10 aralık insan hakları günü hk
Nevşehir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 7. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Aralık 2002 · 894 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Elkatmış (AK Parti), 10 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ HK); konuşma 894 kelime.
Mehmet Elkatmış (AK Parti, Nevşehir). “10 aralık insan hakları günü hk”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-elkatmis-22-2002-12-10-10-aralik-insan-haklari-gunu-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10 Aralık günü, bütün dünyada İnsan Hakları Günü olarak tespit edilmiştir ve kutlanmaya başlanmıştır. Bu vesileyle söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında, bütün vatandaşlarımızın İnsan Hakları Gününü tebrik ediyor; ihlalsiz, barış, mutluluk ve huzur dolu günler diliyorum.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1950 yılında aldığı 423 sayılı kararla, 10 Aralık günü, İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır; ancak, bugünkü noktaya gelene kadar uzun ve zorlu mücadeleler vermek ve birçok insanın hayatı dahil ciddî bedeller ödenmek zorunda kalınmıştır. Batı dünyasında insan hakları mücadelesinin kilometre taşlarını teşkil eden 1215 yılında İngiltere'de yayımlanan Magna Carta, 1776'da Amerika'da yayımlanan Virginia Bildirgesi ve Fransız Devriminden sonra yayımlanan 1789 İnsan ve Yurttaşlık Hakları Beyannamesinin ardından 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bir ortak buluşmayı temsil etmektedir. Bugün, 300'den fazla dile tercüme edilmiş olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, uluslararası kabul görmüş, birçok temel hak ve hürriyetin temelini oluşturmuştur. Verilen mücadelenin zorluğu ve bedeli, elde edilen kazanımların ne kadar önemle korunması gerektiğinin bir göstergesidir.
İnsan hakları mücadelesinin temelinde insan onurunun korunması çabası yatmaktadır. Allah'ın, yaratılmışların en şereflisi olarak tanımladığı insan, dini, dili, ırkı, cinsiyeti, ideolojisi ne olursa olsun, doğuştan kazanılmış temel haklara sahiptir. Bu haklar, başka insanların hakları gerekçesiyle kısıtlanabilse de yok edilmeleri mümkün değildir. Ayrıca, insan hakları kavramı çifte standardı kabul etmez. Bazı insanların hakları vardır, bazılarının yoktur şeklindeki bir düşünce, uygar ve çağdaş bir düşünce olamaz. Bütün dinlerin ve inanışların özünde, merkezinde insana ve insan onuruna saygı vardır.
Günümüzde Batı dünyasının bayraktarlığını yaptığı insan hakları mücadelesi, aslında, bizim toplumumuzun hiç de yabancı olmadığı bir kavramdır. Öncelikle, inancımızın özünde insana verilen değer yatmaktadır. Bugün kabul görmüş birçok değer, aslında, yüzyıllardır bu topraklarda var olagelmektedir. Örneğin, Fatih Sultan Mehmet Han, gerek İstanbul'un ve gerekse Bosna-Hersek'in fethinden sonra yayımladığı fermanlarda, insanların onurları, canları, malları, özgürlükleri, güvenlikleri ve dinlerinin korunmasını garanti altına almıştır.
Türkiye, yeniden ve acilen insan hakları uygulama alanında örnek bir ülke konumuna gelmelidir. Hükümetimizin programında "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" felsefesiyle ele alınan insan hakları politikasının merkezinde insan vardır ve her insan, doğuştan, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Amacımız, öncelikle Batı uygarlığının ulaştığı insan hakları standartlarını yakalamak ve sonra da -geçmişte olduğu gibi bugün de- daha ilerisine geçmek. Bu çerçevede, hükümetin laf değil iş üretmesi, kararlılığın bir göstergesidir.
Avrupa Birliği İlerleme Raporunda Türkiye'ye karşı yapılan en büyük eleştiri, yasal değişikliklerin yeterince etkin bir şekilde uygulamaya konulamamasıdır. Yeni dönemde, bir yandan gerekli anayasal ve yasal düzenlemeler yapılırken, diğer yandan, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı olmak üzere, kamuda insan haklarıyla ilgili tüm birimler yoğun bir çaba içerisinde olacaktır. Bu süreçte sivil toplum örgütleri, kamu kurumlarının en büyük yardımcıları olacaktır.
İşkence, maalesef, yüzyıllardır ülkemizin yüzkarası olmuştur. Sevinerek görmekteyiz ki, son birkaç yıldır bu alanda güzel gelişmeler olmaktadır; ancak, yeterli değildir. Ancak, temel uluslararası insan hakları belgelerinde yasaklanan uygulama sadece işkence de değildir. Aynı şekilde insanlıkdışı ve onur kırıcı muamele de yasaklanmıştır. Yeni dönemde bu tür uygulamaların da üzerine gidilecektir. Ayrıca, işkence, sadece fizikî işkenceden ibaret de değildir. Manevî ve psikolojik işkence, sonuçları ve yol açtığı travmalar açısından fizikî işkenceden daha az ve daha kötü de değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ELKATMIŞ (Devamla)İnsan haklarının iyileştirilmesinde en etkin araçlardan birisi de eğitimdir; ancak, siz, sadece eğitimle yetinmeye kalkışırsanız, bu yeterli olmaz. İnsan hakları alanında ödül ve ceza mekanizması devreye sokulmalıdır; güzel işler yapanlar kamuoyu önünde ödüllendirilmeli, kötü işler yapanlar da cezasız bırakılmamalıdır. Türkiye, bir hukuk devletidir ve hiç kimse hukukun üzerinde değildir; olmamalıdır da. Keyfî birtakım uygulamaların devlet gücü kullanılarak yapılmasına müsaade edilmemelidir ve edilmeyecektir.
Türkiye'de, artık, her açıdan yeni bir dönem başlamıştır. Bunu, laf değil, icraatla göstermek boynumuzun borcudur; ancak, buradan, Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle, herkese bir çağrı yapmak istiyorum. İnsan hakları alanında bugüne kadar ne kadar hassasiyet gösteriyor idiysek, bugünden sonra daha fazlasını göstermek hepimizin görevidir.
İnsan hakları, sadece karakol ve cezaevleriyle ilgili bir kavram da değildir; başta insanoğluna saygı, eşitlik ve ayırımcılık yasağı olmak üzere, yaşama hakkı, bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı, işkence ve insanlık dışı muamele yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, etkin hukukî bir yola başvurma hakkı, masumiyet karinesi ve savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, ceza hukukunun geriye dönük işletilmemesi hakkı, özel hayat ve aileye saygı, haberleşmelerin gizliliği, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim ve basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, serbest seçimlere katılma hakkı, kanun önünde kişi olarak tanınma hakkı, adlî hata sonucunda tazminat hakkı, yasa önünde eşitlik, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı gibi konuları da kapsamaktadır. Tüm bunlar içerisinde, çocukların, kadınların, yaşlıların ve engellilerin hakları özel bir önem arz etmektedir.
İnsan haklarını bir dışpolitika malzemesi olarak kullanmak, o kavrama yapılacak en büyük haksızlık olur. Bu vesileyle, 12 Aralık Kopenhag Zirvesi öncesi, Avrupa Birliği üyesi ülkelere de bir çağrı yapmak istiyorum. Türkiye, insan hakları alanında önemli adımlar atmaktadır. Bu çabaların gözardı edilmesi, Türk Halkında hayal kırıklığı oluşturacak ve Avrupa Birliğinin Türkiye konusundaki samimiyetine ilişkin ciddî şüpheler uyandıracaktır. Şimdi, top Avrupa Birliğindedir ve Türkiye'nin üyeliği, aslında, bizden çok, artık, onların sorunu olmaktadır.
Yeni dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, ihlallerin üzerine daha kararlı bir şekilde gidecektir. İnsan hakları il ve ilçe kurulları ile ceza ve izleme kurullarının etkinlikleri artırılacaktır. İnsan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle iletişim güçlendirilecektir.
Sözlerime son verirken, tekrar, hepinizin ve bütün vatandaşlarımızın İnsan Hakları Gününü kutlar, barış, huzur ve mutluluk dolu bir Türkiye dileğiyle saygılar sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
9 konuşma daha · 10 Aralık 2002