İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · SALI

Sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla (10/111,260,108) esas numaralı meclis araştırması komisyon raporu (s.s.829)

Orhan Erdem

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 1.674 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Orhan Erdem (AK Parti), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOKAK ÇOCUKLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN TEDBİRLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/111,260,108) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYON RAPORU (S.S.829)); konuşma 1.674 kelime.

Orhan Erdem (AK Parti, Konya). “Sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla (10/111,260,108) esas numaralı meclis araştırması komisyon raporu (s.s.829)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-erdem-22-2005-03-29-sokak-cocuklarinin-sorunlarinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-tedbirl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ERDEM (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocukları sokağa düşüren nedenlerle sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler ve (10/111, 160, 180) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, Sayın Başkana, değerli milletvekili arkadaşlarıma ve bizi izleyen değerli milletime saygılarımı sunarım.

Bundan yaklaşık onbir ay önce, bir Millî Egemenlik Haftası içerisinde, 23 Nisana iki gün kala, önergeleri görüşmeye başladık. Üç önerge birleştirildi ve AK Partinin uygun görmesi, Hükümetimizin uygun görmesi, Grubumuzun uygun görmesiyle, bu önergeler, komisyonun kurulması doğrultusunda kabul edildi ve kuruldu komisyonumuz. Meclis tatiline yaklaşmış olmasıyla, ikinci yasama yılında, 2004'ün ikinci yasama yılında faaliyetimize başlayabildik. Değerli Siirt Milletvekili Öner Beyin Başkanlığında, şubat sonuna kadar çok verimli bir çalışma yaptık.

Ben, çok değerli milletvekili arkadaşlarımdan -hepimizin, yoğun çalışma temposu içerisinde, bu raporların tamamını okuma imkânımızın olmadığını biliyorum; ama- kendilerinden, özellikle, 130 ile 144 üncü sayfalar arasındaki, 14 sayfalık kısmın okunmasını rica ediyorum. Gerçekten, çok faydalanacağımız, dikkatimizi çekecek hususları burada göreceğiz.

Ayrıca, komisyonun kurulmasıyla birlikte daha çalışmalarına başlamadan bir hareketlilik gözlendi, bunu, çalışmalar sırasında gittiğimiz valiliklerde, çeşitli kurumlarda da gördük; hemen, biz, bu işin neresindeyiz, eksiklerimiz neler, ne yapmamız gerekir gibi bir çalışma içine girdiklerini gördük. Bazı valiliklerin, bugüne kadar, konuya hiç el atmadıklarını, komisyonla birlikte, uzmanları çağırdıklarını gördük, sevindik; ama, yeterli değildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; konu çok hassastır. Çocuklarımızın geleceğini konuşuyoruz. Kendi ailemiz veya yakın çevremizdeki çocuklarımız, huzurlu, iyi eğitim alıyor, sevgi ve saygı ortamı içerisinde büyüyor olabilirler; ancak, bir gerçek var ki, ülkemiz, bilhassa, geçmişteki iktidarların yanlış yönetimleriyle, ekonomik krizler, terör, yolsuzluk ve birçok sorun sonucunda, göç, işsizlik ve yoksulluk nedeniyle risk altında aileler ve çocuklar hızla artmıştır.

Cevdet Beyin konuşmalarını, saygıyla, gerçekten, faydalı şekilde dinledik; son kısmına kadar da mükemmel, bizim de bahsedeceğimiz konulara çok güzel değindi; komisyon çalışmalarında da katkılarını aldık; ancak, sorunu bu döneme getirmesini ben kabullenemiyorum. Biz, çalışmalarda, özelleştirmeden mağdur olan sokak çocuğu görmedik; sorun farklıdır. Tabiî ki, muhalefet olarak onların da değineceği konular vardır; ama, bu ana kadar birlikte yaptığımız bu güzel çalışmada bu noktalara değinilmesinin pek yeri olmadığını düşünüyorum. Bu iktidar hiç kimseyi sahipsiz bırakmamış, aksine, yıllardır el atılmayan bu sorunlara bu dönemde el atmıştır.

Sokakta çalışma durumunda kalan ailelerin yanına gittiğimizde ekonomik sıkıntılarını, terörle göç etme nedeniyle çok zor koşullarda yaşadıklarını gördük. Ev ekonomilerine katkı için çalıştırılmak zorunda kalan bu çocuklarımız, sokak ortamını tanıyıp yeni arkadaşlar edindiğinde, sevgi ortamı olmayan, ilgisiz, kendisinin eğitimine önem vermeyen, yani, varlığı ile yokluğunun çok fark edilmediği ailesine, evine dönmeyebilmektedir. İşte bu noktada hepimize görev düşmektedir. Tabiî ki, devlet ve ilgili kurumlar bu konunun çözümünde aslî unsurlardır. Ancak, bu ülkenin vatandaşları olarak bizler, dinimizin, gelenek, görenek, var olan değerlerimizin bize yüklediği sorumluluk gereği içinde olmamız gereken bu sorunu bugüne kadar çok fark etmeden yaşadığımızı gördük. Bazen yakınımızda, oturduğumuz blokların arka sokağında, bazen aracımızla kırmızı ışıkta durduğumuz zaman, bazen gazetelerde, televizyonlarda bir şekilde gördüğümüz bu evlatlarımıza duyarsız kaldık.

Rapordaki önerileri ilgili bakanların değerlendirerek gerekli adımları atacaklarına inanıyorum. Bizler de bunun hep birlikte takipçisi olacağız. Bunda hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Benim yukarıda da bahsettiğim duyarsız kalma noktasında biraz daha bir şeyler söylemek istiyorum. Bu noktada, çalışmalar esnasında, kendimin de bugüne kadar, olayın büyüklüğünün -önerge verdiğimiz halde- çok da boyutlarını bilmediğimizi gördüm.

Değerli Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; dünyada, konuya duyarsız kalan örnekler var. Afrika ülkeleri ve özellikle Brezilya, sorunu zamanında çözemediği için, çareyi, çocukları toplu katlederek bulmak durumunda kalmıştır. Bu süreçte Brezilya'da, yaklaşık 4 500 çocuğun katledildiği söylenmekte; çünkü, çocuklar sokakta büyümekte, yetişkin olmakta; bu süreçte, uyuşturucu, suça karışma, silah edinme, çeteleşme gibi bir süreç sonrasında toplum için korkunç bir tehdit unsuru olmuşlar ve şehirde toplu yağmalamalar, cinayetler sonrasında halk ayaklanarak, çocukları öldürmek, daha doğrusu, gençleri öldürmek durumunda kalmıştır.

Sorun, geciktirilmeden çözülmesi gereken bir sorundur; geciktirildikçe, hem ekonomik boyutu hem -en önemlisi- sosyal boyutu çözülmez bir durum almaktadır.

Risk altında bir çocuğa, kaynağında, yani, ailesinde ulaştığımız zaman, 100 000 000 lirayla sorunu çözebiliyoruz. Eğer, bu çocuk evden kaçmışsa, kaçmaya başlamışsa, yaklaşık 400 000 000'a sorunu çözebiliyoruz. Eğer ki, sokakta yaşamaya başlamış; ama, uyuşturucuya bağımlı değil, ara sıra eviyle bağı var; o zaman, ayda 900 000 000 liraya çözebilmekteyiz. Bir de, uyuşturucu, tiner, bali gibi alışkanlıklar edindiyse, 1 500 000 000 lira yükü olmaktadır. Bu da gösteriyor ki, daha kaynağında, ailesinde, çocuklara ulaşmamız gerekmektedir.

İncelemelerimizde, örnek hizmetler veren valilikleri, değerli kaymakamlarımızı, ilgili kurumları, belediyeleri, sivil toplum örgütlerini gördük; gerçekten çok mutlu olduk. Onlar da kendi çapında, nasıl destek oluruz, bu sorunu nasıl çözeriz diye çok bireysel, bazen kurumsal çalışmalar yapmışlardı. Bu konuda -tek tek saymıyorum- çalışma başlatmış tüm birimlerimizi, valilerimizi, belediye başkanlarımızı, sivil toplum örgütlerimizi, gerçekten, teşekkür ederek anmak istiyorum. Bu sorunun yoğun olduğu illerden başlayarak merkezî idare yönlendirmesiyle valilik, belediye ve sivil toplum kuruluşları acilen birlikte çalışmaya başlamalıdır. Bunun yanı sıra, ekonomik durumu iyi olan ailelerin de kardeş aile modeli içerisinde, kendilerine, çocuklarının risk altında olduğu bir aileyi bularak, onlara az da olsa ekonomik destek, kullanamadıkları eşyalarla dahi olsa, eksiklerini gidermek sayesinde, kendi içine kapanmış, haklarını bilmeyen, yardım alacağı kurumları dahi bilmeyen, ulaşamayan, çocuklarını okula gönderemeyen veya gönderse bile ilgisiz, takipsiz bırakan bir aileyi kardeş aile yaparak ekonomik sıkıntı içerisinde, bilinçsiz, sevgisiz kalmış bir aileye yeniden sevgi, heyecan, sahiplik duyguları kazandırmaları mümkün olacaktır. Bu konuda, komisyonumuz, gündüz illerde, vilayette, ilgili kurumlarda yaptığı toplantılarda, gece de sahaya çıkarak, akşamları ev ziyaretlerinde birçok örnek gördü. Gerçekten, bir aile; baba alkolik, çocuklarıyla ilgisiz, her gün eve geldiğinde, dışarıda çalıştırdığı çocukların paralarını alıyor, eşini, çocuklarını dövüyor. Çekilmez bir halde bir aile yaşantısı... Bir gün ailenin en büyük çocuğu babayı öldürüyor.

Gittiğimizde, en büyük oğlu hapisten çıkmış, başka bir ilde çalışmaya gitmişti. Anne, çocuklarıyla, yeşilkartsız, çocukları okula başlamamış, başlasa dahi takipsiz; ne yapacağını bilmeyen bir halde, çaresizlik içinde beklemekteydi. Onlara böyle bir aile desteği olsaydı -kurumlar her yere yetişemedi, yetişmek durumunda; ama, yetişemiyor- belki o çıkmazdan kurtulabilirlerdi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, sorunu, sadece yasal, ekonomik, teknik manada çözsek dahi, sevgi boyutu eksik kalmaktadır. Yaptığımız komisyon çalışması süresinde arkadaşlarımızla bunu çok hissettik. Bilhassa kurumlardaki çocuklarda bu çok daha fazla hissedilmektedir. Çocukları aile ortamında geleceğe hazırlamak gerekmektedir.

Bir araştırmada, yeni doğum yapan bir maymunun üç yavrusu yanından alınıyor. Yavrulardan birisi tek başına bir kafese konuyor. Bir yavrunun kafesine, sarılabileceği sadece bir tahta konuyor. Bir maymun yavrusu da annesiyle birlikte aynı kafese konuyor. Üç dört ay izlendiğinde, yeni doğduktan sonra tek başına kafeste kalan yavrunun hırçın, saldırgan olduğu görülüyor. Bir tahtaya dahi sarılma imkânı bulan yavrunun, diğerine göre daha uysal, daha az hırçın olduğu görülüyor. Annesiyle yaşayan, büyüyen maymunun da çok daha sağlıklı ve uysal olduğu görülüyor. Bir maymun üzerindeki bu deney bile bize gösteriyor ki, çocuklara sarılacak bir sıcak vücut, anne veya bir büyüğünün veya başını okşayacak bir elin öneminin farkını göstermekte.

Değerli arkadaşlar, raporda, kısa da olsa bahsettiğimiz kardeş aile ve konunun sevgi boyutunu biraz daha açarak sizlerle paylaşmak istedim. Diğer hususları, Cevdet Bey, Öner Bey, diğer konuşmacılar, İnci Hanım ve arkadaşlarımız, Dursun Bey aktardılar, aktaracaklar. Ben, yapılan çalışmada, bu noktanın da çok önemsenmesi gerektiğini vurgulamak istedim.

Bu kardeş aile modelinde de, bir televizyon kanalımızda, genelde hafta sonları, İkbal Gürpınar ve onun ekibiyle yapılan çalışmaları izledikçe de ne kadar verimli olduğunu görüyoruz. O arkadaşlarımıza da, ben, buradan teşekkür ediyorum, böyle bir modeli yaygınlaştırmaya çalıştıkları için.

Bu konuyla ilgili, bağlı bakanlardan -Cevdet Bey de bahsetti- komisyonla birlikte, hemen bir kurul oluşturuldu ve acil eylemler, neler gerekiyorsa, yapılması gereken konularda adımlar atıldı. İlgili bakanlarımız bazı konuları çözecek adımlar da attılar; ancak, yeterli değildir.

Şimdi, elimizde, kapsamlı bir rapor var. Öncelikle, konuyla direkt ilgili Sayın Bakanımız Güldal Akşit Hanımefendinin ve diğer bakanların, birlikte veya ayrı ayrı, üzerlerine düşen sorumlulukları acilen yapmaları gerekmektedir.

Çalışma esnasında gördük ki, sorunu iyi niyetle çözmeye çalışan kurumlarımız, valilerimiz, belediye başkanlarımız, sivil toplum örgütlerimiz var. Ancak, merkezde koordinasyon eksikliği, konuyla ilgili verilerin, rakamların tutarsızlığı, hatta, sorunun, kendi kurumunun sorumluluğunda olmadığı anlayışını güden birimler gördüm.

Ancak, bir kurum var ki, aslında, konunun içinde olması gerekirken, çok da müdahil olmamıştır. Belki üzerindeki baskı, konuyla ilgili adımlarının yanlış anlaşılacağı korkusu, Diyanet İşleri Başkanlığımızın, bu konuya duyarsız kaldıkları -kendi düşüncem- hissini bende uyandırdı. Sorunlu çocuklarda, ailelerinde gördüğümüz eksikliklerden biri de maneviyat noktasındaki eksikliklerdir. Aileleri bilinçlendirmek, dinimiz açısından çocuğun önemini anlatmak, halkı bilinçlendirmek önemlidir. Bu konuda, sahada cuma hutbeleri yoluyla ve risk altındaki mahallelerde yapılan tespit ve çalışmalara, o bölgedeki din görevlileri de katılmalıdır.

Yine, sahada, ailelere, çocuklara ulaşmada, okullar ve görevlileri, öğretmenler, sağlıkocakları, halk eğitim merkezleri, çok daha aktif, sorunun çözümüne önemle girerek müdahil olması gereken birimlerdir.

Ayrıca, Silahlı Kuvvetlerimizin de bu konuda yaptığı çalışmalara şahit olduk; ancak, uyuşturucu bağımlısı gençlerin, askerlik çağında, bağımlı olduklarını gösteren rapor sayesinde askere alınmadıklarını ilgililerden öğrendik. Bence, birçok sosyal konuda duyarlı ordu mensuplarımızın, bu konuya da el atarak, sadece bu durumdaki gençlere uygun bir kışla oluşturarak, belki de askerlik süresi içerisinde, disiplin altında, bu çocukları, gençleri, o sürede tedavi ederek topluma kazandırmak mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

Söylenecek çok şey var. Diğer konuşmacılar farklı boyutlarda konuyu bizlere aktardılar, daha aktaracak arkadaşlarımız var. Tekrar vurguluyorum, sokaklarda, yoksul evlerde, gelecek için tehdit hızla büyümektedir. Geç kaldığımız takdirde, bugünden çok daha karmaşık ve zor çözülecek, çözülse dahi toplumda çok büyük hasarlar bırakacak bir konuyu tartışıyoruz. Şunu da iyi bilelim ki, elimizdeki huzur, evimizdeki huzur önemlidir; ancak, ondan önemlisi, toplum olarak huzurlu yaşamaktadır. Bu noktada, hepimize görev düşmektedir; çünkü, sokaktaki bu sorunu çözmezsek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Erdem, tamamlayın.

ORHAN ERDEM (Devamla)... bir gün, serseri mayın gibi dolaşan sahipsiz çocuklar, bizim çocuğumuzun, evimizin yanında da patlayabilir.

Ayrıca, basında yer aldığı gibi, sahipsiz çocukların organ mafyasının, terör örgütlerinin, çetelerin, kötü niyetli kişilerin de eline düşmeye başladığını gözardı edemeyiz.

Hep birlikte, hükümetimiz, Anayasanın verdiği bu görevi, ilgili kurumlarıyla, belediyeler, sivil toplum kuruluşlarıyla destekleyerek, bireysel katkılarla ve basın mensuplarının olayı gündemde tutmalarıyla... Bilhassa komisyon çalışmalarındaki gündemi bu konuda canlı tutmalarından dolayı tüm basın mensuplarına teşekkür ediyorum ve bu ilginin devam etmesi gerekiyor.

Yine, televizyon kanallarının konuyla ilgili eğitici programlar yapmaları, oynamakta olan yüksek reytingli dizilerde mesajlar verecek bazı girişlerin yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Sizlerin sabrını fazla zorlamadan, kutlamakta olduğumuz cumhuriyetimizin 85 inci yılında, bizlere emanet iyi nesiller için, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek hazırlama sorumluluğu içerisinde, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 29 Mart 2005

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook