İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · SALI

Kocaeli dilovası beldesindeki kansere bağlı ölümlerle sanayi atık bağlantısının araştırılarak sorunların tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi hk. (10/254,258)

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 74. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Mart 2006 · 1.791 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 14 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOCAELİ DİLOVASI BELDESİNDEKİ KANSERE BAĞLI ÖLÜMLERLE SANAYİ ATIK BAĞLANTISININ ARAŞTIRILARAK SORUNLARIN TESPİTİ VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ HK. (10/254,258)); konuşma 1.791 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Kocaeli dilovası beldesindeki kansere bağlı ölümlerle sanayi atık bağlantısının araştırılarak sorunların tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi hk. (10/254,258)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 14 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2006-03-14-kocaeli-dilovasi-beldesindeki-kansere-bagli-olumlerle-sanayi-atik-bagl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dilovası'nda yaşanan hava kirliliğiyle alakalı olarak Kocaeli Milletvekili arkadaşlarımızın ayrı ayrı vermiş oldukları araştırma önergesi, elbette ki… Kendi bölgem olan, seçim bölgem olan Kocaeli için, ülkemizin sanayisinin önemli miktarda yükünü çeken Dilovası için… Gerçekten, hem hava, toprak, su kalitesinin bozulduğunu ve bugün içerisinde bulundukları olumsuz şartları, tabiî, bu araştırma önergesi vesilesiyle, meseleyi, teferruatlı olarak, enine boyuna tartışma ve görüşme imkânını bulacağız.

Ülkemizin son yirmi yıllık sanayileşme profiline baktığımız zaman, Kocaeli, tek başına, Türkiye sanayiinin yüzde 20'sini bünyesinde barındırıyor. Bu yüzde 20'lik sanayi yükünün… 400 adet birinci sınıf, 7 000 adet ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseyle, âdeta bir sanayi kenti konumundadır Kocaeli.

Kocaeli, Türkiye sanayiinin tek başına yüzde 20'sini bünyesinde barındırmakla, Türkiye'nin en büyük ikinci sanayi metropolüdür.

Yine, Türkiye'nin ilk 500 sanayi kuruluşundan 75 tanesi, yani, yüzde 15'i, ilk 100 büyük sanayi kuruluşundan 18'i Kocaeli'nde bulunmaktadır.

Bakanlığımızca, geçtiğimiz yılların ihmali sonucu yoğunlaşan ve son üç yılda uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi ve Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci de dikkate alınarak, sanayicilerimizi yakından ilgilendiren, su, hava, katı atıklarla alakalı, tehlikeli atıklarla alakalı olmak üzere 18 adet yönetmelik çıkardık. Bunlardan sanayi tesislerinin almak zorunda olduğu emisyon izni prosedürlerini içeren Endüstriyel Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolu Yönetmeliğini 2004 yılında yayınladık.

Isınma amaçlı kullanılan yakıtların özelliklerini yeniden belirleyen katı yakıtların torbalı olarak satılmasını ve yakma sistemlerine standartlar getirdik. Bununla alakalı da, Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolu Yönetmeliğini çıkardık.

Biz, Dilovası özelinde meseleyi irdelediğimiz zaman gördüğümüz tablo şudur: Dilovası'nda 171 tane fabrika var. Bu 171 tane fabrikadan 34 tanesi hava kirliliğine katkıda bulunan fabrikalar olarak tespit edilmiştir.

Bizim Dilovası'nda fabrikalar dört şekilde sınıflandırılabilir. Bunları, demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren fabrikalar, kimya ve boya sektöründe faaliyet gösteren fabrikalar, antrepo olarak kullanılan tesisler ve kömür depolama birimleri, tesisleri olarak, bizim, Kocaeli'nin Dilovası'ndaki 171 tane tesisi sıralamamız mümkündür.

Dilovası'nda bir organize sanayi bölgesi var, münferiden kurulmuş, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi. İki yıl öncesinde, Bakanlık olarak, Dilovası'ndaki hava kirliliğiyle alakalı vaki şikâyetleri ve mahallinde tespit etmiş olduğumuz olumsuzlukları, yaptırmış olduğumuz ölçümlerle tespit etmiş olduğumuz tutanaklar, bize, bölgede bir araştırma yapmamızın şart olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda, Dilovası'nda, Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumunun, Marmara Araştırma Merkezinin (MAM) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünün, Kocaeli Üniversitesinin sanayi kirliliğiyle alakalı, hava kirliliğiyle alakalı araştırma yapmak üzere çevre mühendisliğinin ve Bakanlığımız İl Müdürlüğünün birlikte yapmış oldukları oldukça kapsamlı bir çalışma raporu…

Biz, bu rapora baktığımızda, biraz önce sıralamış olduğum bu fabrikalardan demir-çelik sektöründeki fabrikaların, ergitme sırasında, hurdaların ergimesi sırasında birtakım uçucuların, partiküllerin, zehirli gazların yeterince filtre edilmeden, hatta hiç filtre edilmeden tabiata bırakıldığını, yine, bazı kimya ve boya sektöründeki fabrikaların solvent buharlarını yeterince filtre edip atmosfere bırakmadıklarını veyahut da ki, hiç filtre etmeden, tamamen kontrolsüz bir şekilde tabiata bıraktıklarını, yine, bu kömür depolama tesislerinden onbinlerce ton, yüzbinlerce ton kömürün gelip geçmiş olduğunu, Türkiye'nin önemli bir ithalat kapısı olan, liman kapısı olan Dilovası'ndaki bu kömür depolarından uçucuların, partiküllerin bölgede çok ciddî bir kirliliğe mahal verdiğini…

Yine, bir başka olumsuz tablo da şudur tabiî: Dilovası'nda, Türkiye'nin İstanbul'la ulaşımını sağlayan bir tarafından TEM geçiyor, bir tarafından E-5 geçiyor. Bu kadar yoğun bir trafik yükünün, hava kalitesinin bozulmasında ve civardaki sanayi tesislerinin ulaşım yollarında meydana gelen tozların, partiküllerin, çevrenin hava kalitesinin bozulmasında fevkalade müessir olduklarını, bu rapor, bize, açık ve net bir şekilde ifade etmektedir.

Bu rapora baktığımız zaman, biz, bu raporu… Bundan üç dört ay kadar önce, Kocaeli Ticaret Odasının (İzmit Ticaret Odasının) merkezinde yapmış olduğumuz bir toplantıda, bizimle birlikte, Kocaeli Üniversitesinin çevre bölümünden değerli bilim adamları vardı, TÜBİTAK'tan değerli bilim adamları vardı, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünden değerli bilim adamları vardı; yine, bizim Çevre ve Orman İl Müdürlüğünden uzman arkadaşlarımız, bu raporun kamuoyuna açıklanmasında bizimle birlikteydiler. Biz, bu, kamuoyuna yapmış olduğumuz açıklamada, Kocaeli'ndeki hava kalitesinin, su kalitesinin bozulduğunu; ama, bununla alakalı fabrikalara bir iç termin planı kısa bir süre içerisinde bize önermelerini istedik. 2006 sonuna kadar, bu fabrikalardan, gerek demir-çelik sektöründe olanlar gerekse kimya ve boya sektöründe olanların, bize gerekli filtre tesislerini yaparak hava kalitesinin bozulmasına mahal vermemeleri noktasında gerekli tedbirleri almalarını, bizim Dilovası Organize Sanayi Bölgesinin yetkililerinden istedik. Bununla alakalı, fabrikalardan, şu anda, bölgede, hava kalitesiyle alakalı bu menfi oluşumun önüne geçmek için çalışmaların olduğunu yakından takip ediyoruz.

Ancak, burada şunu ifade etmekte fayda görüyorum: Bizim Dilovası'ndaki hava kalitesinin ölçümüyle alakalı olarak, fabrikalardan kaynaklanan bu olumsuzluğu, bizim, mobil istasyonlarla ölçümleme imkânımız var; ancak, biz, solvent buharlarını... Bakın, bu çok önemli.

SALİH GÜN (Kocaeli)Sayın Bakanım, Kocaeli'nde yok, İstanbul'dan geliyor mobil.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Sayın Milletvekilim, biz, elimizdeki mobil istasyonlarımızı, izleme istasyonlarımızı, bazen, Türkiye'nin riskli gördüğümüz bölgelerine sevk ettiğimizi...

Tabiî, bu konularla alakalı, biz, burada, çok önemli, çok ciddî bir meseleyi konuşuyoruz.

Ben, 1975 senesinde, mühendislik fakültesi son sınıfında, bir tez çalışması yapmak için ilk olarak gittim Dilovası'na. Dilovası'na 1975 senesinde gittiğimde, Dilovası'nın manzarası şuydu: Birkaç tane fabrika vardı, şu anda Dilovası Merkez Camiinin yanında birkaç tane ev vardı. Bugün, o birkaç fabrika ve birkaç tane evin olduğu Dilovası'nda bugün yaklaşık 35 000 insan yaşıyor, 171 tane de fabrika var.

Şimdi, bir taraftan fabrikalar yapılmaya devam ederken, bir taraftan da insanlar oraya taşınmaya devam ediyorlardı. Yani, yılların olumsuzluğunun, Türkiye'nin, aslında, sanayileşmedeki ve kentleşmedeki çarpıklığının en dehşetengiz tablosu bugün Dilovası'nda yaşanıyor. Yani, Bayındırlık Bakanlığı, belediyeler, bu konuyla alakalı olarak, bölgedeki bu vahim tabloyu görüp, bu gelişmeleri görüp, gerekli tedbirleri -planları zamanında yaparak, bu tedbirleri- almamışlardır.

Dilovası'nın şöyle bir tablosu da var: Yani, Dilovası'nın hangi konumda olduğunu bilmeyenler için ifade etmekte fayda var; bir kuytu, bir çanağın içerisinde, denize açılan tarafta da bir tepe var. Yani, bazen, vadinin içerisindeki fabrikaların oluşturmuş olduğu hava kirliliğini bir sirkülasyonla alıp dağıtacak hava akımları olmuyor; partiküller havada asılı kalıyor, hava kirliliği Dilovası'nın üzerine âdeta çöküyor.

Biz, Avrupa Birliği fonlarından temin etmiş olduğumuz kredilerle Dilovası'ndaki atıksu tesislerinin yapılması… Çünkü, Dilovası Deresi, Organize Sanayi Bölgesi… Marmara Denizindeki deniz kirliliğinin yüzde 25'ini tek başına bu bölge oluşturuyor. Burası çok enteresan bir bölge. Elbette ki, hava kalitesinin izlenmesiyle alakalı olarak, yine, bölgede gerekli tedbirleri alıp, orada, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi yetkilileri, yani, sanayicilerle birlikte hava kalitesini izleme ağını da kuruyoruz. Ancak, şunu söyleyeyim: Dilovası'ndaki bu olumsuz tablo, kolay kolay insanın kabullenemeyeceği bu tablo bugün nasıl çözülebilir; yani, biz, oradaki bütün fabrikalara filtre taktıracağız, emisyonlarına, deşarjlarına; hepsine gerekli hassasiyeti göstereceğiz; ama, bir boya fabrikasının bacasının hemen yanı başında hatta saçağının dibinde ev var, bu evlerin sayısı, bu konutların sayısı yüzlerle, binlerle ifade ediliyor. Aslında, ben bunu… Keşke mümkün olabilse de, bu söyleyecek olduğum şeyi, bunu yapabilsek. Ben, bunu, sanayicilere de teklif ettim. Dedim ki, gelin, Dilovası'ndaki bu nüfusu başka yere taşıyalım ve burada meydana gelecek olan sanayi arsalarını -buralar Türkiye'nin en değerli sanayi arsaları- biz, sanayie tahsis edelim. Sanayiden, sanayiciden almış olduğumuz parayla da, bu insanları başka bir yere taşıyıp, orada, çok daha temiz bir havada, çok daha temiz bir çevrede, çok daha medenî bir şekilde yaşayabilecekleri mekanları oluşturalım. Ben bu teklifimi, Dilovası'nın Organize Sanayi Bölgesi yetkililerine ilettim.

Bunu, bu projeyi gerçekleştirebilirsek, Türkiye'de, aslında, çok iyi, fevkalâde örnek iş yapılacağına da inanıyorum; ama, bu, kolay bir iş değildir. Bunun için, şu anda, Gebze Organize Sanayi Bölgesinde, sanayi arsasının metrekaresinin 100-150 dolar olduğunun, Dilovası'nda, konutlardan boşalacak olan alanın 4 000 - 5 000 dönüm olacağını, 4 000 000 - 5 000 000 metrekare olacağını, bunun da rayiç bedellerle alınıp satılması halinde, sanayie tahsis edilmesi halinde, bu meselenin kökten çözülebileceğine inanıyorum. Ancak, şöyle bir eleştiri arkadaşlarımız getirebilirler. Eleştiri yapmak, herkesin en kolay yapabilecek olduğu şeydir. Şimdi, benden sonra konuşacak değerli milletvekili arkadaşlarımdan, muhalefet milletvekili arkadaşlarımdan birisi, o bölgenin hemen yanı başında belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşımdır. Yani, o arkadaşımın söylecekleri de, elbette ki, ben de merakla bekliyorum, ne söyleyecek acaba…

SALİH GÜN (Kocaeli)Ondört yılda bir tane ruhsat vermedim.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)O arkadaşımızın, tabiî, daha önce, partisinden Bayındırlık Bakanlığı yapan bir arkadaşımızın, uzun yıllar Bayındırlık Bakanlığı yapan bir arkadaşımızın, bu bölgeyle alakalı, bizim Hükümetimize kadar, Dilovası özelinden hava kalitesiyle, çevreyle alakalı, evet, maalesef, ileri bir adım atılamamıştır.

Tabiî, burada, şu realiteyi kabul etmemiz lazım. Bu ülkenin başta siyasetçilerinin, bu ülkenin işadamlarının, bu ülkenin entelektüellerinin çevre diye fazla bir dertleri yok; çünkü, çevre, bizim her sabah soframıza gelen ekmek gibi, çay gibi, zeytin gibi önemsediğimiz bir şey değildir. Aslında, çevrenin, hava olduğunu, su olduğunu, toprak olduğunu ve bu üçlünün insan hayatının olmazsa olmazları olduğunu, ekmek kadar, su kadar, çay kadar, şeker kadar, peynir kadar, zeytin kadar elzem olduğunu hep birlikte fark ettiğimiz zaman, çevre meselesi, kamuoyunda yeterince makes bulmuyorsa, çevreyle alakalı yeterli duyarlılıklar yoksa, bizim, sadece bir kurumun, bir sivil toplum kuruluşunun, bir meslek örgütünün, bir Bakanlığın, tek başına bu konuda bütün meseleleri çözmesi mümkün değil. Bu konuda, bir kere, hepimizin, iktidar, muhalefet, sivil toplum, üniversite, entelektüel, yazar, medya, herkesin birlikte olması lazım ve bunun, ulusal bir sorun olduğunu görmemiz lazım. Bu meselenin üstüne hep birlikte yürümemiz lazım. Yani, bu mesele, sadece Dilovası'nın meselesi olsa, Dilovası 35 000 kişiyi aşıyor. 35 000 kişiyi, oradaki arsaları, sanayicilere satarız, aldığımız paralarla onlara başka yerde ev de yaparız, dükkân da yaparız, onları oraya taşırız; ama, bu mesele, Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda daha fazla başını ağrıtacak bir meseledir. Elbetteki, biz, Hükümet olarak, bu konuyla alakalı, Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye'nin çevre kalitesinin, çevre politikalarının yakından takip edilmesiyle alakalı ileri adımları atıyoruz. Tehlikeli atıklarla alakalı, evsel atıklarla alakalı ciddî yatırımları yapıyoruz. Bunları teşvik ediyoruz. Belediyelere, hiç de üzerimize vazife olmamasına rağmen, Bakanlığımızın, hükümetimizin fonlarından çok ciddî destekler veriyoruz. Tabiî, biz, Türkiye'deki su kalitesinin bozulmasıyla, atık suların hiç arıtılmadan nehirlere, denizlere boşaltılmasının nasıl büyük riskler oluşturduğunu ve bunu da, bu meseleyi de bizim, belli bir plan dahilinde, önümüzdeki yedi ile dokuz yıl arasında çözmekle alakalı hem finansman hem de mühendislik fizibilitelerini hazırladığımızı çok rahatlıkla ifade edeyim ki, Türkiye olarak, bu meselede, bir tarafında yerel yönetimler, bir tarafında sanayi, bir tarafında da merkezî hükümet olmak kaydüşartıyla bu devasa sorunları çözebileceğimize inanıyorum. Türkiye'nin gayri safî hâsılasından sadece yüzde 0,8 bir pay ayırmamız halinde, yerel yönetimler ve sanayicinin bu aymazlığından kurtulması halinde Türkiye'nin çevre sorunlarının üstesinden gelmek mümkündür…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla)Dünyanın çevreyle alakalı sorunlarını çözmüş gelişmiş ülkelerinin gerek medyasının, gerek genel kamuoyunun, gerek üniversitelerinin ve gerekse siyaset erbabının bu konuda bizden çok daha ileri olduğunu, bu meselenin bir eğitim sorunu olduğunu, bu meselenin bir bilinç meselesi olduğunu, Türkiye, bu konuda, eğer, kolektif bir bilinci geliştirebilirse bütün meselelerini aşmak için kullanacağı en büyük enstrüman ortak aklı harekete geçirmek, ortak bilinci oluşturmaktan geçmektedir. Sorunların esas çözüm noktasının bamteli burasıdır.

Bu konuyla alakalı yapmış olduğumuz çalışmalardan birkaç küçük hususu siz değerli milletvekili arkadaşlarımla ve kamuoyuyla paylaşma imkânı bulduğum için, bu araştırma önergesini veren, iktidar ve muhalefetten değerli arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ümit ediyorum ki, bugün burada, bu araştırma önergesinin görüşülmesinden sonra kabul edilecek, araştırma komisyonunun kurulması kabul edilip, bizim, bölgede yapmış olduğumuz bu çok kapsamlı çalışmaya, değerli milletvekillerimizin ve Meclisimizin taraf olmasıyla bu ciddî meselede bizim işimiz daha kolaylaşacak, bizim elimiz daha rahatlayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 14 Mart 2006

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook