İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İzmir kentinde yapılacak dünya üniversitelerarası spor oyunları(universıade) kan.tas.(ss :678)

Mustafa Gazalcı

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Kasım 2004 · 1.136 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Gazalcı (CHP), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR KENTİNDE YAPILACAK DÜNYA ÜNİVERSİTELERARASI SPOR OYUNLARI(UNİVERSIADE) KAN.TAS.(SS :678)); konuşma 1.136 kelime.

Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “İzmir kentinde yapılacak dünya üniversitelerarası spor oyunları(universıade) kan.tas.(ss :678)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-11-10-izmir-kentinde-yapilacak-dunya-universitelerarasi-spor-oyunlari-univer (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saat 13.00'te başladığımız Meclis oturumu ertesi güne sarktı ve gece yarısı, eğitimde çok önemli bir konuyu görüşüyoruz. Hep böyle oluyor; gece yarıları bir şeyler alıp götürülüyor elimizden.

Önce, Grubum ve kişisel olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla iki şey yapılıyor. Birincisi, eğitim harcamaları. Eğitimin yükü biraz daha veliye yükleniyor, eğitim paralı yapılıyor. İkincisi daha önemli, vahim bir konu da, eğitim için yapılmış bir okul aile birliği kuruluşunun niteliği değiştiriliyor.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı, Meclisimize 7 nci ayda gönderildi. Biz, 27.10.2004 tarihinde komisyonda görüştük bu tasarıyı; ancak, bu tasarıyla elde edilmek istenilen amaçlar bütün yaz yürürlükteydi. Nasıl olur diyeceksiniz; yasa çıkmadan, yasayla elde edilecek amaçlar nasıl olur... İşte bu tasarıda biz bunu görüyoruz. Yasa çıkmadan çıkmış gibi, Parlamento atlatılarak, komisyon atlanarak, okul aile birlikleri, bütün yaz, bu yasayla verilmek istenilen para toplama işini, kantinleri kiraya verme işini yapmıştır. Peki, bu iş nasıl olmuştur?

Bakın, elimde bir belge var; Millî Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı bir yönetmelik yapıyor. O yönetmelikte, bugün, yasanın bize bu maddeyle okuduğu, işte "Maliye Bakanlığı ile yönetmelik yapar" sözü protokol halinde bağlanmış, genelgeler gönderilmiştir 4 üncü ayda. Şimdi, neye dayanarak bu işi yapıyor; 16 Aralık 1984 tarihinde Resmî Gazetede çıkan bir yönetmeliğe dayanarak bu genelgeyi çıkarıyor. Şimdi, 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Yasasına dayandırılarak 1984 yılında bir yönetmelik çıkarılmış. O yönetmeliğe göre, Millî Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı oturmuşlar, bir protokol yapmışlar. O protokolle, istediğinizi yapın; bağışları kabul edin, kantinleri kiraya verin, büfeleri kiraya verin; hatta, o genelgelerde öyle demişler ki: "Kendiniz işletmeyin, tercihen işlettirin."

Değerli arkadaşlar, eğer 1984 yılında çıkan bu yönetmelik işimizi görüyorsa, niçin şimdi bu yasa getiriliyor? Kaldı ki, buradaki yönetmelik, hazineye ilişkin okulların, malların ihalesiyle ilgili. Millî Eğitim Bakanlığı da çok iyi bilir ki, okulların tümünün mülkiyeti Maliye Bakanlığının, hazinenin değildir; köydekiler köy tüzelkişiliklerinindir, il özel idarelerinin okulları vardır. Üstelik burası bir hukuk devleti. Hukuk devletinde önce yasalar çıkar, sonra yönetmelikler gelir.

Değerli arkadaşlar, burada gerçekten garip bir durum var. Nasıl olsa bizim çoğunluğumuz var, biz bu yasayı da çıkarırız; öyleyse, biz, çıkmış gibi bunun genelgelerini gönderelim... Bu, bir skandaldır bize göre; burada yapılan bir zorlamadır.

Değerli arkadaşlar, üstelik, okul aile birlikleri para işleriyle uğraşmazlar, eğitim işleriyle uğraşırlar. Okul aile birliği, Türkiye'de 1946'da 3 üncü Millî Eğitim Şûrasında kararlaştırılmış; 1947'de de yönetmeliği çıkmıştır; altmış yılın üstünde bir yerleşmiş kurumdur. Eğitimin niteliğini yükseltmek, çocuğun başarısını yükseltmek, çocuğun devamsızlığını konuşmak için adı üstünde, okul ile aile arasındaki işbirliğini yapar.

Biz, 2004'ün ocak ayında, burada, Sayın Bakanın da söylediği gibi, okul koruma derneklerinin para toplama işlevini bitirdik; ama, yerine ne konulacağını düşünmeden bir boşluk yarattık. İşte, o boşluk, o sıkışmayla, bir yasa hazırlığı da olmadan, yasa da çıkmadan, Maliye Bakanlığıyla birlikte, bir yönetmeliğe dayanarak genelgeler gönderiliyor.

Değerli arkadaşlar, bir kez, bu getirilen tasarıda da ilköğretim-ortaöğretim ayırımı yapılmıyor. Bakın, ilköğretim, temel eğitim, Anayasamızın 42 nci maddesine göre, kız ve erkek çocukları için parasızdır, zorunludur. Öteki yasalarımızda da öyledir, uluslararası imzaladığımız sözleşmelerde de. Zaten dünyanın her yerinde temel eğitim parasızdır.

Değerli arkadaşlar, burada, eğer bu tasarı çoğunluğunuza dayanarak çıkmış olursa, paralı eğitime biraz daha adım atılacak, velilere bu yük yüklenecek, bir yandan da eğitim işleriyle uğraşan bir kuruluş ticarî bir şirket gibi iş görecektir.

Şimdi, burada, Sayın Bakan sosyal devletten söz ediyor. Değerli arkadaşlar, bu yaptığımız iş, sosyal devlete aykırı. Asıl demagoji o, asıl işi çarpıtma o. Şimdi, Türkiye'deki gelir dağılımının çarpıklığını biliyorsunuz. Eğitime kaynak; tamam. Gerçekten, bunun için çareler düşünülmelidir, bütçeden daha çok pay ayrılmalıdır. Genel bütçeden para yetmiyorsa... Bu yasanın gerekçesinde "eğitim teknolojileri geliştirildi, eğitim sunumları arttı; genel bütçeden, biz, bunları karşılayamıyoruz. Onun için, yurttaşın katkısına gereksinim var" deniliyor.

Değerli arkadaşlar, bir kere, yurttaşın katkısı zaten eğitim harcamalarında vardır. Bakın, bu kürsüden bir kez daha söylemiştim, 2000 yılında ilk ve ortaöğretimdeki eğitim harcamalarının 17 katrilyonunu veliler yapmaktadır, yalnız 7 katrilyonunu devlet üstlenmiş; yani, şu anda, fiilen, Türkiye'de eğitim zaten velilerin sırtındadır.

Şimdi, bu düzenlemeyle, siz, üstelik, okul aile birlikleri aracılığıyla, okulların yükünün büyük bir kısmını yurttaşlara veriyorsunuz. Her ne kadar, burada, bizim, komisyonda, önerimizle, zorla bağış alınamaz denilse de, bağışta gönüllülük esastır denilse de, hepimiz yaşayarak biliyoruz, komşumuzdan, çoluğumuzdan çocuğumuzdan biliyoruz; daha kayıt sırasından başlanarak çocuklarımızdan paralar alınmaktadır. Okullarda otuz çeşit para toplanılmaktadır.

Bakın, değerli arkadaşlar, elimde, bir okul aile birliğinin velilere gönderdiği bir yazı var -Adana'dan Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu- deniliyor ki velilere: "Devlet okullara bakmıyor, koruma dernekleri de eskisi gibi para toplayamıyor; bu işi biz yapacağız! Bütün veliler birinci dönem şu kadar para vereceksiniz, ikinci dönem de bu kadar vereceksiniz." Bakın, hiçbir veliyi ayırmıyor, hiçbir öğrenciyi ayırmıyor.

Değerli arkadaşlar, içinizde eğitimci olanlar bilir. Eğitimde kaynak, doğru, bulunması gerekir; ama, eğitim görecek insanın eğitimini engelliyorsanız, caydırıcı oluyorsa, eğitimdeki fırsat ve olanak eşitliği ortadan kalkıyorsa, o, eğitimdeki umduğunuz yararı getirmez. Hem okullaşmayı önler hem de eğitimdeki niteliği önler.

Değerli arkadaşlar, bugün, okul aile birlikleri, bu düzenleme çıktığı takdirde, tamamen ticarî bir şirket haline dönüşecektir. Yani, onun bütün etkinlikleri, artık, eğitimle ilgili, çocuğun başarısıyla ilgili olmayacaktır; nasıl daha çok para toplarız biçimine dönüşecektir. Bu sakıncalıdır, bu yanlıştır.

İlle de para toplama işi yapılacaksa -bakın, bir kez daha söylüyorum- bunun için ayrı bir düzenleme yapılabilirdi. Burada, Millî Eğitim Bakanlığı kolaycı bir yolu seçmiştir. Hem eğitimin paralı olmasına adım atmıştır hem de elimizdeki bir eğitim kuruluşunun niteliğini değiştirmiştir. Yanlış olan budur.

Tamam, okullara kaynak düşünülebilir. Örneğin, 1961 yılında kabul edilen 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunuyla, eğitime kaynak bulmak için, köy bütçesinden yüzde 10 -sonradan kaldırıldı- belediye bütçesinden yüzde 5, il özel idare bütçesinden -o şimdi yürürlüktedir- yüzde 20, devletin gelirlerinden ilköğretime en az yüzde 3 -sonradan yüzde 2'ye indirilmiş- pay verilmiştir; bu paylar artırılabilir. Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim Yasası çıkarılırken, geliri, içerisinde düşünüldü. Bakın, gerçekte, eğitim vergisi bile düşünülebilir; ama, böyle, eğitim kuruluşunu para işiyle görevlendirirseniz, okul aile birliğinin işlevine son verirsiniz.

Arkadaşım da söyledi, bu konuda tezler yapılmıştır. Bakın, Avrupa Birliğinde, ana baba kuruluşları vardır. Hatta, o ana baba kuruluşları -aynen bizim okul aile birliklerine benzer- bütün Avrupa'da örgütlenmeye doğru gitmektedir.

Şimdi, bizim, veli ile okul arasındaki işbirliğini sağlayacak okul aile birliğinin o kadar güzel hizmetleri vardır ki; veliye, aileye, anaya babaya okulu tanıtmak, okulun ilkelerini anlatmak, okulun temizliği, sağlığı, çocuğun devamı, sosyal etkinlikler yapması, sanat ve müzik etkinlikleri gibi konularda bir bakıma yönetime katılmaktır, okulun duvarlarının çevreye açılmasıdır. Maalesef, Millî Eğitim Bakanlığı, böyle güzel bir kuruluşu, para işlerini öne çıkararak...

Değerli arkadaşlar, Ankara'da, aylığı 7 milyara verilen kantinler var. Bakın, para, para, para!.. Hepiniz anımsarsınız öğrenciliğinizden, hâlâ da vardır aslında; eskiden, okullarda tüketim kooperatifleri olurdu, orada çocuklar hem bir şeyler öğrenirlerdi hem de okullarına birkaç kuruş gelirdi. Elbette, çocukların alışkanlık kazanması için okulun bu tür etkinlikleri geliştirilebilir, yenileri eklenebilir; ama, siz ne yapıyorsunuz; işlettiriyorsunuz, özelleştiriyorsunuz, kantini kiraya verdiriyorsunuz. İnceleyin bakın ya da hep birlikte inceleyelim; çocuğumuz, dışarıdan daha pahalı olarak o kantinlerden alışveriş etmektedir. Üstelik, zamanla da, birtakım zehirlenmeler, şunlar bunlar olmaktadır. Okullar bir ticarethane değildir. Okullar birer eğitim kuruluşlarıdır; ama, bu düzenleme...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 10 Kasım 2004

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook