İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · SALI

Maliye bakanlığı, gelir bütçesi

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 569 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 569 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sürelerime çok uyduğum için 2 dakika eksüre isterim herhalde.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Bir günde üç kez karşınıza çıkmanın güçlüğünü biliyorum; ancak, kimi zorunluluklar bunu gerektiriyor.

Değerli arkadaşlar, kadroların kullanımına ilişkin 32 nci maddeyi dinlediniz. Burada "önümüzdeki yıl, 2004'te, 40 000 yeni kadronun kurumlara dağılımı, kullanımı ve bu konudaki bütün sorunlar, çerçeveler, sayılar, oranlar, dağılımlar, kullanımlar ve her şey Başbakan tarafından belirlenecektir" deniliyor.

Şimdi, burada birkaç noktanın altını çizelim. Bu kadroların Başbakan tarafından belirlenmesine, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Mart 2003'te kabul edilen 2003 bütçesiyle başlandı. Ondan evvel başbakanlar değil maliye bakanları, Devlet Personel Dairesi ve onun bağlı olduğu bakanlar bu işi kotarırlardı. Kimi durumlarda Başbakanın iznine tabi olurdu işçi alımı işleri. Şimdi, burada, sizin hükümetinizle, özellikle Sayın Tayyip Erdoğan'la başlayarak Başbakanın kadro yetkilerini kendinde topladığı anlaşılıyor. Burada, o zaman, birkaç soru gündeme geliyor: Bu kadrolar nasıl kullanılacak; bunların dağılımı nasıl olacak; bu kadar büyük yetkiyi tek elde toplamanın mantığı nedir?

Değerli arkadaşlar, ekonomide rekabetten söz ediyoruz, tekele karşıyız diyoruz, Tekeli özelleştiriyoruz; peki, siyasette tekelcilik ne oluyor; bütün yetkileri Başbakana vermenin mantığı nedir?

Bakın, bu sözlerimi doğrulayan bir başka öğe var; o da şudur: Bütün bütçe, 2004'ün bütçesi geçen yıla göre yalnızca 1,98 oranında, yani yüzde 2'den az bir oranda artırılacaktır. Başbakanlığın bütçesi geçen yıla göre ne kadar artıyor biliyor musunuz; yüzde 65'ten daha fazla. Peki, neden bu böyle?

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sosyal güvenlik yardımları var.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Sosyal güvenlik yardımlarını Başbakanın uhdesinde toplamanın hiçbir mantığı da yoktur gereği de yoktur. Önemli bir nokta var burada. Siz, yönetime ademi merkeziyetçi Prens Sabahattin çizgisini tutturarak "yerinden yönetim" diyerek geldiniz. Pazarladığınız reform hareketlerinin, Ankara'nın yetkilerini azaltma çabalarının arkasında da bu var. Peki, o tutumunuz ile -yönetimi yerelleştirme tutumunuzla- Başbakanda yetkileri toplama tutumunuz arasındaki büyük çelişkiyi görmeyecek misiniz? Bunun çözümünü nerede bulacaksınız? Sonra, bu kadrolar, nasıl kullanılacak? Üniversite asistanları bile buna göre saptanacak. Bu durumda, kurum yöneticilerinin Başbakanlık kapısında köleleşmesi, kurumların, etkin, verimli, düzgün çalışamaması ve bundan, tümüyle toplumun zarar görmesi hiç mi gündeme gelmez, hiç mi düşünülmez?!

Değerli arkadaşlar, bunlar, sağlıklı gelişmeye işaret etmiyor; bunlar, sağlıksız bir gidişe işaret ediyor. Burada, kamuoyunun, haklı olarak, Sayın Başbakanın, Maliye Bakanına ve Devlet Personel Dairesinden sorumlu bakana güvenmediği için mi bu yetkileri kendisinde topladığı sorusunu sorma hakkı doğuyor. Peki, biz, Meclis olarak bu soruyu sormayacak mıyız? Kanımca, bunları sormak zorundayız.

Değerli arkadaşlar, bu tutum, bu gidiş, bu yetkileri tek elde toplama, adım adım bu yola gitme, sağlıklı bir gidiş değildir. Bu, kendi içinde eksikli, kendi içinde çok sakıncalı bir gidiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum, 1-2 dakika verirseniz... Geç saatte zamanınızı almayacağım.

BAŞKANBuyurun.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Bu kadroların dağılımında, örneğin, kadınların işe alınma oranı ne olacaktır sorusu, son aylardaki uygulamalar nedeniyle büyüyor, gündeme geliyor.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi bitirirken bir noktanın altını çizeyim, bir tarih düşelim. Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, Sarıkamış olaylarının kahramanı Enver Paşa için, Alman basını, Alman çevreleri, Türkiye'ye, Osmanlı İmparatorluğuna gönderme yaparak, bu ülkeyi "Enverland" olarak, Enver'in toprağı diye nitelerdi. Bu, çok sakıncalı bir nitelemeydi; tek kişiye bağlı yönetimin sakıncasıydı. Daha sonraki yıllarda, 1980'li yıllarda, Amerikalılar, Dünya Bankası çevreleri, dışsermaye çevreleri, Özal'ı aynı şeyde görmek istediler ve Türkiye'ye "Özalland" dediler. Şimdi, korkarım, Sayın Erdoğan'a, Tayyip Beye bu kadar çok yetki verir ve yetki vermeye devam ederseniz ve yarın Türkiye'ye "Tayyipland" derlerse, bunun sorumluluğu, bu Yüce Meclisin olur; böyle olmasını istemiyoruz.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 23 Aralık 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook