İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 7. BİRLEŞİM · SALI

2709 sayılı türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 7. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Aralık 2002 · 1.274 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 10 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2709 SAYILI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK); konuşma 1.274 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “2709 sayılı türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2002-12-10-2709-sayili-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisik (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Anayasalar, devletlerin hukuk düzeninde çok önemli ve çok öncelikli metinlerdir. Anayasalar, toplumdaki uzlaşmanın görüntüsünü yansıtırlar. 1982 Anayasası, bu nedenle, toplumdaki uzlaşmayı, toplumdaki güçler dengesini, toplumun beklentilerini gereğince yansıtamadığı için, daha yürürlüğe girmeden önceden başlayarak tartışılmaya açılmıştır, üzerinde tartışmalar ve eleştiriler yapılmıştır. Bu Anayasanın, bu nedenle değiştirilmesi gerektiği, daha yürürlüğe girmeden önce ifade edilmeye başlanmış bir durumdur. Bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından defaatle dile getirilmiştir. Bir değişiklik ihtiyacını Cumhuriyet Halk Partisi sıklıkla yinelemiştir ve yeni bir anayasa yapılması gereği üzerinde durmuştur.

(1) 2 S. Sayılı basmayazı tutanağa eklidir.

Kuşkusuz, yeni bir anayasa yapmak, toplumsal bir konsensüs sağlamadan, böyle bir konsensüs yakalanmadan, toplumun tüm katmanlarının katkı ve katılımı gerçekleştirilmeden yapılabilecek bir şey değildir ve bunlar sağlanamadığı için, 1982'den bu yana, Anayasamızda köklü, bütüncül bir değişiklik yapılamamıştır; ama, demokratikleşme beklentileri ve istekleri doğrultusunda, özellikle son yıllarda, Anayasamızın birtakım değişikliklere uğradığını ve bunların olumlu adımlar olarak nitelendirilmesi gerektiğini biliyoruz. Bunlar öyle adımlar olmuştur ki, 1982 tarihli Anayasaya, yürürlüğe girdiği gündekinden çok farklı bir çehre getirmiş ve onu, demokratikleşme doğrultusunda yenileştirmiştir. Bugün de, bu demokratikleşme beklentileri doğrultusunda yeni bir adım atmaya hazırlanıyoruz. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hazırlanan anayasa değişikliği teklifini, genelinde, olumlu olarak değerlendirmekteyiz.

Anayasa değişikliğine bakış açımız, Cumhuriyet Halk Partisi olarak şudur: İnsana göre, somut olaya göre yasa yapılmamalıdır. Yasama erki, kamunun yararı gözetilerek, sadece kamunun yararı gözetilerek gerçekleştirilmelidir. Getirilen Anayasa değişikliği teklifindeki önerileri de bu bakış açısı doğrultusunda değerlendirmiş bulunuyoruz. Bu değerlendirmeleri yaparken, gerekçelerde zaman zaman yer alan bazı ifadelerden birtakım rahatsızlıklar duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Avrupa Birliğinin istekleri, bizim Avrupa Birliğine girme istemimiz doğrultusunda bu değişiklikleri yapmanın zorunlu ve gerekli olduğu doğrultusundaki ifadeler, aslında, bizim yasamaya, yasama erkinin ne doğrultuda yapılmasına ilişkin görüşlerimizle bağdaşmayan ibareler. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak dilerdik ki, bu tür ifadeler hiç olmasın, toplumumuz demokratikleşmek istediği için, yasalarımızı, toplumumuzun beklentileri doğrultusunda demokratikleştirmek istediğimiz için bu değişiklikleri yapıyoruz şeklinde, gerekçelerde, girişimimizi toplumun beklentilerine mal ederek, bağlayarak meramımızı anlatabilelim. Gerekçelerin bu şekilde ifade edilmesinde sayısız yarar olacağını düşünüyoruz. Özellikle, bizden sonraki kuşaklar bu gerekçeleri okurken, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi ve burada görev yapan milletvekilleri toplumun demokratikleşme beklentisini esas almışlar, ona göre adım atmışlar diyebilsinler. Biz böyle arzu ediyoruz.

Teklifin maddeleri üzerindeki görüşlerimize gelince, teklifin 1 inci maddesi Anayasanın 76 ncı maddesinde birtakım değişiklikler yapmaktadır. Teklifin Anayasa Komisyonunda görüşülmesi sırasında, teklifin orijinal metninde getirilmiş olan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresinin çıkarılmasına ilişkin düzenleme madde metninden çıkarılmıştır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bunu, olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Arkadaşlarımızın, bu konudaki ikazlarımızı kabul ederek, bu doğrultudaki önergelerimize ve ikazlarımıza katılmış olmalarından dolayı mutluluk duyduğumuzu da, burada ifade etmek istiyoruz.

Böyle bir girişimi olumlu karşılamamızın ve önermemizin nedeni, toplumun, temiz politika ve temiz politikacı beklentisidir. Bu beklenti, bugün, her türlü beklentinin önüne geçmiştir ve böyle bir değişiklik, toplumun bu beklentisini gereğince karşılayabilmektedir diye düşünüyoruz.

Diğer taraftan, teklifteki "ideolojik ve anarşik eylemler" ibaresinin Anayasanın 76 ncı maddesinden çıkarılmasını ve yerine "terör eylemleri" ibaresinin getirilmesini, demokratikleşme beklentileri bakımından uygun görmekteyiz; ancak, madde metnine, işkence, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, halkı, birbirine karşı, kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik etme suçlarından hüküm giymiş olmanın da, seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran haller arasına eklenmesinde yarar olacağını düşünüyoruz. Bu da, toplumun, temiz politika, temiz politikacı beklentisi doğrultusunda varmış olduğumuz bir düşüncedir. Bu düşüncenin, özgürlükleri kısıtlamak amacıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu şekilde bazı nitelendirmeler, tartışmalar sırasında gündeme getirilmiştir; ama, biz öyle inanıyoruz ki, bugün, benzer suçları kapsayan Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan sorunlar, tamamen uygulamayla sınırlı sorunlardır. Uygulamaya gerekli özen gösterilirse, uygulamada birliği, beraberliği ve yanlışlığı önleyecek eğitim sistemleri devreye sokulacak olursa, ileriye sürülmüş olan sakıncaların da geçerliliği kalmayacaktır.

Madde metniyle ilgili olarak ayrıca üzerinde durmak istediğimiz bir başka husus var. Hukuk sistemimizde, artık, zimmet ve ihtilas suçları ayırımı ortadan kalkmıştır; basit ve nitelikli zimmet olayı söz konusudur. Madde metninde de, hazır, bir değişiklik yaparken, hukuk sistemimizde, terimler bakımından bütünlüğü sağlamak amacıyla "zimmet ve ihtilas" yerine "basit ve nitelikli zimmet" denilmesinin yerinde olacağını düşünmekteyiz.

Teklifin çerçeve 2 nci maddesine gelince: Burada, 78 inci maddede, araseçimlerin ne zaman yapılacağına ilişkin tüm sınırlandırmaların kaldırıldığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, tarih belirleme konusunda, geniş bir takdir yetkisiyle donatıldığı görülmektedir. Ayrıca, bir ilin tüm milletvekilliklerinde boşalma halinde, boşalmayı takip eden 90 ıncı günden sonraki ilk pazar günü seçime gidilmesi esası getirilmiştir.

Araseçim, kaçınılmaz ve mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir olaydır; ama, yürürlükteki Anayasamızda, araseçimlerin her gerektiği zaman değil, belirli bir süre içerisinde yapılmasına ilişkin bir hüküm vardır. Bu hüküm, belli bir amaca hizmet etmek için konulmuştur. Bu amaç da şudur: Sıkça yapılan seçimler, seçim gerginliğini toplumda ve ülkede sürekli bir hale getirmektedir. Bu nedenle, bu gerginliği sürekli olarak yaşamamak için, derleyip toparlayıp araseçimleri uygun bir zamanda yapmakta yarar vardır. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, araseçimlere ilişkin olarak, Anayasamızın 78 inci maddesinde zaman bakımından getirilmiş olan

sınırlamanın korunmasında yarar olacağı görüşünü ileriye sürdük; komisyondaki arkadaşlarımız da bu görüşlerimize katıldılar. Komisyondaki AKP ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin ayrı ayrı vermiş oldukları önerilerle, bu sınırlama, tekrar, 78 inci maddede muhafaza edildi. Bunu olumlu bir gelişme olarak mütalaa ediyoruz.

Tabiî ki, sıklıkla seçim ortamında yaşamak, toplumun sulhu, sükûneti bakımından güzel bir olay değil; ama, bir ilin tüm milletvekillikleri boşaldığı zaman, tüm milletvekilleri görevde bulunmadığı zaman, milletvekilliğinden ayrılmış olduğu zaman ortaya çıkan tablo da temsil, yasama çalışmalarının sağlığı bakımından birtakım sakıncalar doğurabilecek bir durum. Bu sakıncayı giderebilmek için de getirilen yeni düzenlemeyi fevkalade yerinde olarak mütalaa etmekteyiz. Bir ilin tüm milletvekillikleri boşaldığı zaman hemen araseçime gidilmesini, bu konuda süre kısıtlamalarına riayet edilmemesini olumlu bir adım olarak mütalaa ediyoruz.

Yalnız, burada, üzerinde durulması gereken bir husus var. Herkesin malumu, Anayasamızın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası, milletvekili genel ve araseçiminden önceki ve sonraki bir yıl içerisinde yapılması gereken mahallî idareler organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin araseçimlerin ve genel seçimlerin, milletvekili ara ve genel seçimleriyle birlikte yapılmasını amirdir. Eğer, bu maddeyi tüm üyeliklerinde boşalma olan iller için de işletecek olursak, bir karmaşa ortamına anında girmemiz ve biraz önce üzerinde durduğumuz sakıncaları gündeme getirmemiz kaçınılmazdır. O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, tüm milletvekilliklerinin boşaldığı iller için yapılan araseçimlerin 127 nci maddenin üçüncü fıkrasıyla ilgisinin kesilmesinde yarar gördük; bu konuda bir önerge verdik. AKP'li milletvekili arkadaşlarımız da Anayasa Komisyonunda benzer bir önerge verdiler. Bu önergeler doğrultusunda, bu istisnaî halde yapılacak araseçimlerde 127 nci maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması imkânsız hale getirildi, engellendi ve öyle zannediyorum ki bu değişiklikle, madde, amacına uygun, gereksinimlere yanıt verir bir nitelik kazandı.

Teklifin geçici 1 inci maddesiyle ilgili görüşlerimize gelince: Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasının, 22 nci Dönemde yapılacak araseçimlerde uygulanmamasına ilişkin bir hüküm getirilmişti. Teklifte getirilmiş olan bir hüküm, Anayasanın belli bir hükmünün uygulanmasını erteliyor idi. Daha önce de bu tür ertelemeler yapıldığını hepimiz biliyoruz. Anayasanın belli bir hükmünün bu şekilde sürekli olarak ertelenmesi, o hükmün işlerlik kazanmasına engeldir. Anayasanın bir hükmünün işlerlik kazanamaması, yürürlüğünün engellenmesi ise, Anayasanın bağlayıcılığı ilkesiyle uyumu söz konusu olamayacak bir durumdur. Bu sakıncayı ortadan kaldırabilmek için, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir öneride bulunduk ve son fıkranın, sadece, yapılacak ilk araseçimlerde uygulanmaması şeklinde bir değişiklik önergesi verdik. Anayasa Komisyonunda bulunan AKP'li milletvekilleri de aynı doğrultuda bir önerge verdikleri için, birleştirilerek oylanan bu önergeler doğrultusunda, bu konuda da gereken değişiklik yapıldı ve öyle zannediyorum ki, getirilen önergeyle, Anayasanın bağlayıcılığı ilkesinin zedelenmesi konusunda herhangi bir sakınca kalmadı.

Ben, teklifle ilgili olarak, genelinde bu görüşlerimizi dile getirmek istedim ve özellikle, toplumun, temiz siyaset, temiz siyasetçi beklentisi doğrultusunda, komisyondan geçen 76 ncı maddede, biraz önce ileri sürdüğüm görüşler doğrultusunda bir değişiklik yapılması hususunu, arkadaşlarımın bir kere daha düşünmelerini diliyorum.

Sözlerime son verirken, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizleri tekrar selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

9 konuşma daha · 10 Aralık 2002

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook