Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Haziran 2006 · 910 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 13 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KURUMLAR VERGİSİ KANUN TASARISI (S.S1192)); konuşma 910 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2006-06-13-kurumlar-vergisi-kanun-tasarisi-s-s1192 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi lehinde söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, 21.6.2005 tarihinden itibaren Adalet Komisyonunda görüşülüp oybirliğiyle kabul edilen ve 952 sıra sayısını alan Memurların Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun Tasarısı, iki defa Meclis gündemine alt sıralardan alındı, görüşülemeden kaldı.
Değerli arkadaşlarım, 25 000 memur ailesini, çocuklarıyla, aileleriyle, yakınlarıyla birlikte ilgilendiren önemli bir kanun tasarısı. Bunda, komisyonda oybirliğimiz var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tasarıyı destekleyeceğimizi söyledik; herhangi bir muhalefetimiz yok, 330 bulma açısından bir sorun yok, bunda birlikte hareket edeceğimizi söyledik. 2 defa Meclis gündemine geldi. Bakınız, ben, sizlere bunu göstermek istiyorum -müsaade ederseniz- birisi, 1 Mart 2006 tarihinde geldi. 1 Mart 2006 tarihinde, değerli arkadaşlarım, en son sıradan, disiplin cezalarının affıyla ilgili kanun tasarısı geldi. Ondan önce, at yarışı hakkındaki kanun tasarısı görüşüldü. Ondan önce, Sağlık Bakanlığının dönersermayeyle ilgili kanununda değişiklik yapılması hakkındaki tasarı vardı. Ondan önce, Gelir Vergisi Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı vardı. 1 Mart gündeminin 4 üncü sırasına konulan bu kanun tasarısından, hiçbirisi, daha önemli değildi. Nihayet, geçtiğimiz hafta, değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı yeniden Meclis gündemine geldi; 6 ncı sıradan girdi. Önde, daha önemli sayamayacağımız kanun tasarıları vardı; ne yazık ki, bu da görüşülemeyerek, iki defa getirildi gündeme, iki defa geri çekildi.
Şimdi, bugün, farklı bir gündemle -bize dağıtılan şekliyle- Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi farklı bir gündemle geliyor. Buradaki tasarıların hiçbirisi, bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi olan memurların disiplin cezalarının affından daha önemli, daha yakıcı bir sorun değil. Değerli arkadaşlarım, demek ki, Adalet ve Kalkınma Partisi, memurların disiplin cezalarının affedilmesi konusunda samimî bir arayış içerisinde değil, samimî bir davranış içerisinde değil; ama, zaman zaman basında, sağda solda "efendim biz memur disiplin cezalarının affını istiyoruz; ama, Cumhuriyet Halk Partisi razı gelmiyor" gibi söylentiler çıkarılmakta.
Bakınız değerli arkadaşlarım, bu tasarı, 10.3.2005 tarihinde Meclise sevk edilmiş, 21.6.2005 tarihinde görüşülerek sıra sayısı almıştır; yani, bir yılı aşkındır TBMM gündeminde bekliyor. Bir yılı aşkındır birçok yasalar görüşüldü, önemli-önemsiz, hatta bazı günler Meclis kapatıldı ve ancak, 25 000 memur ailesinin derdine derman olacak bu tasarı görüşülmedi; acaba neden?
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu tasarı, her şeyden önce sizin sözünüzdür, taahhüdünüzdür. Memur sendikalarıyla 30.9.2004 tarihinde yapılan toplugörüşme sırasında, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in de imzasını taşıyan mutabakat zaptıyla sözünüzdür; yani namusunuz haline gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sizin bu namus borcunuzu yerine getirmenize fırsat tanımak istiyoruz, sizin namus borcu borçlu olmamanız için destek olmak istiyoruz. Bu itibarla, bu tasarıyı görüşmemizin çok büyük önemi var; ama, öyle zannediyorum ki, orada söz verildi, daha sonra cayıldı; çünkü, görüldü ki -Sayın Cumhurbaşkanının da belirttiği gibi ve yargı kararlarında da belirtildiği gibi- siyasî mülahazalarla, kimi yerlerde, kimi noktalarda görev yapan memurları görevlerinden alamadığınız için ya da yargıdan geri dönmesini engellemek için, siyasî mülahazalarla, sözümona disiplin soruşturmaları açıldı. Bu disiplin soruşturmaları sonunda uyarma, kınama gibi, yargıya da gidemeyecek, yargı marjının altında bulunan birtakım cezalarla, kimi memurların pozisyonları kaybettirildi. Şimdi bu yasa görüşülürse, bunun yeniden iadesi gündeme gelecek; bunu engellemek için, İktidar Partisi, ne yazık ki, iki defa tasarıyı gündeme aldırıyor, iki defa geri çekiyor.
Akşam, Antalya İlinden bir din görevlisi memur arkadaşımız arayarak, aynen şu benzetmeyi yaptı: "İki defa siniye yiyeceği koydular, elimizi uzatacağımız zaman siniyi kaldırıp götürdüler; inşallah, seçim gelecek biz de iki defa elimizi sandığa doğru uzatacağız, sonra geri çekeceğiz."
Böyle bir şey olamaz. Bir söz varsa ortada, bu söz namus sözüdür, yerine gelmelidir. Bunun peşindeyiz. Kaldı ki, biz, buna -bu söz sizin sözünüz olmasına rağmen- rıza gösterdik; tamam, biz de uygundur diyoruz, birlikte çıkaralım buyurun dedik; ama, ne yazık ki, heyhat, başka şeylerle uğraşılıyor, memur disiplin cezalarının affı konusunda hiçbir çaba yok.
Değerli arkadaşlarım, biz, memurların sadece disiplin cezaları konusunda yardımcı olacak değiliz size; getirin sicil affını; ona da yardımcıyız. Getirin memurların sicil affını; ona da yardımcıyız.
Yine, 30.9.2004 tarihindeki mutabakat zaptında yer alan birtakım sözler var. Disiplin cezalarının niteliğinin değiştirilmesi, disiplin kurullarının yapısının değiştirilmesi, memur sendikalarından kurullara üyelerin alınması, yine, uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimine açılması gibi hususlarda, Hükümetin memur sendikalarıyla mutabakatı var. Getirin, bunlara da razıyız, bunlara da mutabıkız, bunlara da destek olacağız; ama, ne yazık ki, görevden alınmasının uygun görülmeyeceği düşünülen kamu görevlilerinin görevden alınması için, sözümona, siyasî mülahazalarla, soruşturma açılarak, soruşturma yapılarak, yıllarını devlete hizmetle geçirmiş bigünah kimi kamu görevlilerini görevlerinden uzaklaştırarak, kararname hazırlayabilmek ve yandaş ataması yapabilmek için ve yargıyı da dolanmak için getirdiğiniz sistem sizin elinizi kolunuzu bağlıyor. Bu kadar açık bir söz olmasına rağmen, sözün yerine gelmesini engelliyor.
İlk defa; bakınız, ülkemizin tarihinde ilk defa, idarî yargı bir karar verdi; dedi ki: Kınama cezaları, Anayasada, biliyorsunuz, yargı denetimi dışında olabilir. Bu olabiliri, uluslararası sözleşmelere attığımız imzalar çerçevesinde değerlendirerek ve Anayasanın 90 ıncı maddesi çerçevesinde değerlendirerek, hakkın suiistimali noktasına gelmiştir disiplin cezası dedi. Partizanlığın, yani, suiistimalin yargı kararıyla tespiti anlamına gelecek şekilde, sizin Hükümetiniz döneminde verilen kınama cezasını, değerli arkadaşlarım, iptal etti. Bundan ders alınacak bir durum var.
Hukuka aykırılık sadece bu kadarla kalmadı. Bakınız, memur disiplin cezalarını kaldıracağız diyorsunuz; ama, bu konuda adım atmakta gönülsüz olduğunuz, bizim tarafımızdan ayan beyan; ama, bunu, bir biçimde, bilgi kirliliği yoluyla, kamuoyundan gizlemek istiyorsunuz. Şimdi, ortaya çıkan durum çok açık; Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarınız dahi, yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı mahkûm oldu.
Değerli arkadaşlarım, af, bir lütuf değildir, memur affı bir lütuf değildir, sizin taahhüdünüzün bir gereğidir, sözünüzün bir gereğidir. Bunun için, Cumhuriyet Halk Partisi size bir imkân sunuyor. Sözünüzü yerine getirin, biz destek olacağız; buyurun, birlikte, memur affını çıkaralım, siz de bu sözün borcu altında kalmayın.
Bu itibarla, Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisini destekleyeceğinizi umuyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 13 Haziran 2006