İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 26. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında (s.sayı:298)

Mustafa Gazalcı

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 26. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2003 · 888 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Gazalcı (CHP), 10 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA (S.SAYI:298)); konuşma 888 kelime.

Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında (s.sayı:298)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-12-10-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-s-sayi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

12 Kasım 2003 tarihinde görüştüğümüz TÜBİTAK Yasasını, aradan bir ay bile geçmeden, Cumhurbaşkanının geri göndermesi üzerine, yeniden görüşüyoruz; ancak, AKP sözcüsü arkadaşım, Sayın Bakan ve kişisel görüşünü bildiren AKP'li arkadaşım, geçen, buradaki görüştüklerimizin hemen hemen aynısını yineledi; benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!..

Değerli arkadaşlar, burada yanıtlanmış, çürütülmüş, kamuoyunda birçok kez yanıtı verilmiş konuları çarpıtarak buraya getirip bir iz bırakmak yanlış. Örneğin, burada olmayan bir kişinin... Bir yargı kararı olmadığı halde, sanki, fazla bir ödeme yapılmış, bir usulsüzlük varmış izlenimi verilerek 38 inci madde buraya getirildi.

Değerli arkadaşlar, bakın, elimde bir belge var. Bu belgeyi şimdi size sunuyorum: Tarihi 18.5.1990. TÜBİTAK'ın bir toplantısı. Altında imzası olanları az sonra okuyacağım. Bu kararda, işte, 38 inci maddeye göre ödeme yapılamayacağı belirtilerek, "ilgili yazıda belirtildiği şekilde" TÜBİTAK'ın, kuruluş yasasına göre, idarî ve malî özerkliğe sahip olması nedeniyle, söz konusu kanun hükmündeki kararnamenin Kurumu bağlamayacağı görüşü benimsendi ve ücretlerin aynen ödenmesine karar verildi" deniyor.

Şimdi, bakın, 1990 yılında Kurumun başkanının adı Prof. Dr. Mehmet Ergin, üyelerinden biri Dr. Hilmi Güler. Kim Sayın Güler; şu anda AKP'de bakan; bu belgenin altında imzası var. Burada bir karar var.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Yanlış karar vermişler.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Yine, Danıştayın kararından sürekli söz ediliyor. Bakın, 1996 yılındaki bir başka belgeden söz edeceğim size. Kurum, aradan bunca zaman geçtikten sonra ilgili Devlet Bakanına "biz bu ödemeleri nasıl yapacağız" diye soruyor. Devlet Bakanının Kuruma yazdığı yazı şöyle "Gerek Danıştayın istişarî görüşünde gerek ibra kurulu raporunda değinilen görüşler saygıyla karşılanmakla birlikte, bu doğrultuda bir uygulamanın, başarılı bilim adamlarının istihdamını önleyeceği ve bu durumun, Kurumun çalışmalarını olumsuz yönde etkileyeceği düşünüldüğünden, Kurum görüşü doğrultusunda işlem yapılmasının; yani, 278 sayılı Yasa hükümlerine uyulmasının uygun görüldüğü bildirilmiştir." Devlet Bakanından bu yazı Kuruma gönderiliyor.

Değerli arkadaşlar, milyonları, milyarları burada telaffuz ederek, sanki büyük bir usulsüzlük, bir ödeme varmış gibi bir izlenim yaratmanın -daha önce söylenildiği halde, sizin kendi Bakanınızın da altında imzası olduğu halde, görüş bildirdiği halde- burada yinelemenin hiçbir anlamı yok.

Yine, değerli arkadaşlar, bir kezlik atama konusunu, AKP'nin sözcüsü arkadaşım söyledi, daha önce de Sayın Bakan dile getirmişti; efendim, CHP yaparsa uygun oluyor da, biz yaptığımız zaman mı uygun olmuyor?!

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanının geri gönderme yazısında da çok güzel belirtilmiş; 1993'teki atama ile bu kez yetki vereceğimiz Başbakanın yapacağı atama arasında ayırım var. Orada, bir sıfır bilim kuruluna, daha başlangıçta olan bir kurula atama söz konusu, şimdi ise, başkan ve kurul üyeleri atanmıyor, düşürülüyor. Cumhurbaşkanı da söylüyor arkadaşlar; o 5 kişinin atamasında bile, Başbakan bağımsız hareket edemiyor; üniversitelerin ve bakanların göstereceği üyeler arasından atama yapabilecektir diyor. Başlangıçtaki o 5 kişinin ataması bile, özerkliğe gölge düşürmemek için sınırlı.

Şimdi, buraya yine, aynı konu getiriliyor. Denetleme Kurulu raporları... Değerli arkadaşlar, 12 Kasımda da söyledik; önce başkan ataması... Şubatta seçim yapılıyor, mayısta Başbakanlığa gönderiliyor, süre 30 Mayısta dolacak. O arada atama yapılmıyor, deniliyor ki, işte, başkan yok, 6 üye de yok. Süresi içinde atama yapılmamış. Başkan atamasının yapılmaması kararlaştırıldığı zaman, yani, ben bu Kurumu çalışmaz duruma düşüreceğim, karar yetersayısını ortadan kaldıracağım dedikten sonra oraya Denetleme Kurulu üyeleri gönderiliyor. Olabilir, Kurum çalışmasında gerçekten beğenmediğiniz bir konu varsa, bir araştırma önergesi verelim, birlikte TÜBİTAK'ı inceleyelim, daha iyi çalışsın; ama, hayır; zamanında başkan atanmıyor, 6 üye atanmıyor -burada birçok kere söylendi- daha bir ay bile dolmadan, şimdi, Cumhurbaşkanı bize bunu geri gönderiyor.

Peki, Cumhurbaşkanı geri gönderme yazısında ne diyor... Ben, Sayın Bakanımdan özür dilerim; bir cümleyi okuyor -o papa fıkrasında olduğu gibi- işte, Başkanı yoktur, karar sayısı alamaz... "Bakın, Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşünüyor" diyor.

Değerli arkadaşlar, buradaki geri gönderme yazısında, Cumhurbaşkanı, çok açık bir biçimde, Türkiye Devleti Anayasasının cumhuriyetin niteliklerini belirten 2 nci maddesine göre, Anayasal bir hukuk devleti olduğumuzu, hukuk devleti ilkesine göre de, hem Anayasaya hem de evrensel hukuk kurallarına uyulması gerektiğini; ama, bu düzenlemenin, hem Anayasaya hem evrensel hukuka hem de kamu hukukuna -yararı bakımından- uymadığını çok açık bir biçimde belirtiyor. Yani, diyor ki, bu düzenleme, Anayasaya ve evrensel hukuk kurallarına aykırıdır. Burada, zaman almamak için, Cumhurbaşkanının yazısını aynen okumuyorum; ama, böyle söylüyor; yani, Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşünüyor... Hayır, o, diyor ki, Anayasanın 123 üncü maddesine göre, idarenin bütünlüğü açısından Başbakanın bir vesayet hakkı vardır; ama, o vesayet hakkı, Başbakana o özerk kurumun başkanını ve 6 üyesini atama yetkisi vermez. Bu da burada yazıyor; yani, o vesayet ilişkisinin, tek başına bağımsız bir atama yapamayacağını, Cumhurbaşkanı çok açık biçimde ortaya koymuştur.

Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz, kırk yıllık, yönetsel, parasal, bilimsel özerkliğe sahip bir kurum. Türkiye'de böyle kurumlar çok az; katletmeye çalıştığımız şimdi bu. AKP'li arkadaş diyor ki burada "elbette, yeni seçilecekler de birtakım niteliklerle seçilecek." Arkadaşım, biz, şunu tartışıyoruz: Bir seçimi, kurul yaparsa özerklik olur; bir kişi atarsa, özerklik darbe yer. Yani, elbette, Başbakanın atayacağı kişiler de bilim adamlarından olabilir; ama, burada, seçimi kimin yapacağı önemlidir. Cumhurbaşkanı, geri gönderme yazısında çok açık biçimde, bunun kurul tarafından yapılmasını istemiştir. Efendim, işte, başkanını bu sefer gönderin... Cumhurbaşkanı, öyle sanıyorum ki, yazısından anladığım kadarıyla, Kurum, çıkmaz bir duruma sokulmuştur hükümet tarafından atama yapılmadığı için, bir tuzak kurulmuştur Kuruma, o yüzden de, zorunlu olarak, hele bir başkanını atayalım, Kurum çalışmaya başlasın demiştir; yani, hukuka uygunluk açısından bir çıkış yolu aramıştır ve yönetime bunu önermiştir. Şimdi, siz, Cumhurbaşkanının dediğini de yapmıyorsunuz, yani, önerisini de ortaya koymuyorsunuz. Neden; bir virgülünü değiştirirsek eğer, birçok konuda olduğu gibi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 10 Aralık 2003

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook