İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Mustafa Kalaycı

Konya Milletvekili · MHP

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 1.853 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Kalaycı (MHP), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.853 kelime.

Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90863

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Bakan Yardımcılarımız, kamu kurumlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve basınımızın değerli temsilcileri; öncelikle hepinizi hürmetle selamlıyorum.

2025 yılı kesin hesabı ile 2027 yılı bütçesinin hazırlanmasında emeği geçen başta Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere tüm bakanlık ve kurumlarımıza, denetim raporlarını düzenleyen Sayıştay Başkanlığımıza teşekkür ediyorum.

2027 yılı merkezî yönetim bütçesi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 9'uncu bütçesidir. 9 Temmuz 2018 tarihinde uygulamaya giren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ülkemiz, ayağındaki prangalardan kurtulmuş, yönetimde istikrarın, temsilde adaletin sağlandığı bir yönetim sistemine kavuşmuştur.

15 Temmuz 2016 hain darbe girişimiyle başlatılan ülkemizi işgal planının çok cepheli olarak devam ettiği bir süreçte tüm tehdit ve saldırılar bertaraf edilmiştir.

Mavi vatan, Türkiye'nin tarihî mirasının, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarının ve güçlü Türkiye idealinin ifadesidir. Libya'yla 2019 yılında imzalanan mutabakatla Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi saf dışı bırakmaya çalışanların oyunları bozulmuş, bu mutabakat 20 Ekim 2026 tarihinde Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanarak yeni bir aşamaya ulaşmıştır.

Kahraman güvenlik güçlerimiz destansı mücadelesiyle terörün belini kırmış, Türk devletinin kudretini göstermiştir. Emperyalist güçler tarafından güney sınırlarımız boyunca planı yapılan yüz yıllık terör devleti projesi akamete uğratılmıştır.

Bu dönemde yaşanan ve tüm dünyayı sarsan Covid-19 salgınına karşı verilen başarılı mücadelemiz Avrupa Birliği ilerleme raporuna yansımış, Dünya Sağlık Örgütünce örnek gösterilmiştir.

2023 yılında asrın deprem felaketini yaşayan bölgemizin yeniden imarı ve ihyası için bütçeden yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış, 455 bin konut teslim edilmiştir. Saatte 23, günde 550 konut üretebilen dünyada başka bir ülke var mıdır acaba?

Türkiye, çok yönlü ve insani dış politika anlayışıyla bölgesel gelişmelerin belirleyicisi, küresel düzeyde etkili bir aktör konumuna gelmiştir. Etrafımız ateşle çevriliyken Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada huzur ve istikrar adası gibi sivrilmiştir. Türkiye'nin söz dinleyen değil sözünü dinleten, yeri geldiğinde yumuşak gücünü, yeri geldiğinde de caydırıcılık vasfını kullanan bir ülke mertebesine çıkmanın haklı gururunu her insanımız yaşar hâle gelmiştir. Artık hesap veren değil hesap soran bir Türkiye vardır. Dost-düşman herkesin ağzından ne çıkacak diye merak ettiği bir devlet hamdolsun ayaktadır.

Türkiye, yürüttüğü çok boyutlu ve kapsayıcı dış politikayla diplomasinin merkezi, aynı zamanda da dünyada barışın merkezi olmuştur. Antalya Diplomasi Forumu, her yıl çok sayıda devlet ve hükûmet başkanlarının ve bakanların katılımıyla ve başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu yıl 7-8 Temmuzda NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi Ankara'da yapılmış, liderler yeniçeriler eşliğinde mehter marşıyla "Hep kahraman Türk milleti!" nidalarıyla karşılanmıştır. 23 Ekimde Türkiye, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarının katılımıyla bölgesel gelişmeler üzerine düzenlenen toplantı Ankara'da yapılmıştır. Kasım ayında Türkiye'nin Başkanlığında gerçekleştirilecek COP31 Konferansı'na yurt dışından yaklaşık 1,5 milyon kişinin katılımı beklenmektedir. 29-30 Ekimde de Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi Ankara'da yapılacaktır. Türk cihan hâkimiyeti mefkûresinin tohumu yeniden atılmıştır. 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı kurulmuş, Avrasya coğrafyasının kalbinde yeni bir jeostratejik güç yükselmeye başlamıştır. 2022 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gözlemci statüsü verilmesi de tarihî bir adım olmuştur. Yirmi sekiz yıl sonra, işgalden kurtarılan Türk yurdu Karabağ'da can Azerbaycan'ın bayrağı dalgalanmaktadır, Azerbaycan ve Türkiye birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Yüz dört yıl sonra, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Kerkük Valisi seçilmiştir. Kerkük petrolüne ortak olunmuş, petrol alımı ve Kalkınma Yolu Projesi'yle ilgili Irak devletiyle önemli anlaşmalar imzalanmıştır. Seksen altı yıl sonra zincirler kırılmış, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Müslüman gönüllülerle buluşması unutulmayacak bir zafer anı olmuştur. 7 Ağustosta Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalanmıştır, diğer İslam ülkelerinin Mekke İttifakı'na katılması beklenmektedir. 21 Ekimde de Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında özellikle savunma sanayisinde iş birliğini içeren Bedir Mutabakatı imzalanmıştır. Bu anlaşmalar hep dile getirdiğimiz, özlemini duyduğumuz İslam coğrafyasının yan yana geldiği bir uyanış sürecidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşadığımız coğrafyanın oyun kurucusu, stratejik kuvveti, siyasi ağırlık merkezi, geleceğin çarpan kalbi Türkiye'dir, Türk milletidir; öteden beri bütün hesaplar üzerimize yapılmaktadır. Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca bir taraftan hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaşma mücadelesi verirken diğer taraftan da etnik ve mezhep temelli bölücülüğü körüklemek suretiyle iç cephemizi hedef alan pek çok kumpasla uğraşmıştır. Şunu unutmayalım ki bölgemizde yaşanan her kriz iç cephemizin sağlamlığına, kardeşlik hukukumuzun gücüne ve milletimizin ortak gelecek arzusuna yönelen bir sınamadır. Emperyalist alçaklığın, küresel barbarlığın, İsrail terörünün, Rum-Yunan ikilisinin bitmeyen şımarıklığının saklı ajandasında Türkiye vardır, Türk milleti vardır. Ne gelip geçici ekonomik zorlukların ne günlük siyasetteki tartışmaların ne de bölgemizde yaşanan gelişmelerin hiçbiri bize kalıcı zarar veremez. Türk milleti bir ve beraber olduğunda her sorunun üstesinden geldiği, her badireye göğüs gerdiği, nice başarılara ve kahramanlıklara imza attığı bilinen tarihî gerçekliktir.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek amacıyla başlattığı terörsüz Türkiye sürecinde çok önemli mesafe alınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihî rolle ezberleri bozmuştur. Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun büyük bir uzlaşmayla 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmiştir. Bu kanun PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı her tür oluşumun fiilen feshinin, silah ve mühimmatın tümüyle tesliminin tespit ve teyidiyle yürürlüğe girecektir. Suriye'de 2024 yılında Baas rejiminin son bulmasıyla, huzura ve güvene ortama giden yolun kapıları açılmış, SDG/YPG terör örgütü kendini feshetmiş, Suriye devletine entegre olmaktadır. Irak'ta da benzer bir süreç başlamış olup Irak devletiyle önemli anlaşmalar imzalanmıştır. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşılmasıyla birlikte, ülkemizin her köşesinde ekonomik ve sosyal hayat canlanacak, kazanan herkes, hepimiz, milletimiz olacaktır. Bölgesel istikrar, ticaret ve ekonomik iş birliği de hem Türkiye hem bölge ekonomisine önemli katkı sunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin uygulamaya girdiği 2018 yılında millî gelirimiz 807 milyar dolar iken sekiz yılda yüzde 123 oranında yaklaşık 1 trilyon dolar artışla 2026 yılında 1,8 trilyon doların üzerine çıkması beklenmektedir, millî gelirimizin 2028 yılında 2 trilyon doları aşması öngörülmektedir. Kişi başına düşen millî gelirimiz de 2018 yılında 9.502 dolar iken 2026 yılında 20.523 dolara çıkması ve ülkemizin yüksek gelir grubu eşiğinin üzerinde yer alması beklenmektedir. İhracatımız 2018 yılında 177,2 milyar dolar iken sekiz yılda yaklaşık yüzde 60 artışla 2026 yılında 282 milyar doları aşması beklenmekte, 2027 yılında 292 milyar dolar ihracat öngörülmektedir. Turizm gelirimiz 2018 yılında 35,9 milyar dolar iken sekiz yılda yüzde 81 artışla 2026 yılında 65 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Brüt dış borç stokumuzun gayri safi yurt içi hasılaya oranı 2018 yılında yüzde 53,3 iken bu oran 2025 yılında yüzde 36,2 düzeyindedir.

Tam bağımsız güçlü Türkiye ülküsüyle başlatılan millî teknoloji odaklı sanayi hamlesi sonuçlarını vermektedir. Yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatımızdaki payı yaklaşık yüzde 44'e ulaşmıştır. Teknoloji harikası millî otomobilimizi, millî ana hat lokomotifimizi, millî elektrikli trenimizi ürettik; lityum iyon batarya üretim tesislerini açtık, dünyada bor karbür üreten 5 ülkeden biri hâline geldik. Kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olduk. Türkiye insansız hava araçlarıyla başlattığı atağı beşinci nesil savaş uçaklarıyla sürdürmektedir. Her biri milletimize ayrı gurur yaşatan tüm savunma sistemlerimiz Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp üretilmektedir. Savunma sanayi Türkiye'nin bağımsızlık iradesinin millî güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir. Türkiye, savunma sanayisi ihracatında dünya genelinde 11'inci sıraya yükselmiştir. Devran dönmüştür, devir Türk devridir. Millî enerji atılımıyla yenilenebilir enerji üretiminde Avrupa'da 5'inci, dünyada 11'inci sıraya yükseldik. Güçlü altyapımızın da katkısıyla enerjide merkez ülke, uluslararası enerji piyasasının belirleyici aktörlerinden biri olma yolundayız.

Sondaj ve sismik araştırma gemilerimizle dünyanın 4'üncü güçlü filosuna sahip hâle geldik. Karadeniz'de keşfettiğimiz doğal gaz, Gabar Dağı'nda keşfettiğimiz petrol rezervlerimiz, Eskişehir'de keşfettiğimiz dünyadaki ikinci büyük nadir toprak elementleri rezervimiz ve Akkuyu Nükleer Santralimizle ekonomik güvenliğimizi sağlam esaslara bağlarken stratejik kapasitemizi güçlendirdik.

Türkiye, bu dönemde dünya çapında mega projelere de imza atmış. Hava limanları, kara ve demir yolları, otoyollar, köprüler, viyadükler, tüneller, tüp geçitler, barajlar, şehir hastaneleri gibi yatırımlarla ülkemiz dev bir şantiyeye dönüştürülmüştür. Bugün ticaret koridorları, lojistik ağları ve stratejik geçiş yolları küresel rekabetin en kritik başlıkları arasında yer almaktadır. Kalkınma Yolu ve Turan Koridoru projeleri ülkemize daha güçlü küresel bağlantı fırsatı sunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ekonomisi yaşanan çoklu şoklara rağmen gücünü ve dayanıklılığını korumuş, 2026 yılının ilk altı ayında yüzde 2,5 büyümüştür. Türkiye ekonomisi art arda 24 çeyrektir büyümektedir. Bu yıl yüzde 3,3 oranında beklenen büyüme oranının 2027 yılında yüzde 4,2 seviyesine yükselmesi öngörülmektedir. Bu yıl yüzde 2,6 olması beklenen cari açığın millî gelire oranı sürdürülebilir seviyelerde olup, 2027 yılında yüzde 1,9'la tarihsel ortalamasının altında kalması öngörülmektedir. 2023 Mayıs ayından beri kırk bir aydır tek haneli olan ve bu yıl yüzde 8,1 düzeyinde gerçekleşmesi beklenen işsizlik oranının 2027 yılında yüzde 8 olacağı öngörülmektedir. Eylül ayı itibarıyla yüzde 29,7 düzeyinde olan yıllık enflasyonun yıl sonunda yüzde 28,4'e, 2027 yılında yüzde 21'e, program dönemi sonunda da tek haneye inmesi hedeflenmektedir. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının bu yıl yüzde 3,1; 2027 yılında ise yüzde 3,5 gerçekleşeceği, bu oranın deprem harcamaları hariç bu yıl yüzde 2,3; 2027 yılında yüzde 2,8 seviyesinde olacağı öngörülmektedir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verilerine göre, bu yılın dokuz ayında kurulan şirket sayısı yüzde 5,4 artarken kapanan şirket sayısı yüzde 1,5 oranında azalmıştır. Protestolu senetlerde ve karşılıksız çeklerde önemli artış olmakla birlikte, karşılıksız çeklerin toplam çekler içindeki payı tarihsel ortalamanın altındadır. Türkiye'nin toplam borcunun millî gelire oranı yüzde 91'le, gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 229'un ve dünya ortalaması yüzde 310'un oldukça altında bulunmaktadır. Bankacılık sektörü sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,6'yla iyi durumdadır. Takibe dönüşüm oranı yüzde 3,1 oranıyla, tarihi ortalamaya yakın düzeydedir. Bununla birlikte ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartlarında takibe dönüşüm oranı yakından takibi gerektirmektedir.

Elbette ekonomimizde sorunlarımız vardır. Bölgemizdeki savaşlar, küresel krizler ve belirsizlikler dezenflasyon politikaları, yüksek faiz oranları ekonomimiz üzerinde ciddi baskı oluşturmuştur. Artan enerji maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları en başta gelen sorunlardır. KOBİ'ler başta olmak üzere reel sektör için erişilebilir ve uygun maliyetli fonlama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi, verimliliği artırıcı ve maliyetleri düşürücü adımların hızlandırılması büyük önem arz etmektedir. İhracatçılarımızın rekabet gücünü korumak ve artırmak için destekleyici politikalara daha fazla öncelik verilmelidir. Perakende sektörüne yönelik düzenleme artık yapılmalı, esnafımızın vergi ve prim borçlarının yapılandırılmasına dair talepleri dikkate alınmalıdır. Çiftçimizin, üreticimizin gelirini artıracak, ürününün tarlada ya da dalında kalmasını önleyecek ve daha fazla üretilmesini sağlayacak köklü tedbirleri uygulamaya koymamız gerekmektedir. Bu kapsamda hal yasası bir an önce çıkarılmalıdır.

Enflasyon ve hayat pahalılığı her insanımızı rahatsız etmektedir. Başta emekliler olmak üzere, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın alım gücünü ve refahını artıracak düzenlemeleri yapmalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımız emekli aylıklarında iyileştirmeyi öngören düzenlemenin yıl sonuna kadar yapılacağı müjdesini vermiştir. Parti olarak biz de emekli aylıklarını artıracak, prim ödeme gün sayısını ve ödenen prim tutarını esas almak suretiyle emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri giderecek düzenlemenin öncelikle yapılması görüşündeyiz. Ayrıca, BAĞ-KUR prim gün sayısını 7200'e düşürecek, birinci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verecek, ev kadınlarına prim desteğiyle birlikte emeklilik hakkı tanıyacak düzenlemelerin de yapılacağına inanıyoruz. Her vatandaşımızın insan olmaktan kaynaklanan asgari ve temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir parasal seviyeye kavuşması toplumsal huzursuzluğu ve memnuniyetsizliği zayıflatacaktır. Bu kapsamda, Milliyetçi Hareket Partisi olarak proje hâline getirdiğimiz asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve belirlenen gelir seviyesine erişene kadar ailelere asgari gelir desteği verilmesi uygulamasının hayata geçirilmesi beklentimizdir. Yine, partimizin istikrar, ahlak ve refah temelli "Kalkınma Vizyon Belgesi" adını taşıyan çalışmasını Sayın Genel Başkanımız kamuoyuna takdim etmiştir. Ülkemizin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim gayemiz, her insanımızın huzurlu ve güvenli bir hayatla birlikte ekonomik rahatlığa erişmesidir. Kim ne derse desin, Cumhur İttifakı tüm meselelerin üstesinden gelmeye, milletimizin refah seviyesini yükseltmeye, millî menfaatlerimizi korumaya kararlı ve muktedirdir. Bu görüşlerle 2027 yılı merkezî yönetim bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

36 konuşma daha · 27 Ekim 2026

Tümü →
36 konuşmanın tamamı →