İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

Ömer İnan

Mersin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 642 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ömer İnan (AK Parti), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 642 kelime.

Ömer İnan (AK Parti, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-inan-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖMER İNAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

226 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile ilgili olarak şahsi görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yeni üniversitelerin açılması güzel bir olay. Şu andaki üniversitelere ilaveten 11 yeni üniversite kuruluyor. Bunlardan 2’si vakıf, 9’u devlet üniversitesi. Toplam sayı, tahminim, 127’ye çıkıyor. Türkiye gibi bir ülke için bu rakam az. Tabii, üniversiteyi kurmak, sadece Meclisten bu kanunu geçirmekle olmuyor. Elbette kanun çıkarmak şart ama kanun çıkardıktan sonra bir binaya tabelayı asmak suretiyle üniversite kurulmaz. Bu herkesin bildiği bir gerçek. Fakat öte yandan bütün kurulan üniversitelere baktığınız zaman, emekleyerek büyük hâle gelmişler. Demin Bakanımız misal verdi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ilk kurulduğunda bu Meclisin sahası içerisinde barakalarda ders yapıyordu, ilk orada başladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, bugün dünya çapında devasa bir üniversite ama ilk başlangıcı barakadır. Dolayısıyla, bütün binaları tam tekmil oluşturduktan sonra, hocalarını temin ettikten sonra üniversiteyi kuralım demek, bugüne kadar uygulanan bir yol değil. Bugüne kadar uygulanan, eldeki imkânlarla basit bir şekilde üniversiteyi kurmaktır. Ondan sonra o üniversiteyi geliştiren oranın halkıdır ve oradaki öğretim elemanlarıdır. Oradaki öğretim elemanları iyi çalıştığı takdirde, halk buna sahip çıktığı takdirde o ildeki üniversite büyür. Bunun misalleri var. Benim çalıştığım üniversitelerde böyle olmuştur. Mesela Sakarya Üniversitesi bugün çok güzel bir kampüse sahip devasa bir üniversite hâline gelmiştir. Kırıkkale Üniversitesi öyledir, Mersin Üniversitesi öyledir. Bunlar, bir bina bile yoktu ilk kurulduğunda. Bırakın barakayı, kendinin sahip olduğu binası bile yoktu. Dolayısıyla yani “Bütün binayı, teçhizatı, öğretim elemanlarını, idari personeli tamamlayalım, ondan sonra üniversiteyi kuralım.” demek uygun değil.

Benim size bahsetmek istediğim bir konu var burada: Üniversiteyi üniversite yapalım. Yani Türkiye’de üniversitelerin artık kesinlikle bir reforma ihtiyacı var. Üniversitelerin yeniden yapılandırılması şart. Üniversite kendini idare edecek duruma gelmeli, kendi kararını kendi vermelidir nihai durumda. Ama şu anda bütün üniversiteler standart hâldedir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi de öyledir, küçük bir ildeki üniversite de öyledir. Hepsi standart eğitim yapıyor. Bunu çeşitlendirmek lazım. Bugünkü mevcut Anayasa’ya göre sadece devlet üniversitesi kurulur, bir de kâr amacı gütmemek şartıyla vakıf üniversitesi kurulur ve bu üniversitelerin özerkliği yoktur.

Ben şöyle bir hususu sizlerin düşüncelerinize, belki katkı sağlar diye sunmak istiyorum: “Üniversiteleri çeşitlendirelim.” derken evvela devlet üniversitelerini ikiye ayırmamız lazım. Bunlardan rüştünü ispat etmiş olanlara, yayın sayısıyla, öğretim elemanı sayısıyla çok ileri düzeyde bazı büyük üniversitelere, yurt dışındaki büyük üniversitelerle boy ölçüşebilecek üniversitelere ayrı bir statü vermek lazım. Belki doktora ve master yaptırma imkânını sadece bu üniversitelere tahsis etmek lazım. Yeni kurulan bir üniversiteye, doğrusu doktora ve master yaptırma yetkisini vermemek gerekir kanaatindeyim. Daha rüştünü ispat etmemiş, yeni yeni gelişmekte olan bir üniversite ancak lisans veya ön lisans düzeyinde öğretim yaptırabilmeli ama Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi -ben oradan mezun olduğum için ha bire onu söylüyorum- onun gibi üniversiteler, Bilkent gibi, efendim İstanbul Teknik gibi üniversitelere de doktora ve master yaptırma imkânı tanınmalı ve bunlara idari ve mali özerklik verilmelidir arkadaşlar. Bu üniversitelere, büyük üniversitelere idari ve mali özerklik verilmelidir. Kendi kendini yönetebilmelidir, bunlar artık rüştünü ispat etmiştir. Dolayısıyla devlet üniversitelerini ikiye ayırmak lazım: Bir, idari ve mali özerkliği olan, doktora ve master yaptırma yetkisine sahip devlet üniversiteleri, ikincisi de idari ve mali özerkliği olmayan, lisans ve ön lisans düzeyinde öğretim yaptırabilecek olan devlet üniversiteleri. İkiye ayırmak lazım ve idari, mali özerklik verdiğimiz üniversitelerin kendi kaynaklarını kendilerinin temin etme hakkını da vermemiz lazım. Öyle bir şey yapılmalı ki devlet bu üniversitelerin bütçesini doğrudan değil, talebelere burs vermek suretiyle dolaylı olarak temin etsin ve böylelikle yüz kalem, iki yüz kalem, üç yüz kalemini kendisi belirlesin üniversiteler, kaç tane asistan alacağına kendi karar versin. Masa mı alacak, bilgisayar mı alacak, buna kendi karar versin. İdari ve mali özerkliği bu üniversitelere tanımamız lazım ve kendi kaynağını da meydana getirme imkânını vermemiz lazım.

Şu anda mevcut Anayasa’mızda, biliyorsunuz, özel üniversite kurulamaz. “Niye kurulamaz”ı ben çok düşündüm. Orada, Anayasa’da geçen ifadelere baktığım zaman bir türlü bunun sebebini anlayamadım. Yani bir ilkokulu…

Hükûmet tarafı, niye öyle konuşuyorsunuz, insicamı bozuyorsunuz, bilmiyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook