Maliye bakanlığı, gelir bütçesi
Diyarbakır Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 1.467 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhsin Koçyiğit (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.467 kelime.
Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 284 sıra sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının memurların özlük haklarına ilişkin 31 inci maddesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum; ayrıca, televizyonları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı da sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP, seçim bildirgesinde, IMF programının katı ve çalışanlar aleyhine acımasız koşullar taşıdığını, sosyal yönünün bulunmadığını vurgulayarak, kamu çalışanlarını oldukça yüksek beklenti içine sokmak suretiyle, onların oylarına talip olmuştur. Ancak, iktidara geldikten sonra tüm bu söylemlerini unutarak, kamu çalışanlarını sefalet ücretlerine mahkûm etmiş, IMF'nin görüş ve iznini almadan kamu çalışanlarına zam yapmamayı âdeta alışkanlık haline getirmiştir. Hükümet, sadece memurları değil, kamu işçilerini ve emeklileri de açlığa mahkûm etmiş, işçi emeklilerine zam yapmayı unutmuştur. Şöyle ki; 3 Kasım seçimlerinden önce 57 nci hükümetin hazırladığı kararnamenin 58 inci hükümet tarafından uygulanmasıyla, işçi emeklilerine, 2002 yılında, SSK ve Emekli Sandığı emeklileri arasında oluşan farkın giderilmesi bakımından 75 000 000 lira sosyal destek ödemesi getirilmiştir. "İyileştirme" adı altında yapılan bu sosyal destek ödemesinin aylıklara yansıtılmaması sonucu, bir başka deyişle TÜFE, yani enflasyon artışlarının bu ödemelerden düşülmesiyle, işçi emekli aylıkları, 2003 yılı ocak ayından beri 332 000 000 lira düzeyinde sabitlenmiş bulunmaktadır. Evet; hükümet, işçi emeklilerine 2003 yılında zam yapmamıştır; 3 800 000 dolayındaki emekli kesimi, bugün, 330 000 000 lira ücret almaktadır. Açlık sınırının 490 000 000 lira olduğu dikkate alınırsa, bugün, işçi emeklilerinin büyük çoğunluğu açlık sınırının altında bir ücretle geçinmeye çalışmaktadır. Sosyal devlet bu mudur, bu maaşla nasıl geçinilir, kamu vicdanı bunu nasıl kabul eder; bunları sizlere sormak istiyorum.
Aynı şekilde, tarım kesimi çalışanları, çiftçilerimiz de, hükümetin basiretsiz ve IMF dayatmacısı politikaları sonucu yoksulluğa mahkûm edilmiştir. IMF program ve politikaları gerekçe gösterilerek, bir taraftan, tütün ve şekerpancarı ekim alanları daraltılırken, öte yandan da, tabanfiyatları düşük tutulmak suretiyle, tarım kesimi çalışanları ve çiftçilerimiz yok edilmek istenmektedir.
Çiftçilerimizin acıklı durumunu gören Dünya Bankası, bunlara ödenmek üzere "doğrudan gelir desteği" adı altında bir fon ayırıp parayı peşin göndermesine karşın, bu paralar çiftçilerimize zamanında ödenmeyerek, çiftçilerimiz tefecilerin kucağına itilmiş bulunmaktadır. Hâlâ, 2002 ve 2003 yıllarına ait doğrudan gelir desteğini alamayan çiftçilerimiz vardır. Altı gün sonra 2004 yılına gireceğiz; ancak, şu ana kadar, ülkemizdeki hiçbir çiftçi 2003 yılına ilişkin doğrudan gelir desteği parasını alamamıştır; çünkü, hükümet, bu paraları başka alanlarda kullanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, emekli işçiler ve çiftçilerimiz gibi, memurlar, memur emeklileri ve kamu çalışanlarının durumu da içler acısıdır. Deyim yerindeyse, bunlar, âdeta, açlığa ve yokluğa mahkûm edilmişlerdir. Hükümetin, görüşülmekte olan 2004 malî yılı bütçe kanunu tasarısı yasalaşmadan önce, 2003 yılına ilişkin olarak, memurlara, emeklilere, kamu çalışanlarına ve işçilere olan borcunu ödemesi gerekmektedir. Evet; saydığım bu kesimler, 2003 yılından dolayı hükümetten asgarî yüzde 15 oranında alacaklı bulunmaktadır. Hükümetin, kamu çalışanlarına bu borcu ödedikten, yani 2003 yılına ilişkin yüzde 15 oranındaki telafi edici zammı yaptıktan sonra, 2004 yılına ilişkin zam ve maaş artışlarını uygulamaya geçirmesinin daha doğru ve daha gerçekçi bir davranış şekli olacağına inanıyoruz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümet, 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısıyla, kamu çalışanlarına ilk altı ay için yüzde 6, son altı ay için de yüzde 6 olmak üzere toplam yüzde 12 oranında zam yapmayı düşünmektedir. Evet, bugün, memurlar geçinememektedir. Memur maaş artışları, sözde memur sendikalarıyla yapılan toplupazarlık sonucunda belirlenmektedir. Bu, kocaman bir hiçten öteye gidemeyen bir söylemden ibarettir; çünkü, bugün memurların sadece göstermelik bir sendika kurma hakkı vardır. Memurlara verilen sendika hakkının üç ayağından sadece birisi mevcuttur; o da, toplugörüşme hakkıdır. Sendikalaşmanın olmazsa olmaz koşullarından olan diğer iki ayağı, yani toplupazarlık ve grev hakkı mevcut değildir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, memur sendikaları, eşit koşullarda hükümetle masaya oturarak, yumruğunu masaya vurarak, toplupazarlık ve toplusözleşme yapamamaktadır; hele, anlaşmazlık halinde greve gitme hakları hiç yoktur; yani, memur maaşları, eskiden olduğu gibi, hükümetin iki dudağı arasında belirlenmektedir. Hatta, hükümet öyle ileri gitmektedir ki, maaş artışları konusunda, anlaşmazlık halinde kendi görevlendirdiği uzlaşma komisyonu kararlarını bile hiçe sayabilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, kamu çalışanlarına verilmesi planlanan son derece düşük ve yetersiz zam oranı sonucu, toplumumuzdaki orta ve ortaaltı sınıflar tamamen yok olacak, gelir dağılımı sosyal patlamalara neden olacak şekilde bozularak, sınıf ve tabakalar arasındaki uçurumlar iyice derinleşecektir. Oysa, demokrasi ve özgürlüklerin yaşayabilmesi için, öncelikle gelir dağılımı düzeltilerek, sınıflar arasındaki uçurum ortadan kaldırılmalıdır. Ancak, 2004 malî yılına ilişkin olarak, Bütçe Kanunu Tasarısında, bunu görmemiz mümkün değildir. Hükümetin, acilen, sosyal patlamaları önleyecek önlemleri yürürlüğe koyması gerekmektedir. Bu nedenle, tez elden, Avrupa Birliği standartları ve 151 sayılı ILO sözleşmesindeki kamu hizmetinde örgütlenme hakkının korunması ve çalışma koşullarının belirlenmesi esas alınmak suretiyle, gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, kamu çalışanlarına, grevli, toplusözleşmeli, özgür ve icazetsiz sendikalaşma hakkı verilmelidir. Kamu çalışanları, ancak bu şekilde bir sendikalaşmayla, hükümetle toplupazarlık masasına oturarak, kendi ücret ve maaşlarının belirlenmesinde söz sahibi olabilecektir. Kamu çalışanları, demokrasidışı yöntemlerle örgütsüz bırakılmamalıdır. Bilinmelidir ki, ancak, toplumun tüm kesimlerinin hakları korunarak, onlar güvence altına alınarak, demokrasi ve özgürlükleri yaşatabiliriz.
Hükümet, memur ve emekli maaşlarını erozyona uğratarak yaşam koşullarını zorlaştırmış, sosyal aktiviteleri ve sosyal hakları ortadan kaldırmıştır. Evet, sadece enflasyondaki düşüş, alım gücünü yükseltmiyor; bunun, çarşıya, pazara, kısaca halka yansıması gerekmektedir; ancak, bunu, bütçede görememekteyiz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, açlık sınırı 490 000 000 lira, en düşük memur maaşı 430 000 000 lira, ortalama memur maaşı ise, 570 000 000 liradır; yani, açlık sınırının altındadır. Bu dengesizlikler giderilip, adaletli bir ücret zemini oluşturulmadan, yüzdelik zamlarla sorunun çözülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, özellikle ve ivedilikle taban aylığın 800 000 000 liraya yükseltilmesi gerekmektedir.
Memur maaşları, temel gıda maddelerindeki artışlar karşısında da oldukça yetersiz kalmaktadır. Son onüç yılın memur maaşları 450 kat artarken, gıda maddelerinin fiyatları aynı dönemde 500 kat ile 2 688 kat arasında artmıştır. Maaşların limon fiyatlarındaki artışa endekslenmesi durumunda bir kamu çalışanına bugün 484 000 000 lira yerine 2 867 000 000 lira maaş verilmesi gerekmektedir. Memur ve emekli maaşlarına beklentilerin çok altında bir zam yapan hükümetin, gıda maddelerindeki artış ve geçmiş kayıpları da dikkate alarak, memur, emekli ve kamu çalışanlarına ortalama yüzde 35 oranında zam yapması yerinde olacaktır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümete sormak istiyorum: Önümüzdeki süreçte, kamu işçi sendikalarıyla yapılacak toplu iş sözleşmelerinde, yine IMF'yi dinleyip ona göre mi ücret vereceksiniz? Hükümet, tüm bu düzenlemelerle, muhalefetteyken söylediklerini ve taahhütlerini unutmuş, âdeta IMF'ye ve onun politikalarına teslim olmuştur ve kamu çalışanlarının tepkisini çekmiştir. Aynı şekilde, bugün, memurlara trajikomik düzeyde kira yardımı yapılmak suretiyle, âdeta onlarla alay edilmektedir. Memurlara, durumlarına göre, 200 000, 400 000 ve 600 000 lira kira yardımı verilmektedir. Size soruyorum: Bugün, 200 000 liraya 1 gazete bile alınmazken, 1 simit parasıyla nasıl 1 aylık kira ödenir? Bu, memuru hiçe saymaktır, onu adam yerine koymamaktır; daha da önemlisi, AKP Hükümeti, kendi atadığı Uzlaştırma Kurulunun 25 000 000 liralık kira yardımı önerisini bile kabul etmemekle, kamu çalışanlarına ve emeklilere bakış açısını açıkça sergilemiş bulunmaktadır.
Evet, sıra kamu çalışanlarına, emeklilere ve çiftçilere gelince, bütçe dengeleri, ekonomik kriz ve IMF programı dayatmaları gündeme getirilmek suretiyle, âdeta, toplum kesimleri korkutulmak, sindirilmek ve pasifize edilmek istenmektedir. Oysa, sıra hortumculara, vurgunculara, banka soyanlara ve cumhuriyetin devasa ekonomik değerlerini iç ve dış talancılara sudan ucuz fiyatla peşkeş çekenlere gelince, bir şey yapılamamaktadır. Evet, batık bankacıya, hortumcuya ve özelleştirme hortumcusuna kaptırılan ülke kaynakları, memurdan, emekliden, çiftçiden ve dargelirliden esirgenmektedir. Anlaşılan, IMF'den yana tavır alanların, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin ve dargelirlilerin makûs talihini yenmeye hiç mi hiç niyeti yoktur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçede kadro karşılığı sözleşmeli personel ücretleri, kadrolu personel maaşlarının oldukça üzerinde seyretmektedir. 2004 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısında bu eksikliğin giderilerek, eşit işe eşit ücret verilmek suretiyle, farklılığın ortadan kaldırılmasını beklemekteyiz.
Yine, 2004 malî yılı bütçesinde "Bütçede Uygulanmayacak Hükümler" başlığı altında emeklilere ödenmekte olan vergi iadesi 2004 malî yılında yüzde 50 oranında azaltılmaktadır. Acaba, bu, hükümetin IMF'ye verdiği niyet mektubundan mı kaynaklanıyor diye sormadan edemiyoruz. Bir yandan, emeklinin sağlık harcamalarını "ilaç parası" adı altında yüzde 1 kısacaksınız, öte yandan da, maaşlara yeterli oranda zam yapmayacaksınız ve yine, emekli vergi iadelerini yarı yarıya azaltacaksınız; bu mudur emeklilere sahip çıkmak diye sizlere sormak istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve emekli aylığı bağlananlardan ticarî ve serbest meslek kazancı dolayısıyla vergi verenlerden, Bağ-Kur Kanununa göre yüzde 10 oranında sosyal güvenlik primi ödemek zorunda kalan önemli sayıda emekli kesimi mağdur durumdadır. Acilen bir yasal düzenleme yapılmak suretiyle, emeklilerin mağduriyetine son verilerek, haksızlık ortadan kaldırılmalıdır.
Yine, hükümetçe, ücretlerde özel indirim tutarının kademeli bir şekilde artırılmak suretiyle asgarî ücret düzeyine getirileceği beyan edilmesine karşın, yapılan ilk icraatlardan biri özel indirimi kaldırmak olmuştur. Bunu anlamak mümkün değildir.
Hükümet, acil eylem planında, açlık sınırının altındaki aileleri ülke nüfusunun yüzde 15'i kadar, yani 10 000 000 olarak belirleyip, bu ailelere yardım yapılacağını ifade etmesine karşın, bu vaadini yerine getirmediği gibi, 1 000 000'u aşkın öğrenciye verilmekte olan ilköğretim bursunu da kesmiş bulunmaktadır.
Sayın Başkan, sayın üyeler; kamu çalışanları arasında ücret dengesizliğini gidermek üzere, 57 nci hükümet döneminde, 1.1.2002 tarihinden geçerli olmak üzere, çalışanlara ödenen tazminatlarda düzenleme yapılmış ve bu düzenleme, müsteşardan daire başkanına kadar olan yöneticiler ile Türk Silahlı Kuvvetleri personelini ve savcıları içermektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 23 Aralık 2003