Çalışma saatleri hakkında
Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 883 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 883 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2003-03-16-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son iki maddesini görüştüğümüz bir tasarı söz konusu. 9 uncu maddede, bir anlamda, bu tasarının geçmiş maddelerini de bir gözden geçirmek üzere söz aldım. Aslında, bu tasarıyla -yasalaşması beklenecek; ama, belki de, tekrar Meclisin önüne de gelmesi beklenebilecek bu tasarıyla- Türkiye'de, çalışanların hakları itibariyle yeni olumsuzluklar devreye sokulmaktadır.
Bir kere, biraz önce belirtildi; 6 ncı maddeyle getirilen sağlık katkı payıyla -ki, dün de belirtmiştim- emeklilerinden sigorta pirimi alan tek dünya ülkesi olacağız. Bakınız, size bir şey hatırlatayım: Emekli aylıklarına haciz dahi getirilemez arkadaşlar; emekli aylıklarından ne vergi alınır ne prim alınır ne haciz getirilebilir. Siz, burada bir ilke imza atıyorsunuz. Bunu, burada, bizim de önerimizle getirilen, bu emekli ettiklerimize bir aylık fazla ikramiye vermek çözmez; bu, bir teselli mükâfatı; bu, düzeltmez. Yani, burada, biraz önce bizim de katıldığımız, aslında, bizim önerdiğimiz bu önergeyle bu işi düzeltemeyiz. Burada, haciz dahi getirilemeyen korunmuş bir emekli aylığına siz prim getiriyorsunuz. Bunun yanlış olduğu konusunda kendi hükümetinizi uyarmıyorsunuz, bu yanlışa ortak oluyorsunuz.
Sevgili arkadaşlarım, bakınız, biraz önce, burada, AK Parti İstanbul Milletvekili değerli bir arkadaşımız iki kez söz aldı -buraya gelen aklına geleni, ağzına geleni söylüyor- ve "bilgiyle konuşmak gerekir" dedi ilk konuşmasında ve bize burada şu bilgiyi verdi: "Hak sahipleri lehine bu düzenleme yapılıyor, 65 yerine 61'de emekli oluyor." Yani, eğer, bu kadar bilgiyle Meclisi aydınlatıyorsa vay halimize sevgili arkadaşlar, vay halimize!.. Bu, burada, dünden beri tartışılan bir şey. Kaç kişi söz aldı, söyledi. Burada siz, zaten emeklilik hakkını kazanmış olanlara, 61 yaşında olanlara, ne yapıyorsunuz "sen 65 yaşına kadar çalışamazsın" diyorsunuz, yani, çalışma hakkını elinden alıyorsunuz. O insan 61 yaşında zaten emeklilik talebinde bulunma hakkını elde etmiştir. Yani, bilgi vermek için, ilk önce, bilgi sahibi olmak gerekir. Yani, ilk önce okuduğumuzu anlamak gerekir. Burada bu kadar algılama sorunu olan bir yasa geçiyorsa, sorun var arkadaşlar, Meclisin çalışmasında sorun var. Lütfen, bu kürsüye gelip de akıl satanların, en azından, biraz bilgi edinmesini rica ediyoruz.(CHP sıralarından alkışlar)
Burada, emekliliği hak kazanma yaşını indirmiyoruz. Burada, çalışanların yaş haddinden emekli olma yaşını aşağıya çekiyorsunuz, onlara çalışamazsınız diyorsunuz. Bakın, bir başka şey daha yapıyorsunuz. Anayasanın 7 nci maddesini okuyalım, Anayasanın 7 nci maddesi şunu söylüyor: "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." Siz, bu yetkiyi devrediyorsunuz. Siz, bu yetkiyi kime devrediyorsunuz; yürütmeye devrediyorsunuz. Diyorsunuz ki : "Ey yürütme, biz bu yaşı 65'ten 61'e indirdik; ama, sen, uygun gördüğün şekilde, keyfine uygun olarak bunu 61 olarak uygulayabilirsin". Yani, biz ne yapıyoruz burada; yasama yetkimizi devrediyoruz. Anayasaya aykırı bir işlem yapıyoruz. Biz bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz, açık söyleyeyim; Anayasaya aykırı bir işlem yapıyorsunuz. Üstelik, siz, sınırları net, açık, anlaşılabilir olmayan bir yetki devrediyorsunuz. Hangi meslek grubunda, hangi yaş; 65'ten kaça çekeceksiniz, 63'e mi, 62'ye mi, 64'e mi, 61'e mi; hangi meslek grubunda, nasıl yapacaksınız? Yani, burada sınırsız ve belirsiz bir yetki devretmektesiniz ve bunun farkında değilsiniz. Anayasanın 7 nci maddesi... Bu, Meclisin haklarını gasbetmek anlamına gelir. Meclis, kendi eliyle kendi haklarını yürütmeye teslim etmemelidir ve bir Anayasa hatası, suçu işliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, burada, bu yasanın çelişkilerine dikkat çekildi. Bu yasada deniliyor ki, aktuaryel denge. Biraz önce Sayın Kılıçdaroğlu söyledi, hangi aktuaryel denge? Türkiye'de aktif-pasif oranı çok bozulmuştur. Normalde 4 çalışana 1 pasif sigortalı düşmesi gerekirken, bu, 1,8'e 1'dir. Siz burada ne yapıyorsunuz, 65 yaşı 61 yaşa çekerek, bu aktif-pasif dengesini Emekli Sandığı itibariyle bozuyorsunuz. Bu mu aktuaryel dengeyi savunmak?
Yani, hiç olmazsa bize tutarlı gerekçeler getirin de, biz de inanalım bari yahut da biz bunu getirdik, gerekçe falan yok, böyle istedik böyle oldu deyin; ama, hiç olmazsa yanıltıcı gerekçe söylemeyin, olmuyor. Bu Meclisin zekâ düzeyiyle alay edilmesin, bunu yapmayalım değerli arkadaşlar ve değerli hükümet.
Bakınız, ayrıca, Bakanlar Kurulunca, sübjektif ölçülerle, hangi kamu personelinin hangi süre 61-65 arasında çalışacağı yetkisini vermiş durumdayız -ki, bu dönecektir, Cumhurbaşkanından dönmezse Anayasa Mahkemesinden dönecektir- öbür taraftan, bu, Anayasanın 10 uncu maddesiyle bağdaşmayacağı gibi, 1966 yılında 811 sayılı Yasayla onayladığımız ILO'nun, İş ve Meslek Bakımından Ayrım Hakkındaki Sözleşme hükümlerine de aykırı bir düzenleme yapmış oluyoruz.
Bir başka şeyi söyleyeyim : Anayasanın 60 ıncı maddesi sosyal güvenlik hakkını düzenleyen madde itibariyle bakarsak, herkesin, sosyal güvenlik hakkının güvencesi altında olduğunu düzenliyor.
Şimdi, biz, burada, bir düzenleme yapıyoruz. Bu düzenleme, emeklilik yaşını ki, bu emeklilik yaşı herkes için bilinen bir yaştır. Yani, düşünün ki, memuriyette çalışanlar, 65 yaşında emekli olacaklarını düşünerek, bunu planlayarak çalışmaktadırlar; kendi hayatlarını buna göre düzenlemişlerdir, belki, mekân seçimlerini buna göre düzenlemişlerdir. Büyükelçidir, 60 yaşındadır; kendi büyükelçilik süresini, emekli olunca nerede yaşayacak, edecek, emekliliğinde nerede bir konut sahibi olacak, nasıl geçinecek... Bütün bunları, hayatını düzenlemiştir. Siz, birden bu insanlara "hayır, ben bir yasa getirdim, sen, şimdi, dört yıl önce emekli olacaksın" diyorsunuz. Yani, ona, yarınını güven içinde planlamış olan bu insana, buradan bir darbe indiriyorsunuz. Bu, Anayasanın 60 ıncı maddesi açısından, ciddî bir sorun teşkil etmektedir.
Bakın, ben size başka örnekler vereyim: Şimdi, 81 ilimizde vali var. Bu 81 valinin beşte 1'i 61 yaş sınırının üzerindedir. Daha ilginç bir şey söyleyeyim: En son valiler kararnamesiyle sizin atadığınız 10 vali 61 yaşın üzerindedir. Yani, ne yapmak istiyorsunuz?! Böyle devlet yönetimi olur mu?! Böyle kamu yönetimi olur mu?! Yani, burada, gerçekten, bizi şaşırtacak biçimde, devlet yönetiminde zafiyet gösteriliyor ve bu zafiyet, burada, her gün önümüze geliyor. Biz, açıkçası, eleştirmekten bıktık, yorulduk arkadaşlar; bu kadar olmaz! Lütfen, toplumun bütün kesimlerinin çıkarlarını düşünerek, keyfîliğe, kadrolaşmaya izin vermeyen bir anlayışla bunları düzenlemeyi öğrenelim.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 16 Mart 2003
