İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İlköğretim ve eğitim kanunu ile özel öğretim kurumları kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.271)

Öner Ergenç

Siirt Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 17. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Kasım 2003 · 1.007 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Öner Ergenç (AK Parti), 12 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLKÖĞRETİM VE EĞİTİM KANUNU İLE ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.271)); konuşma 1.007 kelime.

Öner Ergenç (AK Parti, Siirt). “İlköğretim ve eğitim kanunu ile özel öğretim kurumları kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.271)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oner-ergenc-22-2003-11-12-ilkogretim-ve-egitim-kanunu-ile-ozel-ogretim-kurumlari-kanununda-degis (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÖNER ERGENÇ (Siirt)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli meslektaşım Muharrem İnce Beyin, burada, çok tasvip etmediğim görüşleriyle birlikte, ortaya koyduğu ve benim de katıldığım bir gerçekle konuşmama başlıyorum. Evet, bugün Türkiye'nin birinci öncelikli meselesi ve problemi eğitimdir. Türkiye, bu problemi çözmedikçe bugünkü sıkıntılardan da, korkarım ki, kurtulamayacaktır.

Dolayısıyla, bu eğitim meselesinde, çok ciddî olan bu meselede, ben, sayın Parlamento üyelerimizin, değerli milletvekillerimizin, hükümetimizin ve aynı zamanda, anaların, babaların, halkımızın dikkatini özellikle iki konu üzerine çekmeye ve yoğunlaştırmaya çalışacağım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de bugün uygulanmakta olan eğitim sisteminin genel amaçlarının ve temel ilkelerinin ne kadar güzel ifade edildiğini, geride bıraktığımız yasama yılı içerisindeki bir konuşmamda yine ifade etmiştim. Nedir bunlar; mesela, millî, manevî, ahlakî, insanî ve kültürel değerlerin benimsetilmesini; aileyi, vatanı, milleti sevdirmeyi ve yüceltmeyi; insan haklarına saygıyı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti anlayışını benimsetmeyi, cumhuriyetin erdemini, hür ve bilimsel düşünceyi, kişilik ve teşebbüse değer vermeyi, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, ilgi, istidat ve kabiliyetleri geliştirerek, gençlerimizi, insanlarımızı hayata hazırlamayı, bireyleri meslek sahibi yapmayı, ülkenin refah ve mutluluğu için çalışmayı, iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı, birlik ve bütünlüğü sağlamayı, Türk eğitim sistemi, eğitimin her kademesinin genel amacı olarak belirlemiştir.

Ayrıca, genellik ve eşitliği, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarını dikkate almayı, herkesin eğitim hakkına sahip olduğunu, herkes için fırsat ve eğitim eşitliğini, demokrasi bilincini yerleştirmeyi, bilimsel yaklaşımı, planlı olmayı, okul-aile işbirliğini sağlamayı, laiklik anlayışını yerleştirmeyi, Türk eğitim sistemi, aynı zamanda temel ilke olarak benimsemiştir.

Bu kadar güzel amaçlara ve ilkelere rağmen, ne yazık ki, eğitimde amaçlanan hedefin tutturulamadığını, bu Yüce Meclisin çatısı altında yaptığımız çeşitli şikâyetlerden ve serzenişlerden de anlıyoruz, ortaya koyuyoruz; bilimsel sonuçlar da, bize, bunu böyle göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, vatanını ve milletini seven insanlar yerine, öncelikle kendi nefsini seven insanlar yetişmiştir. Toplumun menfaatını gözetecek yerde, genelde, rüşveti, vurgunu, hortumu, emek harcamadan kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen insanlar yetiştirilmiştir. Ne yazık ki, insan haklarına saygı, gönüllere ve kafalara yeterince yerleştirilememiştir; insan hakları ihlalleri, ülkemizi içeride ve dışarıda ciddî sıkıntılara sokmaktadır. Demokrasi öğretimi öngörülmesine rağmen, demokrasi bilinci yeterince oluşturulamamış; bunun tabiî sonucu olarak, ülke, ne yazık ki, bugün, hâlâ, demokratik bir yapıya kavuşturulamamıştır. Hayatın her kademesinde dayatmacı bir anlayış hükmetmeye devam etmektedir. Türkiye'nin evrensel anlamda bir hukuk devleti haline getirilemediği, yüksek yargı organlarının başkanları ve hukukçular tarafından da ifade edilmektedir. Hür ve bilimsel düşünce yerine, baskıcı, dayatmacı, vizyonu ve misyonu olmayan dar görüşlü insanlar, bu eğitim sisteminin ürünüdür. İnsanlarımızın büyük bir bölümü hayata hazırlanamamış, çaresizlik içerisinde kıvranan milyonlarca vasıfsız insan yetiştirilmiş ve bu ülkenin önüne konulmuştur. İşsizlik büyük boyutlara ulaşmış; amaçlanan iktisadî kalkınma yerine, ülke, ne yazık ki, borç batağına saplanmıştır.

Fırsat ve imkân eşitliği ilkesine rağmen, bilakis, kesimler arasında uçurumlar ve ayrıcalıklı uygulamalar meydana gelmiştir ve bu uygulamalar, halen, elan devam etmektedir. Eğitim görme herkesin anayasal hakkı iken, birkısım insanlar, düşünceleri ve inançları yüzünden eğitim hakkından mahrum edilmektedirler. Eğitimde, bilimsel yaklaşımlar yerine, ideolojik yaklaşımlar öngörüldüğü için, bilgi üretme yerine, üretilen bilgiyi dahi kullanamayan bir toplum oluşturulmuştur.

Peki, saygıdeğer milletvekilleri, bütün bu olumsuzlukların sebebi nedir; Parlamento olarak, halkın vekâleten buraya gönderdiği değerli milletvekilleri olarak, ben, öyle zannediyorum ki, eğitimde, öncelikle yapmamız gereken şey, araştırmamız gereken şey, vurgunun, hortumun, haksızlığın, hukuksuzluğun, her türlü kötülüğün temelinde yatan bu sebepleri araştırıp, ortaya koymak ve varsa -ki, vardır- yanlışları bulup, bunları, elbirliğiyle, muhalefeti ve iktidarıyla, beraber düşünüp, ortaya koymak, düzeltmek, hepimizin, bir taraftan vicdan borcudur, bir taraftan da halka olan borcumuzdur.

Peki, bu sebep nedir; tek cümleyle ifade etmek gerekirse, ideolojik eğitim, yasakçı ve dayatmacı yaklaşımdır. Eğitimin amaçları ve ilkeleri böylesine güzel tespit edilmiş olmasına rağmen, Atatürk'ün muasır medeniyetin icabı olarak tanımladığı aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür insanların yetiştirilmesine, eğitimdeki ideolojik yaklaşımlar imkân vermemiştir ve halen de vermemektedir. Okullarda her gün doğruluk ve çalışkanlık andı içilmesine rağmen, çoğunluğu tembel; yalanı, talanı, hileyi, gayri meşru yollarla kazanmayı tercih eden insanlar yetişmiştir. Küçüklere sevgi, büyüklere saygı göstereceğine her gün andiçen çocuklar, bu ulvî değerlerden mahrum olarak yetişmektedirler.

Evet, bütün bu olumsuzlukların sebebi, insanın maddî ve manevî değerlerini ideolojik yaklaşımlarla sınırlamaktır; çünkü, bir ideolojiyi eğitimde esas alırsanız, o ideolojinin müsaade ettiği ölçüde fikir ve düşünce, bu ideolojinin öngördüğü kadar demokrasi ve hukuk, ferdin ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bilimsel eğitim yerine ideolojik eğitim, elbette ki, hedefe götüremez. Bu işin bu sonuca geleceği, zaten başından belli. Değerli milletvekilleri, bugün, eğitimin önündeki en büyük engel, yasakçı ideolojik anlayıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli gördüğüm ve dikkatinizi çekmek istediğim ikinci konu da şudur: Gençlerimizi, sigara, alkol, uçucu ve uyuşturucu maddelerden korumaktır. Bunun içindir ki, bu zararlı maddelerin içilip satıldığı yerler ile okullar arasında belli birtakım mesafelerin konulması öngörülmektedir.

Bugün dünya gençliğini tehdit eden başlıca tehlike, sigara, alkol, uçucu ve uyuşturucu madde bağımlılığıdır. Bu işin ticaretini yapanların hedef kitlesi okullar ve öğrencilerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlar mısınız.

ÖNER ERGENÇ (Devamla)Tamamlamaya çalışıyorum Sayın Başkanım.

2001 yılında, Türkiye'de, farklı coğrafî bölgelerde yapılan bir araştırmada, ortaöğretim gençleri arasında sigara kullanım oranının yüzde 50'nin üzerinde olduğu, alkol kullanım oranının ise yüzde 45 olduğu saptanmıştır.

Gelişmekte olan ülkelerde yapılan araştırmalar, en çok kullanılan maddelerin tütün, alkol, esrar ve uçucu maddeler olduğunu göstermiş, Türkiye'de de madde kullanımının benzer olduğu; ancak, sigara kullanım oranının bu ülkelerden daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Bütün ülkelerde kullanılan uyuşturucu ve uçucu maddeler içerisinde birinci sırada yer alan esrar ile sigara ilişkisi dikkate alındığında, gençlerimizin ne kadar ciddî bir uyuşturucu riski ve tehdidi altında olduğu görülecektir. Nitekim, bu işin ticaretini yapanlar, kuryeler ve çeteler oluşturarak, okullarda çeşitli yöntemlerle gençleri tuzaklarına düşürmektedir.

Alkol ve uyuşturucu madde kullanımının ruhsal ve bedensel sorunlara ve bağımlılığa yol açtığı herkes tarafından bilinmektedir. Sayın milletvekilleri, o halde, gençlerimizi bu tehlikeden uzak tutmak zorundayız. Asrın afeti olarak tanımlanan alkol ve uyuşturucu belasından gençlerimizi korumak, hepimizin, herkesin görevi olmalıdır.

Bu bağlamda, kaçakçılıkla mücadele ve kanun uygulayıcı birimlerinin yanı sıra, eğitim, sağlık, sivil toplum kuruluşları, politikacılar ve medya, bu mücadelede sektör olarak yer almalıdır.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, esas itibariyle, en büyük düşmanımız cehalettir; insanlar, cehaletleri sebebiyle yanlış yollara sapmaktadır. Aklın ve ilmin rehberliğinde ve fakat, ama mutlaka, vicdanın denetimi ve kontrolünde bir eğitim anlayışıyla ülkenin geleceği ancak teminat altına alınabilir.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi, tekrar, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 12 Kasım 2003

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook