Başbakanlık teşkilatı hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hk (s.s 1180)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 106. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mayıs 2006 · 561 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 24 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAŞBAKANLIK TEŞKİLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HK (S.S 1180)); konuşma 561 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, Mersin). “Başbakanlık teşkilatı hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hk (s.s 1180)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-22-2006-05-24-basbakanlik-teskilati-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-degistirile (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu örgüte niçin ihtiyaç oldu; Sayın Abdullah Gül'e -Plan ve Bütçe Komisyonuna o katılmıştı- iki kez sordum, dün buradaki konuşmasını da tutanaklardan okudum, bir ayrıntılı bilgiye rastlamadım.
Hatırlayacaksınız, altı yedi ay önce, Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlıkta bir birim kurulması yönünde talepte bulunmuştu. O zaman "böyle bir birime ihtiyaç yok" denilmişti ve konu, unutturulmuştu; ama, ne olduysa, bundan bir ay önce böyle bir tasarıyla, yani, koordinasyonu sağlayacak bir genel müdürlük kurulması üzerine harekete geçilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, Hükümet, iç ve dış güvenlik, özellikle terör konusundaki tırmanıştan rahatsız olmuş, kendisine Genelkurmayın getirdiği bu teklifi şimdi kabul etmek zorunda kalmıştır; fakat, marifet odur ki, bu tip talepler yapıldığında, konu enine boyuna incelenip zamanında karar vermektir. Yoksa, altı ay sonrasını, yedi ay sonrasını göremeyen bir iktidarın, terörle nasıl mücadele edeceğini herkes sormaya başlar.
Değerli arkadaşlarım, bu Genel Müdürlük kuruluyor, koordinasyon için kurulduğu burada yazılıyor; ama, bazı konular açık değil. Acaba, Jandarma Genel Komutanı -güvenlikten sorumlu, önemli bir komutan- bu Genel Müdüre mi muhatap olacaktır, sorunlarını bu Genel Müdürle mi görüşecektir? Genelkurmay Başkanı, bir sorunu olduğu zaman bu Genel Müdüre mi muhatap olacaktır? Şimdi, devlet düzeninde belli kurumların yeri var, önemi var; bunların yerini ve önemini gözeten bir düzenleme yapamazsanız bir kargaşayı beraberinde getirirsiniz. Şimdi, bu tasarıda bu konuların açıklığa kavuşturulması lazım.
Değerli arkadaşlarım, bu Genel Müdürlük, Başbakanlık hiyerarşisi içinde Başbakanlık Müsteşarına bağlı; yani, şu andaki Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'e bağlı. Biliyorsunuz, Millî Güvenlik Kurulunun hazırlayıp Bakanlar Kurulunun kabul ettiği Millî Siyaset Belgesine göre Türkiye'yi tehdit eden iki tehlike var: Bunlardan birisi irtica, ikincisi bölücülük. Bunu ben söylemiyorum; bunu, Bakanlar Kurulu, kabul ettiği resmî belgede söylüyor.
Şimdi, Ömer Dinçer, Başbakanlık Müsteşarı, kurulacak olan bu Genel Müdürlüğün de bağlı olacağı Müsteşar, 1995 yılında yayımladığı bir makalede diyor ki: "Laikliğin, cumhuriyetin, milliyetçiliğin zamanı, modası geçmiştir; bunların yerini, İslamî esasa göre bir yeniden yapılanma almalıdır." Burada söylendi "hepimizin gençliğinde farklı düşünceleri olabilir; zaman içinde bu düşünceler değişir" denildi. Sayın Müsteşar, o yazdığı makalenin "bugün de aynen arkasındayım" demeseydi, bizim burada bunu konuşmamıza gerek olmazdı; ama, Sayın Müsteşarın, hem "bugün de arkasındayım" beyanıyla hem de Yargıtayın son kararıyla, Anayasanın temel ilkelerini savunmayan bir kimse olduğu yargı kararına bağlanmıştır. Şimdi, en büyük tehlike olan irticaa karşı laikliğe inanmayan bir müsteşar nasıl mücadele edecek?! Ona bağlı olan Genel Müdürlük bu konuda ne yapacak değerli arkadaşlarım?! Yapacağımız işlerin, kuracağımız ilişkilerin önünü arkasını düşünmek zorundayız. O bakımdan, artık, o Yargıtay kararından sonra ve Sayın Müsteşarın -daha sonra hiçbir demecinde buna rastlamadık- "ben geçmişte o görüşleri savunmuştum; hatta, arkasında olduğumu söylemiştim; ama, şimdi, farklı düşünüyorum" diye bir açıklaması da olmadığına göre, bu Genel Müdürlük, bir sorun olduğu, bir irtica tehdidi olduğu noktasında bir rapor verdiğinde, herhalde Sayın Müsteşar "ne demek, laikliğe karşı bir tehdidi ben kabul etmiyorum" diyecektir.
Değerli arkadaşlarım, devlet hayatı böylesine fantezileri kaldırmaz. Ömer Dinçer ayrılır, bir sade vatandaş gibi oturur, konuşur, söyler, dinler, farklı görüşler ileri sürebilir; ama, bürokrasinin en tepesindeki insan irticaı bir tehdit olarak görmüyorsa, o kişi orada durmamalıdır, duramamalıdır. O kişiyi hâlâ bu görevde tutmanın büyük sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk da onu orada tutan, ısrarla o görevde tutan Sayın Başbakana aittir. Sayın Başbakanın, gecikmeden, Ömer Dinçer'i bu görevden, müsteşarlık görevinden kesinlikle ayırması gerekir.
Değerli arkadaşlarım…
ZÜLFÜKAR İZOL (Şanlıurfa)Sayın Başkan, konumuz Müsteşar mı, yoksa kanun mu?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Efendim?..
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 24 Mayıs 2006