İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Nihat Ergün

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 45. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mart 2003 · 810 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Ergün (AK Parti), 13 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 810 kelime.

Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 13 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-22-2003-03-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERGÜN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, tasarının 5 inci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, iş hayatımızı düzenleyen, çok önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Değerli arkadaşlarımız, yasa tasarısı hakkında muhalif görüşlerini de ifade ediyorlar; ama, bu tasarının Türkiye'de bir an evvel yürürlüğe girmesi için bekleyen işçi ve işveren kesimlerinin de olduğunu biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, 5 inci madde, biliyorsunuz, işyerlerindeki eşitlik ilkesini düzenleyen bir maddedir. Bu maddeyi şu açıdan ele almakta fayda var: Gerçekten, AK Parti bu yasayı düzenlerken, bu yasaya, gerek komisyondaki görüşmeleri gerekse hazırlanması sırasında emeği geçen birçok arkadaşın çalışmaları içerisinde, insan haklarına uygunluk ilkesi de diyebileceğimiz bir ilkenin derç edilmiş olması fevkalâde önemlidir.

Biliyorsunuz, insan hakları, bütün yasalar ve uygulamalar açısından çağdaş bir kriterdir. Yasaların ve uygulamaların meşruiyeti, bugünkü dünyada, sadece uygun yasama prosedürlerinden geçmiş olmasıyla sağlanmıyor; bu gerekli olmakla beraber, yeterli görülmüyor ve bunun bir yeterşartı olarak yasaların ve uygulamaların aynı zamanda insan hak ve özgürlüklerine uygun bir nitelik taşıması gerekiyor. Bu, sadece, Parlamentoda düzenlenen yasalar açısından değil, aynı zamanda hayatımızın diğer unsurlarındaki iş ve eylemler açısından da geçerli bir kriter olmalıdır.

Bu nedenle, işyerlerinde bütün ayırımcılıkların ortadan kaldırılmasına yönelik bir uygulamanın, işçi ve işverenler tarafından yapılmasını, bu yasayla istemek, elbette, fevkalade doğrudur.

Uygulamada, eğer, idare, işveren olarak idare ya da yönetim olarak idare ya da hükümet olarak idare birtakım sapmalar gösterirse, elbette bunun karşısında insanın başvuracağı yer, öncelikle yargıdır. Yasama, yürütme ve yargı dediğimiz üçlü ayırımın nedeni, idarenin, muhtemelen bazı zamanlarda hata yapabileceği ve bu hata karşısında, yargıda, insanların hakkını arayabileceği düşüncesine dayanır. Bu nedenle de, işyerlerinde işverenlerimizin elbette insan hak ve özgürlüklerine en büyük özeni göstereceklerini biliyoruz. Bu yasa tasarısı bunu düzenlemiş olmakla, bunu işverenlerin, işçilerin, bütün çalışma dünyasının dikkatine sunmuş olmakla çok önemli bir boşluğu doldurmuş oluyor.

Değerli arkadaşlar, belki sırrını tam olarak hepimizin de çözemediği bir doğal düzen içerisinde yaşıyoruz ve buraya bizler milletvekili seçildik, geldik. Elbette, bizler memleketin en bilgili adamları, en nitelikli adamları, en kıymetli adamları olduğumuz için buraya gelmedik. Bu memlekette bizden daha nitelikli, daha kıymetli, daha seçkin çok sayıda insan var; ama, bir şekilde, bu hayatın içerisinde, şimdi bizim parlamenter rolümüz, yasama organındaki ve yürütme organındaki roller oynanıyor. Hayatın başka alanlarında da insanlar elbette başka roller oynuyorlar. Bunların birçoğu bizim irademizin dışında gelişiyor. Kadınlar ve erkekler, kimse kadın olmak ya da erkek olmak iradesine doğrudan doğruya kendisi sahip değil ve bizim hayattaki rolümüz bu. Önemli olan, bu rolü sorumluluk ahlakı ve bilinci içerisinde oynamak ve yerine getirmektir. Elbette, iş dünyasında da böyle olmalıdır. İşçi olmak, işveren olmak ya da başka alanlarda hizmet görmek kimseyi çok önemli bir noktaya getirmediği gibi, çok önemsiz bir noktaya da getirmiş olmaz. Elbette, bu hayatın içerisinde işçinin de, işverenin de ayrı bir ehemmiyeti vardır. Hiç kimse işçi olduğu için, en küçük işten en büyük işe kadar bir işi yaptığı için hor ve hakir elbette görülemez, görülmemelidir de. Eğer işçi dediğimiz insanı beğenmeyen, işte, işçi takımı diye bakan, İzzet Beyin ifadesiyle, insana bir cıvata muamelesi, bir somun muamelesi yapan bir anlayış varsa, bunun, bırakın yasama organı içerisinde, insanî olarak tasvip edilmesini -bu elbette mümkün değildir; ama- İş Yasası dışında da bu tür uygulamaların önüne geçecek başka yasalarımız vardır, yargıçlarımız vardır, en azından, geleneklerimiz vardır, insanî değerlere sahip çıkma ahlakımız vardır.

O açıdan, hepimiz, belki bu vesileyle, insana ait, insanî değerlere ait sorumluluğumuzu bir kere daha hatırlamalıyız; zaten, hepimiz bu bilinç içerisinde hareket ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin birçok zenginliği vardır; yeraltı zenginliklerinden sırayla söz edilebilir; ama, ülkenin bazı yerüstü zenginlikleri vardır ki, bunlar gerçekten çok kıt şeylerdir. Mesela, çok cesaretli insan yeryüzünde azdır, çok bilgili insan da yeryüzünde azdır, çok zeki insan da yeryüzünde azdır. Bunlar, bir toplumun yeryüzü zenginlikleridir; ama, değerli arkadaşlar, bir toplumun en önemli yeryüzü zenginliklerinden bir tanesi, ülkenin müteşebbis gücüdür. Eğer, o ülkede müteşebbis güç yeterince dikkate alınmaz ve sahip çıkılmazsa, o müteşebbis gücün, ülkede inkişafı sağlayacak adımları atması fevkalade zor olur.

Geçmiş yönetimlerin uygulamaları, ne yazık ki, ülkemizin müteşebbis gücünü tahrip ederek, maalesef, yüzbinlerce, milyonlarca insanımızın da işsiz kalmasına neden olmuş, iş hayatına işçi olarak bile atılabilmesine imkân vermemiştir. Bu nedenle, ülkemizin az sayıda olan müteşebbis gücünü, muhakkak surette harekete geçirmeliyiz ve daha çok insanın istihdam edilebileceği süreci o müteşebbis gücün organizasyonunda görmeliyiz. Yoksa, müteşebbis gücü bir ülkenin serveti saymazsak, bir ülkenin zenginliği saymazsak, ülkemizin inkişafını sağlamamız mümkün değildir.

Çağdaş dünyada, devletçi bir ekonomik modelle ve merkeziyetçi bir yönetim modeliyle bir yere varmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz ve kabul ediyoruz. Bu nedenle, ülkemizin müteşebbis gücünü de harekete geçirecek bir anlayışla hareket etmemiz lazım geldiğini, gerçekten görmek gerekiyor.

Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısını, gerçekten bir an evvel ve süratle çıkarmamız gerekiyor. AK Parti Grubu olarak, biz, hepimiz bu tasarının arkasındayız ve ben, 5 inci maddesi üzerinde söz almış olduğum bu tasarının, milletimize ve memleketimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 13 Mart 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook