2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah.
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Aralık 2004 · 777 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Kaptan (CHP), 20 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (1 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) TBMM,RADYO-TV ÜST KURULU,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAH.); konuşma 777 kelime.
Osman Kaptan (CHP, Antalya). “2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-kaptan-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-1-inci-tur-gorusmelerinde-tbmm-r (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA OSMAN KAPTAN (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2005 yılı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, Anayasamızın 87 nci maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini belirlemiştir. 1982 Anayasası, yasama ve yargı karşısında yürütmenin güçlendirilmiş olması, erkler ayrılığı ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştur.
Sayın arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, parlamenter rejimde, yasama organının, yasa yapma ve hükümeti denetleme gibi iki temel görevi bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasa yapma görevimizi biçim olarak oy verme şeklinde yapıyoruz; ancak, genellikle hükümetin tasarıları yasalaşıyor. Milletvekillerinin yasa önerileri Genel Kurula bile inmiyor, inse dahi yasalaşmıyor. Hükümet ne derse o oluyor. Dolayısıyla, uygulamada yasama inisiyatifi biz milletvekillerinin değil hükümetin elinde bulunuyor. Örneğin, muhtarlarımız 107 000 000 lira maaş alıyorlar, 12 nci basamaktan ödeseler bile 208 000 000 lira Bağ-Kur primi ödüyorlar. Ben, muhtarların maaşı asgarî ücrete çıkarılsın diye, yirmi ay önce bir yasa teklifi vermiştim; daha komisyonda bile görüşülmedi. Görüşmelerde, çoğu tasarıların virgülü bile değiştirilemiyor. Halbuki, Sayın Tayyip Erdoğan, Başbakan değilken, AKP'nin ilk Grup toplantısında "milletvekilleri el kaldırma makineleri değildir; milletvekillerinin otomatik olarak 'evet' ve 'hayır' dediği bir Meclis olmayacak AK Parti İktidarında" diyor. Sayın arkadaşlarım, yoksa, şimdiki iktidar AK Parti İktidarı değil mi?!
Bakınız, bir başka AKP Grup toplantısında Sayın Başbakan "bizim sevk ettiğimiz kanunları birtakım önergelerle değiştirmeye çalışıyorsunuz; biz bunları okuyarak hazırlamıyor muyuz" diyor. Niye diyor; çünkü, artık Başbakan olmuştur, değişmiştir. Zaten "ben değiştim" demiyor muydu?! Bu, yasama organına yürütmenin müdahalesi değil de nedir?!
Sayın arkadaşlarım, bir de, hükümeti, yazılı ve sözlü soru önergeleriyle denetleme görevimiz var; ancak, sorularımızın bir kısmına hiç cevap verilmiyor, bir kısmına da baştan savma, bir satır cevap veriliyor. Ben "Amerika Başkanı Bush'un korumaları bir bakanımızın elini nasıl kontrol eder" diye soru sormuştum. Bu olay televizyonda ve gazetelerde yayımlanmıştı. Bana gelen cevap tek satır: "Böyle bir olay olmamıştır." Hayret edilecek bir şey! O görüntüler fotomontaj mıydı yoksa?! Bazı sorularımız ise, Sayın Meclis Başkanımız tarafından iade ediliyor. Dönem başından beri 48 soru önergesi iade edilmiştir. Bunların hepsi de Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine aittir. Bir tek AKP milletvekili var sorusu iade edilen, o da Sayın Atilla Başoğlu. Önergeyi verdiği zaman o da Cumhuriyet Halk Partiliydi.
İade edilen 48 sorudan 26 tanesi, Sayın Başbakana sorulan sorular. Yani, Sayın Meclis Başkanımız, Sayın Başbakana soru sormayın, o benim arkadaşımdır demek istiyor galiba. Sayın Meclis Başkanımız "4 000 küsur soru önergesinden yüzde 1'ini iade ettim" diyor. Doğru da, Sayın Başkanım, bu yüzde 1'ler hep Sayın Başbakana sorulan sorulara mı rastlıyor?!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan "Meclis lojmanlarında milletvekilleri oturmayacaktır" dedi, AKP milletvekillerinden yoğun alkış aldı. Bunun üzerine, Sayın Meclis Başkanımız "lojmanları satmayacağım" diyor ve Maliye Bakanlığına devrediyor. O tarihteki gazetelerin başlıkları şöyle: "Meclis Lojmanları Kapış Kapış Gidiyor", "Lojmanlardan 300 Trilyon Lira Gelecek", "Lojmanlar Para Basacak", "Meclis Lojmanları Ticaret Merkezi Oluyor". Hükümetin, basın desteğine nazar değmesin demekten başka ne denilebilir ki! Bu desteğe karşın, sonuç ne oldu, sonuç; lojmanlar çürümeye terk edildi. Ben, bu konuda bir soru önergesi vermiştim... Ancak 25 tane lojman satılabilmiş, bunun da 15 tanesi vadeli satılmış. Lojmanlar milletvekillerine 700 000 000 liradan kiraya verilseydi, hazinenin 10-11 trilyon lira kârı olurdu.
Yine, Sayın Meclis Başkanımız "milletvekillerine ev yaptıracağım" dedi, form dağıttı, 361 milletvekili başvurdu. Sayın Başbakan "milletvekillerine ev yapılmayacak" dedi; Sayın Meclis Başkanımız ev yaptırmaktan vazgeçti. Biz, milletvekillerine niye ev yapılmadı demek istemiyoruz; biz, milletvekilleri niye lojmanlarda oturmadı demek istemiyoruz; bizim demek istediğimiz, bu kararı niye Sayın Başbakan alıp kamuoyuna açıklıyor da, niye Meclis Başkanı, Meclis Başkanlık Divanı bu kararları almıyor?
Cumhuriyet Halk Partisi, 126 milletvekilinin imzasıyla, TCK 6 Ekimden önce görüşülsün diye 28 Eylül 2004'te Meclisi olağanüstü toplantıya çağırıyor. Anayasa gereği olan bu istek kabul görmüyor. Sayın Başbakan "Avrupa Birliği bizim içişlerimize karışmasın" diyerek gittiği Brüksel'de, dünya ve Türkiye basınının önünde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 26 Eylül günü toplanacağını söylüyor ve Sayın Meclis Başkanımız, Türkiye Büyük Millet Meclisini 26 Eylül günü olağanüstü toplantıya çağırıyor. Cumhuriyet Halk Partisine bunu unutturamazsınız sayın arkadaşlarım.
Değerli milletvekilleri, şimdi, sizlere sormak istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan mıdır yoksa Sayın Bülent Arınç mıdır?! Biz istiyoruz ki, yasama görevimizi, denetim görevimizi yürütme organının güdümüne girmeden yapalım.
Sayın arkadaşlarım, sabahlara kadar çalışıyoruz. Hesaplanmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinde her 2 saat 18 dakikada bir kanun yapılıyormuş. Sonuç; 27'si Sayın Cumhurbaşkanı tarafından iade ediliyor, 41 tanesi de Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine götürülüyor.
Değerli arkadaşlarım, Anayasamızın öngördüğü demokratik devlet, erkler ayırımı, parlamenter rejim, Başbakanlık İnsan Hakları Komisyonuna göre, önce hükümetçi parlamenter rejime sonra da başbakancı parlamenter rejime dönüşmüştür. Bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de başkanlık sistemi tartışılmaya açılmak isteniyor.
Sayın Başbakan, hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı olmak istemektedir. Bu, yanlış bir hevestir arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OSMAN KAPTAN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 20 Aralık 2004