Çalışma saatleri ve konuları hk.
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyürek (CHP), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 976 kelime.
Mustafa Özyürek (CHP, İstanbul). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurek-23-2008-04-29-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; AKP grup önerisi aleyhinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yarından sonra, perşembe günü 1 Mayıs. Burada gündem dışı konuşmalar yapıldı, Çalışma Bakanı, bu gündem dışı konuşmalarla ilgili söz aldı ama bu konuşmasında ne 1 Mayısın tatil ilan edileceğine dair bir söz verdi ne de işçilerin, bütün sendikaların amacı, hedefi hâline gelmiş olan 1 Mayısın Taksim Meydanı’nda kutlanması konusunda bir tek cümle etmedi.
Değerli arkadaşlarım, 1 Mayıs dünyanın her yerinde İşçi Bayramı olarak kutlanır ve 1 Mayıs dünyanın her yerinde tatildir.
Gene Çalışma Bakanının buradaki açıklamalarından öğrendik ki 1935 yılında, böylesine, işçilerin yoğunlukta bulunmadığı bir dönemde 1 Mayıs tatil ilan edilmiştir. Ne zamana kadar? 1980 askerî darbesine kadar tatil ilan edilmiştir. Ama 1980 darbesinden sonra 1 Mayıs tatil olmaktan çıkmış, aradan bunca zaman geçmesine rağmen ve bunca partiler iktidar olmasına rağmen 1 Mayısı, tekrar, hiç kimse, hiçbir iktidar tatil ilan etmemiştir. AKP, göstermelik bir şekilde Bakanlar Kurulundan karar almış: “1 Mayıs tatil değil ama Dayanışma Günü olarak kutlanılsın.” Yani, “Öğlen tatilinde işçiler bayram yapsınlar.” gibi bir anlayış!
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi 1 Mayısın İşçi Bayramı olarak kutlanmasını istemektedir ve 1 Mayısın mutlaka tatil olmasını istemektedir. Bizim bu görüşümüz, bu anlayışımız yıllardır devam ediyor.
Burada, gene 29 Nisanda, 1980 yılında, yani bundan yıllarca önce, Değerli Grup Başkan Vekilimiz Kemal Anadol’un Zonguldak Milletvekili olarak ve 28 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin bir önerisi var, diyorlar ki: “1 Mayıs, İşçi Bayramı ilan edilsin.” Ama AKP İktidarı, 1980’den bu yana yirmi sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen 1 Mayısı tatil ilan edememekte, bayram ilan edememekte; sadece, Bakanlar Kurulundan “dayanışma günü” olması yönünde göstermelik bir karar çıkarmaktadır. Bu 29 Nisan 1980’deki kanun teklifinde imzası olan bir arkadaşımız da o Bakanlar Kurulu sıralarında şimdi oturuyor ama geçmişte emekçiler için, işçiler için söylediklerinin tersini yaptığı için, bu önerisini, bu imzasını unutmuş, 1 Mayısın sadece, Bakanlar Kurulu kararıyla, bir dayanışma günü olmasını istemektedir.
Değerli arkadaşlarım, 1977 yılında, hepinizin bildiği gibi, Taksim’de 1 Mayıs kutlamaları sırasında bazı olaylar meydana gelmiştir; acı olaylardır, talihsiz olaylardır. Ama aradan otuz bir yıl geçmiş, biz hâlâ işçilere, emekçilere Taksim’i kapatıyoruz. Bu korkuyu aşmamız lazım, emekçilere güvenmemiz lazım.
Valimiz çıkıyor, diyor ki: “Oraya gelenlere, oraya gelmeyi önerenlere her türlü zoru, her türlü baskıyı kullanırım.”
Değerli arkadaşlarım, lafa gelince “İşçinin yanındayız.” diyorsunuz, lafa gelince “Çalışanların yanındayız.” diyorsunuz ama uygulamaya gelince “Onlar ayak takımı.” diyorsunuz. Ama o ayak takımı, göreceksiniz, 1 Mayısta Taksim Meydanı’nda olacaktır ve Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin büyük çoğunluğu da Taksim’de emekçilerle birlikte 1 Mayıs Bayramı’nı kutlayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bu karar…
HASAN ANGI (Konya)Sen de gidecek misin?
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Ben gideceğim, ben gideceğim, sizleri de beklerim.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, AKP grup önerisi, yarın 3568 sayılı Mali Müşavirlik Yasası’nda değişiklik yapan yirmi sekiz maddelik bir tasarının temel yasa olarak görüşülmesini öneriyor. Sayın İçli, temel yasanın İç Tüzük’e göre ne olması gerektiğini anlattı. O teknik açıklamaya, ayrıntıya girecek değilim. Ama bir esas yasanın bazı maddelerini değiştiren bir yasa nasıl temel yasa olabilir? Yani İç Tüzük’teki bir hüküm böylesine insafsız bir şekilde istismar edilebilir mi? Niçin bu acele? Nedir? Ne oluyor? Yirmi yıldır bu Kanun uygulanıyor. Yirmi yıldır bu Kanun’un uygulanmasından kim şikâyet ediyor? Ne şikâyet var? Niye bir hafta daha bekleyemiyorsunuz? Çünkü mayıs ayında TÜRMOB’un odalarının kongreleri başlıyor. İsteniliyor ki bu kongrelere bu yeni kanunla gidelim. Yani istediğimiz bazı kimseleri seçtirmeyelim ve o kongrelere bir türlü ağırlık koyalım.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye’ye biraz nefes alma fırsatı veriniz. Cumhurbaşkanlığından sıradan bir şefliğe kadar devletin bütün kadrolarında değişiklik yaptınız, hepsi AKP’ye yakın insanlardan oluştu. Pek çok sivil toplum örgütünü ele geçirmek için var gücünüzle çalışıyorsunuz. Bırakın da birkaç topluluk, birkaç örgüt AKP dışında farklı bir ses getirsin. Nedir bu tahammülsüzlüğünüz? Demokrasi çok sesliliktir değerli arkadaşlarım. Demokrasi “Benim çoğunluğum var, öyleyse her noktada ben hâkim olacağım.” anlayışı değildir. Bu demokrasi değildir, bu çoğunluk diktatörlüğüdür. AKP, her noktada, her sivil toplum örgütünü ele geçirmek, her devlet kurumunu ele geçirmek, YÖK’ünden yargısına kadar her tarafı AKP’nin denetimi altına almak istiyor. Bu doğru değil, bu demokratik değil, bu insan haklarına uygun değil. Toplumda bir meslek örgütünde farklı düşünen insanlar varsa bırakın onlar istedikleri gibi kurumlarını, birliklerini, odalarını idare etsinler. Nedir bu vesayetçi anlayış? “İlle benim dediğim gibi yöneteceksiniz, ille benim dediğim vasıfları taşıyan kimseler seçilecek…”
Daha önce, TÜRMOB yönetimine seçilmek için herhangi bir mesleki kıdem aranmazken, şimdi beş yıl kıdem arıyorsunuz. Daha önce, fiilen çalışma şartı aranmazken, fiilen çalışma şartı getiriyorsunuz. Bundan kim şikâyet ediyor? Yani şu ana kadar, yirmi yıldır, TÜRMOB’un yönetiminden, on bir yılı benim başkanlığımda geçmiş yönetimden, her seçimde delegelerin yüzde 95’inin oyunu alarak yönetime gelmiş bir yönetimden kim şikâyetçi? Sadece, kongrelerde liste çıkarmış ama kazanamamış bazı gruplar şikâyetçi. “Hükûmet bizim elimizde, Mecliste çoğunluğumuz var, öyleyse şu kanunu değiştirelim, TÜRMOB da bizim anlayışımızda olsun.” şeklinde antidemokratik, hukuka aykırı bir düzenlemeyi buraya getiriyorsunuz ve yangından mal kaçırırcasına “İki maddelik temel yasa olsun.” diyorsunuz ve “Birkaç saat içinde olsun bitsin, nasıl olsa Köşk’e gittiği zaman da Köşk’te bir “yasamatik” var, o yasamatiğin önünden girer, arkasından çıkar.” diyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, bu anlayış değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)O sizin “sezermatiğiniz”di.
BAŞKANBuyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla)Pazar günü bazı odaların, pek çok odanın seçimi yapılacak. Tabii, bu telaş oradan. Cumhurbaşkanına da eminim gerekli baskı yapılacaktır ve pazar gününe kadar bu kanunun yayımlanması sağlanacaktır. Yirmi yıldır devam eden bir şey, bir süre daha devam etmesinde ne sakınca var?
Kaldı ki bu mesleğin pek çok sorunu var. Eğer bir iş yapmak istiyorsanız, bu mesleğin yetki sorunu var, sorumluluk meselesi var, müşterek müteselsil sorumluluk meselesi var, tahsilat sorunu var, aidat sorunu var. Bunların hiçbiriyle tasarı meşgul değil. Bir tek şeyle meşgul: Orada seçim nasıl yapılacak, oraya kimler seçilecek ve bu seçilenler de nasıl AKP yandaşı olacak? Bunu yapmaya hakkınız yok, bu demokratik değil, bu hakka uygun değil.
O nedenle, bu AKP grup önerisinin aleyhinde oy kullanacağımızı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 29 Nisan 2008