İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · SALI

Konya milletvekili okan öksüz ve 22 arkadaşının, tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarıca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)

Özkan Öksüz

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 30. Birleşim · 1. yasama yılı · 4 Şubat 2003 · 1.721 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Özkan Öksüz (AK Parti), 4 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KONYA MİLLETVEKİLİ OKAN ÖKSÜZ VE 22 ARKADAŞININ, TUZ GÖLÜNDEKİ KİRLENMENİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARICA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ (10/5)); konuşma 1.721 kelime.

Özkan Öksüz (AK Parti, Konya). “Konya milletvekili okan öksüz ve 22 arkadaşının, tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarıca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozkan-oksuz-22-2003-02-04-konya-milletvekili-okan-oksuz-ve-22-arkadasinin-tuz-golundeki-kirlenm (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tuz Gölünde meydana gelen kirlenmenin boyutlarının tespiti, kirlenmenin önlenmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla vermiş olduğumuz araştırma önergesiyle ilgili olarak söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Tuz, genel anlamda, oluşumu ve yayılımı bakımından dünyanın her tarafında değişik şekillerde bulunmaktadır. Yaşamsal yönden olduğu gibi, teknolojik gereksinimler dolayısıyla, ekonomik yönden de önemli bir değeri ihtiva etmektedir.

Tuz, ilk kez, M.Ö. 10 000 inci yıllardan itibaren kullanılmaya başlanmıştır; 3 000 inci yıllardan itibaren de, Çin'de üretilerek, ticaret hayatına girdiği tahmin edilmektedir. 18 inci Yüzyıla kadar, insan ve hayvan gıdası ile deri ve balık kurutma gibi oldukça sınırlı alanlarda tüketilen tuz, bu yüzyıldan itibaren, ihtiyaçlar süratle çeşitlendiği için, pek çok sanayi kolunda hammadde ve aramadde olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Dünyadaki tuz kaynakları katı ve sıvı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sıvı tuz kaynakları, deniz ve tuz gölleri ile tuzlu su kaynaklarıdır.

Ülkemizde ham tuz üretimi, Tekel Genel Müdürlüğüne bağlı müesseseler tarafından, 2 adedi deniz, 3 adedi göl, 5 adedi kaya, 10 adedi kaynak olmak üzere, 20 adet tuzladan gerçekleştirilmektedir.

1998 yılı itibariyle, toplam 2 170 000 ton civarında tuz üretimi gerçekleştirilmiştir. Tuz üretiminin yüzde 75'i göl, yüzde 21'i deniz, yüzde 3'ü kaya, yüzde 1'i kaynak tuzlarından karşılanmaktadır.

İhracatımızda önemli yeri olmayan tuzun yüzde 65'i sanayide, yüzde 24'ü gıda alanında, yüzde 3'ü karayollarında, yüzde 8'i de diğer alanlarda kullanılmaktadır. Bu değerler bize gösteriyor ki, tuz, daha çok, sanayide hammadde veya aramadde olarak kullanılmaktadır.

Kullanım alanlarına baktığımızda, tuz, tarımda, tıpta, ulaşımda, konservecilikte, sanayide, dericilikte, çeşitli kozmetik ürünlerinin üretiminde, gübre sanayiinde, demir-çelik endüstrisinde çeliğe sertlik verilmesi aşamasında, emaye ve cam imalatında, soda üretiminde kullanıldığı gibi, kimya sanayiinin ana hammaddesi olarak, sodyum, sodyum hidroksit ve sodyum sülfat üretimi gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Bu nedenle, tuzun önemi her geçen gün artmaktadır.

Tuzun gıda maddesi olarak kullanımı, üretimimizin yüzde 10'u ile yüzde 15'i arasında değişmektedir. Ülkemizde kişi başına tuz tüketimi yaklaşık olarak 27 kilogramdır. Gelişmiş ülkelerde kişi başına yıllık tuz tüketimi ise, 150 ile 200 kilogram arasında değişmektedir. Bu nedenle, bu değerlere bakarak, tuz tüketimi bakımından, Türkiye'nin, dünya ortalamasının oldukça altında olduğunu görmekteyiz.

Yediğimiz yemeklere tat veren, sanayide hammadde olarak kullanılan tuzun yaklaşık üçte 1'i Tuz Gölünden sağlanmaktadır. Tuz Gölü, 1 620 kilometrekarelik yüzölçümüyle, büyüklük bakımından, İç Anadolu Bölgesinin birinci, ülkemizin ikinci büyük gölüdür.

Dışarıya akıntısı bulunmayan Gölün denizden yüksekliği 905 metre olup, uzunluğu 90 kilometre, genişliği ise yer yer 40 kilometreye ulaşmaktadır.

Gölün yüzey alanı yaz ve kış aylarında farklılık göstermektedir; çünkü, kışın biriken sular, yazın buharlaşır ve Gölün alanı oldukça daralır.

Göldeki tuz oranı oldukça yüksektir. Tuz Gölü, sadece ülkemizin değil, dünyanın da en tuzlu göllerinden biridir. Suyun yoğunluğu 1,225 gram/santimetreküp olup, tuzluluk oranı ise yüzde 32,4'tür.

Bu oranla, Tuz Gölü, tuzlu göller arasında dünyada ikinci sırada yer almaktadır. Yaz aylarında Göl tabanında biriken tuz tabakası kalınlığı 10 santimetre ile 2 metre arasında değişmektedir. Tuz Gölü, 211 000 000 ton rezerviyle, dünya tuz üretiminde ikinci en büyük kaynaktır. Bu nedenle, tuz üretimi bakımından son derece önemli tabiî kaynak olan Tuz Gölünün olmadığı Anadolu'yu düşünmek mümkün değildir. Dünyada Tuz Gölü gibi bir göl sadece Amerika Birleşik Devletlerinde bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Tuz Gölü, bu zengin potansiyeli yanında, aynı zamanda, uluslararası (A) sınıfı avlak alanlar statüsüne de sahiptir; çünkü, barındırdığı kuş türleri, yaban hayatıyla ayrı bir doğal güzelliğe sahiptir. Kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en zengin göllerinden biridir. Kışın kapladığı çok geniş su alanı, su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturur. Ayrıca, Tuz Gölü civarında, Tuz Gölüyle ekolojik olarak ilişkili Kulu Gölü, Samsam Gölü, Uyuz Gölü, Kozanlı Saz Gölü, Boluk Gölü, Tersakan Gölü, Eşmekaya Gölü ve Hirfanlı Barajı gibi, değişik karakterde, irili ufaklı pek çok sulak alan mevcuttur. Bu alanların birbirine çok yakın ve değişik karakterde oluşu, farklı habitat istekleri olan değişik türde ve çok zengin bir yaban hayatının barınmasına, beslenmesine ve üremesine olanak sağlamaktadır. Bu nedenle, Tuz Gölü çevresi, eşine az rastlanır değerde sulak alanlar kompleksi oluşturmaktadır. Bu durum Gölün önemini daha da artırmaktadır. Göl ve çevresinde, tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıçgaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra, yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar oluşturmaktadır.

Göl çevresinin nispeten ıssız olması nedeniyle, kuşlar, etraftaki su birikintilerinde, meralarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedirler. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar ve bataklıklar, bataklık kırlangıcı, suna, angıt, çamurcun, kılıçgaga, kocagöz ve martı türlerinin kuluçka yapmalarına imkân sağlamaktadır.

Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanlarındandır. Gölün orta kesimlerinde, her biri 5 000-6 000 yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır. Tuz Gölü, bu özelliğiyle, koruma altına alınması gereken önemli bir doğal ortam oluşturmuştur.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz ve Konya İlimiz için çok değerli olan Tuz Gölü, ne yazık ki, çok büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Gölde aşırı kirlenme söz konusudur. Tuz Gölü çevresinde yer alan Konya Ovası, Çumra Ovası gibi tarım alanları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce 1974 yılında açılan su kanalıyla, Beyşehir Gölünden sulanmaya başlanmıştır. Beyşehir-Konya arasındaki bu kanalın uzunluğu yaklaşık 170 kilometredir. Tamamen sulama amaçlı açılan bu kanala, 1976 yılında, Konya Şehrinin atık suları bağlanmıştır. Bu bağlantıyla birlikte, tarım için açılan kanalın kullanım amacı yön değiştirmiş, kanal, atıkların deşarj alanı olarak görülmeye başlanmıştır. Böylece, kanalın geçtiği yerleşim alanlarının evsel ve sanayi atıkları, hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan bu kanala boşaltılmaktadır.

Tuz Gölü havzasındaki en büyük kirliliği, Konya Şehrinin evsel ve endüstriyel atıkları oluşturmaktadır. Konya İlinin evsel ve endüstriyel atıklarından başka, Aksaray İli ile Cihanbeyli, İnlice, Beyşehir, Bozkır, Şereflikoçhisar İlçelerinin kanalizasyonları da Tuz Gölüne boşaltılmaktadır.

Böylece, göldeki kirlenme giderek kritik safhaya ulaşmış bulunmaktadır. Uzmanlar, kirlenmenin bu şekilde devam etmesi halinde, on onbeş yıl içerisinde Tuz Gölünün yok olacağını belirtmektedirler.

Tuz Gölündeki kirlenmeyi fark eden yetkililer tarafından, Tuz Gölü Entegre Çevre Projesi hazırlanmıştır. Bu proje kapsamında, Tuz Gölünün çevre belediyelerce, özellikle, Konya Şehrinin evsel ve endüstriyel atık sularla kirlenmesine mani olmak için, Konya Kanalizasyon Sistemi Bağlantılı Arıtma Tesisi Projesi hazırlanmıştır. Ayrıca, arıtma tesisleri faaliyetine başlanabilmesi için, şehir kanalizasyonunu toplayan kuşaklama sistemi projeleri hazırlanmıştır; ancak, bu projelerin yapımı, gerekli finansal darboğazların aşılması ve göle akan Devlet Su İşleri ana tahliye kanalına, kirlilikten arıtılmış suların deşarj miktarı ve sürelerinin tespiti gibi sorunlar, 1988 yılından beri giderilememiştir.

Tuz Gölü Entegre Çevre Projesi çalışmalarında çok sayıda kurum ve kuruluş yer almakta, bu kurumlar arasında yeterli koordinasyonun sağlanamaması, projenin hayata geçmesini engelleyici en önemli faktör olmuştur. Bu projede, Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi, İller Bankası, Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Tekel Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı gibi çok sayıdaki kurum ve kuruluşlar yer almıştır; yani, 8 kuruluş görev alıyor ve bundan dolayı da aksaklıklar meydana gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, Tuz Gölündeki mevcut kirliliğin giderilmesi ve geleceğe yönelik bölgedeki faaliyetlerle gölün koruma, kullanma dengesi gözetilerek, 9.3.1998 tarih ve 98/10869 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılmıştır. Bu çerçevede, Çevre Bakanlığının koordinatörlüğünde Tuz Gölü Çevre Durum Raporu hazırlanmıştır. Bu rapor daha sonra ön fizibilite raporu haline getirilmiştir. Bu raporda, Konya İli kanalizasyon atık su tesisi ve katı atık bertaraf tesisi kurulması, Cihanbeyli İlçesi atık su arıtma ve katı atık düzenli depolama tesisi, Kulu atık su arıtma tesisi ve transfer istasyonu, Aksaray İli atık su arıtma tesisi ve katı atık düzenli depolama tesisi, Şereflikoçhisar İlçesi atık su arıtma ve katı atık düzenli depolama tesisi, Eskil transfer istasyonu, Altınekin transfer istasyonu... Bu projelerin toplam bedeli 87 536 000 dolar olarak hesaplanmıştır. Söz konusu rapor, Tuz Gölü Entegre Projesi adı altında, Yüksek Planlama Kurulu tarafından, tamamı dışkaynaklı krediyle yapma şartı getirilerek kabul edilmiş ve 1998 yılı yatırım programına alınmıştır.

Tuz Gölündeki kirlenmenin, giderek, telafisi mümkün olmayan boyutlara ulaşacağı gerçeğinden hareketle Çevre Bakanlığı projede bazı değişiklikler yaparak 8.2.2000 tarih ve 2000/458 sayılı Bakanlar Kurulu Kararını çıkarmıştır. Bu karar çerçevesinde, Tuz Gölü Entegre Çevre Projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla İspanya Hükümetinden destek sağlanmıştır. Türkiye ile İspanya Hükümeti arasında imzalanan Ekonomik ve Malî İşbirliği Mutabakat Zaptı kapsamında 66 938 000 dolar kredinin kullanılması planlanmıştır.

2.11.2000 tarih ve 24118 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Tuz Gölü Havzasının 14.9.2000 Tarih, 2000/1381 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesiyle ihale makamı değişmiş ve bu projenin ihalesinden Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı yetkili kılınmıştır.

Konya atık su arıtma tesisi projeleri, Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılmış ve bu fizibilite kapsamında incelenerek son haline getirilmiştir. Konya Atık Su Projesi, 28 481 000 dolar bedelle, KOSKİ tarafından, 16 Temmuz 2002 tarihinde ihale edilmiştir. Bu tesisin inşaatı, İspanyol Hükümeti ve OECD tarafından karşılanan düşük faizli krediyle yapılacaktır.

Arıtma tesisi inşaatı, Türk ve İspanyol şirketler tarafından oluşturulan bir konsorsiyum tarafından yapılacaktır. İhale, Hazinenin onayına sunulmuş olup, halen beklemektedir. Onay çıkması durumunda, inşaata başlanılacaktır. Bir Konya Milletvekili olarak hükümetten talebim, bu onayın bir an önce çıkarılmasıdır.

Konya atık su arıtma tesisi inşaatı hariç, altyapı yatırımlarında ilgili belediyelerin maddî ve teknik yetersizlikleri nedeniyle, diğer projelerin ve inşaatların Özel Çevre Koruma Kurumunca yapılması, belediyelerce talep edilmiştir. Bunun üzerine, projeler, ÇED çalışmaları ve inşaat şartnameleri Özel Çevre Koruma Kurumunca hazırlanmış, kredinin kurumca kullanılması için Devlet Planlama Teşkilatına gerekli girişimler yapılmıştır. Ancak, Özel Çevre Koruma Kurumu ile Devlet Planlama Teşkilatı arasında yapılan ikili görüşmelerde, kredinin kurumca kullanılmasına dönemin Devlet Bakanı tarafından sıcak bakılmadığı bildirilmiştir.Konu geçen dönem Bakanlar Kurulu gündemine getirilmiş olmasına rağmen, kredi kullandırılmamıştır.

Bu gelişmeler sonrasında, Tuz Gölü havzası altyapı inşaatlarının özkaynaktan sağlanarak yapılabilmesi amacıyla, kurum yatırım programına alınabilmesi için Devlet Planlama Teşkilatına öneri sunulmuş, ancak, tasarruf tedbirleri öne sürülerek, yeni projelerin yatırım programına alınamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Tuz Gölü, hızla kirlenmeye devam etmektedir. Kirlenme, bir an önce durdurulamazsa, millî zenginlik kaynağımız yok olacaktır. Tuz Gölünün yok olması, geçimini bu gölden sağlayan yaklaşık 5 000 ailenin de işsiz kalması demektir. Çünkü, Tekel Genel Müdürlüğüne bağlı Şereflikoçhisar'da 2, Cihanbeyli'de ise Yavşan Tuzlası adıyla 3 işletme tarafından tuz çıkarılmaktadır. Cihanbeyli Yavşan Tuzlasının yıllık tuz üretimi yaklaşık 500 000 tondur.

Ayrıca, Tuz Gölü çevresinde yer alan Konya İlimize bağlı Cihanbeyli İlçesinin Yapalı, Günyüzü, Gölyazı ve Taşpınar Beldeleri ile Sağlık Köyü arazileri; Kulu İlçesine bağlı Tavşançalı, Zincirlikuyu, Tuzyaka Beldeleri ile Bozan ve Acıkuyu köy arazileri; Ankara İline bağlı Şereflikoçhisar İlçesine bağlı birkısım belde ve köy arazileri Tuz Gölünün sularının yükseldiği dönemlerde sular altında kalmaktadır. Bu nedenle, topraklar çoraklaşmakta ve verimsiz hale gelmektedir. Bugün, buraların çoğunda ekin ekilememekte, bütün araziler çoraklaşmış durumdadır.

Yılan hikâyesine dönen bürokratik işlemler, gerek dışkaynağın çok geç bulunması, projeyi yürütecek ve ihale edecek makamın değişmesi gibi nedenlerle Tuz Gölü Çevre Entegre Projesi bir türlü hayata geçirilememiştir. Bunun hayata geçirilmesi, inşallah, bu hükümete nasip olacaktır, temennimiz budur. Böyle gitmesi durumunda, bu projenin ne zaman hayata geçirileceği de meçhuldür. Ülkemizin en önemli tuz kaynakları yok olacaktır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 4 Şubat 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook