Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)
Uşak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Haziran 2004 · 1.217 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Coşkunoğlu (CHP), 16 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 1.217 kelime.
Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-06-16-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Türk Telekom Anonim Şirketinin özelleştirilmesine yönelik Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin ek 33 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına, görüşlerimi bildireceğim.
Bu maddeyle, haberleşme ve iletişim amacıyla uzaya gönderilmiş olan üç uydumuz, yeni kurulacak olan Türksat Anonim Şirketine devredilecektir. Türksat Anonim Şirketi hisselerinin tamamı Hazineye ait olacaktır. Böylece, Türk Telekom Anonim Şirketi özelleştirilince, bu uydular kamu elinde kalmış olacaktır. Bu madde hakkında görüşlerimi ifade etmeden önce, bu üç uydumuzun durumu hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. Aslında, bu üç uydumuzun durumunu bilmek, bu maddeyi değerlendirmek açısından da önemlidir.
Birinci uydumuz Türksat-1B, 11 Ağustos 1994 tarihinde yörüngesine yerleştirildi; artık, bu sene işlevini tamamlamış olacak; zannedersem, ekim ayında başka bir orbite, başka bir yörüngeye, başka amaçlara yönelecek; yani, birinci atılmış olan uydumuz, amacına hizmet eden durumdan çıkmış olacaktır. Bu uydumuz on sene önce atılmıştı.
İkinci uydumuz Türksat-1C, 10 Temmuz 1996'da fırlatıldı; halen, kapasitesinin küçük bir kısmı da olsa, kullanılmaktadır.
Alcatelle ortak yapılmış ve fırlatılmış olan üçüncü ve yeni uydumuz Türksat-2A, şu anda, birtakım sorunlara karşın, 1 Şubat 2001 tarihinden beri ticarî hizmete açıktır; fakat, bazı sorunlar yaşıyor.
Dolayısıyla, bir tanesi yaklaşık olarak ömrünü yitirmiş olan, bir tanesi düşük kapasiteyle çalışan, bir tanesi de sorunlu olan üç uydumuz, bir şirkete devredilerek, olası bir özelleştirmenin dışında tutuluyor. Neden; stratejik nedenlerle.
Şimdi, bunun üzerine vurgulama yapmak istiyorum. Stratejik nedenlerle uydular, özelleştirme kapsamı dışında tutulabilmek için ayrı bir şirkete devrediliyor. Nedir bu stratejik nedenler; yasa tasarısında ve gerekçesinde de ifade edilen stratejik nedenler, savunma ve güvenlik. Anayasa Mahkemesi de, zamanında, bundan önceki ilgili yasayı bu gerekçeyle bozmuştu. Savunma ve güvenlik gibi stratejik niteliği dolayısıyla, Türk Telekom Anonim Şirketinin özelleştirilmesinde, hele hele yabancılara satılmasında sakınca görülmüştü. Bu sakıncanın ortadan kaldırılmasını amaçlıyor bu madde.
Değerli milletvekilleri, Türk Telekomun özelleştirilmesi konusunda, gerek bu yasada gerek bundan önceki yasada yapılan tüm yanlışlıklar, aslında, bu maddede tekrar ediliyor. Bu "tüm yanlışlıklar" dediklerimin en önemli iki tanesine değineceğim. Birincisi ve çok ciddî hata, strateji kavramından ne anladığımızla ilgili. Burada "stratejik" denildiği zaman, sadece ülkenin savunma ve güvenlik ihtiyacı, bunun da sadece haberleşme boyutuyla ilgili yönü vurgulanıyor.
Şimdi, değerli milletvekilleri; Türk Telekom, stratejik bir kuruluştur; ama, bunun tek nedeni, savunma ve güvenlik değildir. Strateji kavramını daha iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bilgi çağı diyoruz, bilgi toplumu diyoruz. Bilgi toplumunun altyapısı olarak, bilginin, verinin, enformasyonun üstünden aktığı fiziksel altyapı, kendisi, başlıbaşına stratejik bir altyapıdır. Telekom altyapısı, bu bağlamda, bilgi toplumuna geçiş politikaları bağlamında bir stratejik önem taşımıyor mu?!
Türk Telekom, yılda yaklaşık 1 milyar dolarlık satın alma yapıyor. Bunun ötesinde, tüketicilerin de ilgili satın almalarını hesaplarsak, son on yılda Türkiye'de Telekomla ilgili yaklaşık 50 milyar dolarlık cihaz satın alması yapılmıştır; kablolar ve uydular bunun dışındadır. 50 milyar dolarlık satın alma, satın alma potansiyeli, Türkiye'nin bu stratejik konudaki, Telekom konusundaki teknoloji üretmesine, bir kaldıraç sağlamak, teknoloji üretim politikasını sağlamak için önemli bir kaynak değil midir?! Bunları, bu teknolojileri biz hep dışarıdan mı alacağız?! Bunları, elbette, Türk Telekom veya diğer bir kamu şirketi üretsin demiyorum; fakat, Türk Telekomun bu satın almasının, tıpkı diğer bazı Batı ülkelerinde olduğu gibi, askerî satın alma ve diğer satın almanın, ülkenin teknoloji politikasını da şekillendirmek için önemli bir araç olarak kullanıldığını biliyoruz.
Şimdi, özelleştirilmiş bir Türk Telekomla, fiziksel altyapısı özelleştirilmiş, satılmış bir Türk Telekomla, biz, ülkemizin bu konudaki satın alma yoluyla oluşturulabilecek teknoloji politikalarından vazgeçmiyor muyuz?! Teknoloji politikaları stratejik değil midir?! Bu konuda dışa bağımlı olmak stratejik bir eksiklik değil midir?! Dolayısıyla, stratejinin bu yönü de gözönüne alınmamıştır.
Bakın, bunun örneğini de yaşadık. Teletaş, 1993 yılında Alcatele satıldı. Ne oldu Teletaş Alcatele satılınca; önce, Teletaşın gayrimenkullerini sattı satın alan yabancı şirket; o gayrimenkullerin satışından, zaten, ödediği parayı çıkardı. Biraz dostlar alışverişte görsün türü bir özelleştirme. Daha sonra, daha da ciddîsi geliyor -olayın para boyutunun ötesinde, stratejik olarak -bununla da bitmedi, gayrimenkulleri satıp onun parasını çıkarmakla da bitmedi; Alcatel, Teletaşı aldıktan sonra, ar-ge birimini kapattı, araştırma-geliştirme birimini kapattı,. sonra üretimi durdurdu ve daha sonra montaja geçildi.
Değerli milletvekilleri, duymuşsunuzdur, Amerika'da teknolojinin merkezî olarak nitelendirilen ünlü bir Silikon Vadisi vardır. Silikon Vadisinde, ben, bizzat, Teletaşın ar-ge birimi kapatıldıktan sonra oraya gitmiş mühendislerle tanıştım. Teletaşta teknoloji üreten, Teletaşta üretim yapan bu mühendisler, şimdi, Amerika Birleşik Devletlerinin ünlü Silikon Vadisinde teknoloji üretmeye devam ediyorlar. Bu, stratejik bir kayıp değil midir?! Teknoloji yönündeki bu kaybımız stratejik değil midir?! Teletaşın özelleştirilmesinden sonra, yabancılara satılmasından sonra yaşamış olduğumuz önemli bir stratejik geri kalmadır. Türk Telekomu özelleştirirsek, hele hele, bu yasa tasarısının öngördüğü gibi, yüzde 95'ine kadar yabancılara satarak özelleştirirsek, bu, ciddî bir stratejik hatanın tekrarı olmaz mı?!
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, geçmişte, birçok konuda stratejik hatalar yapıldı. Bunlardan bir tanesi -Sayın Bakanımızı ilgilendiren konu olduğu için, daha önce de dile getirmiştim- elli yıl kadar önce, Türkiye, ulaştırma politikasında, demiryolu yerine karayoluna önem vermek gibi stratejik bir karar vermiştir. Sayın Bakanımız, elli yıl önce yapılmış olan bu stratejik hatayı, demiryolları yerine karayollarına önem verilmesi hatasını şimdi düzeltmeye uğraşıyor; kendilerine, bu yönden teşekkür ederim. Korkarım, şimdi yapılan bu stratejik hatanın, Türk Telekomun özelleştirilmesi yönünde yapılan stratejik hatanın sonuçlarını da elli yıl beklemeden, en geç on yıl sonra düzeltme durumunda kalacağız.
Nedir bu sözünü ettiğim stratejik önemlerin ötesinde birtakım stratejik kararlar; bunlar teknik konular; ama, şunu söyleyebilirim: Kablo yönüyle iletişim mümkün, hızlı iletişim mümkün; internet örneği. DSL dediğimiz teknoloji yönüyle mümkün; başka teknolojilerle, telsizle, kablosuz denilen teknolojilerle yavaş yavaş mümkün olmaya başlıyor yerel ağlar. Bunların hangisi yönünde gidileceği, hangi kompozisyonda bu teknolojilerin kullanılması gerektiği, işte, karayollarının, demiryollarının, denizyollarının, havayollarının hangi kompozisyonda olması gerektiği kadar, hatta, belki de, önümüzde daha önemli bir stratejik karardır. Bu kararın verilmesinde kamunun başrolü oynaması gerektiği, çok net bir şekilde önümüzde duran bir gerçektir.
Sayın milletvekilleri, bakın, yasa maddesi "ulusal egemenlik" ibaresiyle başlıyor.
Sıra sayısının 3 üncü sayfasında sözü edilen gerekçeyi size okumak istiyorum: "Geçmişte, Türk Telekomun özelleştirilmesinde hisselerin çoğunluğunun yabancılara satılıp satılamayacağı konusunda Anayasa Mahkemesi 'stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin' yabancılar eline geçmesinin ülke savunması, güvenliği ve bağımsızlığı yönünden sakıncalı bulduğundan" diyor ve devam ediyor. "Ulusal egemenlik ve bağımsızlık..." Söyleme geldiği zaman sık sık söylüyoruz; ulusal egemenlik ve bağımsızlık sadece silahlı kuvvetlerin gücüyle sağlanacak bir şey değildir, ekonomik ve teknolojik güçle sağlanacak bir şeydir. Dolayısıyla, çağımızın en önemli teknolojik altyapısı olan telekomünikasyonda kontrolü hele hele yabancılara vermek son derece yanlış bir stratejik karar değil midir?!
Size, ayrıca, bu konuda yeni çıkmış bir rapordan söz etmek istiyorum, çok çarpıcı bir rapor. Bunu, Mc Kinsey denilen uluslararası bir danışma kuruluşu -ki, kendileri, hükümetlerin dümensuyunda gitmeyen saygın bir danışma kuruluşudur- hazırlamıştır. Onların hazırladığı "Türkiye ve verimlilik, üretkenlik" konusundaki raporun 109 uncu sayfası telekomünikasyonla başlıyor. Burada yazılanı aynen size okumak isterdim; ama, Türkçesi yeni çıktı, bende İngilizcesi var, onun için aynen okuyamıyorum. Bu fiziksel altyapının devredilmesi, öncelikle, düzenleyici piyasaların, düzenleyici kuruluşun bu görevini yapabilir ve piyasayı düzenleyici yasaların, mevzuatın yerinde olması gerektiği, aksi takdirde, özel bir tekel yaratılacağı bu raporda belirtilmiştir. Şu anda bunların yapılmamış olması, yani, gerekli yasa ve mevzuat değişikliklerinin yapılmamış olması ve Telekomun arzu edilen güçte olmamış olması çok ciddî sakıncalar yaratıyor.
Bakın, çok ilginç bir sonuç var burada; ekonomik konulara girecek olursak tekrar -ki, ekonomik ve teknolojik bağımsızlık çok önemlidir biliyorsunuz; ulusal egemenlik ve bağımsızlık; sık sık bahsettiğimiz- toplam faktör verimliliğinde, bir ülkenin ekonomik gücünü ölçen en önemli ölçüttür; toplam faktör verimliliğinde çok ilginç bir şekilde telsiz veya cep telefonu dediğimiz sistemde, Türkiye'nin toplam faktör verimliliği, Amerika'daki toplam faktör verimliliğinin yüzde 59'u mertebesindedir. İlginç olan şudur ki, sabit hatlarda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapandı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 16 Haziran 2004