Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Kasım 2004 · 1.352 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Özlem Çerçioğlu (CHP), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE ARAŞTIRMA KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞK.VE GÖR.HK.KAN.TAS. (SS: 661 )); konuşma 1.352 kelime.
Özlem Çerçioğlu (CHP, Aydın). “Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozlem-cercioglu-22-2004-11-10-aile-arastirma-kurumu-genel-mudurlugu-tesk-ve-gor-hk-kan-tas-ss-661 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ÖZLEM ÇERÇİOĞLU (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Modern Türk ailesini hukuk temelinde kuran, devrimleriyle kadınlarımızı medenî ve siyasî haklara kavuşturan, eşit yurttaş yapan kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla, şükranla, rahmetle anıyorum.
Sayın milletvekilleri, 1989 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle kurulan Aile Araştırma Kurumu, daha sonra çıkarılan kararnamelerle Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı içinde örgütlendirilmiştir. Kararnamelerin 1994 yılında Anayasa Mahkemesince iptaliyle ortaya çıkan hukukî boşluk, bugüne değin yasal düzenleme yapılarak giderilmemiştir. Görüştüğümüz tasarıyla, kurum yasal dayanağa kavuşturulmakta ve yeniden yapılandırılmaktadır. Tasarının 1 inci maddesiyle, ülkemizdeki sosyal sorunların tespiti ve çözümü, Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak, aileye dönük millî politikaların oluşmasında yardımcı olmak amacıyla, Başbakanlığa bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü kurulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, geçen hafta kabul ettiğimiz Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüyle ilgili düzenlemede olduğu gibi, aile araştırmasıyla ilgili düzenlemenin yapılmasını da ilke olarak destekliyoruz. Sorumlu muhalefet anlayışımızın gereği olarak katıldığımız hususları, katılmadığımız hususları ve uygulamaya dönük uyarılarımızı da bu kürsüden dile getireceğiz.
Sayın milletvekilleri, aileyle ilgili sorunların hemen hepsi sosyal sorunlardır ya da sosyal sorunların aileye yansımasıdır. Aileyle ilgili araştırmalar yapılırken mutlaka sosyal sorunlar bazında nedenler ve sonuçlar da ele alınmalıdır. Aile Araştırma Kurumu geçmişte de bunları yapmıştır. İşsizliğin, yoksulluğun nedenleri ve çözüm önerileri Aile Araştırma Kurumunun işi olmamalı; görevi, bu sorunların aile üzerinde etkisi ve ailelere dönük alınması gereken önlemler olmalıdır. Devletin bu sorunlarını araştıran yeterince kurumu ve üniversiteleri mevcuttur. Böylesine kapsamlı ve ağır görevler verilen kurumun, görevlerini etkin ve layıkıyla yerine getirebilmesi için, daha bağımsız ve özerk yapıda kurulması daha faydalı olurdu. Hükümete bağlı, onun emrinde bir yapı, iktidar partisinin, hükümetin programına uygun davranmaya, onu desteklemeye zorlayacaktır; millî bir politikanın, bir anlamda devlet politikasının, bir anlamda partilerüstü politikanın belirlenmesinde başarı şansı düşük olacaktır.
Değerli milletvekilleri, yasa tasarısının aileyle ilgili düzenlemelerini daha ciddî ve önemli sayıyorum. Anayasamızın devlete yüklediği, ailenin huzur ve refahıyla, özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbir alma, teşkilatı kurma görevinin yerine getirilmesi çerçevesinde bu düzenlemeye ihtiyaç vardır. Cumhuriyet Halk Partisi, programında ve tarihinde, sosyal hak ve sorunlara özel bir önem vermiştir. Altı ilkesinin yanında, özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü ve demokratikleşme ilkelerini koymuştur. Sosyal ve ekonomik politikalarda önceliklerini de bu ilkeler ışığında belirlemiştir. Bu yöndeki yasal düzenlemelerle ilgili öncü adımları da her zaman cesaretle atmıştır.
Sayın milletvekilleri, aile, insanlık tarihinin en eski toplumsal birimidir. Toplumsal ve kültürel değerler, öncelikle ailede yaşatılır ve öğretilir; aile içinde yaşayan bireyleri şekillendirir. Neslin sağlıklı devamı ailede sağlanır. Toplumsal yapının en temelinde yer alır, çekirdeğini oluşturur. Aslında, sosyal devletin görevleri arasında yer alan; fakat, devletin hizmet veremediği pek çok alan Aile Kurumu tarafından düzenlenmektedir. Bugün, hâlâ yaşlılarımıza devlet sahip çıkmamaktadır. Özürlü aile bireyleri aile içinde bakılmakta ve eğitilmektedir. İşsiz aile bireylerinin ihtiyaçları ve gelirleri ailenin çalışan bireyleri tarafından karşılanmakta, gelir aile içinde yeniden dağıtılmaktadır. Dolayısıyla, sosyal politikalarda, ücret, sosyal güvenlik, vergi, eğitim, sağlık politikalarında aile temel olarak alınmalıdır. Bu nedenle, bütün olarak aileyi hedefleyen politikaların yanı sıra, somut hedef kitleye, çocuklara, boşanmış tek ebeveynli ailelere, özürlü bireylere, ev kadınlarına, aile içinde şiddete maruz kalanlara, daha fazla çocuk sahibi olmak istemeyenlere, yaşanılabilir konutu olmayanlara yönelik somut politikalar belirlenmesi ve uygulanmasına ihtiyaç vardır. Tüm bunların başarıyla gerçekleştirilmesi için, yasadan ziyade, bunları yapacak zihniyete, dünya görüşüne sahip olmak gerekir.
Bilindiği gibi, Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden birisi de sosyal devlettir. Eğer, politikalarınızda sosyal devlet ilkesini gözardı ederseniz, ne sosyal sorunlara çözüm üretebilirsiniz ne de aileyi koruyabilirsiniz. Bugün, bozulduğundan şikâyet ettiğimiz, korumaya, tedbir almaya çalıştığımız aile sorununun temelinde de bu gerçek yatmaktadır. Eğer, aile bireylerinin eğitimini, sağlığını, acımasız piyasa koşullarına bırakırsanız, işsizlik oranını yükseltip, genç ve diplomalı işsiz sayısını artırırsanız, yatırımcının önündeki bürokratik engelleri kaldırmazsanız, tarımı, hayvancılığı öldüren politikaları uygularsanız, emekçilere, kamu çalışanlarına insanca yaşayacağı ücret artışını çok görürseniz, adil vergi sistemini getirmezseniz, hakça bölüşümü gerçekleştiremezseniz, ne aile kalır ne toplumsal barış ne de huzur.
Yalnız araştırmalarla sorun çözülmüyor; gerekli düzenlemeleri yapmak, önlemleri almak lazım. Çocuklar, gençler sokakta; 10 000 000 lira, 20 000 000 lira için suç işlemekte. İşsiz, yoksul, sosyal devletin elini tutmadığı çocuklar suç batağına saplanıyor. Geçen hafta, kapkaç cinayetinde hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Ahmet Hakan Candemir'in acısı hepimizin yüreğini sızlattı. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.
Sayın milletvekilleri, zihniyet bakımından önemli olan bir başka husus da aile kavramına yaklaşımdır. Gelenekselliği aşarak, çağdaş aileyi, toplumsal sorunları içine yansıtan değil, toplumsal sorunları aşmada koruyucu ve itici olan aileyi temel almalıyız.
Çağdaş aile ilkesi, resmî anlaşmayla yapılan evliliklerle kurulmuş, kadın ve erkek eşitliğine dayanan, kadınların ve çocukların evrensel haklarının yerleştiği, aileiçi ilişkilerde demokratik değerlerin, davranışların geçerli, anne ve babanın meslek sahibi, bakıp besleyebileceği, çağdaş eğitim verebileceği sayıda çocuk sahibi olduğu, yaşanılabilir konutu olan, sağlıklı bireylerin yetiştirildiği, sevginin, saygının paylaşıldığı, korku ve şiddetin olmadığı bir aileyi hedefler; çeşitli kılıflara sığınılarak yaratılan çokeşliliği, kadını erkekle eşit görmemeyi, çocukların ve kadınların yoksulluk ve otorite altında ezilmesini, kız çocuklarının okula gönderilmemesini, çocuk yaşta çalışmayı, çocuk yaşta evlenmeyi, aileiçi şiddeti, töre baskısını reddeder. Çağdaş aile ilkesi cumhuriyetin kuruluş felsefesinde mevcuttur. Bu zihniyet, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti anlayışında vardır. Bunların gerçekleştirilmesi için ne AB ilerleme raporuna ne de müzakere sürecinin zorlanmasına ihtiyaç vardır. Atatürk'ün cumhuriyete çizdiği yolun, gösterdiği hedeflerin gerekleridir. Yeter ki, bunları içimize sindirelim ve özümseyelim. Bu yapılmazsa, Avrupa'da her çaldığımız kapıda "uygulamayı görelim, ondan sonra" cevabıyla karşılaşmaktan kurtulamazsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
ÖZLEM ÇERÇİOĞLU (Devamla)Değerli milletvekilleri, filanca tarihe yetişsin diye çok önemli yasalar aceleye getirilip çıkarılıyor. Cumhuriyet Halk Partisinin, sorumlu muhalefet anlayışıyla destek verirken yaptığı uygulamaları ve önerileri iktidar tarafından dikkate alınmıyor; bunun sonunda "yanlış hesap Bağdat'tan döner" sözü, "yanlış hesap Brüksel'den döner" hale geldi.
Şimdi, bu yasa da Ulusal Programa konuldu. Avrupa'ya söz verildi diye, şekil tamamlansın diye çıkarıyorsanız ya da uygulamanız bu yönde olursa, büyük yanlış yaparsınız.
Uygulamaya baktığımızda, ne yazık ki, hükümetin, Aile Araştırma Kurumuyla ilgili iki yıllık icraatında hiçbir şey yok. Kurumun resmî internet sitesinde yapmış olduğum araştırmada, açılışlardan ve ödül törenlerinde yapılan konuşmalardan başka hiçbir şeye rastlayamadım. Hangi projeler hayata geçirilmiş, hangileri uygulanmıştır?
15 Mayıs 2004; Uluslararası Aile Günü ilan edilmesinin 10 uncu yıldönümü. Konuşmak dışında hiçbir şey ortaya konulmamıştır. Niçin yapmadınız sorusuna verilecek cevap, "yasamız çıkmadı." Peki, 1994'ten siz gelene kadar yapılan çalışmalar nasıl yapıldı?
Şimdi, yasa çıkıyor; Sayın Bakanın, neler yapacağını, hangi takvim içerisinde yapacağını bu kürsüden açıklamasını bekliyoruz. Sayın Bakan, Dördüncü Aile Şûrasında yaptığı konuşmada, yeterli bütçe ve personel imkânı olmayan kurumun çözüm üretme gücünü kaybettiğini ifade etmiştir. Sayın Bakanın, şu anda komisyonda olan 2005 yılı bütçesinde Aile Araştırma Kurumu için ayrılan payla ne yapabileceğini açıklamasını bekliyoruz. 2005 yılı için yeterli ödenek var mıdır, yok mudur; yoksa, Sayın Bakan, Türk Ailesi Profili Projesi için sponsor aramaya devam edecek mi? İsterseniz, ben küçük bir hatırlatma yapayım. 2005 yılı bütçesinden ayrılan ödenek 2 555 000 000 Yeni Türk Lirasıdır. 2004 yılı ödeneği de 2 358 000 000 Yeni Türk Lirasıydı. Sayın Bakan acaba bu rakamlarla sponsor aramaya devam edecek mi?
Sosyal sorunların çözümü ve aile konusunda ulusal politika belirleme görevi başarılamaz. Aile içinde şiddete maruz kalan kadınlar, çocuklar, töre kıskacında yok olup giden genç kızlar, sokağa terk edilen, çalışmaya zorlanan çocuklar, hiçbir güvencesi ve hakkı olmadan resmî nikahsız yaşayan kadınlarımız, kendilerine bakacak gücü ve kimsesi olmayan bizim yaşlılarımız, bizim insanlarımız, geçim sıkıntısı nedeniyle çocukların, eşlerin yasadışı gayri ahlakî yollarla gelir elde etmesini çaresiz izleyenler, yokluk yoksulluk nedeniyle aile kuramayanlar, parçalanan aile bireyleri, sosyal devletin elini uzatmasını bekliyor. Türkiye'nin sosyal sorunlarının çözümü, büyük ölçüde aile sorunlarının çözümünü de sağlayacaktır. Yapılması gereken politika da, önceliklerini değiştirerek, sorunun ciddî bir şekilde çözümünü gerçekleştirmektir.
Tüm eksikliklere rağmen, yasa, önemli bir boşluğu dolduracaktır. Sorunların çözümüne dönük projelere hızla başlanmalı ve uygulamaya geçilmelidir.
Geçtiğimiz yıllarda yeni Medenî Kanun, Türk Ceza Kanunu, Aile Mahkemelerinin Kurulması Hakkında Kanun ve kadın, çocuk ve aileyle ilgili pek çok uluslararası sözleşme yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemelerin sağladığı yeni haklar ve imkânlar konusunda ailelerin bilinçlendirilmesi için eğitim çalışmalarına öncelik verilmelidir.
Aile Araştırma Kurumunun kurulmasında katkıda bulunan herkese ve tüm sıkıntılara rağmen özveriyle çalışan kurum personeline, Grubum ve şahsım adına teşekkür eder, hepinizi tekrar saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 10 Kasım 2004