İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Mudanya mütarekesinin 82 nci yıldönümü münasebetiyle ilgili

Mustafa Özyurt

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 8. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Ekim 2004 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Özyurt (CHP), 20 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUDANYA MÜTAREKESİNİN 82 NCİ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 488 kelime.

Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Mudanya mütarekesinin 82 nci yıldönümü münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2004-10-20-mudanya-mutarekesinin-82-nci-yildonumu-munasebetiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSTAFA ÖZYURT (Bursa)- Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; bugünlerde çok kullanılan bir deyim var: "Tarih yazıyoruz." Her vesileyle tarih yazıyoruz; en küçük bir şey oluyor, bugün tarih yazdık; bir güreşçimiz üçüncü oluyor, tarih yazıyoruz; Avrupa Birliğinde şöyle yaptık, tarih yazıyoruz. Ben size bugün gerçekten tarih yazdığımız bir tarihî olayı anlatmak istiyorum.

Tam 82 yıl önce 11 Ekim 1922'de imzaladığımız Mudanya Mütarekesinden söz etmek istiyorum. Mudanya Mütarekesi, aşağı yukarı dokuz gün süren yoğun bir çalışmanın sonunda imzalanmıştır. Öldü; ama, bugün hâlâ meşhur olan, Çanlar Kimin İçin Çalıyor ve Klimanjaro'nun Karları'nın yazarı Ernest Hemingway, Mudanya Mütarekesini, o zaman çalıştığı Toronto Star Gazetesinde şöyle yazmış: "Batılılar Mudanya'ya barış dilenmeye geliyorlardı. Yoksa, barış istemeye ya da barış koşullarını dikte ettirmeye değil." Biliyorsunuz, bugün bize bazıları bazı koşulları dikte ettiriyorlar da, o bakımdan bunu bilhassa vurgulamak istedim.

26 Ağustos 1922 sabahı Başkumandanlık Meydan Savaşıyla başlayan olaylar, Yunanların denize dökülmesi veya daha doğrusu, İzmir'in alınmasıyla bir noktada durmuş gibi olur; ama, şanlı bayrağımızın hükümet konağına çekildiği 9 Eylülden sonra ordularımız kuzeybatıya doğru ilerlemeye başlar ve o zaman içinde tarafsız bölge denilen bugünkü Çanakkale'ye doğru yürümeye başlar. Bütün dünya soluğunu tutmuş beklemektedir; acaba Türkler İngilizlerle savaşacaklar mı? Tam on günlük çok gergin günler yaşarız ve o on günün sonunda müttefikler derler ki: "Biz artık barış yapılmasını istiyoruz ve silah bırakışalım." İşte bu silah bırakışalım denildiği zaman, Mustafa Kemal ve arkadaşları "bir tek koşulla silah bırakışalım; Mudanya'da olmak koşuluyla" derler. Herkes şaşırır "bu Mudanya da nereden çıktı" diye; ama, ne Mustafa Kemal ne İsmet Paşa, bunun neden Mudanya'da olduğunu hiçbir zaman söylememişlerdir. Fakat, derler ki, 30 Ekim 1918'de Mondros'un rövanşını, yine ismi "M" harfiyle başlayan ve küçük bir kıyı kasabası olan bir kasabada almak isterler ve bunun için de Mudanya'yı seçerler.

İsmet Paşa, Batı Orduları Komutanı ve Edirne Milletvekili olarak bu heyetin başındadır.

Şunu hemen söyleyeyim. Mudanya Mütarekesi imzalandığında İsmet Paşa 38 yaşındadır arkadaşlar.

Dokuz gün süren bu çetin diplomatik mücadelenin sonunda, hepimizin bildiği gibi, önümüze, Lozan Barışı açılır; dışarıda Loyd George'un istifası gelir; içeride hükümetin istifası, arkasından hilafetin kaldırılması gelir ve çok önemli olanı da, Batı devletlerinin, hem siyasî gücüyle hem fiziksel gücüyle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetini tanıdıklarını görürüz. O bakımdan, tarihimizde Mudanya Mütarekesi çok önemli bir olay taşır.

Lozan'a giden yolda, İsmet Paşanın diplomatik bir yapısı olduğu ortaya çıkar ve "Lozan Barış Antlaşması için kimi seçeceksiniz" diye sorulduğunda, Mustafa Kemal der ki: "İsmet Paşayı gönderelim." Etrafındakiler sorarlar: "İsmet Paşanın ne kariyeri var bu konuda? İsmet Paşa bir subay." "Yok; ben, İsmet Paşanın Mudanya Mütarekesi sırasındaki çalışmalarını yakından izledim ve gördüm ki, İsmet Paşanın diplomatik de bir yapısı var" der ve gerçekten, İsmet Paşa, Lozan Barış Antlaşmasında nasıl bir diplomat olduğunu ortaya koyar ve daha sonraki yıllarda da Türkiye'nin ikinci adamı olduğunu kanıtlar.

Değerli arkadaşlarım, onun için, bugünlerde tarih falan yazmıyoruz. Lütfen, bunu bir kenara çizin. Önemli günler geçiriyoruz, onu kabul ediyorum; Türkiye için önemli günler geçiriyoruz; ama, yazdığımız tarihî olaylar var; lütfen, bunları unutmayalım.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim, sağ olun. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

5 konuşma daha · 20 Ekim 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook