Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)
Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Mart 2005 · 934 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oğuz Oyan (CHP), 23 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 934 kelime.
Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-22-2005-03-23-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
OĞUZ OYAN (İzmir)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, benim buradaki konuşmalarımın sizi rahatsız edecek bir tarafı yok. Burada, hep beraber, gerçekleri, toplumun huzurunda öğrenmeye, tartışmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla -biraz önce de gördüm, büyük bir ilgi ve dikkatle izlediniz, teşekkür de ediyorum- bu tartışmanın bu şekilde noktalanmaması gerekiyor; çünkü, bu, çok büyük bir tartışma.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, size bir iki şey daha söyleyeyim. 3 Temmuz 2003'te İmar Bankasına el konuyor, sadece tavan sınırsıza çekilmiyor, bir şey daha yapılıyor; ticarî mevduatlar kapsama alınıyor.
Değerli arkadaşlarım, ticarî mevduatlar hiçbir zaman Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamında değildir. Ben, şimdi, onu da soruyorum; o ticarî mevduatlar kapsama alındığında bundan kimler yararlandı, hangi yakınlar yararlandı, bunu bilmek istiyorum; hepimiz, herhalde, bilmek istiyoruz, değil mi değerli arkadaşlarım. Bu, olmayan bir şey; çünkü, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, tasarruf mevduatlarından yapılan prim kesintileriyle gelir sağlayan bir fondur; ticarî mevduatlar bunun kapsamında değil. O zaman, nasıl oldu da ticarî mevduatlar kapsandı. Türkiye, bir hukuk devleti mi, bir muz cumhuriyeti mi; ben, bunu öğrenmek istiyorum. Yani, herkes önüne geldiği gibi karalayacak mı? Biz, bir hukuk devletinin millet meclisi miyiz? Bunları tartışmak zorundayız.
Tabiî, burada başka şeyler var. 12 Haziranda Çukurova Kepeze el konuluyor; herkes İmar Bankasına el konulacağını bekliyor, el konulamıyor. Niye; çünkü, BDDK'nın yönetimi eksik, yönetime tanıdık isimler bulunamadı.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir şey olabilir mi?! Bu kadar kritik bir dönemde o kurul boş bırakılır mı? Hiç olmazsa, oradaki BDDK'nın yazısına uygun olarak süreyi geçici olarak uzatsanız -içindekiler- ve bankayı el koyma kararı alınsa. Bunu almıyorsunuz; 600 trilyonun üzerinde bir kaynak transferi oluyor ve şimdi "onu ödemeyiz" diyor. Nasıl ödemezsiniz?! Yani, 3 Temmuzdan geriye dönük 30 gün içinde olan off-shore'lardan tasarruf mevduatına dönüşlere ödemeyiz. 35 gün önce döneni ödeyeceksin, 30 gün önce döneni ödemeyeceksin; bu da, bir kere, Anayasanın sosyal devlet ve eşitlik ilkelerine aykırı bir olay.
Tabiî, hazine bonosu benzer bir olay. Hazine bonosu dediğimiz sistem, mevduattan daha garantili bir olay aslına bakarsanız. Hazine bonosu, devletin garantisi var, devletin kâğıdı; ama, bu banka, yıllarca, böyle bir yetkisi olmadan hazine bonosu satmış. Devletin kurumları ortada. Vatandaş ne bilsin; bankaya gidiyor, müdüre çıkıyor Ayşe hanım teyze; diyor ki müdür, teyze paranı mevduat yerine bonoya yatıralım, daha çok kazanırsın. O da, iyi evladım diyor, veriyor. Peki, nerede şimdi onun parası? Biz şey yapmadık, o banka yetkisiz diyor. Vatandaş nereden bilecek? Senin kurumun var; SPK'n var, BDDK'n var. Bunlar nerede?! Siyasîler nerede?! BDDK bir iki kere yazı yazmış; siyasîler niye uygulamamış?! Dolayısıyla, hazine bonosunu ben garanti etmem, uygulamam; çünkü, o banka yetkisizdi diyemezsiniz. Diyemezsiniz; çünkü, bunu kontrol etmek, bunun için maaş alan, bunun için para alan sizlerin, bürokratların görevi, vatandaşın işi değil, vatandaşın görevi değil. Açığa satış da yapmış. Açığa satış yapan da birçok banka var; sadece İmar Bankası değil. Siz, bu hazine bonolarını mutlaka ödemek zorundasınız; çünkü, o hazine bonolarını vatandaş, bunları bilmeden almıştır. Bu, mutlaka devlet garantisinde olmak zorundadır.
RECEP GARİP (Adana)Maddeye gelecek misiniz, maddeye!
OĞUZ OYAN (Devamla)Madde bunlarla ilişkili. Siz burada af çıkarıyorsunuz! Bununla ilişkili.
RECEP GARİP (Adana)Maddenin dışında konuşuyorsunuz.
OĞUZ OYAN (Devamla)Şimdi, İmar Bankasına el konulduğunda Sayın Başbakan bir açıklama yaptı; dedi ki: "Yani, 3-4 puan fazla faiz almak için bu bankayı tercih ederken bize mi sordunuz!" Bir Başbakanın yaklaşımına bakınız!
Değerli arkadaşlar, ben, size başka bir soru sorayım. 12 Haziranda Çukurova-Kepeze el koydunuz; iki gün sonra da Petkimi Uzanlara verdiniz, 3-4 milyon dolar fazla verdi diye. Şimdi soru: Vatandaşa diyorsun ki, 3-4 puan fazla faiz verdi diye niye gittin yatırdın, yatırmasaydın. Peki, sen, 3-4 milyon dolar kâğıt üzerinde fazla verdi diye, Çukurova Kepeze el koyduktan sonra nasıl gittin Petkimi verdin?!
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)O zaman da vermeseydiniz derdiniz.
OĞUZ OYAN (Devamla)Bunun cevabını verin, bunun cevabını verin; Başbakan versin siz veremiyorsanız.
Değerli arkadaşlarım, böyle devlet yönetilmez, böyle hükümet olunmaz. Bakınız, şimdi, bu 20 nci maddede getirilen bir şey daha var, tarım satış kooperatifleri birliklerinin 2000 öncesi borçlarının tahkimiyle ilişkili. Türkiye'de 16 tane tarım satış kooperatifi var. 8 tane birlik, şu ana kadar bu konuyla ilgili girişimi yapmış ve bundan yararlanabilecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
OĞUZ OYAN (Devamla)Bitiriyorum, Sayın Başkan.
Diğer birlikler ne olacak? Bunun 3 tanesi daha, muhtemelen, kapsama alınacak gözüküyor -isimlerini vermeyim- geriye kalacak en azından 5 birlik daha; bunlar ne olacak; bunları tasfiye mi edeceksiniz? Zaten, bunun adı, Dünya Bankası gözetiminde tarım satış kooperatiflerinin uzun vadeli tasfiye sürecidir.
Şimdi, bütün bunların çok ağır siyasî bedelleri vardır. Ben, bu birliklerle ilgili ve tarıma ilişkin yaptığı düzenlemelerle ilgili şunu sormak istiyorum: Burada, çiftçi borçlarının affı, yok bilmem TEDAŞ'a elektrik borçlarının affı, tarım satış kooperatifleri birliklerinin geçmiş, 2000 öncesi borçlarının tahkimi...
Peki, 2000 sonrası tarım satış kooperatifleri birliklerinin, yürüyen, biriken borçları ne olacak? Çünkü, sistem, ancak kamu desteğiyle ayakta durabilir, dünyanın her tarafında olduğu gibi. Bunları tamamen piyasaya, piyasanın o vahşi rekabet koşullarına atıyorsunuz ve git diyorsunuz, bir de üreticinin çıkarını koru. Hem git ticarî bankadan yüksek faizli kredi al hem stoklarında bir sene boyunca bu ürünleri tut hem bu stok maliyetleri vesaireleri, git, bundan sonra da bunu kârlı olarak çevir. Bu nerede mümkün; dünyada görülmüş değil! Bunlara destek olacak mısınız olmayacak mısınız? Yani, çiftçi borçlarını bugün sildik kısmen; işte, faizi bilmem ne, yok elektrik... Bu, kendini yeniden üreten bir süreçtir. Buna kalıcı çözüm getiriyor musunuz getirmiyor musunuz? Bu yüksek enerji maliyetleriyle, yüksek sulama maliyetleriyle, bu çiftçilik döner mi dönmez mi? Bana, buna kalıcı bir çözüm getirip getirmeyeceğinizi açıklayın.
Bunlar palyatif çözümlerdir, bunlar çözüm bile değildir değerli arkadaşlarım; sorunu ertelemektir, sadece başınızdan atmaktır, biz yaptık işte demektir. Sorunun temel çözümü ulusal düşünmekten geçiyor. Ulusal çıkarlar, tarım politikasının uzun vadeli olarak kendi çıkarlarımız, IMF'nin, Dünya Bankasının, gelişmiş ülkelerin değil, kendi çıkarlarımız doğrultusunda yeniden tanımlanmasıyla olabilir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 23 Mart 2005
