Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)
Gaziantep Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 109. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mayıs 2006 · 1.214 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi), 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)); konuşma 1.214 kelime.
Ömer Abuşoğlu (Anavatan Partisi, Gaziantep). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan tasarı Türkiye için önceliği haiz ve oldukça da önemli bir tasarı. Çünkü, sosyal güvenlik sistemini bir bütün olarak yeniden ele alıp yeni sistemi kökünden etkileyen ve değiştiren yeni birtakım düzenlemeleri içermektedir. Bu yönüyle, Türkiye için ihtiyaç duyulan ve olması gereken bir tasarı görünümündedir. Çünkü, mevcut sosyal güvenlik sistemimiz birtakım çarpıklıkları ve yanlışlıkları içermektedir. Gönül ister ki sistemde bir yenileşmeyi, topyekûn yeni bir düzenlemeyi getiren tasarının da tüm bu yanlışlıkları ortadan kaldıracak, bertaraf edecek ve sistemi kendi içerisinde yeniden rasyonel hale getirebilecek bir tasarı görüşülüyor olsun; ama, bunu söylemekten bugün için mahrumuz. Mevcut üzerinde görüştüğümüz tasarı, bu yönüyle, mevcut sistemdeki aksaklıkların tümünü giderebilecek ve sistemi daha sonraki dönemlerde, gelecek yıllarda yeniden ikinci bir operasyona ihtiyaç hissetmeden, kalıcı halde sürdürmesini sağlayacak bir tasarı olmaktan uzaktır.
Nitekim, benden önceki sayın konuşmacılar da bahsettiler, 1999 yılında da, aynı iddiayla, sistemi bir bütün olarak yenilemek ve sistemin ileriki yıllarda çalışır halde kalmasını sağlamak iddiasıyla bir reform tasarısı getirildi ve bu tasarı da, o günün şartlarında, IMF çerçevesinde yapılan bir ekonomik istikrar programının bir parçasıydı, bir unsuruydu. Bugünkü tasarı da, aynı şekilde, IMF destekli bir ekonomik istikrar programının bir parçası olarak, biraz da zorlamalı bir şekilde getiriliyor. Geçmişte, 1999 yılında gerçekleştirilen düzenleme ve yenileşme nasıl sisteme köklü çözüm getirmediyse, sistemin sorunlarını köklü ve kalıcı bir biçimde çözmediyse, bu tasarı da, bundan sonraki yıllarda karşımıza çıkacak problemleri köklü bir şekilde değiştirme gücüne sahip değildir; çünkü, tasarı tek taraflıdır.
Sosyal güvenlik sistemi dediğimiz zaman, bir, bunun harcama, gider tarafı vardır; bir de, sisteme dahil olarak, sisteme dahil olanlardan elde edilen gelirler kısmı vardır. Mevcut sosyal güvenlik sistemimizin esas sıkıntısı, esas problemi, aktüeryal denge dediğimiz dengenin, kendi içerisinde, ne geçmiş yıllarda ne de bundan sonraki yıllarda dengeyi sağlayamayacak olmasıdır. Getirilen bu tasarı bu dengeyi sağlama gücüne sahip mi? Şu anda, 2036 yılından sonra, iyileşmeye başlayacağı yönünde iddia var. Bu iddia ancak şu gerçekler altında geçerli olabilir: Türkiye, bundan sonra 2036'ya kadar herhangi bir ekonomik kriz yaşamayacak, herhangi bir sosyal çalkantı, siyasî çalkantı dönemi yaşamayacak ve ekonomik şartlar da bugünkü çerçevede devam edecek olursa şayet, 2036 yılında iyileşme başlayabilecek; ama, bundan sonraki otuz sene içerisinde, geçtiğimiz krizler benzeri, halen, şu gün de içinde yaşadığımız kriz benzeri krizler yaşanacak olursa, sistemdeki iyileşme 2036'nın çok daha ileriki dönemlerine doğru kayacaktır.
Tasarının 2055 yılından sonra aktüeryal dengeyi tutturacağı ve sağlayacağı, sosyal güvenlik açıklarının tamamen ortadan kalkacağı, gayri safî millî hâsılaya oran olarak sıfırlanacağı iddiası var; bu iddia da aynı çerçevede geçerlidir. Benzer herhangi bir kriz yaşanmayacak olursa ve Türkiye'de, siyasî ve sosyal çalkantılar ekonomik hayatı, sosyal hayatı derinden etkileyecek birtakım gelişmeler yaşanmayacak olursa 2055 yılı gerçekleşebilecek. Matematiksel anlamda kendi içerisinde tutarlı bir sistem içermektedir, sistem getirmektedir. Ancak, Türkiye'nin, gerçekten, 2036 yılında ilk iyileşmenin ortaya çıkacağı zamana kadar beklemeye tahammülü var mıdır; böyle bir tahammülün olduğu söz konusu değildir. Sayın Bakan da açıkladı, bundan sonraki on yıl içerisinde sosyal güvenlik sisteminin açıklarından kaynaklanan, toplumun üzerine, bütçeye ve dolayısıyla bu toplumun üzerine ortaya çıkacak yük 250 milyar doların üzerinde, bugünkü hesaplarla 250 milyar doların üzerinde; yarının şartları ne getirir, o bilinmez. Herhangi bir ekonomik kriz meydana gelip, istihdamda bir daralma meydana geldiği zaman, bu 250 milyar dolar çok daha yüksek boyutlara çıkacaktır. O bakımdan, mevcut sistem ve görüştüğümüz tasarı birbiriyle üst üste çakıştırıldığı zaman, sosyal güvenlik sistemimizden kaynaklanan problemleri çözmeye yetecek bir sistem getirmemektedir; çünkü, sadece sistemin harcama kısımlarını, gider kısımlarını kısmaya matuf, gerek emeklilik yaşını ileriye itmek ve gerekse aylık bağlamaları, aylık bağlama oranlarını düşürmek noktasında birtakım hükümler getiriyor. Ayrıca, emekli olmak için gerekli olan prim ödeme gün sayısını da artırarak, harcamaları daha ileriki tarihlere ertelemiş oluyor; ama, Türkiye'deki sistemin temel problemi harcamalardan kaynaklanmıyor. Belki bir miktar harcamaların etkisi var sistemin çöküş içerisinde olmasında; ama, temel problem, sisteme yeni dahil olacak kişilerin, sisteme yeni kazandırılacak istihdamla beraber ortaya çıkacak gelişmelerin sistemi besleyebilir, sistemin kaynaklarını oluşturabilir bir büyüklüğe erişmemesinden kaynaklanıyor.
Öyleyse yapılması gereken ve bu tasarıda bizim görmemiz gereken esas unsur, gerek kayıtdışılığı önleyici birtakım tedbirler gerekse de sisteme yeni girişleri teşvik edici birtakım hükümlerin de buraya derç edilmesi gerekirdi. Sadece buraya benzer hükümlerin derç edilmesi yeterli midir; hayır. Sisteme yeni girişleri teşvik etmek ve sigortalı sayısını artırmak üzere genel teşvik politikaları, istihdamı canlandırmaya, istihdamı artırmaya yönelik ilave birtakım tedbirler, bunları uygularken aynı zamanda da kayıtdışılığı kayıt altına alabilecek birtakım uygulamaların da bu tasarıyla beraber aynı mahiyette ve aynı doğrultuda gündeme getirilmesi gerekirdi.
Bu yönü dikkate alınmadığı için, tasarıyı yan taraflarından destekleyecek yeni birtakım ilave düzenlemelerin, başka alandaki yasal düzenlemelerin olmayışı, bu tasarının başarısını 2036'dan, 2055'ten çok daha uzun yıllara doğru itmektedir. Dolayısıyla, sistemin bugün içerisinde bulunduğu problem, gerek aktüeryal dengenin bozuk olması ve gerekse sistemin, artık, bir çöküş içerisinde olması, bu tasarıyla çözülebilecek bir problem olmaktan uzaktır. Bu tasarının katkısı belli ölçüde ve daha uzun yıllar çerçevesinde ortaya çıkacaktır; ama, Türkiye'nin problemi, sistemi, bir an önce, kamuya ve topluma yük olmaktan çıkaracak bir şekilde yeniden düzenlemek ve ilave birtakım tedbirlerle, birtakım yeni tasarılarla, yeni sistem yaklaşımlarıyla desteklenmesi ve beslenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu sene 23 katrilyonu biz bütçeden ödeyeceğiz transfer harcaması olarak, gelecek yıl, aynı miktarda, belki de 25 milyar YTL'ye çıkan bir büyüklükte ilave katkı yapılacak ve önümüzdeki on yılda da, onbeş yılda da, benzer büyüklükte, hatta giderek büyüyen katkılar mutlak surette yapılacaktır. Böylelikle, sosyal güvenlik sistemi içerisinde ortaya çıkan kriz, yirmibeş yıl daha bu milletin sırtına yük olmaya devam edecektir.
Biz, bu transferleri, sistemi desteklemek ve beslemek üzere genel bütçeden yapıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Sayın Başkanım, 1-2 dakika müsaade ederseniz bitireceğim.
Genel bütçeden bu transferleri yapmakla sistemin yükünü tüm topluma yayıyoruz. Elbette yayılacaktır, ama, bunu, mümkün olan en kısa zamanda, giderek, azar azar, topluma, yükünü, maliyetini hafifletecek birtakım tedbirleri de beraberinde almamız gerekiyor. Bunun için, mutlak surette, istihdamı teşvik yasasıyla sistemin desteklenmesi gerekir.
Nedir istihdamı teşvik yasası; tasarının ilk görüşme döneminde Sayın Erkan Mumcu da bunu bu kürsüden açıkladı. Neydi bizim talebimiz, neydi Anavatan Partisinin bu noktadaki görüşü; genel bütçeden yapılan, sosyal güvenlik sistemine yapılan transferleri, destekleri doğrudan doğruya yapmayalım, bir istihdam teşvik sistemi çerçevesinde, her yeni istihdam için işveren ve çalışanın üzerine düşen prim yükünün bir kısmını devlet alarak, sisteme böyle bir katkıyı gerçekleştirelim diye ifade etmişti. Biz hâlâ aynı görüşümüzde devam ediyoruz. Aynı görüşümüz, benzer yasalarla bu Mecliste yasalaştırılmadığı sürece, istihdam teşvik yasasıyla bu sistem desteklenmediği sürece, sistem, 2036'da iyileşmeye değil, belki 2050'den daha sonraki dönemlerde iyileşmeye başlayacaktır ve önümüzdeki on yılda tahmin edilebilir rakam 250 milyar dolar, ama, fiilen gerçekleşecek rakam bunun çok daha üzerinde bir rakam olacaktır. Dolayısıyla, bu yükün bir an önce toplumun sırtından indirilebilmesi için, mutlak surette, doğrudan transfer ödemeleriyle sistemin desteklenmesi yerine, dolaylı istihdamı teşvik politikalarıyla da desteklenerek sistemin bir bütün halinde yeniden gözden geçirilmesi, farklı alanlardaki desteklerin de bir an önce sağlanması kaçınılmazdır. Aksi takdirde, sosyal güvenlik sistemimiz bugün itibariyle çökmüştür; bugün itibariyle sistem çalışmamaktadır; bugün itibariyle sosyal güvenlik sisteminin ortaya çıkardığı temel birtakım kriterler, OECD ülkelerini bırakın, gelişmiş ülkeler ortalamalarını bırakın, onların çok altında birtakım seviyelerdedir. Dolayısıyla, bu rakamları dikkate aldığımızda, sistem kendi içerisinde çökmüştür, ancak bütçeden yapılan transferlerle ayakta durdurulabilmektedir; mutlak surette, sistemin yeniden kendi içinde çalışır hale gelebilmesi için ilave birtakım tedbirlerle, ilave birtakım, ancak sistem bütünlüğü içerisinde birtakım tedbirlerle desteklenmesi gerekir diyoruz.
Bu konuyla ilgili görüşlerimizi daha ileriki dönemlerde yeniden ifade etme imkânı bulursak, daha ayrıntılı bir şekilde ifade edeceğim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 31 Mayıs 2006