Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oktay Vural (MHP), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA (S.S.215)); konuşma 493 kelime.
Oktay Vural (MHP, İzmir). “Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2008-04-29-turk-ceza-kanununun-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OKTAY VURAL (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün 301’inci maddede, Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız bir değişiklik, sadece ceza hukuku bakımından yaptığımız bir normatif düzenleme değildir. Zaten, Sayın Bakan ve bütün konuşmacılar, iktidar partisinin konuşmacıları, aslında, belki de bu konuda AKP milletvekillerinde de doğan hassasiyet, Türk milletinde doğan hassasiyetle, Türklükle Türk milleti arasında herhangi bir farkın olmadığını, Yargıtayın da bu şekilde değerlendirdiğini ifade etmek suretiyle bir bakıma bu değişiklikle ilgili yapılan değişikliğin sadece ceza hukuku anlamından bir anlam ifade etmediğini söylüyorlar. O zaman ceza hukuku bakımından bir anlam ifade etmiyorsa siyasi irade, “Türklük” kelimesini neden dışlamaktadır ve bunun dışlanmasını isteyenler kimlerdir? İşte, bizim aradığımız sorunun cevabı budur. Dolayısıyla burada, bu milletimizi millet yapan değerler -Türklüğümüz, Müslümanlığımız, cumhuriyetimizin değerleri, millî ve manevi değerlerimiz- değerli arkadaşlarım, hepimizi birbirimize bağlayan değerlerdir. Eğer biz değerler ekseninde siyasetimizi bir çatışma ve gerilim hâline dönüştürür ve bu değerler ekseninde birbirimizi eleştirirsek, eleştiriyi bu noktaya indirgersek, işte, Türk milletinin değerlerinin parçalanması ve Türk milletinin bölünmesi demektir. Onun için bu değerleri hepimizin sahiplenmesi ve bu değerlerin korunması gerekmektedir.
Şimdi, Türklük kelimesinden kimler rahatsızdır? Birincisi, Lozan Anlaşmasında, Türkiye Cumhuriyeti devletini oluşturan Lozan Anlaşmasında, azınlıklar dışında Müslüman olmayanlara azınlık statüsü tanıyıp hepsinin Türk olarak tanımlanmasından rahatsız olanlar vardır. Bu konuda yeni azınlıklar oluşturulması, Kürtleri azınlık, Alevileri azınlık göstermek isteyenler vardır. Onlar için Türklük tanımının kavrayıcılığı bir engeldir. Diğer taraftan, yine aynı şekilde Başbakanlıkta hazırlanan insan hakları raporunda -21 Ekim 2004’te Sayın Başbakana verildi- sorunun, aslında milletin Türk etnisitesiyle tanımlanması sorunu da vardır. Dolayısıyla, sorunun bir milletin etnik tanımıyla tanımlanmasından kaynaklandığı söylenmektedir. Dolayısıyla, burada da ortaya konulan görüşle, Türklüğü bir etnisiteye indirgeyen ırkçı bir yaklaşımla meseleye bakan bir siyasal görüşle karşı karşıyayız.
Türklüğün kapsayıcı ve kavrayıcılığı, bir kültür ve medeniyet oluşturması, bu coğrafyayı vatan yapması ve hepimizin beraber, birlikte oluşturduğumuz, mecburiyetlerimizle oluşturduğumuz birlikteliğimizden ve bütünlüğümüzden rahatsız olanlar var. Onun için “Türk” kelimesi yerine “Türkiyelilik” üst kimliğini getirmek isteyenler oldu. İşte, böyle bakıldığı zaman PKK’nın siyasallaşması için 15 Ekim 2007’de ABD Dış Politika Ulusal Komitesinin hazırladığı raporda da 301’inci maddede Türklüğün aşağılanması maddesinin değiştirilmesi istenmektedir PKK’nın siyasallaşması açısından. 215, 216, 217, 220’nin de değiştirilmesi istenmektedir.
Dolayısıyla, burada yaptığımız değişiklik esas itibarıyla, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü muhafaza eden değerleri ayrıştırmak isteyen “Türkiye’de otuz altı etnik grup vardır” diyerek, ırkçı bir yaklaşımla milleti parçalamak isteyen siyasal düşüncelerin zemin bulmasıdır.
O bakımdan, biz her zaman şunu soruyoruz: Türklük kelimesini değiştirmekle hangi düşünce ve ifadelere hürriyet getiriyorsunuz? Öncelikle bunu ortaya koymak lazım. Eğer Türklük tanımı, Türklük kelimesinin değiştirilmesi normatif anlamda bir şey ifade etmiyorsa değerli milletvekilleri, gelin kalsın diyoruz. Kalsın… Türklüğü bu kadar örselemeye ne hakkımız var? Bir milletvekilinin ya da buradaki milletvekillerinin bir Türklük tanımını, 1926’dan bu yana olan bir Türklük tanımını çıkartmayı gerçekten nasıl isteyebiliyoruz, nasıl oy kullanacağız? Türk milletinin tanımı gerekçede de yapılmaktadır değerli arkadaşlarım. Bu gerekçeye göre değerli arkadaşlarım, Türklüğün içerisine, haçlı seferlerine karşı Müslümanlığın bayraktarlığını yapan Türklük yoktur, Balkan Türklüğü yoktur, Kıbrıs Türklüğü yoktur, Bosna-Hersek yoktur, Kafkasya yoktur. Ne yapacağız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 29 Nisan 2008