İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 106. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Başbakanlık teşkilatı hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hk (s.s 1180)

Orhan Eraslan

Niğde Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 106. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mayıs 2006 · 1.024 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Orhan Eraslan (CHP), 24 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAŞBAKANLIK TEŞKİLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HK (S.S 1180)); konuşma 1.024 kelime.

Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Başbakanlık teşkilatı hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hk (s.s 1180)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2006-05-24-basbakanlik-teskilati-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-degistirile (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; 1180 sıra sayısıyla görüşülmekte olan yasa tasarısının 5 inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tasarı, iç ve dış güvenlik güçlerinin ve terörle mücadele konusunda görevli birimlerin arasında koordinasyon yapmak için bir genel müdürlük kurulmasıyla ilgili bir tasarı. Şimdi, tabiî, bunun teknik düzeyde çeşitli tartışmaları olabilir; ama, bu yasa tasarısı görüşüldüğünden beri dikkatle izlemeye çalıştım; çok vahim, önemli hatalar yapıldı, bazı konulara değinme gereği doğuyor kendiliğinden.

Önce, terör nedir değerli arkadaşlarım? En kaba tanımıyla, bir amacı tahakkuk ettirmek ya da bir neticeyi elde etmek amacıyla şiddetin kullanılmasına "terör" deniliyor. Şimdi, terör eylemleri kişinin temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırdığı için, hukuk devletinin en esaslı inkârıdır. Yani, terör ile hukuk asla bir arada olamaz. Bu bağlamda, "haklı terör", "masum terör", "yararlı terör" gibi tanımlamalar olamaz. Bunu öncelikle belirleyelim değerli arkadaşlarım.

Şimdi, kabaca, terör ikiye ayrılır; çete terörü, çıkar amaçlı terör ve siyasal amaçlı terör. Siyasal amaçlı terör de, bizim ülkemizde, bölücü terör, irticaî terör ve ideolojik amaçlı terör biçiminde alt başlıklara ayrılıyor. Millî güvenlik siyaset belgelerimizde ülkemiz için en büyük tehlike "bölücü terör" ve "irticaî terör" olarak adlandırılıyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, terör, birçok hukuk devletinin, birçok ülkenin sorunu olduğu gibi bizim de ülkemizin ciddî bir sorunudur. Bu nedenle, terörle ciddî bir biçimde mücadele edilmesi gerekir. Terörle ciddî biçimde mücadele edebilmek için önce doğru bir fotoğrafı çekmemiz lazım, kesiti doğru algılamamız lazım; terör ne durumda ülkemizde, hangi seviyededir, biz ne yapıyoruz, ne yapmamız gerekir...

Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, burada, İktidar Partisi grubundan değerli milletvekili arkadaşlarım, neredeyse Türkiye'de terör yok gibi takdim etmeye çalıştılar; ama, ne yazık ki, bu Hükümetin döneminde terör, daha önce görülmemiş boyutlara vardı. İki noktanın altını çizmek istiyorum anlaşılsın diye, bunları unutmayın. Kimden gelirse gelsin terörle mücadele etmek gerekir; ama, iki nokta terörün boyutu konusunda size fikir verir sanıyorum.

Birisi, değerli arkadaşlarım, Diyarbakır olayları. Terör, önceden görülmemiş bir boyuta geldi, çoluk çocuğu da kullanarak, birsürü insanı da kullanarak. Merkezî devletin temsilcisi olan ilin valisi, orada, bir terör örgütüyle bağlantılı olduğu hakkında iddiaları bulunan belediye başkanının yardımına muhtaç oldu. Bu çok önemli bir şeydir. Yani, bir şey oldu orada arkadaşlar, egemenliği devletin valisi kullanamadı, egemenliği teröre yakınım diyen belediye başkanı kullandı, ondan destek alınmak durumunda kalındı. Bu, kırılgan bir noktadır, önemli bir noktadır düzey olarak. Bunu doğru tespit etmemiz lazım doğru çözümler için. Doğru tespit yapamazsak doğru çözümler bulamayız. Birincisi bu.

İkincisi ve daha vahimi, değerli arkadaşlarım -terörün pirini Hasan Sabbah olarak biliriz, haşhaşi tarikatının lideri- Hasan Sabbah'tan bu yana tüm dünya üzerinde Danıştay katliamı gibi bir terör olmamıştır. Danıştayda yapılan katliam, değerli arkadaşlarım, orada öldürülen kişilerin niteliği, sayısı, eylemin biçimi değil. Daha önce de terör amaçlarıyla çeşitli savcılarımız katledildi, hâkimlerimiz katledildi, çok değerli bilim adamlarımız, yazarlarımız katledildi. Bunların hepsi bu ülkenin, bu insanların büyük kaybı; ama, Danıştay katliamının bir farkı var değerli arkadaşlarım. Başkentin göbeğinde, görevinin başında bir daire -görevinin başında- müzakere yaparken, adalet dağıtırken, karar verirken, devlet adına Anayasada yazılı egemenliği, millet adına hüküm kurma egemenliğini kullanırken, bir dairenin başkan ve üyeleri kurşuna dizildi. Bu, nitelik olarak korkunç bir şeydir. Bizzat kendisi çok vahimdir. Kimin yaptığı değil, eylemin bizzat kendisi çok vahimdir. Hasan Sabbah'tan bu yana dünyanın hiçbir ülkesinde bir daire, bir yüksek mahkeme basılarak -şu örgüt bu örgüt, orasını önemsemiyorum, bizzat eylemin kendisi vahim- böyle bir şey yapılmış değil arkadaşlar. Bunun için, önce işi doğru tespit etmemiz gerekir, hangi inançta olursanız olun doğru tespit etmemiz gerekir. Kaldı ki, bizim Peygamberimizin bir hadisi şerifi var, "adaletle geçirilen bir saat altmış sene ibadetten üstündür" der. Adalet dağıtılan bir yerde, adaletle ilgili görüşmeler yapılırken basılarak kurşuna dizilme olmuştur. Eylemin kendisi çok vahimdir. Yargı güvenliği ortadan kaldırılmıştır, millet adına yargı egemenliğini kullanma ortadan kaldırılmıştır. Şimdi, bunu görmezden gelerek farklı yaklaşımlarla, kimi arkadaşlarımız -kusura bakmasınlar- yani, bir iktidar grubu, bir şey içerisinde, bir arınma duygusu içerisinde.

Arkadaşlar, burada bir pişkinlikle geçiştirilecek bir durum yok. Bilinmesi gerekir. Bunu bilemezsek, bunun cevabını veremeyiz. Yani, efendim, biz, işte bakın, neler çıktı arkasından, işte, vay derine gitti, bilmem şuraya gitti… Hatta, bir arkadaşımız çok vahim bir şey söyledi: "Ne yapalım canım, Danıştayın özel güvenliği de gerekli tedbiri almamış."

Arkadaşlar, bu eylemi hangi terörist grup yaparsa yapsın, bundan sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetidir, siyasî sorumlusu. Zimbabwe Hükümeti mi sorumludur, affedersiniz?! Kim sorumludur? Böyle bir şey olabilir mi?! Ha, önce burada zaaflar nedir, doğru tespiti yapacaksınız, doğru fotoğrafı ona göre…

Şimdi, burada, değerli arkadaşlarım, terörist saldırısı oldu, Sayın Meclis Başkanımız, tarafsız olacak bir mevkide, birden avukatlık günlerini hatırladı ve çok vahim, kırılgan…

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Kaç saat sonra?..

ORHAN ERASLAN (Devamla)Bir dakika…

…açıklamalar yaptı.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Kaç saat sonra?..

ORHAN ERASLAN (Devamla)Bir dinleyin lütfen… Dinleyin lütfen…

Arkasından, peşi peşine, benzer şeyler… Daha sonra, sayın bakanların, şu anda Hükümet sıralarında oturan Sayın Bakan da dahil, vahim açıklamaları arkadaşlar, vahim açıklamaları… Bu anlayışla, terörizmle mücadele edilemez, terörle mücadele edilemez. Terörle mücadelenin çok daha ciddî olduğunu görmek gerekir ve tespit etmek gerekir.

Şimdi, terörle mücadele etmek için, öncelikle siyasî kararlılık gerekir arkadaşlar. Ayak sürümeyeceksiniz, herhangi bir grubu, herhangi bir terörist anlayışı himaye eder davranış içerisine girmeyeceksiniz, onları bağışlayacak yasaları çıkarmayacaksınız, yeşil ışık yakmayacaksınız. Bunların örneğini yaşadığımız için söylüyorum. Eve Dönüş Yasasından tutun, şimdi alt komisyonda bekleyen Terörle Mücadele Yasasına kadar, bir terörist grubu himaye etme anlayışıyla hareket edilmesi, ne yazık ki, terörle mücadelede önemli bir zaaftır. Bir terörle mücadele konseptiniz olacak ve mutlaka, önleyici kolluk hizmetlerini yapacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN ERASLAN (Devamla)Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKANBuyurun efendim.

ORHAN ERASLAN (Devamla)Şimdi, son elim olayda, değerli arkadaşlarım, şöyle bir değerlendirin: Katliamı gerçekleştiren terörist, daha önce, Cumhuriyet Gazetesine üç defa bomba atılma olayının faili olmuş, kameraya yakalanmış; Kadıköy eylemlerinde kameraya yakalanmış, fail olmuş; Diyarbakır eylemlerinde kameraya yakalanmış, fail olmuş; ama, enteresandır, hiç üzerine düşülmemiş profesyonel bir terörist. Bu şekilde, himaye ederek, silahlı, silahsız örgüt, şu amaçla terör yapıyor, bu amaçla terör yapıyor, bunun amacı işte bizim ideallerimize yakın, şudur, budur diyerek mücadele yapamazsınız. Terörün her türü birbirinin aynısıdır ve her türünün ucunu takip ettiğinizde, dış ülkelerin servislerine dayanır, başka bir yere dayanmaz. Bunu rahmetli Uğur Mumcu defalarca yazdı ve o uğurda da bir hayat kaybetti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 24 Mayıs 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook