İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri hakkında

Mustafa Özyürek

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Haziran 2003 · 791 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyürek (CHP), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 791 kelime.

Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2003-06-24-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilinin, Meclisin çalışmasından, Meclisten çok sayıda kanun çıkarılmasından Cumhuriyet Halk Partisinin rahatsızlık duyduğu şeklindeki ifadelerini kesinlikle kabul etmiyorum. Biz, Meclisin çalışmasından, Mecliste -biraz önce Grup Başkanvekilimiz Haluk Koç'un da belirttiği gibi- halkımızın lehine olacak kanun tasarılarının kabul edilmesinden, sadece ve sadece mutluluk duyarız; ama, bizim itiraz ettiğimiz noktalar bellidir, burada hep ifade ettik. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, sadece kanun yapan bir kurum değil, aynı zamanda, denetim görevi olan bir kurum olduğunu biliyoruz, kabul ediyoruz. O nedenle de, özellikle sözlü soru önergelerinin, kanun tasarıları görüşülecek bahanesiyle gündeme alınmamasına kesinlikle itiraz ediyoruz. Biz, gene, buraya inmiş bulunan komisyon raporlarının 48 saat geçmeden görüşülmesine de kesinlikle itiraz ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bu Meclisi çalıştırmak, çoğunluğu burada bulundurmak, İktidar Partisinin görevidir. Bizim söylediğimiz ve Grup Başkanvekilimizin de ifade ettiği, o gün, İŞKUR yasasını çıkarmak üzere karar aldınız, görüşmelerin sonuna kadar çalışma kararı aldınız; fakat, sonra, burada çoğunluğu bulunduramadınız. Çoğunluğu bulunduramayacaksanız, aldığınız kararın arkasında duramayacaksanız, o zaman, niçin karar alıyorsunuz, niçin burada insanları meşgul edip, tutuyorsunuz?! İktidar olmak ciddî bir iştir. Burada, çoğunluğunuza dayalı olarak, sonuna kadar çalışacağız, sabaha kadar çalışacağız diyorsunuz; peki, çalışalım; neredesiniz; yoksunuz! Hem burada, çoğunluğu bulunduramayıp hem de "muhalefet partisi, bizim çok kanun çıkarmamızdan rahatsız; muhalefet partisi, kanunların çıkarılmasında bize yardımcı olsun" demek doğru değildir. Sizin göreviniz, aldığınız kararın arkasında durmaktır; sizin göreviniz, burada çoğunluğu bulundurmaktır. Yaz tatili geldi, kış tatili geldi; bunlar bahane değil değerli arkadaşlar. Çalışmaksa, biz, yazın da çalışmaya hazırız. Böyle, sanki, muhalefet partisi yazın çalışmaktan kaçıyormuş gibi izlenim uyandıracak ifadelere başvurmayınız. Biz, muhalefet partisi olarak, tatilde de çalışmaya hazırız; ama, neyi görüşeceğimizi bilmek istiyoruz. Uzun zamandır, grup başkanvekillerine, Meclisi, tatilde de çalıştırmak ciddî bir iştir, önemli bir iştir; acaba, halkın lehine neyi görüşmek istiyorsunuz, şunları bir görelim, öğrenelim dedik, şu ana kadar göremedik, öğrenemedik.

Şimdi, yıllardır birikmiş bazı uluslararası anlaşmaları filan elbette görüşelim, görüşüyoruz; ama, üç yıldır, dört yıldır görüşülmemiş uluslararası anlaşmaları görüşmek için, bir Meclis, tatilden vazgeçmez. Kendimizi halka kötü anlatmayalım, yanlış anlatmayalım. Tatili, gidip Bodrum'da, Marmaris'te tatil yapacağız gibi anlamayın. Tatil demek, halk ile milletvekilinin daha çok buluşması, görüşmesi; milletvekillerinin, halkın sorunlarına bire bir eğilmesi demektir.

Şimdi, bu Meclisi, halka kötüleme alışkanlığı, ne yazık ki, içimizdeki bazı arkadaşların alışkanlığı haline gelmiştir. "Canım, Meclis tatil yapmayıversin" diyorlar. Sanki, Meclis üyeleri, gidiyor, Cannes'da, Bodrum'da, Marmaris'te tatil yapıyor! Birbirimizi kötülemeyelim, birbirimize haksızlık yapmayalım değerli arkadaşlar.

Sayın Başbakan, ücretlerine zam isteyen işçilere "milletvekilleri bile ücretlerine zam istemiyor, siz niye istiyorsunuz" diyor ve ertesi gün, gazetelerde durmadan yorumlar yapılıyor; efendim, işçi ücretinin 43 katı para alan milletvekili elbette zam istemez...

Değerli arkadaşlarım, biz, gerçekten, "milletvekili maaşına zam" lafını bir kere bile burada telaffuz etmedik, böyle bir talebimiz de yok; ama, milletvekilinin maaşını, milletvekilinin lojmanını, milletvekilinin haklarını durmadan halkın gözünde büyük bir imtiyazmış gibi gösterirsek, halkın bu Meclise olan güveni sarsılır. Bu Meclisin, milletvekilinin itibarını korumak, başta Başbakan olmak üzere, herkesin görevidir. Olur olmaz şekilde, her konuda milletvekiliyle işçiyi, memuru kıyaslamak suretiyle bir husumet yaratmak, olsa olsa demokrasiye inançsızlığın bir sonucudur. Demokrasiye inanan insanlar, bu Meclisin haklarına sahip çıkarlar; demokrasiye inanan insanlar, milletvekillerinin haklarını korurlar. Böylesine anlamsız yarışlar, böylesine anlamsız mukayeselerle bir yere varmak mümkün değildir. Başbakan, kendisinden zam isteyen işçiye, ücret zammı yapacaksa "yapacağım" desin, yapmayacaksa "yapmayacağım" desin; yoksa, milletvekili maaşını bahane etmek suretiyle, orada, zam isteyen insanlara, ötede, işsiz gezen insanlara karşı milletvekillerini hedef göstermek, demokrasiye yapılacak en büyük kötülüktür. Sayın Başbakanı bu yanlıştan dönmeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, biz, tatilde de çalışmaya hazırız; ama, neyi görüşeceğimizi, neyi konuşacağımızı bilmek istiyoruz; bir. İkincisi, tatilde, sizin kararınızı ciddîye alıp, hepimiz burada hazır bulunurken, sizin, çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacağınızı da görmek ve inanmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bir diğer nokta, Avrupa Birliğine uyum dediniz, altıncısı dediniz; altıncısını çıkardık. Şimdi, yedincisinden bahsediyorsunuz; sonra, anayasa değişikliklerini de içeren bir sekizincisinden bahsediyordunuz; şimdi, sekizden vazgeçtik diyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliğine uyum açısından anayasa değişikliğine ihtiyaç var mı yok mu; şunu bir anlasak.

Biz, tek parti iktidarı geldi, artık kararlılık hâkim olur, birbiriyle çelişen, birbirine uymayan demeçler son bulur diye bekliyorduk; sanki, bakan sayısı kadar parti varmış gibi, her gün bir beyanat!..

Değerli arkadaşlarım, bir bakanımız -Allah selamet versin- kalkıyor, büyük bir müjde verir gibi "eylül ayında kriz geliyor" diyor; net söylüyor. İki bakanımız da kalkıyor, diyor ki: "Böyle bir şey yok, kriz filan yok; işler yolunda."

Değerli arkadaşlarım, üçlü beşli koalisyonlarda bile bu kadar çelişki olmuyor. Gerçi, o bakanımız mazurdur; çünkü, Amerika Birleşik Devletleri tarafından devrileceği kesinleşmiş olan Saddam'a bile, 300 işadamını peşine takmak suretiyle, ziyarete gitmişti ve oralardan dönüşte de, 600 000 000-700 000 000 dolarlık anlaşmalar imzaladıklarını söylemişlerdi; herhalde, o anlaşmaların tarafları ortada yok.

Değerli arkadaşlarım, ciddî olmak lazım, bu Meclisi zamanında çalıştırmak lazım, kararların arkasında durmak lazım. Biz, muhalefet olarak, gece derseniz gece, gündüz derseniz gündüz, yaz derseniz yaz, tatil derseniz tatilde buradayız, çalışıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 24 Haziran 2003

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook