Maliye bakanlığı, gelir bütçesi
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 421 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Dinçer (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 421 kelime.
Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygılarımı sunuyorum.
Bu konu önemli bir konu olduğu için, Partim adına açıklamalar yapma ihtiyacını hissettim. Hele hele dışborcu 100 milyar doları aşan Türkiye'nin, en uygun projeler için borçlanırken dahi çok dikkatli olması gerekiyor. Türkiye, aslında, dış borçlanma açısından çok ağır ve yanlış örnekler yaşayınca, cumhuriyetle birlikte, son derece rasyonel politikalar, akılcı politikalar uygulamaya başlamıştı. Biliyorsunuz, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde -padişahlara lüks saraylar yapmak için dahi- Galata bankerlerine ve yabancı ülkelerdeki bankalara alabildiğine borçlanma nedeniyle Osmanlı İmparatorluğunun malî sistemi iflas etmiş, düyuni umumiyeyle yabancıların eline teslim edilmişti.
Böylesine acı örneklerden sonra, cumhuriyetin ilk yıllarında, hatta, 1950'lerdeki kalkınma hamleleri için alınan dışborçları dikkate alırsak, 1970'lerdeki -sanayileşme dönemindeki- dışborçları dikkate alırsak, cumhuriyet döneminde, 1980'lere kadar, dış borçlanma konusunda çok dikkatli davranılmıştır. 1980'lerde Türkiye'nin dış borcu toplam 12 500 000 000 dolar civarındaydı; fakat, ondan sonra, hâlâ, bazı arkadaşlarımızın methü senalarla bahsettikleri, methiye düzdükleri 1980 sonrası dönemde, özellikle 1980'lerin sonlarında, 1990'ların başlarında, yanlış politikalarla, Türkiye, bir dışborç batığına saplandı, bununla beraber bir içborç batağına da saplandı. Yaşadığımız bütün ekonomik krizler, şu andaki işsizlik, şu andaki darboğaz, bazı ekonomik kriterler iyileştiği halde şu anda hâlâ ekonomiyi büyütemememiz, istihdamı artıramamamız, hâlâ bazı işyerlerinin kapanması, hâlâ işgücünün iş kaybına uğraması, bu yanlış politikalar yüzünden oldu.
Bir defa, dışborç alınırken, projelerin fizibl olmasına dikkat etmemiz, mümkünse, uluslararası auditing firmalarına, son derece ehil proje değerlendirme firmalarına götürmemiz gerekir, ancak fizibl olan, geri ödeyecek olan projelere dışkredi almak gerekir veyahut teminat vermek gerekir.
Yakın geçmişte, bu dışkredi simsarlarının da etkisiyle, Türkiye'deki yolsuzluk, soygun, vurgun ortamının da katkısıyla, son derece uygun olmayan koşullarda, Türkiye, yüksek krediler aldı. Bu arada, Türkiye, zaman zaman çeşitli ülkelerle, devletten devlete kredi anlaşmaları yapmış. Bu kredi anlaşmalarından doğan kredi kullanma imkânları var ve bunlar, en uygun koşullarla kredi kullanma imkânları. Bunlar kullanılmıyor, herhangi bir yapının pazarladığı ve yolsuzluğa, soyguna, vurguna açık olan krediler kullanılıyordu. Mümkünse, dışkredi ihtiyacı, bu uygun koşullardaki devletten devlete kredilerden temin edilmeli. Bunlar, çoğu zaman kadük oluyor, kullanılmadan, çok yüksek miktarlarda devletten devlete kredi, heder oluyor gidiyor.
Dışkrediyi zaman içerisinde yerel yönetimler de, özellikle büyükşehirler alabildiğine kullanma durumunda oldular. Bazen Hazine garantisi olmadan dahi kredi kullanma söz konusu oldu; fakat, bunlar bizim belediyelerimiz olduğu için, garanti olmasa da, sonunda onların borcu ödenmediği zaman, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ödenmek durumunda. Elbette, büyükşehirler de, belli, bazı önemli projeler için dışkredi alabilirler, onlara da teminat vermek gerekebilir; ama, bunun da objektif ölçülerle değerlendirilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ DİNÇER (Devamla)Süre bitmeden ses gitti Sayın Başkan...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 23 Aralık 2003