İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş sağlığı hizmetlerine ilişkin 161 sayılı sözleşmenin onaylanması (s.s.242)

Nihat Eri

Mardin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 39. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Ocak 2004 · 1.319 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Eri (AK Parti), 7 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİNE İLİŞKİN 161 SAYILI SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASI (S.S.242)); konuşma 1.319 kelime.

Nihat Eri (AK Parti, Mardin). “İş sağlığı hizmetlerine ilişkin 161 sayılı sözleşmenin onaylanması (s.s.242)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-eri-22-2004-01-07-is-sagligi-hizmetlerine-iliskin-161-sayili-sozlesmenin-onaylanmasi-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ERİ (Mardin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz önce kabul ettiğimiz 241 sıra sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile şu anda görüştüğümüz 242 sıra sayılı İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, yeni yılınızı kutluyor, 2004 yılının, ülkemize, barış, mutluluk ve refah getirmesini diliyorum.

Ayrıca, Suriye Devlet Başkanı Sayın Beşar Esad'ı, 1946 yılından bu yana Türkiye'yi ziyaret eden ilk Suriye Devlet Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görmekten memnuniyet duyduğumu, bu ziyaretin, bölgesel barışın sağlanması yönünde önemli bir adım olduğunu ve bu çabaların sürdürülmesi gerektiği kanaatimi ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; anılan her iki sözleşme, Uluslararası Çalışma Örgütünün onayladığı sözleşmelerdir. Bildiğiniz gibi "ILO" diye bilinen Uluslararası Çalışma Örgütü, dünyada ve öncelikle üye ülkelerde yaşama ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, barışın sağlanması amaçlarıyla 1919 yılında kurulmuş; örgüt, statüsüyle belirlenen amacına hizmet etmek üzere uluslararası çalışma ilkeleri geliştirmiş ve uluslararası sözleşmeler ile tavsiye kararları kabul etmiştir.

Örgütün uluslararası çalışma ilkeleri ile insan haklarına ilişkin programı, üye devletlerin, örgütün kabul ettiği sözleşme ve tavsiye uygulamalarının sağlanmasını ve denetlenmesini öngörmektedir.

176 üyeli Uluslararası Çalışma Örgütü, bugüne kadar 185 sözleşme ve 194 tavsiye kararı kabul etmiş; örgüte 1932 yılında üye olan ülkemiz, çalışma ve sosyal güvenlik konularında ILO standartlarına uyarak, ülkemizin bu alanda bulunduğu düzeyi yükseltmeye ve geliştirmeye ilişkin politikalarımızın bir göstergesi olarak, söz konusu sözleşmelerden bugüne kadar 54 tanesini onaylamış bulunmaktadır.

Yine, ulusal şartlarımız ve mevzuatımızın gerektirdiği uluslararası standartları yaşama geçirmek kapsamında, ILO sözleşmelerini onaylamak ve daha da önemlisi, gerektirdiği gibi uygulamak konusunda kararlı olan ülkemiz, ihtiyaçlarımız ve imkânlarımız çerçevesinde, yeni sözleşmelerin onaylanmasına yönelik çalışmalarını olumlu bir politika olarak sürdürmektedir.

Değerli milletvekilleri, toplumların ve hukuk kurallarının işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki yaklaşımları, zaman içerisinde, kadercilikten insanın kutsal ve temel hakkı olan yaşama hakkına doğru bir gelişim seyri izlemiştir.

(x) 242 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir..

İlk dönemde, çalışan insanın bir iş kazası sonucu yaralanması veya ölmesi, sadece kendisini ve ailesini ilgilendiren bir kötü kader gibi algılanmakta ve insanlar kendi acılarıyla baş başa bırakılmaktaydı.

İkinci dönemde ve sanayileşme sürecinde, iş kazalarının sayısındaki artış, toplumu bu konuda duyarlı kılmaya başlamış ve hukuk kurallarının oluşturulmasına başlanmıştır; ancak, bu dönemdeki temel strateji, riskin sonuçlarını onarmaya ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde işçinin zararını tazmin etmeye yönelik olmuştu.

Üçüncü dönemde, işyerlerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarının yalnızca sonuçlarının onarılması artık yeterli görülmemiş, kazaların önlenmesi için birtakım önlemler alınmıştır. İşçi sağlığının geniş anlamı içinde kabul edilmesi ve yaşam hakkıyla değerlendirilmesi, iş ilişkileri üzerinde etkisini göstermiştir. Bunun sonucu olarak, uluslararası insan hakları belgeleri, yaşam hakkını, insanlar için kutsal ve temel bir hak olarak düzenlemişlerdir. İşçi sağlığı, bu dönemde, tam anlamıyla bir insan sağlığı olarak algılanmıştır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin "herkesin yaşama ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı vardır" biçimindeki 3 üncü ve "âdil ve elverişli koşullarda yaşama hakkı vardır" yönündeki 23 üncü maddeleri, ulusal anayasalara esin kaynağı olmuştur. Bu konu, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 12 nci maddesinin ilk paragrafına da yansımıştır. Buna göre "bu sözleşmeye taraf devletler, herkesin, erişilebilir en yüksek bedensel ve ruhsal sağlık standardından yararlanma hakkını tanır" denilmektedir.

Avrupa Konseyi normlarında, işçi sağlığı ve güvenliği önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa Konseyi, 1996 tarihinde kabul edilen Gözden Geçirilmiş Sosyal Şartta, işte sağlık ve güvenlik hakkının 3 üncü maddesinde, üye devletler, işçilerin sağlığı ve güvenliği ile işyeri ortamı konusunda birbirleriyle uyumlu ulusal bir program oluşturmak konusunda uyarılmışlardır.

Konuyu güncelleştirerek günümüze getirdiğimizde, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yeni ve daha kapsamlı bir anlayışın egemen olduğu gözükmektedir. Koruyucu önlemlere ek olarak, çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusu da ele alınmaktadır. Çağdaş toplumların insanı, daha iyi yaşamayı, daha rahat ve daha iyi bir ortamda çalışmayı arzu etmekte ve devletten bunu talep etmektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan kapsamlı hukukî düzenlemeler ve yeni bakış açısı, ne yazık ki, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde tek başına yeterli ve başarılı olmamıştır. Bu konudaki istatistikler, önümüze kara bir tablo sermektedir. ILO'nun 2003 yılında yayımladığı en son istatistiklere göre, dünyada, her yıl, 2 000 000 insan iş kazası ve meslek hastalığı sonucu yaşamını yitirmekte; 270 000 000 iş kazası, 160 000 000 meslek hastalığı meydana gelmektedir. Tüm dünyanın brüt gayri safî millî hâsılasının yüzde 4'ü, bu kazalar ve hastalıklar sonucu yitirilmektedir.

Türkiye'de, 3 000 000 işçinin SSK'ya kayıtlı olduğu 1988 yılında, 71 000 iş kazası olmuş, bunlardan 1 163'ü ölümle sonuçlanmıştır. 23 000 000 kayıtlı çalışanın bulunduğu İngiltere'de, aynı yıl içerisinde meydana gelen ölümlü iş kazası sayısı sadece 250'dir. Türkiye'deki ölümlü iş kazalarının Avrupa ülkelerine oranla çok yüksek olduğu görülmektedir. OECD ülkelerinde iş kazaları sonucu meydana gelen maddî zararların gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 3 düzeyindedir. Türkiye'deki durumun bu oranda olduğunu varsayarsak, her yıl, iş kazaları sonucu 7-8 milyar dolar gibi bir rakamın millî servetten kaybolduğu görülmektedir. Değerli arkadaşlar, bu rakam, bütçemizde yatırıma ayırdığımız rakam kadardır; İmar Bankasında hortumlanan para kadardır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; şimdi, ülkemiz tarafından onaylanan 155 sayılı İşçi Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin ILO Sözleşmesi ve şu anda görüşmekte olduğumuz 161 sayılı İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin ILO Sözleşmeleri hakkında kısaca bilgi sunmak istiyorum.

155 sayılı İşçi Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansının, 1981 tarihinde Cenevre'de yapılan oturumunda kabul edilmiş; sözleşmeyle, üye ülkelerin, işçi ve işveren kuruluşlarına danışarak, iş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamı konusunda bir ulusal politika belirlemeleri amaçlanmıştır.

Sözleşmenin, ekonomik faaliyet alanları kapsamında çalışan bütün işçilere uygulanacağı, işin gereğinden kaynaklanan önemli ve özel sorunlar yaratabilecek belirli faaliyet alanlarını tamamen veya kısmen uygulama alanı dışında tutabileceği, uygulama alanı dışında tutulan bütün ekonomik faaliyet alanlarının nedenlerini ve bu alanlarda çalışanların korunması için alınmış önlemlerin listesini ilk uygulama raporlarında belirtmeleri hüküm altına alınmıştır.

161 sayılı İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin Sözleşme de, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansının, 7 Haziran 1985 tarihinde Cenevre'de yapılan 71 inci oturumunda kabul edilmiş olup, işçinin, işinden kaynaklanan hastalık ve yaralanmalara karşı korunmasını esas almaktadır.

Sözleşmede "iş sağlığı hizmetleri" terimi açık bir şekilde belirtilmiş ve işverenlerin, işçiler ile onların temsilcilerinin işle ilgili azamî fiziksel ve zihinsel sağlık koşullarını karşılayacak düzeyde güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmaları hüküm altına alınmıştır.

İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olmak üzere, hükümetimiz, son dönemde çok ciddî adımlar atmış bulunmaktadır. Bu çerçevede, 4947 sayılı Kanunla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde bir İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ihdas edilmiş ve Avrupa Birliği uyum çalışmaları çerçevesinde, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak, son bir ay içerisinde 11 yönetmelik yayımlanmış ve bir o kadarıyla ilgili çalışmalar son aşamasına getirilmiştir.

Bu yayımlanan yönetmelikler, gerçekten çok önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bunlar, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliktir. Bildiğiniz gibi, bilgisayarın yoğun olarak kullanılması, bu konuda düzenleme yapmayı zorunlu kılmaktadır.

Gürültü Yönetmeliği; gürültülü çalışan aletler, işçi sağlığında, onun kan dolaşımında bozukluklara neden olmakta, eklemlerinde ve kemiklerinde birtakım arazlar meydana getirmektedir. Bununla ilgili yönetmelik ilk defa yayımlanmaktadır.

Titreşim Yönetmeliği, hakeza, ilk defa yayımlanmıştır. Titreşim yapan aletler de, işitme bozukluğuna neden olmakta ve sinir sistemi üzerinde etkiler meydana getirmektedir.

Buna benzer birçok yönetmelik, son bir ay içerisinde yayımlanmıştır. Bunlar, önemli gelişmelerdir.

Yukarda belirtmiş olduğum tüm bu çalışmaların ve söz konusu iki sözleşmeyi onaylamamızın amacı, ülkemizdeki çalışma ortamı ve şartlarını iyileştirerek, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını asgarî düzeye indirmek, çalışanların ve ailelerinin sıkıntılarını azaltmak ve bu vesileyle, ülke ekonomisine ve çalışma barışına katkıda bulunmaktır.

Adı geçen sözleşmelerin onaylanması, hem Hükümet Programının uygulanması hem de ILO'yla ilişkilerimizin geliştirilmesi ve AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programında yer alan sözleşmeler ve protokol onay çalışmalarının, öngörülen zamanda gerçekleştirilmesi bakımından önemlidir. Yine, sözleşmelerde öngörülen hükümlerin ülkemizde esasen mevcut olması ve çalışma mevzuatımızda öngörülen hükümleri engelleyici bir hükmün bulunmaması, Uluslararası Çalışma Örgütü ilkelerinin uygulanmasıyla -ekonomik faaliyet alanlarında- çalışanların yaşama ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve uluslararası ilişkilerimiz açısından söz konusu sözleşmelerin onaylanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Bu görüşler ışığında, Grup olarak, tasarıya olumlu oy vereceğimizi belirtir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 7 Ocak 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook