Burdur gölünün bölgede insan ve hayvan sağlığını ciddi boyutlara ulaşmadan önce temizlenmesi hak.(6/587,637)
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 8. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Ekim 2004 · 874 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Osman Pepe (AK Parti), 20 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURDUR GÖLÜNÜN BÖLGEDE İNSAN VE HAYVAN SAĞLIĞINI CİDDİ BOYUTLARA ULAŞMADAN ÖNCE TEMİZLENMESİ HAK.(6/587,637)); konuşma 874 kelime.
Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Burdur gölünün bölgede insan ve hayvan sağlığını ciddi boyutlara ulaşmadan önce temizlenmesi hak.(6/587,637)”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2004-10-20-burdur-golunun-bolgede-insan-ve-hayvan-sagligini-ciddi-boyutlara-ulasm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlü sorular bölümünün 2 nci sırasında bulunan, Muğla Milletvekili Ali Arslan'ın, Muğla İlindeki çevre sorunları ve çevre düzeni planının ne zaman yapılacağına dair sözlü sorusunu cevaplıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, sürdürülebilir kalkınma anlayışını, sürdürülebilir çevre boyutuyla gerçekleştirme aşamasında, kalkınmayı, fizikî planlamaya resmetme noktasında, maalesef, bugüne değin, ülkemizdeki çevre düzeni planlarını yapma noktasında, ülkenin yüzde 6'sının çevre düzeni planını yapabilmiştir; bu yapılan yüzde 6'lık çevre düzeni planları da, bölük pörçük bir anlayışla yapıldığı için gerçek maksadı hâsıl etmekten son derece uzaktır. Halbuki, çevre düzeni planları, sağlıklı kentleşmenin, sağlıklı sanayileşmenin, araziyi rantabl şekilde kullanmanın olmazsa olmazı planlardır. Çevre düzeni planları, bütün planların anayasası hükmünde olan, onlara yön gösteren stratejik planlardır. Ülkemiz, bu stratejik planları zamanında yapamadığı için, maalesef, çarpık kentleşme olgusu ve tarım alanlarının önemli ölçüde sanayi bölgesi olmasıyla, sahillerin önemli bir kısmının betonlaşmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Jeolojik olarak hiçbir zaman yapılaşmanın olmaması gereken araziler üzerinde yapılan binaların -gerek endüstri binalarının gerekse iskân binalarının- vuku bulan 17 Ağustos depreminde, ne büyük felaketlerle bizi karşı karşıya bırakabileceğini acı bir şekilde görmüşüzdür.
Elbette ki, bugün gelmiş olduğumuz noktada, Hükümetimizin, sağlıklı büyüyen, gelişen bir Türkiye gerçeğiyle milletimizi tanıştırma noktasında vermiş olduğu kararın, çıkmış olduğu yolun, Bakanlık olarak üzerimize yüklemiş olduğu mesuliyeti müdrik bir şekilde, 2004 ve 2005 yılları içerisinde ülkemizdeki 54 ilin çevre düzeni planını yapmaya karar verdik. Bu planları yaparken paylaşımcılığı, katılımcılığı esas alan bir anlayış...
Sadece, Ankara'dan, kendi bürokratlarımızla, kendi teknik elemanlarımızla yapacak olduğumuz planın, kendi kararımızı tek başımıza verecek olduğumuz bir anlayışın, Türkiye ölçeğinde, Türkiye gerçeğiyle örtüşmeyeceğini bildiğimiz için, yerel yönetimleri -vilayeti, il genel meclislerini- işin içerisine katarak katılımcı bir anlayışla yerinden yönetimi de öne çıkaran bir tarzda, bu çevre düzeni planlarımızın önemli bir kısmını 2004 yılı içerisinde harekete geçirdik. Bunların bir kısmını ihale ettik, bir kısmını da, inşallah, 2005 yılı içerisinde ihale ederek 54 ilin çevre düzeni planını bitirmeyi hesaplıyoruz.
Bunu niçin yapmak istiyoruz; bunu, çevre düzeni planlarını bitirmeden 1/5 000 ve 1/1 000'lik planların yapılmasının mümkün olmadığını, çevre düzeni planı yapılmadan yapılan sanayi tesislerinin, yapılan çevre düzeni planına uymaması neticesinde, ne büyük sıkıntıları karşımıza getirdiğini... Türkiye'nin dört bir tarafında 2 000'in üzerinde sanayi tesisi, çevre düzeni planlarına uymamak durumundadır. Bunların çevre üzerindeki olumsuz etkileri de dikkate alındığında, öyle zannediyorum ki, çevre düzeni planlarını yapma noktasında bir an önce harekete geçmiş olmamız, bizim bu konudaki kararlılığımız ve işin aciliyetiyle fevkalade örtüşmektedir.
Muğla'daki çevre düzeni planı konusuyla alakalı değerli milletvekili arkadaşımızın vaki sorusunda ifade etmiş olduğu hususun, Muğla'ya yapmış olduğum ziyaretlerde, orman köylerinde, kasabalarında, ilçelerinde ne büyük sıkıntılar ortaya çıkardığına bizzat şahit olmuş kişi olarak ifade ediyorum ki, öncelikli olarak çevre düzeni planı bitecek illerimizden birisi de Muğla İlimizdir; çünkü, Muğla İlimiz, yaklaşık olarak 1 250 kilometrelik sahili olan ve bu haliyle de, İspanya'nın Akdenize olan sahillerinden yüzde 50 daha fazla sahili olan bir ilimizdir. İspanya'nın Akdenize olan sahili 800 kilometre, tek başına Muğla İlimizin Akdenize olan sahili 1 250 kilometredir. Bu kadar büyük sahil bandı olan bir ilin, elbette ki, turizmden almış olduğu payı, yine, muhtemel turizm senaryolarında Muğla'nın gelmesini arzu etmiş olduğumuz noktayı da gözönünde bulundurduğumuzda, Muğla İlimiz, çevre düzeni planlarının yapılması noktasında, özel çevre alanlarıyla, SİT alanlarıyla, korunan alanlarıyla, Türkiye'nin en öndeki illerinin başında yer alıyor.
Bu vesileyle, bizim, bugüne kadar, Muğla'yı, turizmde yeterince kullanamadığımızı ifade etmekte fayda görüyorum; ancak, Muğla'nın taşımış olduğu muhteşem potansiyelle, önümüzdeki yıllarda, Türkiye'nin bir numarası olmaya namzet olduğunu, bir numara olması için de, belediye başkanlarıyla, valisiyle, sivil toplumuyla, Muğla'nın çevre düzeni planlarını acilen bitirmemiz gerektiği konusundaki kararlılığımızı ortaya koyup paylaştığımızı ifade ediyorum.
Bu vesileyle, değerli milletvekilimize, bize, çevre düzeni planları konusunu, burada, siz değerli milletvekilleriyle paylaşma; bu konuda yapmış olduğumuz çalışmaları kamuoyumuza ve Muğla'daki vatandaşlarımıza duyurma imkânını verdiği için teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 17 nci sırasındaki, Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, Burdur Gölündeki kirlilikle alakalı sözlü sorusunu cevaplıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, sulak alanların yönetilmesiyle alakalı uluslararası anlaşma olan Ramsar Sözleşmesine taraf bir ülkedir. Türkiye -biraz önceki cevaplamış olduğum soruda da zannediyorum dikkatinizi çekmiştir- çevre düzeni planlarını zamanında yapamadığı ve ne sulak alanlarını ne denizlerini ne göllerini ne de ırmaklarını yeterince kontrol altına alabilecek bir yönetişim anlayışından uzak olduğu için, Burdur Gölüyle alakalı böyle acı bir tablo karşımıza konulmuş ve bir soru konusu yapılmıştır.
Burdur Gölünün hemen kenarında Burdur Şehri var. Ramsar Sözleşmesine göre, sulak alanların 5 kilometre mesafesine kadar yapılaşmaya müsaade edilmiyor. Burdur ve benzeri illerimizin, ilçelerimizin, yerleşim alanlarımızın durumları dikkate alındığında -doğrusunu söylemek gerekirse, daha önce hazırlanan yönetmeliklerin kifayetsizliği Bakanlığımızca dikkate alınmıştır- bu konuda, Burdur'daki vaki şikâyetlerin giderilmesi noktasında, Ramsar Sözleşmesine göre bu sıkıntının izale edilmesi açısından yönetmelik değişikliği Bakanlığımız tarafından bitirilmek üzeredir. Ancak, şunu ifade edeyim: Bugün ülkemizdeki pek çok yerleşim yerinin katı atıklarını, atık sularını deşarj ettikleri, bıraktıkları, boşalttıkları, depoladıkları alanlar, maalesef bu korunan alanlardır; ama, bugüne değin gözardı edilen bu tarzın, bu anlayışın, bu yönetimin, artık, bundan böyle sürdürülmesi mümkün değildir.
Sözlerimin başında, sürdürülebilir kalkınmanın sürdürülebilir çevre anlayışıyla mutlaka ve mutlaka örtüşmesi, atbaşı gitmesi gerektiğinin altını çizmiş, bunu ifade etmiştim.
Burdur'la alakalı, Burdur özeliyle alakalı ifade edecek olduğum husus, evet, Burdur Gölüyle alakalı yönetim planı da bitirilmek üzeredir. Onunla birlikte Manyas, onunla birlikte, Türkiye'nin hassas göllerinden İznik ve diğer göllerimizde de benzeri yönetim planlarının hazırlandığını, bu yönetim planlarının çok kısa bir süre içerisinde ilan edileceğini bu vesileyle ifade ediyorum; Sayın Başkanı, değerli milletvekili arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
5 konuşma daha · 20 Ekim 2004