İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 106. BİRLEŞİM · SALI

Yargıtay kanunundaç değişiklik yapılması hak kanun (s.sayısı :221)

Naci Aslan

Ağrı Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 106. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Temmuz 2003 · 1.716 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Naci Aslan (CHP), 15 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGITAY KANUNUNDAÇ DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK KANUN (S.SAYISI :221)); konuşma 1.716 kelime.

Naci Aslan (CHP, Ağrı). “Yargıtay kanunundaç değişiklik yapılması hak kanun (s.sayısı :221)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/naci-aslan-22-2003-07-15-yargitay-kanunundac-degisiklik-yapilmasi-hak-kanun-s-sayisi-221 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NACİ ASLAN (Ağrı)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra, kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında Marmara Denizi ve Kuzey Anadolu Fay Hattı gelmekteydi. Çoğumuza uykusuz geceler, korkulu rüyalar yaşatan Marmara Denizindeki deprem beklentisi üzerine tartışmalar sürerken, İstanbul'da deprem korkusu yaşanırken, 200 yıldır sessizliğini koruyan başka bir fay, Doğu Anadolumuzda yüreklerimizi hoplatmaya başladı.

27 Ocak 2003'te Tunceli-Pülümür'de kendini gösteren deprem, 1 Mayıs 2003 tarihinde Bingöl İlimizde (6,1 şiddetinde) can ve mal kaybına neden oldu. En sonunda Malatya-Pötürge'de 13 Temmuzda meydana gelen 5,4 şiddetindeki deprem, başta Doğu Anadolumuz olmak üzere yurdumuzun diğer yerlerinde ortaya çıkan bu tabiî afete gözlerimizi çevirmemize neden oldu.

Allah'tan, can kaybının meydana gelmediği son depremde, Malatya halkı büyük bir badire atlattı. Bu vesileyle, tüm Malatyalılara "geçmiş olsun" dileklerimizi sunuyoruz.

Ülkemizi son yıllarda ardı ardına etkileyen, can ve mal kaybına neden olan bu tabiî afetten korumasını Yüce Allah'tan diliyor; alınacak önlemler konusunda, başta hükümetimiz olmak üzere, tüm halkımızı bir kez daha duyarlılığa davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün Genel Kurulumuz gündemine gelen tasarıyla, son yıllarda ülkemizde yaşanan büyük ölçekli depremler ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlanan kuruluşlar nedeniyle, Bakanlığın görev alanına giren hizmetlerde karşılaşılan sorunların değerlendirmesini yapmak, alınacak tedbirleri görüşmek maksadıyla, Bayındırlık ve İskân Şûrası ve Toplu Konut Şûrasının kurulması amaçlanmaktadır.

13 Aralık 1983 tarihli ve 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Beşinci Bölümü "Sürekli kurullar" başlıklı 29 uncu maddesinde, bu kurullar, Bayındırlık Kurulu, Toplu Konut Yüksek Kurulu, İmar Koordinasyon Yüksek Kurulu ve İmar ve İskân Şûrası olarak belirlenmiş, bu kurulların ve şûranın kuruluş, görev ve işleyiş esasları 30, 31, 32 ve 33 üncü maddelerde düzenlenmiştir; ancak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı teşkilatında meydana gelen değişiklikler sonucu, 8 Haziran 1984 tarihli ve 209 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 29 uncu maddesindeki Bayındırlık Kurulu dışındaki kurullar ve şûra kaldırılmıştır.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca hazırlanarak 10 Haziran 2003 tarihinde Başbakanlıkça Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 19 Haziran 2003 tarihinde Komisyonumuza esas komisyon olarak havale edilen 1/623 esas numaralı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Komisyonumuzun 25 Haziran 2003 tarihli 13 üncü Birleşiminde, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla görüşülmüştür.

Benim de üyesi bulunduğum komisyonumuzda, tasarı, tüm boyutlarıyla ele alınmış; olayın, sosyal, psikolojik, teknik yönlerden tartışılması imkânı bulunmuştur. Tasarıyla amaçlanan Bayındırlık ve İskân Şûrası ve Toplu Konut Şûrasının oluşmasının, ülkemiz için önem arz ettiği görülmüştür.

Maddeyle, 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Beşinci Bölüm başlığı ve 29 uncu madde başlığı "Sürekli kurul ve şûralar" olarak değiştirilmekte, 29 uncu madde yeniden düzenlenerek "Bayındırlık ve İskân Şûrası" ile "Toplu Konut Şûrası" teşkil edilmektedir.

202 sıra sayısıyla Meclis gündemine gelen tasarı 3 maddeden müteşekkildir. Yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından birisinin içerisinde bulunan, topraklarının yüzde 96'sı farklı oranlarda deprem tehlikesine sahip olan ve nüfusunun yüzde 98'i bu bölgelerde yaşayan ülkemizde son yıllarda meydana gelen depremlerde can ve mal kayıplarının yüksek olması, binaların çok hasar görmesi ve insanımızın hayatını tehdit eder duruma gelmesi, bu yönde devletimizin tedbir almasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu kapsamda, devletin, depreme dayanıklı, yaşanabilir, sağlığa elverişli bir yerleşim, yapılaşma ve şehirleşme konularındaki faaliyetleri düzenleyici görevleri bulunmaktadır. 209 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 180 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyle, söz konusu bu görevler, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verilmiştir. Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, imar ve inşa faaliyetlerini ve depremlere karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi, sorunların değerlendirmesini yapmak için, konusunda yetkin kişi, kurum, kuruluş ve uzmanlardan katkı alması, kamuoyunca tartışmak üzere şûralar düzenlemeyi amaçlaması, bizce de olumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının şûra toplamasına imkân tanıyacak yetkinin verilmesi için, 180 ve 209 sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklikler yapılması hususundaki kanun tasarısını desteklemekteyiz.

Çeşitli disiplinleri ilgilendiren Bayındırlık ve İskân Bakanlığının görevleri alanında şûralar toplamak suretiyle elde edilecek bilgilerle, her türlü master ve strateji planının yapılması sağlanmış olacaktır. Ayrıca, açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi çağdaş kavramların gereği olarak devletin doğal afetlere yaklaşımı, doğal afet yönetim politikası, halkın deprem konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi, afet zararlarının aza indirilmesi için alınacak tedbirler, afet senaryolarının güncelleşmesi ile Türkiye ulusal sismik ağının kurulmasına kadar çeşitli konularda çalışma yapılarak sorunların çözümüne yardımcı olunacaktır.

Sonuç olarak, şûra toplamak için Bayındırlık ve İskân Bakanlığına yetki verilmesiyle, afetlere hazır olunması, imkânların en verimli şekilde değerlendirilmesi, zorunlu tedbirlerin öncelikle alınması sağlanmış olacaktır. Bu, aynı zamanda, bu alanda yapılan çalışmaları koordine edecek, yönlendirecek, geliştirecek ve diğer sivil halk örgütlenmeleriyle işbirliği sağlayacak bir organizasyon oluşturulmuş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, deprem literatürüne göre, 9 Mart 1902 yılında 4 kişinin öldüğü 5,6 şiddetindeki, Çankırı depremiyle başlayan, 26 Aralık 1939 tarihinde meydana gelen ve 32 962 yurttaşımızın ölümüne neden olan Erzincan ve ruhumuzda derin izler bırakan 17 Ağustosla doruğa ulaşan ve daha dün Marmara'da yeniden ortaya çıkan deprem felaketlerinin ciddiyeti gözönüne alınarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı gibi konunun direkt muhatabı bir Bakanlıkta teşkilat yapısında yeni düzenlemeler yapılmasının gerekliliği kanaatine varılmış, Bayındırlık ve İskân Şûrası ve Toplu Konut Şûrasının teşkilinin önemi, komisyonda bulunan iktidar ve muhalefete mensup üyeler tarafından uygun mütalaa edilerek aynen kabul edilmiştir.

Yüce Meclisimize sevk edilen ve bugün görüşülecek olan bu 3 maddenin, ülkemizin doğal afetler politikasında önemli açılımlar getireceği muhakkaktır. Ülkemizin ve halkımızın çıkarına olan tasarıların daima destekçisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, bu tasarıya, komisyonda olduğu gibi burada da olumlu bakmaktadır. Bizler için önemli olan, kabul edilen yasaların kâğıt üzerinde kalması değil, hayata geçirilmesidir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, ülkemizde meydana gelen doğal afetler sonucu konut ve işyerleri zarar gören vatandaşlarımız için, devletimiz, Anayasamızdaki sosyal devlet ilkesi gereğince, kamu imkânlarını daima seferber etmiş ve etmeye devam etmektedir; ama, ne yazık ki, 17 Ağustos depreminde seferber edilen kamu imkânlarının yeterince hak sahiplerine ulaşmadığı noktasında deliller mevcuttur. Halen 17 Ağustos depreminin mağdurları vardır. Yakın zamanda meydana gelen Bingöl depreminin de yaraları henüz yeterince sarılmamıştır. Bu konunun hassasiyeti gözönünde bulundurularak, bu dönem, Meclisimizde, doğal afetleri doğrudan veya dolaylı ilgilendiren birçok yasaya iktidar ve muhalefet birlikte olumlu oy vermiştir.

Doğal afetlerle ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; 1999 yılında yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname; 4123 sayılı Kanuna eklenen geçici maddeyle, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının koordinasyonunda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aracılığıyla afetzedeler için konut kredisi, güçlendirme projesi ve onarım işleri için kredi imkânı; 2985 sayılı Toplu Konut Kanununda yapılan değişiklikle, ihtiyaç halinde birimler kurulması; Arsa Ofisi vasıtasıyla afetzedeler için arsa üretilmesi, bu arsaların hakikî ihtiyaç sahiplerine dağıtılması; bunların hepsi önemli, ülkemizin ve halkımızın ihtiyaç duyduğu yasalardır; partimiz de destek olduğu bu yasaların takipçisi olacaktır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin imarını ve altyapı hizmetlerini üstlenmiş Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 2003 yılı bütçesi yeterli değildir. Ülkemizin en büyük yatırım kuruluşu olan Karayolları Genel Müdürlüğünün 2002 yılındaki yatırım ödeneğinin genel bütçeye oranı yüzde 1,5 iken, 2003 yılında yüzde 1'e düşmüştür. Bu bütçeyle köy yollarımızın bakımını yapmak, yeni yollar açmak bile mümkün değildir. Doğu Anadolu'ya hayat verecek, araziyi sulayacak, enerji darboğazını çözecek, bölgenin makûs talihini yenecek, işsizliği ve beraberinde anarşiyi yok edecek GAP, Morgedik, Yazıcı gibi barajları bu ödeneklerle tamamlamak hiç mümkün değildir.

Ülkemiz için büyük önem arz eden ve 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Yasası ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve uygulama yönetmelikleriyle ilgili, kamuoyunda son dönemde yaşanmakta olan tartışmalar malumunuzdur. Yasaya genel prensipler çerçevesinde olumlu bakılmakta, ancak, uygulamada ise, bazı noktalarda sivil toplum kuruluşlarından değişiklik önerileri gelmekte, bazı aksaklıkların düzeltilmesi istenmektedir. Önümüzdeki haftalarda bazı düzenlemeler yapılarak Yüce Meclisimize gelecek olan Kamu İhale Kanunu Tasarısının Avrupa Birliği normlarına uygun, kamuoyunun beklentilerine cevap verecek bir yapıda son şeklini alması en büyük dileğimizdir.

İller Bankası, Devlet Su İşleri, Toplu Konut İdaresi için ayrılan bütçeler içerisinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya ayrılan paylar yetersizdir. Bakanlığın çeşitli kuruluşlarına ait yatırım programları incelendiğinde, bu bölgelerimize refah sağlayacak yatırımların bulunmadığı görülmektedir. İşçimize, memurumuza, çiftçimize, köylümüze, esnafımıza, açlık sınırında yaşayan 12 000 000, yoksulluk sınırında yaşayan 15 000 000 insanımıza insanca yaşanılabilir ekonomik hayat standardının yakalanması için 59 uncu hükümeti duyarlı olmaya çağırıyor ve gerekli projeler üreterek, yeni kaynakları devreye koyarak, zor ve çekilmesi acı olan bu yaşam seviyesini bir an önce rahatlatıcı bir düzeye getirmesini diliyorum.

Emekçi kesime 16 katrilyon vergi yükü yükleyen bir bütçeyle yatırımsız bir yıl geçirmeye mahkûm edilen doğu ve güneydoğuda barışın ve kardeşliğin tesisi için, bölgelerarası farklılaşmayı ortadan kaldırmak için, mutlak surette, bu iki bölgemizde kalkınmaya yönelik acil planların ve yatırımların devreye sokulması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı üzerinde konuşma yaparken, fırsat bulmuşken bir konuyu belirtmek istiyorum. Bundan beş gün önce Ağrı İlimizdeydim. Daha önce birkaç defa Yüce Mecliste bu kürsüden siz sayın milletvekillerimize hitap ederken, Doğu Beyazıt İlimizin sınır kapısının dramını anlatmıştım. Nitekim, bundan altı gün önce, günlük geçimini sağlamak için, günübirlik olarak karşı tarafa geçip, Maku veya Tebriz'den birtakım eşyalar alıp torbalarla bu tarafa geçirmek isteyen vatandaşlarımızın gece saat 12.00'yi geçirmemek için sabırsız davranmaları neticesinde ve getirilen malların tasnifinin -kendilerine listede verilen kalemler dışında mal getirdikleri için- çok uzun zaman alması nedeniyle, büyük birikme olmuş ve bu arada, oradaki güvenlik kuvvetlerimiz ile sınırdaki Doğu Beyazıtlı hemşerilerimiz arasında, hiç de hoş olmayan -ama, organizeli değil- münferit bir kavga meydana gelmiş ve bunun üzerine 28 yurttaşımızın şu anda tutuklanmış olması söz konusudur.

Ben, başta İçişleri Bakanımıza ve sınır ticaretinden sorumlu Sayın Devlet Bakanımıza bölgemin bir dileğini iletiyorum; lütfen, bu yurttaşlarımızın tutuklama işlemleriyle ilgilenilsin, hükümetimiz bu konuya duyarlı olsun.

Eğer gerçekten -samimî söylüyorum- biz, Türkiye Cumhuriyetinin millî sınırları içerisinde hepimiz kardeşlik bağıyla bağlı, yurttaşlık bağıyla bağlı ve burada bir Kürt-Türk, doğu-batı ayırımı yapmaksızın bir düşünce sistematiği içerisinde hareket edeceksek -eğer bugün batıda 28 kişi hiç yoktan gözaltına alınmış olsaydı, zannederim, en az 5-10 bakanımız oraya intikal ederdi- şu insanları lütfen sahipsiz bırakmayalım.

365 milletvekiliyle iktidar olan AK Parti İktidarı, lütfen, buna duyarlı olun; sizi göreve çağırıyorum, başta bütün bakanlarımızı göreve çağırıyorum. Organizeli olmayan, terör olayıyla ilişkisi olmayan, siyasal olmayan, ama, sırada itişme kakışma neticesinde oluşan bu olayda güvenlik kuvvetlerimizin havaya ateş açması, oradaki yurttaşlarımızın izzeti nefislerini rencide edecek düzeyde bir davranışın içerisine girmesi bizi üzüyor.

Lütfen, başta Sayın İçişleri Bakanımızın bu olaya müdahale etmesini diliyorum. Onlar bizim yurttaşlarımız. Onlar, ülkelerine, vatanlarına kanının son damlasına kadar bağlı olan, dürüst, vefakâr vatandaşlarımız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NACİ ASLAN (Devamla)...coğrafyanın ve tabiatın bütün zorluklarını her gün yaşayarak hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Bu nedenle, ben, bu konuyu, fırsat bulmuşken arz ettim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 15 Temmuz 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook