İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )

Recep Garip

Adana Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Kasım 2004 · 1.027 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Garip (AK Parti), 10 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE ARAŞTIRMA KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞK.VE GÖR.HK.KAN.TAS. (SS: 661 )); konuşma 1.027 kelime.

Recep Garip (AK Parti, Adana). “Aile araştırma kurumu genel müdürlüğü teşk.ve gör.hk.kan.tas. (ss: 661 )”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2004-11-10-aile-arastirma-kurumu-genel-mudurlugu-tesk-ve-gor-hk-kan-tas-ss-661 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Günümüz dünyasında aile, sosyal, kültürel ve ekonomik yapılanmalarda vazgeçilmez ve mutlak surette önemsenmesi ve dikkate alınması gereken önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile kurumu, bizde olduğu kadar, mutlak surette diğer dünya ülkelerinde de önem arz etmektedir. Aile olmadan toplum olmaz. Aile bireylerinin sağlam karaktere, anlayışa, kültüre sahip olması toplumu güçlendirir. O nedenle anneler baş tacı yapılmıştır, o nedenledir ki annelerin ayakları altındadır cennet.

Çağdaş normlarda toplumun ve kamu düzeninin yeniden yapılandırılması sürecinde aile kavramının büyük bir hassasiyet içerisinde yeniden ele alınması ve daha sağlıklı bir hukukî zemine oturtulması çabalarını büyük bir takdirle karşılıyor, emeği geçen ve geçmekte olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu arada, genel anlamda Türkiyemizin, milletvekili dostlarımın, sivil toplum örgütlerinin, devlet kurumlarının bilmesi gereken bir konuda bir bilgiyi aktarmak istiyorum. Birkaç haftadan bu yana başlattığımız sokak çocukları araştırma komisyonumuz hizmete girmiş, bu konuda çalışmalarını başlatmıştır. Dolayısıyla, ailenin bir bireyi olan çocuklarımızın sokaklardan toplanması ve onların hayatımızda etkin rol oynaması ve cemiyetimize mutlak surette bir şekilde faydalı hale gelmesi için, bu konuda katkısı bulunan, bulunabilecek olan her türlü kardeşimizin bizimle temas kurması konusunda desteklerini bekliyoruz, Parlamentoda bulunan bütün milletvekili dostlarımızın da katkılarını bekliyoruz. Yine, bu konuda, internet ve web sayfası düzenlenmiştir. Bilgi aktarılması konusunda hizmeti o alanda kullanma doğrultusunda arkadaşlarımızın bilgileri olsun istiyorum.

21 inci Yüzyılda toplumların her alanda ortaya koydukları başarılı performanslarının arka planında aile kavramının ne denli etkin bir rol üstlendiğini görmemiz mümkündür. Evrensel hakları kullanmalıyız. Evrensel anlayışları hayatımızda ortaya koymalıyız. Bizleri güçlü kılan aile kurumundaki güçlü iradedir. Bireylerin özgürlükleri, anlayışları, inançları, toplumsal değerleri artırmaktadır. Bu anlamda, toplumsal düzenin sağlanması açısından aile kurumu son derece önemlidir.

Bugün, çeşitli dünya ülkelerinde, aileyle ilgili kamu kurum ve kuruluşları faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu kurumlar, önemli sosyal amaçların gerçekleşmesinde ve genel sosyal politikaların oluşmasında önemli ve stratejik roller üstlenmektedirler. Ailenin sosyal statüsü gereği, bugün, millet hayatında üstlendiği rolün önemine binaen, ailenin korunması yolunda bir hükmün de Anayasamızda yer almasını gerekli kılmıştır ve Anayasamızın 41 inci maddesi, ailenin Türk toplumunun temeli olduğunu belirttikten sonra, devletin, ailenin huzur ve refahıyla, özellikle annenin ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağını ve teşkilatını kuracağını ayrıca hükme bağlamıştır.

Bu referansla yapılan çalışmalar, 1989, 1990 yıllarında ortaya konmuştur; ancak, bu alandaki boşluğu, işlevsel olarak tam anlamıyla dolduramadığına tanık olmaktayız. Birçok alanda olduğu gibi, Avrupa Birliği sürecinde, Aile Araştırma Kurumunun görev ve yetki bakımından daha etkin kılınmasına yönelik yeni birtakım hukuksal düzenlemelerin yapılması önemli bir ihtiyaç olarak görülmüştür.

Özellikle ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda görülen hızlı değişmelerin aile yapısı üzerindeki olumsuz etkileri, bütün toplumları, aile kurumunun korunmasına ve güçlendirilmesine ilişkin yeni yapısal tedbirler almaya yöneltmektedir. Toplumda, aile düzeninde olumsuz etkiler yaratacak çok çeşitli unsurlar bulunmaktadır. Bunlar, hepimiz tarafından biliniyor. Bu tür sorunların tespiti, iyi organize olmuş kurumların uzman kadroları eliyle yürüttüğü, kendi alanlarında ihtisaslaşmış kişiler tarafından oluşturulan çalışma raporlarıyla yapılacaktır. Bu alanda ciddî ve etkin çalışmalara ihtiyaç duyulmakta, problemlerin çözümü konusunda adımların ivedilikle atılması gerekmektedir; çünkü, tüm bu olumsuzlukların en büyük mağdurları olarak kadınlarımız ve çocuklarımız gelmektedir.

Şairimiz ve eski parlamenterlerimizden Erdem Beyazıt bir şiirinde şöyle söyler:

"Kadınlar bilirim memleketime özgü,

Yaslandın mı çınar gibidir onlar, sardın mı umut gibi."

Tarih, bize, nice abide, çınar annelerden, abidelerden bahsetmektedir. Annelerdir medeniyeti kuran, medeniyeti bize şekillendirip bırakan, maya veren; çünkü, anne olmadan aile olmaz. Anne, ailenin mihenk taşıdır. O nedenledir ki "anne gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar" sözü her zaman kulaklarımızda yer almaktadır.

Yeryüzünün bütün anneleri yüreklerinde beslerler medeniyeti. Nereye bakarsak bakalım, bütün annelerdir ağlayan. Yüreklerindeki sevdalarını çocuklarına anlata anlata büyütürler cemiyeti. Hayatımız o nedenle daha çok anlamlı hale gelir; çünkü, anneler, ailenin, aile kurumunun direğidir ve bireyidir. "Annem en güzel vatandır" diyor şair. Ne güzel söylemiş; vatanın anneyle kıyaslanması ne de güzel oturmuştur burada.

Geliniz, birlikte toplumu şekillendiriyorsak, toplumun geleceğine dair kararlar veriyorsak, evrensel anlayışları bir an evvel hayatımızda uygulayalım. Aile ortamlarımızı birer kültür ocakları haline getirmenin yollarını da aramalıyız. Dünü bugüne, bugünü geleceğe taşıyacak nesilleri evrensel bilgilerle buluşturmak, okumuş, aydın, entelektüel annelere bağlıdır; çünkü, annenin elinde beslenmiş, büyümüş olan evladın, cemiyete şekil vermesi ve medeniyeti şekillendirmesi son derece güçlü olacaktır.

Aydını çok bir ulusa ihtiyacımız vardır. Bu anlamda, entelektüel aydınlarımızın giderek artması gerekmektedir. Buna en büyük katkıyı anne sağlayacaktır. O nedenle, okumanın, öğrenmenin, bilginin peşini hiçbir zaman bırakmamamız gerekmektedir. Aydınlık Türkiye'nin ufuklarını, geleceğe yüreklerini, ruhlarını, düşüncelerini açmış annelerin, ailelerin oluşturduğu anlayışlarla ulaşabiliriz.

Bize ait olanı ihmal etmeden, biz kalarak, tarihten aldığımız ilhamlarla geleceğe yürümek, bizleri güçlü kılacak; ruh diriliği, ruh terbiyesi, beden ve toplum terbiyesini doğuracaktır. Bunu, ancak, bize özgü anlayışlarla beslenmiş bir uygarlığın demlerinden demlenerek ortaya koyabiliriz.

Yapılan hukuksal düzenlemelerle, yani, aile ve sosyal araştırmalar genel müdürlüğü teşkilatının kurulmasıyla bu alandaki yetki kargaşasına da son verilmiş olacağından, bu, daha kısa sürede, daha verimli çalışmaların, sorunların tespiti ve çözümü konusunda olumlu sonuçlar doğuracaktır. İlgili kurum, proje ve eğitim ağırlıklı çalışmalar yapacağından, ciddî bir ekonomik kaynağa ihtiyaç duyacaktır. Bunun da, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun elde ettiği gelirlerden yüzde 5 pay aktarılmak suretiyle aşılmış olması, proje ve çalışmaların zamanında tamamlanması ve koordinasyon açısından önemli bir adımdır diye düşünmekteyim.

Gelişmiş toplumlarda araştırma ve geliştirmeye, kurumlar, ciddî kaynaklar ayırmaktadırlar. Bu, bütün dünyaca malumdur ve hepimizce bilinmektedir; çünkü, yapılan faaliyetlerin doğru ve bilimsel verilerle kalıcı ve sağlıklı zemine oturtulması çok önem arz etmektedir. Dolayısıyla, bilim, kolay ve emek ortaya konmadan çabucak elde edilebilecek bir olgu da değildir. Bilim, uzun uğraşların, yoğun bir çabanın ve emeğin ürünüdür. Bu amaçla, ülkemizde sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk aile yapısının korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak ve yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik millî bir politikanın oluşmasına yardımcı olmak üzere, Başbakanlığa bağlı aile ve sosyal araştırmalar genel müdürlüğü kurulması ile teşkilat, görev ve yetkilerine dair esaslar, ilgili kanun maddeleriyle düzenlenmektedir.

Son yıllarda yaşanan kentleşme, göç ve yaşamın değişen normları karşısında aile kurumunun kamu tarafından desteklenmesi, çağdaş ve gelişmiş toplum olmanın bir gereği haline gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 10 Kasım 2004

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook