İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 123. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

Rasim Çakır

Edirne Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 123. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Haziran 2008 · 850 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rasim Çakır (CHP), 26 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 850 kelime.

Rasim Çakır (CHP, Edirne). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-23-2008-06-26-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA RASİM ÇAKIR (Edirne)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarımız, kanunun geneli ile ilgili ifade etmek gerekirse demokrasinin beşiği olan yerel yönetimlerin, genel bütçeden almış oldukları payların artırılması ve onların halka olan hizmetlerinin devamlılığının sağlanması noktasında bir olumluluk söz konusu iken, bütün eksikliklerine rağmen, iktidar partisine mensup değerli arkadaşlarım, bu kanunu ve maddelerini bu kürsüde savunurken hepsi ağız birliği yapmışçasına iktidar partisinin ve Hükûmetin kanunun uygulanmasında Türkiye’deki bütün yerel yönetimlere adaletli, eşit, hakkaniyetli ve siyaset gözetmeksizin, siyasi parti ayrımı yapmaksızın davrandıklarını ifade etme gayreti içerisinde oldular. İzin verirseniz ben, bunun böyle olmadığını kendi bölgemde, kendi seçim bölgemde yaşadıklarımla sizlere aktarmaya gayret edeyim.

Değerli arkadaşlarım, Edirne Keşan ilçesinde Keşan Belediyemiz; Halkımızın seçtiği bir yerel yönetim; toptancı halinin yerinin değiştirilmesi ve yeni bir toptancı hali yapılmasıyla ilgili belediye meclisimiz bir karar alıyor. Belediye bütçesi bu inşaatın yapılmasında yeterli olmadığı için İller Bankasından kredi talebinde bulunuyor. Yapılacak olan toptancı hali sadece Keşan’a değil bölgeye hitap edebilecek A sınıfı bir toptancı hali. İller Bankası, yasal prosedürleri yerine getiriyor, belediyenin bütçesini, gelirini giderini inceliyor ve Keşan Belediyesinin bu kredi talebine onay veriyor. Tam para çıkmış, bankaya gelmiş iken çok değerli Keşan Kaymakamı Bölge İdare Mahkemesine müracaat ederek bu belediyenin bu borcu ödeyemeyeceğini bahisle bu kredinin durdurulması yönünde bir karar çıkarma gayreti içerisinde oluyor.

Şimdi, sevgili arkadaşlarım, içimizde, yıllarca kaymakamlık, valilik ve belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımız var. İçimizden herhangi biri bu görevleri yaptığı esnada böyle bir uygulamayla karşı karşıya kaldı mı? Gerek kaymakamken gerek valiyken gerekse belediye başkanıyken bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir belediyesinde veya herhangi bir kaymakamlığında böyle bir uygulama yapıldı mı?

Aynı şekilde, çok değerli Kaymakamımız, Sayın Kaymakamımız Keşan Belediyesinin mücavir alanları içerisinde olan yayla sahilinde, yerel halkın da katkısıyla, arıtma tesisi yapmak ve kanalizasyon yapmak üzere harekete geçiyor, kanalizasyon inşaatlarını bitiriyor ama bu esnada Kaymakamlık, foseptiklerin boşaltılması noktasında yer gösterimi konusunda belediyenin sorumlu olduğunu iddia ederek “Belediyeye yer gösterin.” şeklinde halk ile belediyeyi karşı karşıya getiriyor. Bugüne kadar bütün sahillerde bu görevi kaymakamlık ve onun adına sağlık grup başkanlığı yapmış ve yapıyorken, bu görev kendisinin yükümlülüğü ve sorumluluğu içerisindeyken kendi sorumluluğunu yerine getirmeyip bu sorumluluğun yerel yönetime ait olduğundan bahisle bir bölgede yaşayan insanları pisliğe, kokuya ve hatta daha ileri noktada bulaşıcı hastalıklara mahkûm etmek ve bu amaçla “Bu yerel yönetim görevini yapmadığı için siz pis kokuyorsunuz.” iddiasıyla devleti halkla karşı karşıya getirmek bir kaymakamın görevi içerisinde midir?

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanım; bu ve buna benzer bir sürü icraatlar, seçilmişleri, halkın seçtiklerini yok sayan, hiçe sayan icraatlar neticesinde Keşan’da bütün sivil toplum örgütleri gazetelere bir açıklama yaparak “Biz devletle karşı karşıya gelmek istemiyoruz, barış istiyoruz. Keşan’ın geleceği barıştadır.” diyerek açıklamalarda bulunuyor.

Şimdi, ben bu talebimi Değerli İçişleri Bakanım burada olsaydı ondan yapmak durumundaydım ama temsilen Çevre Bakanımız burada olduğu için yine talebimi bu kürsüde, millet adına dile getirmek istiyorum, kimin haklı veya haksız olduğu da bir tarafa. Ama devlet ile halkı karşı kaşıya getirme noktasında böyle icraatlar içerisinde olan bir sayın kaymakamın artık o ilçede görev yapabilmesi mümkün değildir. Derhâl, o ilçenin gelişmesi, huzurunun, mutluluğunun artması ve geleceğinin umutlanması adına bu Sayın Kaymakamın… Sizler iktidarsınız, eğer arzu ediyorsanız bir başka yere vali olarak… Ona söyleyecek sözümüz yok ama halkla çatışma içerisinde olan böyle bir kaymakamımızın bu bölgede daha uzun süreli görev yapması sadece sizin, sadece devlet kurumlarının yıpranması değil, bölge insanının huzuru, mutluluğu ve geleceği açısından da önemlidir.

Bizler, vaktiyle ciddi bir yanlış yapan kaymakamın yanlışının neticesinde ayaklanıp “Kaymakamlığa siyah çelenk koyalım.” denildiği bir noktada, “Kaymakam yanlış yapabilir ama kaymakamlığa siyah çelenk koyamayız çünkü o kaymakamlık bizim kaymakamlığımızdır.” anlayışıyla, kültürüyle yetişmiş, terbiyesiyle yetişmiş bir bölgenin insanlarıyız. Onun için, bu talebimizi siyasi bir talep olarak değil, sadece ve sadece bölge insanının yarınlarının mutluluğu ve huzuruyla ilgili bir talep olarak görmenizi istirham ediyorum.

Bunun yanında, değerli arkadaşlarım, Edirne Belediyesi… Uzun zamandan beri, çok değerli Maliye Bakanımız… Az önce, Ankara Milletvekilimiz “Ankara Büyükşehir Belediyemizin devlet, hazine destekli borçları ne kadardır? Hatırlıyorsunuz, geçen dönem çok önemli bir borcunu, 4 katrilyon borcunu hazine zararı olarak affetmiştik.” diye sordu, bir yanıt alamadık, inşallah alacağız.

Uzun zamandır Edirne Belediyesinde SSK borcu, prim borcu, vergi borcu diyerek, bütün belediyenin hesaplarına el konularak, belediyeyi çalışamaz hâle getirerek, belediyeyi halka hizmet edemez hâle getirerek, Edirnelilerin seçmiş olduğu belediyenin Edirnelilere hizmet verememesi için planlı, programlı bir gayret ve çalışma götürüldü. Yapılmak istenilen her şeyin karşısında, iktidar partisinin milletvekili, bakanı, valisi ve bürokratları, kale gibi, duvar gibi örüldü.

Neticede, şu an Edirne Belediye Başkanımız tutuklu. İşin hukuki boyutu beni ilgilendirmez, mahkemenin vereceği karara karşı boynumuz kıldan ince. Ama Belediye Başkanımız tutuklu olmasına rağmen yerine, kanun ve kurallara göre, Belediye Meclisi bir belediye başkanı seçmiştir. O arkadaşımız görevinin başındadır, Edirne halkı adına görevinin başındadır ve görevi de Edirnelilere hizmet etmektir.

Belediye Başkanımızın tutuklanmasının üzerinden üç ay zaman geçmiş olmasına rağmen, hâlâ, Edirne’de ifadesi alınmayan vatandaş kalmadı, Edirne’de ifadesi alınmayan belediyede çalışan memur kalmadı, ifadesi alınmayan işçi kalmadı. Yani Edirne Emniyetinin bütün Edirnelilere potansiyel suçlu gibi muamele ederek, bütün Edirnelileri her sabah, sanki bir görevmiş gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 26 Haziran 2008

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook