Kuş gribi salgını hakkında
Erzurum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 50. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Ocak 2006 · 2.030 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Akdağ (AK Parti), 17 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUŞ GRİBİ SALGINI HAKKINDA); konuşma 2.030 kelime.
Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Kuş gribi salgını hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2006-01-17-kus-gribi-salgini-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Saygıdeğer Başkanım, sayın milletvekilleri; Burdur Milletvekilimiz Sayın Özkan ve Kars Milletvekilimiz Sayın Yiğit'in, şu anda ülkemizde hep birlikte mücadele etmekte olduğumuz kuş gribi meselesiyle ilgili olarak yaptıkları gündemdışı konuşmalara cevaben huzurlarınızdayım
Her iki milletvekilimize de, konuya gösterdikleri hassasiyetten dolayı ve konuyu Meclis gündemimize taşıyarak, Yüce Meclisinizi ve Yüce Meclisinizin vasıtasıyla aziz milletimizi bilgilendirme fırsatını verdikleri için teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, bu meselede, olayın global boyutunu iyi görmek lazım. Kuş gribi, aşağı yukarı yüz yıl önce İtalya'da tanımlanmış, daha sonra da, geçtiğimiz yüzyıl içerisinde belli değişikliklere uğrayarak, değişimlere uğrayarak insanlarda da hastalık yapmış bir virüsün, 1997 yılında önce Hong Kong'da, sonra da 2003 yılından itibaren Güneydoğu Asya ülkelerinde yaygın bir biçimde ortaya çıkmasıyla kendini göstermiştir.
Milyonlarca kanatlı hayvanın ölmesine sebep olan bu hastalık, son yıllarda insanlarda da görülmeye başlanmış ve Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, ülkemizdeki vakalar görülmeden önce, dünyada 143 insan vakası görülmüş özellikle Güneydoğu Asya ülkelerinde ve 76 da ölüm bildirilmiştir. Bütün dünyanın, özellikle Dünya Sağlık Örgütünün kuş gribi vakaları üzerinde ciddiyetle durmasının en önemli sebebi, virüsün, önümüzdeki süreç içerisinde, herhangi bir biçimde, insandan insana bulaşma yeteneğini kazanma riskidir.
Ülkemizde, hepinizin bildiği gibi, ilk defa 8 Ekim 2005'te Balıkesir İli Manyas İlçesinde serbest besi yapılan bir hindi sürüsünde tespit edilmiştir hastalık. Daha sonra, 27 Aralık 2005'te de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızca Iğdır'ın Aralık İlçesinde teyit edilmiş kuş gribi vakaları olduğu bildirilmiştir. 31 Aralık 2005 günü, Ağrı İlimizin Doğubeyazıt İlçesinde -bu ilçede bilinen insan vakaları yokken- aynı aileden 4 kişi grip tablosuyla başvurmuş ve süratle teşhisleri konularak tedavilerine başlanmıştır. Bu sürece gelinceye kadar ülkemizde neler yapıldı, müsaadenizle, ben, Yüce Heyetinize öncelikle onları ifade etmek istiyorum.
Güneydoğu Asya ülkelerinde kuş gribi vakalarının dünya gündeminde yer almasından itibaren, 2004 yılında özellikle, ağırlıklı olarak çalışmalarımıza başladık. Milletlerarası grip izleme ağına dahil olarak, ülkemizde grip vakalarını düzenli bir biçimde takip etmeye başladık. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığımız Viroloji Laboratuvarı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji Bilim Dalı Laboratuvarı bu anlamda ulusal referans laboratuvarları olarak hazırlandı. Bunlar süreç gerektiren işlerdir ve söylediğim gibi, bu dönemde gerçekleştirilmiştir hazırlanmaları. Böylece, yurdumuzun her köşesinden gelen numuneleri, grip hastalığıyla ilgili numuneleri incelemeye başladık ve geçtiğimiz yazda da Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezimizde kuş gribi diye bilinen H5N1 virüsünün tespit edilmesini sağlayacak en modern moleküler teknikleri yerleştirerek böyle bir altyapıyı hazırladık.
16 Mart 2004 tarihinde, yani, olayların görülmesinden neredeyse 1,5 yıl önce, konuyla ilgili bilgileri hekimlerimize ve diğer sağlık personelimize ulaştırarak sağlık personelimizi eğitmeye başladık ve Temmuz 2005'te de yaklaşık olarak 60 kadar uzmanın katkısıyla ulusal grip salgını hazırlık planımızı yaptık. Bu çalışmalara eğitim ve araştırma hastanemizden uzmanlar ile üniversitemizden uzmanlar iştirak etmiştir.
Değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, Manyas'ta vakalar görüldükten sonra, gerçekten, özellikle Tarım Bakanlığımızın çok ciddî bir çabası ve meseleyi kısa süre içerisinde ortadan kaldırması mümkün olmuştur. Daha önce de Anamuhalefet Partimizin çeşitli vesilelerle ifade ettiği bir durum var. Onlar diyorlar ki, Sağlık Bakanlığının uzman ekibi, uzmanları, Manyas'taki olaydan sonra kuluçka süresinin dolduğu ve böylece, başkaca vaka beklenmediğini ifade ettiler. Bu, doğrudur; ama, bütün Türkiye için ifade edilmiş değildir; asla, hiçbir zaman ifade edilmemiştir. Tam tersine, Manyas'taki vakalarla birlikte bütün yurt sathında çok ciddî bir bilgilendirme çabasına girdik ve bu meselenin bir devamının olabileceğini, bu mesele için ülkenin hazırlıklı olması gerektiğini defalarca, hem bilim adamlarımız hem ilgili bürokratlarımız hem de ben kamuoyuna ifade ettim. Manyas'ta, Kızıksa'da bir bilim heyetimizin yaptığı açıklamanın anlamı şudur ve çok nettir bu açıklama. Kızıksa'da temaslı kişiler vardı. Bu hindi çiftliğinde temaslı kişiler vardı ve bu temaslı kişilerin koruyucu tedavileri de devam etmekteydi. Belli bir karantina süresinden sonra, bu bölgede temaslı kişiler için artık riskin kalmadığı ifade edilmiştir ki, bu da, bilimsel olarak tamamen doğrudur.
Hükümetin konuya ilgisiz kaldığı kesinlikle doğru bir ifade değildir. Başından beri süreç yakinen takip edilmiş durumdadır ve çok iyi bir koordinasyonla takip edilmiştir. Hem bilgilendirme çabaları hem il valiliklerimizle, tarım il müdürlükleri ve sağlık müdürlüklerimiz arasındaki koordinasyon başından beri 24 saat devam ettirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, şunu özellikle ifade etmek isterim ki, aslında, süreçle alakalı olarak, biraz sonra da belirteceğim gibi, uluslararası örgütler, bu konuda, objektif ve tarafsız örgütler olarak, hem Türk kamuoyumuzu hem de dünya kamuoyumuzu, daha önce Hükümetimizin yaptığı çalışmalarla ilgili olarak bilgilendirmiş durumdadır. Şimdi, bunlarla ilgili olarak da, sizlere, biraz sonra gereken açıklamaları iletmiş olacağım.
Sayın Yiğit'in bazı ifadeleri oldu; "27 Aralıkta, kuş gribi Aralık'ta tespit edildi; ama, kayıtsızlık sürüyordu" dedi. Bu ifadeler kesinlikle doğru değildir. Iğdır İl Valiliğimiz, Tarım İl Müdürlüğümüzle birlikte, henüz vakalar kesinleşmeden, 15 Aralık tarihinden itibaren Iğdır'da çok geniş bir çalışmanın içerisine girmişlerdi ve bugün için Iğdır'da, şu anda itlaf edilecek herhangi bir kanatlı hayvan da hemen hemen kalmamış durumdadır. Bir ay içerisinde, bu kadar köyü olan, geniş kırsalı olan bir ilde, Tarım Bakanlığımızın, İl Valiliğimizle birlikte yürüttüğü çalışmalar, gerçekten, takdire şayandır.
"İnsanlar kuş gribi diye hastanelere giderken, Sağlık Bakanının 'kanıtlanmış vaka yoktur' diye ifadelerde bulunduğunu" Sayın Yiğit, burada, Meclis kürsüsünden söylediler; bu da doğru değildir.
Şimdi, meselenin seyri şu şekildedir değerli milletvekilleri: Bizim sağlık personelimiz ve hekimlerimiz, zamanında ve yeterli olarak bilgilendirilmemiş olsalardı, çok net olarak ifade ediyorum, Doğubeyazıt'ta bilinen hayvan vakası olmadığı için, insan vakaları kesinlikle atlanırdı -dünyada da bunun örnekleri var- ama, zamanında ve yeterince bilgilendirme yaptığımız içindir ki, çok kısa süre içerisinde, bilinen hayvan vakası olmadığı halde, hekimlerimiz -onları da takdir etmek zorundayız burada, takdir ifadelerimizi Meclis kürsüsünden kendilerine de belirtmek durumundayız- bu hastalarda kuş gribinden şüphelenebilmişler ve vakaları da bir üniversite hastanemize göndermişlerdir, 31 Aralık 2005 tarihinde. Peki, bundan sonra olayın seyri nedir?
Değerli milletvekilleri, bakınız, 31 Aralıkta üniversite hastanemize bu hastaların yattığı günden itibaren, hastaların tedavisi, laboratuvar sonuçları beklenmeden, kuş gribinin tedavisi olarak, yerinde ve uygun bir biçimde başlatılmıştır. Bu hususta Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki ekibe de sizlerin huzurunda şükranlarımı arz etmek isterim; derhal Bakanlığımız Genel Müdürlüğüyle irtibat kurdular ve bu hususta Dünya Sağlık Örgütünün ortaya koymuş olduğu tedavi protokolleri çerçevesinde bu hastalarımızın tedavisi başladı. Acaba, hastalara koruyucu ilaç verilmesinde bir gecikme oldu mu?.. 31 Aralıkta yatan bu hastalarımıza 1 Ocak tarihinde ilgili ilaç da verilmeye başlanmıştır.
Şimdi, bu Meclis kürsüsünden sanki solunum cihazı eksikliği yaşanmış gibi bazı ifadelerde bulunuldu. Böyle bir durum da kesinlikle vuku bulmamıştır. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanemizin başhekimiyle, bu süreç içerisinde, sadece koordinasyon merkezimiz değil, ben de birkaç kere görüştüm, meselenin önemine binaen. Değerli arkadaşımız, vakaların artabilme ihtimaline binaen bizden solunum cihazı istemiştir ve istediği 5 solunum cihazı, daha sonra da 5 solunum cihazı kendisine, ilgili üniversitemize derhal gönderilmiş; ama, bu solunum cihazlarına bugüne kadar ihtiyaç da olmamıştır. Şunu ifade edeyim: Bu hazırlık planımızın bir gereği olarak, 100 civarında ventilatörü almış ve İstanbul'da hazır durumda bulunduruyorduk, ihtiyaç bölgelerine sevk etmek üzere.
Ayrıca, dünyada tek üreticisi olan koruyucu bir ilacın temini hususunda da çok önceden harekete geçmiştik; 1 000 000 kutu ilaç siparişi yapmıştık ve bu 1 000 000 kutu ilacın bir kısmı gelmişti, bu süreç içerisinde 100 000 kutusu ülkemize geldi, geri kalan kısmı da ülkemize teslim edilecektir.
Bütün bunlar, aslında, başından beri olaya çok dikkatle yaklaştığımızı, olayın çok yakinen takip edildiğini gösteren süreç içerisindeki hadiselerdir.
Değerli milletvekilleri, bütün bunlar, bu süreç bu şekilde devam ederken, 4 Ocak tarihinde ilk numuneler negatif gelmesine rağmen, -bu da çok önemlidir- ilk numuneler ayın 2'sinde negatif bulunmasına rağmen; ki, konunun uzmanları çok iyi bileceklerdir -Dünya Sağlık Örgütünün uluslararası referans laboratuvarı tarafından da bu şekilde teyit edilmiştir bu ifadelerim- örneklerin zaman zaman negatif bulunması teknik açıdan mümkündür; buna rağmen, Bakanlığımız büyük bir dikkatle meseleyi takip ettiği için, bu hastalarımızdan, yavrularımızdan yeni numuneler almış ve gecikilmeden kesin vaka teşhisleri konmuş, Dünya Sağlık Örgütüyle de bu paylaşılmış ve uluslararası referans laboratuvarınca teyidi de ortaya konabilmiştir.
Örneklerin karayoluyla geldiği iddiası da yanlıştır. Örnekler Van'dan havayoluyla Hıfzıssıhha Merkezimize gelmiş ve incelenmişlerdir. Ankara'dan İstanbul'a teyit için ikinci referans laboratuvarımıza, yani, Çapa'ya gönderilirken hava muhalefeti dolayısıyla karayoluyla gönderilmiştir. Uçaklar, herhangi bir biçimde, tarifeli uçaklar veya özel uçaklar kalkamadığı için sisten dolayı karayoluyla gönderilmiştir ve bütün bu süreç içerisinde elde bulunan imkânlar tamamen değerlendirilmiş ve en hızlı biçimde hareket edilmiştir ve vatandaşlarımız -ayrıca dünya kamuoyu da- vakalar laboratuvarlar tarafından teyit edilir edilmez bilgilendirilmiştir.
Değerli milletvekilleri, bu anlamda, 8 Ocak tarihinde bölgede yaptığımız incelemeler sırasında Van'da bir basın toplantısı düzenledik. Bu basın toplantısında, bütün kamuoyumuzun önünde -mutlaka sizler de takip etme fırsatını bulmuşsunuzdur, en azından bir kısmınız- Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, Avrupa Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi yetkilileriyle birlikte, Türkiye'nin konuya erken müdahil olduğunu, olabildiğince şeffaf davrandığını, mükemmel bir işbirliği yürüttüğünü, erken bildirimde bulunduğunu bütün kamuoyunun, Türk ve dünya kamuoyunun önünde ilan etmişlerdir.
9 Ocak tarihli raporunda Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye'deki referans laboratuvarının test kalitesinin yüksek olduğunu, vakaların ölü veya hasta kanatlılarla temasları bulunduğunu, hastalığın insandan insana geçişi konusunda da bir delil olmadığını açıklamıştır. Bu da çok önemlidir; çünkü, bu güzel ülkemizin dostu da var düşmanı da var. Mutlaka, böyle bir olay ortaya çıktığında, ülkemize belli seyahat kısıtlamaları getirilmesi, ülkemizin bir anlamda belli açılardan izole edilmesi konusunda da birtakım davranış örneklerinin sergilendiğini gördük; ama, süratli davranmamız, uluslararası örgütlerle birlikte şeffaf biçimde hareket etmemiz, bütün kayıtlarımızı onlara açmamız sayesindedir ki, daha olayın dördüncü, beşinci gününde, uluslararası örgütler, çok net bir biçimde, Türkiye'de insandan insana bulaşmanın olmadığı konusunda ikna olmuşlar ve bunu bütün dünya kamuoyuna da ilan etmişlerdir.
11 Ocak 2006 tarihinde de ülkemizde önemli bir olay yaşandı konuyla ilgili olarak; Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Direktörü Sayın Mark Danzon, uzman ekipleriyle birlikte Türkiye'ye geldi ve yapılan değerlendirmeleri kendi ekipleriyle birlikte gözden geçirdi ve birlikte bir basın toplantısı düzenledik. Bu, birbuçuk saate yakın süren bir basın toplantısıydı ve o basın toplantısında, ben, basın mensuplarına şunu söyledim; dedim ki, değerli basın mensupları, ben, sizin karşınıza defaten çıktım, bundan sonra da çıkacağım; Tarım Bakanımız da sizi ve kamuoyumuzu bilgilendirecek; ama, Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bölge Direktörü, bu işi objektif bir biçimde değerlendirebilecek yetkili uzmanlarıyla buradayken, lütfen, bırakalım, açıklamalarını daha ziyade o yapsın ve sorularınızı da daha ziyade Sayın Danzon'a yöneltin ve nitekim, bu basın toplantısı da daha çok bu minval üzere seyretti ve burada, Sayın Danzon, Türkiye'nin kuş gribi konusunda müdahalesinin zamanında ve uygun bir biçimde yapıldığını ifade etti.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Ne bilecek o; Sayın Bakan, dışarıdaki adam ne bilecek?!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Türkiye'ye yapılacak seyahatlerle ilgili herhangi bir tehlike ve kısıtlamanın bulunmadığını ifade etti.
Değerli Milletvekilim, oradan söz atarak "ne bilecek" diyorsunuz, Dünya Sağlık Örgütü için!.. Diyebilirsiniz, hürsünüz…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Tabiî ki öyle Sayın Bakan; şimdi, dışarıdaki adamı getiriyorsunuz, burada…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Bakınız, değerli arkadaşlarım, ben…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Biz size inanalım…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)…önce, Hükümet olarak neler yaptığımızı…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Her şeyi Avrupa'yla birlikte yapmak zorunda mısınız?!
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)…meseleye nasıl müdahil olduğumuzu, nasıl seri ve kararlı bir biçimde davrandığımızı çok açık biçimde, bu Meclis kürsüsünden Yüce Heyetinize ve milletimize ifade ettim; ama…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Gerçek öyle söylemiyor… Olaylar öyle söylemiyor…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)…kuşkusuz ki, böyle bir olay olduğunda, muhalefet yaparken de, mutlaka, muhalefetimizi ölçülü yapmak durumundayız; çünkü, elbette burada doğruları ortaya koyacağız, elbette burada sizler bize destek olacaksınız; bu, ulusal bir problemdir…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Tabiî… Rapor hazırladık size destek için…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)… aynı zamanda da dünyayı ilgilendiren bir ulusal problemdir.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Ekim ayında rapor sunduk size, tedbirini alın diye.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla)Dolayısıyla, bu meseleyi burada tartışırken, zaten, biz, kendi adımıza neler yaptık, meseleye nasıl yaklaştık, bunları, ben size ifade ettim.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, eğer, ülke buna hazırlıksız olsaydı, insan vakaları görüldükten sonra sağlık sistemimiz felç olurdu; çünkü, binlerce, onbinlerce vatandaşımız sağlık kuruluşlarımıza hücum etti, haklı olarak, haklı bir tedirginlikten dolayı hücum ettiler; ama, meseleye uzun zamandan beri hazırlıklı olduğumuz için, sağlık personelimiz bu hususta bilgilendirilmiş olduğu için, altyapı, bu işte kullanılacak malzemeler zamanında belirlenmiş olduğu için, şüpheli vatandaşlarımızın taşınmasıyla ilgili, ambulans hizmetleriyle ilgili hususlar dahi bu kadar detaylı bir biçimde hazırlanmış olduğu için, hiçbir kaos yaşamadık.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, kanaatime göre, bu mesele önümüzdeyken, siyaset yapıcılar olarak, memlekete siyaset yoluyla hizmet eden kişiler olarak, birbirimizi suçlamak veya bir şekilde müdafaa etmekle vakit geçirmek doğru değil. Mutlaka, kuvvetlerimizi birleştirmeliyiz. Ben, yine, kamuoyunun huzurunda, bütün bu süreç içerisinde, gece-gündüz demeyerek, bize destekte bulunan çok değerli bilim adamlarımıza da şükranlarımı arz ediyorum. İstanbul'dan, Ankara'dan, ülkenin başka yerlerinden onlarca bilim adamımız, üniversitelerimizden, davetimize icabet ederek, tıpkı başlangıçtaki hazırlık safhasında olduğu gibi, bizimle birlikte, başından sonuna kadar meseleyi takip ettiler ve meseleye sahip çıktılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 17 Ocak 2006