Maliye bakanlığı, gelir bütçesi
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 787 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 787 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli izleyenler; üzülerek, bir yanlışı düzeltmek için söz aldım, söz almak niyetinde değildim. Üzüntüm şundan: 18 Aralıkta, geçen perşembe günü burada toplandığımız zaman, hemen hemen bütün masalarda Maliye Bakanlığının yıllık ekonomik raporu vardı. Çok teşekkür ederiz. Yılların birikimiyle yayımlanan bir rapordur bu ve çok değerlidir, kullanılır.
Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan çıktı "biz, millî gelir içindeki vergi yükünü, devletin payını adım adım azaltıyoruz. Gelişmiş ekonomiler de bunu yapıyor. Ekonomik gelişme bu demektir. Özel sektörün boğulmaması, nefes alması için devleti küçültmek gerekir, biz de bu yoldayız" dedi.
Değerli arkadaşlar, bu sözler, aynı Bakanlığın yıllık raporunun 84 ve 85 inci sayfalarıyla tamamen ters; tekrar ediyorum, tamamen ters. Nasıl terstir, söyleyeyim.
Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama vergi yükü, ulusal gelirin yüzde 30'u dolayındadır. Bu oran, bizde yüzde 25'lerdedir, dolayısıyla, bir 5 puan daha artırmak lazım.
İkincisi, bunun içerisine sosyal güvenlik (Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SKK) primlerini de katarsınız, Avrupa'da bu oran yüzde 42,5; bizde yüzde 27,9'dur; daha çok yol almamız lazım.
Üçüncüsü -Sayın Bakan yine yanılıyor veya yanıltılıyor- gelişmiş ülkelerde, gelişmiş ekonomilerde bu oran -1975'ten bu yana rakamlar burada var- artıyor, artma eğilimi gösteriyor, azalmıyor; dolayısıyla, bu derece yanılgı ve yanlışın burada söylenmesi doğru değildir.
Burada bir mantık oyunu da var. Örneğin, Danimarka'da vergi yükünün ulusal gelirin yarısına yakın olması, yüzde 50'ye yakın olması, Danimarka'da ekonominin devletin elinde olduğu anlamına gelmez. Sayın Bakan bu varsayımıyla, zaten baştan yanlış yapıyor. Danimarka'da tarım, sanayi, hizmet kesimleri devletin elindedir demek değildir yüzde 47-50 vergi payının alınması Danimarka Hükümetince. Bu büyük yanlışın burada düzeltilmesi gerekiyor.
Gelişmiş ekonomilerde devletin vergilerle aldığı pay adım adım artıyor; onun için oralarda ekonomi sağlamdır, onun için oralarda maliye sağlamdır, onun için oralarda hükümetler, ikide bir, IMF'nin kapısını çalmaz, onun için adam gibi olurlar.
FİKRET BADAZLI (Antalya)İlave vergiler mi koyalım?
YAKUP KEPENEK (Devamla)Evet, zenginden daha çok vergi alın, faizden vergi alın, faizci demesinler, yoksa, faizci derler. Faizden doğru vergi alın, repodan vergi alın, zenginden vergi alın; yoksulu, asgarî ücretliyi daha fazla ezmeyin. Eğer, görevinizi yapacaksanız, akaryakıttan değil, ÖTV'den, KDV'den değil, hortumculardan alın.
Şimdi, Sayın Bakanın söyledikleriyle ilgili olarak, birkaç noktaya daha üzülerek, değinmek zorundayım.
Önce şunu söyleyeyim Sayın Bakan: Siz, verilen -laf atmayı bırakın şuna yanıt verin- bilgilerde kimi yanlışlar var, yanlışlardan biri şudur: Siz çıktınız, burada "dönemimizde işsizlik azaldı" dediniz.
Değerli arkadaşlar, bu doğru değil; niçin doğru değil; çünkü, geçen senenin üçüncü çeyreği ile bu yılın üçüncü çeyreği arasında, bir yılda -iyi dinleyin- işgücüne katılma oranı; yani "ben iş istiyorum" diyerek, piyasaya çıkıp, iş arayan kişilerin toplam sayı içindeki oranı yüzde 52,5'ten yüzde 50,5'e düşürülüyor; yani, bir yılda 2 puan azaltılıyor. Bu iddianın hiçbir bilimsel dayanağı olamaz, hiçbir doğru gerekçesi olamaz, hiçbir geçerliliği olamaz. Öyle olunca ne oluyor; işgücü piyasasına çıkan nüfus sayısı, 25 247 000'den 24 739 000'e indiriliyor; yani, 500 000 kişi, resmen, sayının dışına atılıyor. O zaman da işsiz sayısı geçen yıla göre düşük görünüyor. Şimdi, bu, yanlış. Bu yanıltılmadan, bu yanılgıdan kurtulun. Dolayısıyla, resmî belgelere göre, işsiz sayısı, eğer bu varsayım geçerli değilse, 3 000 000'un üstüne çıkar.
Sayın Bakan, birileri sizi yanıltmasın; siz, Maliye Bakanısınız.
Bir şey daha var, o da şu: Yine, bu topluma dönüp "işgücü verimliliği yüzde 8,5 arttı" diyorsunuz. Bu sayı da, hiçbir bilimsel ölçüye, bulgulara dayanamaz.
Yine, konuşmanızda, küreselleşmenin yarattığı yoksulluktan bahsettiniz, çok saygı duydum, çok önemsedim "dünya nüfusunun şu kadar milyarı yoksulluk sınırının altında, 2 dolarla yaşıyor" dediniz; çok güzel şeyler. Peki, aynı mantığı, aynı kurguyu ülkemize taşıyıp kaç kişinin açlık sınırının altında yaşam sürmekte olduğunun, örneğin "12 000 000" sözcüğü doğru mu değil mi; Türkiye'de bu gece 12 000 000 insanımız açlık sınırının altında bir gelirle mi yatağa girecek; bunun yanıtını, bütçe nedeniyle, burada vermek zorundayız, hepimiz vermek zorundayız; bu önemlidir. Dünyadan bahsederken evimizi doğru düzenlemeliyiz.
Sayın Maliye Bakanının kullandığı sayılar önemlidir, gerçeği, yalnız gerçeği yansıtmalıdır; yanıltıcı, yanlış sayılar ekonomide güveni sarsar. Siz köşe başındaki ilçe başkanı değilsiniz, siz Maliye Bakanısınız, sizin verdiğiniz sayılar güven verici olmalıdır.
Son olarak bir noktaya daha değineyim. Değerli arkadaşlar, benim çocukluğumda, o dönemin Maliye Bakanı bir eleştiri üzerine kürsüye çıkmış ve demişti ki: "İnsaf edin, bu memlekete Adam Smith de gelse ancak benim kadar liberal olur; yani, piyasa ekonomisinden yana, serbestiden yana olur." O günlerde ünlü mizah üstadı Aziz Nesin "Zübük" diye bir gazete çıkarıyordu, ertesi gün o gazetenin manşeti "Ekrem Smith" idi. Ben, Sayın Maliye Bakanına, Adam Smith'in ekonomi bilimini kurarken koyduğu maliyenin temel ilkelerini; yani, verginin artan oranlı, ekonomiyi geliştirici -yani, yumurta gelecek tavuğu öldürmemek gerektiğini- ekonomiyi canlandırıcı olması gerektiğini Smith'ten ve bundan örnek vererek hep vurgularım; ama, korkarak, üzülerek şunu belirteyim: Sayın Bakan Timurvari vergilerde ısrar edecek gibi görünüyor; o zaman da kendisine -baştaki konuşmamda da söyledim- birileri kalkar "Timur Kemal" derse, bunun kabahati bizde olmaz.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 23 Aralık 2003