İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 6. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895

Necati Uzdil

Osmaniye Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Ekim 2005 · 688 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necati Uzdil (CHP), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895); konuşma 688 kelime.

Necati Uzdil (CHP, Osmaniye). “Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necati-uzdil-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NECATİ UZDİL (Osmaniye)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan araştırma komisyonu raporu hakkında, komisyonun bir üyesi olarak, kişisel görüşlerimi belirtmek üzere söz aldım; öncelikle, sizleri saygıyla selamlarım. Yeni yasama yılının da sizlere başarılar, yurttaşlarıma güzellikler getirmesini dilerim.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda bir araştırma komisyonu kurdu. Ben, burada bunların tarihinden bahsetmek istemiyorum. Ayrıca, konuşmacı diğer arkadaşlarım, size, dünyada ve Türkiye'de patatesin önemini, yerini anlattı. O rakamları da geçiyorum. Bu konuda yeteri kadar bilgilendiğiniz inancındayım. Ben, işin bir başka yönüne bakmak istiyorum. Patates üreticileriyle görüşmelerimizden ve onların psikolojilerinden bahsetmek istiyorum sizlere daha çok. Yoksa, burada, çıkıp, anladığım kadarıyla, AKP sözcülerinin anlattıklarına göre, Niğde'de, Nevşehir'de, herhalde, patates üreticilerinin hiçbir sorunu kalmamış. Bunların sorununu çözen Sayın Tarım Bakanımıza ve Tarım Bakanlığı mensuplarına da teşekkür ettik; burada neyi konuşuyoruz allahaşkına sevgili arkadaşım?! Sevgili Niğdeli milletvekilleri, Nevşehirli milletvekilleri, ne oldu karantina bölgeleri; her şey güllük gülistanlık mı?!

Değerli arkadaşlarım, komisyonumuz iki aşamalı çalıştı. Bir tanesi büro çalışmasıydı. Bu konuda Türkiye'nin uzmanları bizleri bilgilendirdiler. Bizlere bilgi verdiler. Kendilerine göre sorunları belirlediler, çözüm önerileri sundular. Komisyonumuzun bence en önemli ikinci aşaması arazi çalışmalarıydı. İşte, arazi çalışması deyince, konu patates olunca, tabiî ki, ilk akla gelen yerler Niğde ve Nevşehir olacak. Çünkü, patates ekiminin yüzde 30-35'i, üretiminin yüzde 40-45'i bu iki ilde yoğunlaşıyordu. Ayrıca, bir başka önemli konu da vardı, son yıllarda patateste çok çok önemli bir sorun meydana gelmişti. Neydi; ben söyleyeyim; patates siğili. Her ne kadar, Tarım Bakanlığımız, konunun önemi hakkında toplumun ve üreticilerin dikkatlerini çekmek için patates kanseri deseler de, buradan, hem sizlere hem tüm Türkiye'deki yurttaşlarıma sesleniyorum: Patates kanseri diye bir şey yok. Bunu buradan söylüyorum. Patates siğili diye bir hastalık ve mantarî bir hastalık sevgili arkadaşlarım. İşte, bu bölgedeki çiftçi arkadaşlarımın psikolojisini sizlere aktarmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu çalışmalara, arazi çalışmalarına Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığımızın ilgili bürokratları ve bölgedeki mahallî ve mülkî yöneticilerimiz de katıldı. Üretici, çiftçi ilk defa böyle bir heyeti karşısında gördü, bunun mutluluğunu yaşadı sevgili arkadaşlarım. Umutsuzluklarını, bezginliklerini, çaresizliklerini bir kenara koydular; kısa süreli de olsa, sahipsiz olmadıkları hissine kapıldılar ve gerçekten, gelecek için ümitlendiler; sıkıntılarını anlattılar, beklentilerini söylediler, içlerini döktüler; rahatladılar. Hani, Anadolu'da bir laf var ya, fakirin ekmeği… İşte, bizim oradaki görüşmelerimizle umutlandılar. Aslında, konu, bu kadar önemliyken, o bölge için bu kadar önemliyken, çiftçi, şu anda ümitsiz.

O bölgede, yıllar önce, patates üretimi önem kazanmış; çiftçiler, patates üretimi konusunda uzmanlaşmış arkadaşlarım ve bu bölgede, kendileri, devletin hiçbir katkısı olmadan yıllardır yatırım yapmışlar; 100-200 metreden yeraltı sularını çıkararak, burada patates üretimini geliştirmişler, elektriklerini çekmişler… Her şey güzel, her şey iyi, taa ki, sevgili arkadaşlarım, 1998 yılına kadar... 1998'den sonra ne olmuş; tüm sorunların sebebi, o zamanki krizlerin sebebi, o zamanki beceriksizliklerin sebebi sanki çiftçiymiş gibi, tarım sektörü, karadelik olarak gösterilmiş ve ülkede, çiftçiler perişan olmuştur. İşte, o bölgedeki patates üreticileri de bunlardan nasibini almış sevgili arkadaşlarım.

Bir de, bunun üzerine, demin söylediğim gibi, 2001 yılında ilk defa görülen patates siğili çıkmış… Evet, patates siğili diyorum, kesinlikle, buradan hem yurttaşlarımı hem de sizleri bilgilendiriyorum, Tarım Bakanlığı mensuplarını da uyarıyorum, bir daha "patates kanseri" lafını ağızlarına almamasını diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, biz, yıllardır, devleti küçültelim dedik; ama, maalesef, devletimizi küçültmedik, bakanlığımızı küçültmedik ve bugünkü haliyle, acizleştirdik diyeceğim.

Patates, yıllar sonra ümit olmaktan çıktı. Köyler, kasabalar karantinaya alındı sevgili arkadaşlarım. Bakanlık her ne kadar yanlış yaptıysa, bundan sonra, inşallah, düzeltir işleri.

İşte, değerli arkadaşlarım, patates araştırma komisyonu böyle bir dönemde kuruldu, böyle bir dönemde göreve başladı. Görevin en güzel yanı, en heyecanlı kısmı, saha çalışmalarında üreticiyle olan bire bir görüşmelerdi. Onlar, en kötü günlerinde devletlerini yanlarında hissettiler, ümitlendiler, rahatladılar; hastalığın nasıl geldiğini, nasıl yayıldığını anlattılar; iyi tohumluk, kaliteli tohumluk diye hastalıklı tohumların nasıl ülkeye sokulduğunu, suçluların kimler olduğunu anlattılar; hatta, bunların bulunup, cezalandırılmasını istediler. Bunların tümü, bu komisyonun tutanaklarında var. Nasıl elektrik borcu batağına düştüklerini anlattılar. Tüm yatırımlarını kendilerinin yaptığı elektrik fiyatının AKP döneminde nasıl artırıldığını anlattılar. Sevgili arkadaşlarım, borçların katlanarak nasıl büyüdüğünü anlattılar. Şu anda dünyanın en pahalı elektriğini kullandıklarını anlattılar. Tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını, Ziraat Bankasına olan borçlarını, Bağ-Kur primlerini ödeyemediklerini anlattılar. Hayalî ihracatçılara, sahte faturacılara af getirilirken, kendilerinin sıkıntıya nasıl sokulduğunu anlattılar değerli arkadaşlarım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

12 konuşma daha · 12 Ekim 2005

12 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook