenleri bir anda kapı dışarı etmesinin, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını belirtmiştim. İlle de bir yasa çıkarılacaksa, yumuşak geçiş yapılarak, kademeli uygulama getirilmesi daha doğru bir davranış şekli olurdu.

Örneğin; 1 yıllık bir geçiş döneminden sonra, 2004 yılında 64 yaşa, 2005 yılında 63 yaşa, 2006 yılında 62 yaşa ve 2007 yılında 61 yaşa zorunlu emeklilik uygulaması getirilmesi halinde sisteme daha esnek bir şekilde geçiş sağlanmış olacaktır, daha az itiraz olacaktır.

Sayın milletvekilleri, memur da insandır; toplum içinde yaşamaktadır. İhtiyaçları, borç ve alacak ilişkileri vardır. Böyle ani bir uygulamayla zorunlu emekli edilmeleri sonucu gelir düzeyleri yarı yarıya azalacağından, geleceğe yönelik olarak taahhüt altına girdikleri borçlarını ödemekte zorlanacaklar, kapılarına bankalar ve icralar gelecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasiyle yönetilen ülkelerde, parlamenter sistem benimsenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 16 Mart 2003

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook