Orman köylülerinin sorunlarının ve kalkınmalarını araştırılarak alınması gereken önlemler, (10/69,118)
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Pepe (AK Parti), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KÖYLÜLERİNİN SORUNLARININ VE KALKINMALARINI ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER, (10/69,118)); konuşma 917 kelime.
Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Orman köylülerinin sorunlarının ve kalkınmalarını araştırılarak alınması gereken önlemler, (10/69,118)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2003-07-08-orman-koylulerinin-sorunlarinin-ve-kalkinmalarini-arastirilarak-alinma (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar ve muhalefet partileri mensubu milletvekili arkadaşlarımızın vermiş olduğu, orman köylülerinin ve ormanlarımızın sorunlarının araştırılmasına dair araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.
Bizim, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalar da ortaya koymuştur ki, Türkiye'de 7 500 000-8 000 000'u bulan sayılarıyla, millî gelirden günde yaklaşık 1 dolarlık pay alan bu insanların, ülkemizin en yoksul kesimlerini oluşturduğunu; sosyal devletin gereği olarak, bütün hükümetlerin, ülkeyi yönetenlerin, bu insanlara duyarsız kalmalarının mümkün olamayacağını, orman içi ve orman civarında yaşamak mecburiyetinde kalan, son derece olumsuz, yetersiz altyapı imkânlarına sahip, evi, okulu, yolu, suyu olmayan, insan onur ve haysiyetini -doğrusunu söylemek gerekirse- ciddî şekilde rencide eden bu yerleşim birimlerine, bugüne kadar, ülkemizde yeterli kaynağın transfer edilemediğini ve bu insanların bir noktada kendi kaderleriyle baş başa yaşamak durumunda kaldıkları acı gerçeğini de hepimiz biliyoruz.
Bu vesileyle, değerli milletvekili arkadaşlarımızın vermiş oldukları bu araştırma önergesinin bir benzeri 20 nci Dönemde de verilmişti, onu da hatırlatayım. 20 nci Dönemde, burada, Türkiye'deki orman köylülerinin sorunlarının araştırılmasına dair, arkadaşlarımız tarafından verilmiş bir önerge, tartışılmış, konuşulmuş, raporları yayımlanmıştı.
Elbette ki, aradan geçen yaklaşık yedi yıl içerisinde, Türkiye'de, doğrusunu söylemek gerekirse, orman köylüleri adına olumlu bir gelişmenin olmadığını, ama -bugün, biz, burada, AK Parti Hükümeti olarak, Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde yapmayı düşünmüş olduğumuz değişiklik teklifiyle- bununla birlikte, bu yoksul kesimlere sosyal devlet olmanın gereği olarak çok ciddî bir kaynak transferi yapacağımızı söylememize ve -çünkü, bugün, Çevre ve Orman Bakanlığının Orköy Genel Müdürlüğü marifetiyle, bu 7 500 000-8 000 000'u bulan sayıdaki orman köylüsüne bir noktada kol kanat germeye imkân hazırlayıp- bu kaynağı onlara vermek için bütün imkânlarımızı seferber etmemize karşın, ülkenin içerisinde bulunmuş olduğu olumsuz ekonomik şartların, elbette ki, yeterli imkânı onlara transfer etme imkânını bize vermediğini de takdir edersiniz.
Biz, bu olumsuz imkânların olumluya dönüştürülebilmesi için, kısaca 2/B arazileri diye tarif edilen arazilerin, bugüne kadar işgal altında bulunan veyahut da haksız olarak tasarruf altında bulunan bu arazilerin, mutlaka ve mutlaka, anayasa değişikliği veya 6831 sayılı Kanunda yapılacak değişikliklerden sonra, ülkemiz için, orman köylüsü için, orman varlığının geliştirilmesi için çok önemli bir kaynak teşkil edeceğini söylüyoruz ve bu araştırma önergesinde de iktidar ve muhalefet partilerinin değerli milletvekillerinin hep birlikte ittifak etmiş oldukları husus, Türkiye'de bir vakıa var; ülkenin en yoksul kesimi, en fakir kesimi orman köylüleridir. Orman köylüleri, daha ziyade, ormanlardaki istihsalde ağırlıklı olarak orman kooperatifleri vasıtasıyla üretime katılan, yine 6831 sayılı Orman Kanununun kendilerine tanımış olduğu birtakım haklardan istifade ederek ayakta kalmaya çalışan insanlarımızdır.
Aslında, çağdaş dünyada "orman köylüsü" diye bir kavramı, doğrusu, kabul etmek mümkün değildir ve bu, sosyal devletin, modern devletin, kolay kolay kabul edebileceği bir kavram değildir. Dolayısıyla, çok kısa bir süre içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eğer 20 700 000 hektarlık orman varlığını korumayı, geliştirmeyi ve sürdürmeyi arzu ediyorsa, bu orman varlığı üzerindeki en ciddî baskıyı oluşturan orman köylüsünün, mutlaka ve mutlaka ormanın dışında hayatını idame ettirebilecek imkânlara sahip olması lazımdır. Bunun için de, ormanın dışında meslek sahibi olan, çocuğunu okutabilen, insanca yaşanabilir evi olan, eviyle barkıyla, üretimiyle topluma destek veren, ülkenin ekonomisine katkıda bulunan insanlar olmasını, biz, arzu ediyoruz.
Bu yıl içerisinde, orman köylülerini desteklemeyle alakalı mükellefiyeti olan genel müdürlüğümüz Orköy Genel Müdürlüğü, takribi olarak 20-25 trilyonluk bir kaynağı ancak kullanabiliyor. Bu rakamın 200-250 trilyonluk bir kaynağa ulaşması halinde, bir yıl içerisinde yüzlerce, binlerce orman kooperatifinin ve ferdî kredi marifetiyle de orman köylüsü olarak hayatını kazanmak durumunda olanların fevkalade olumlu şartlara kavuşturulabileceğinin de altını çizmekte fayda görüyoruz.
Bakın, Orköy projeleri dahilinde desteklemiş olduğumuz ülkemizin muhtelif yörelerindeki projelerin orman köylülerine kazandırmış olduğu ekonomik değerlerden burada uzun uzun bahsedecek değilim; ama, Afyon'da ağustos ayının -inşallah- ortasında üretime geçmesini beklemiş olduğumuz bir tanesini örnek veriyorum: Orköy fonlarından yaklaşık olarak 1,3 trilyonluk destek verdiğimiz bir alabalık füme tesisinin 800 tonluk üretimi fümeden sonra net 400 ton kalacak, bunun da 7,5 eurodan tamamı Hollanda'ya ihraç edilecek. Bu ve benzer projelerin Türkiye'nin dört bir tarafında hayata geçirilmesi, o orman köylüsünün hayatını idame ettirme noktasında "ormandan ne alırım, ne çalarım, ne yaparım" diye düşünme noktasından mutlaka çıkarılması lazım.
Yine, önümüzdeki günler içerisinde Parlamento gündemine gelecek olan 6831 sayılı Orman Kanununun 17 tane maddesinde değişiklik yapan ve fevkalade önemli olan bir tasarıyla, kestane ağaçlarının, fıstık çamlarının ve kızılağaç üretiminin de ekonomiye çok ciddî bir artı değer olarak katılmasıyla orman köylüsünün hayat standardını değiştirecek önemli bir proje olarak, inşallah, bu 17 madde içerisinde yapacak olduğumuz değişiklikle gerçekleştirmiş olacağız.
Bana, Balıkesir milletvekili arkadaşlarımızdan birisi "Bandırma'daki 8 tane köyden kooperatif başkanı arkadaşlar geldiler, eğer, kendilerine çam fıstıklarını işlemek için 1,3 trilyonluk kredi imkânı verilirse, iki sene içerisinde 8 köye 8 trilyonluk bir ilave kaynağın ortaya çıkabileceğini ifade ettiler" dedi. Tabiî, bunların bir kısmını destekleyebildik, bir kısmını destekleyemedik maalesef; ama, ben, buradan, arkadaşlarımızın vermiş olduğu bu fırsat neticesinde ifade etmek istiyorum ki, eğer bizim yeterli kaynaklarımız olursa -ki, bu yeterli kaynaklarımızın adresini de biraz önce konuşmamın hemen başında ifade etmiştim- orman köylülerini içerisinde bulunmuş oldukları bu olumsuz şartlardan çıkarma imkânımız vardır; bunu da değerlendireceğiz.
Yine, 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesinde orman vasfını yitirmiş arazilerin satışından bahsedilirken, 2/A maddesinden son derece olumsuz koşullarda yaşayan orman köylülerinin, altyapısının devlet tarafından yapılarak toplulaştırmak suretiyle daha çağdaş yerleşime sahip olma imkânlarının da ortaya çıkabileceğini; yine, bunun da adresinin, bunun da kaynağının, biraz önce ifade etmiş olduğum 2/B arazilerinde olduğunu ifade ediyorum.
Bizim, burada, iktidar ve muhalefet partilerine mensup değerli milletvekili arkadaşlarımızın vermiş olduğu araştırma önergelerinin kabul edileceği yönünde oy kullanacağımızı belirtiyor ve önergenin kabul edilmesi neticesinde kurulacak olan araştırma komisyonunun yapacak olduğu çalışmaların, Bakanlık olarak da bize ışık tutacak, bize istikamet gösterecek bir çalışma olması temennisi içerisinde, hepinize saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003