İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · SALI

Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda

Emin Şirin

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 50. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Ocak 2006 · 677 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Emin Şirin, 17 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA BİRLİĞİNDE GELİNEN NOKTA VE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE UYGULANACAK POLİTİKALAR KONUSUNDA); konuşma 677 kelime.

Emin Şirin (İstanbul). “Avrupa birliğinde gelinen nokta ve önümüzdeki dönemde uygulanacak politikalar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-sirin-22-2006-01-17-avrupa-birliginde-gelinen-nokta-ve-onumuzdeki-donemde-uygulanacak-poli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA EMİN ŞİRİN (İstanbul)Sayın Başkan, sevgili milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükümetimizin Avrupa Birliği hakkında Meclisi bilgilendirme konusunda söz alması üzerine, Anavatan Partisi adına görüşlerimizi açıklamak üzere söz aldım.

Sayın Ali Babacan, 16 dakikalık konuşmasında iştirak edebildiğimiz sadece bir hususa değindi, hakikaten bir tek hususa değindi; o da, bu konunun ciddiyetle Mecliste ele alınması gerektiği; buna iştirak ediyoruz. Geri kalan konulardaki görüşlerine de cevap vereceğim.

Şimdi, Avrupa Birliği, acaba, Sayın Bakanın 16 dakikalık bir konuşmasıyla…

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)26 dakika…

EMİN ŞİRİN (Devamla) -…muhalefet partisi gruplarına 10'ar dakika bir konuşma hakkı verilmesiyle müzakere edilebilinecek ve tartışılabilinecek bir konu mudur?!

SELAMİ YİĞİT (Kars)26 dakika oldu.

EMİN ŞİRİN (Devamla)Efendim… Bu kadar zamanda bitecek bir konu mudur?!

Şimdi, böyle bir durumda benim İktidar Partisinden ve Sayın Babacan'dan bir ricam var; bu konuda samimiyetlerini ispat etmek istiyorlarsa, genel görüşme talebini, Avrupa Birliği konusundaki genel görüşme talebini, lütfen İktidar Partisi getirsin. Burada bu şekilde, yasak savıyor gibi bu konuları ele almak Türkiye'ye ve Meclise herhalde yakışmıyor.

Şimdi, bu Avrupa Birliği meselesine geldiğimizde, ben, kısaca, vaktimin yettiği kadar bu konudaki görüşlerimizi anlatmak istiyorum; çünkü, hükümetimizin gittiği şekil ve Avrupa Birliğiyle müzakerelerin aldığı şekil Türkiye için hayırlı bir görüntü vermiyor.

Sayın Bakan Avrupa Birliğinin bir barış projesi olduğunu söyledi. Doğrudur, 1940'larda, hatta 1950'lerde başlayan bir barış projesi. Geçen yüzyılda iki tane dünya harbi görmüş olan Avrupa'yı barışa kavuşturmak için, özellikle Alman-Fransız muhalefetini bitirmek için ortaya atılmış bir fikir. Çalıştı, muvaffak oldu ve bunun aşağı yukarı 5 tane önemli ayağı var. Bunların 3 tanesi serbest dolaşımlarla ilgili. Malların ve hizmetlerin serbest dolaşımı, insanların serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı. Ayrıca, Kopenhag Kriterleri var. Kopenhag Kriterlerinden sonra da bahsedilen güvenlik sistemi var.

Şimdi, bu çerçevede baktığımızda Türkiye nerede duruyor, bir kere onu bir görmemiz lazım. Avrupa Birliğini bu şekilde açıkça ortaya koyduğunuzda, Türkiye'nin malların serbest dolaşımının içinde olduğunu görüyorsunuz. Zaten, Avrupa, gümrük birliğiyle, Güney Kıbrıs'la olan ihtilafın haricinde, malların serbest dolaşımını temin etmiş vaziyette. Hizmetlerin serbest dolaşımı da aşağı yukarı, ufak tefek problemlerle hallolmuş vaziyette. Bunun haricinde insanların serbest dolaşımı kalıyor, bu konuda derogasyonlar veyahut taahhüt ettiğimiz, Başbakanımızın da ağzından uzun müddet bu konuda talip olmayacağımızı söylediğimiz bir şekilde, işçilerimizin, insanlarımızın serbest dolaşımı çok ileriki vadelere bırakılmış gibi.

Kopenhag Kriterlerine gelince… Evet, derinleştirilmesi gereken hususlar var; ancak, demokrasi konusunda, insan hakları konusunda hakikaten Türkiye büyük yollar gitti.

Bu çerçevede güvenlik sistemi kalıyor geriye. Güvenlik sisteminde de, zaten Türkiye, Batı'nın güvenlik sisteminin içinde.

Şimdi, böyle bir özet yaptığınızda, Avrupa Birliğini temsil eden malların serbest dolaşımında olduğunuzu, hizmetlerin serbest dolaşımında olduğunuzu, Kopenhag Kriterlerinin içinde olduğunuzu, güvenlik sisteminin içinde olduğunuzu, geriye sadece insanların serbest dolaşımının kaldığını ve orada da olmadığınızı görüyorsunuz; yapılan müzakere bu.

Şimdi, burada, Sayın Ali Babacan'ı dinlerken, fevkalade üzüntüyle gördüğüm bir husus oldu; bu müzakerelerin ve Avrupa Birliğine giriş sürecinin, Türkiye'nin bir değişimi için yürütüldüğünü söyledi. Bunu söyleyen yalnız Ali Babacan değil; Sayın Abdullah Gül'ün de bu konudaki konuşmaları var. Kendisinin bir konuşmasını sizlerle paylaşmak istiyorum; 19 Kasım tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanan bir konu; Sayın Gül, Merkel'le yaptığı görüşmede konuşuyor: "Bizim amacımız, ne olursa olsun Avrupa Birliği değildir. Bizim esas amacımız, Türkiye'yi değiştirmektir, Türkiye'yi transformasyona uğratmaktır; Avrupa Birliği, bunun bir vesilesidir."

Sevgili arkadaşlar, eğer Avrupa Birliğini Türkiye'nin değişmesinin vesilesi olarak görüyorsanız, bunu da Merkel'in önünde söylüyorsanız, sizin Avrupa Birliği müzakerelerinde muvaffak olma şansınız yoktur. Bu konuyu, Türkiye'nin terbiye edilmesi, Türkiye'nin değiştirilmesi diye ele almamak gerekir. Türkiye, kendisi için reformlar yapacaksa, bunu, tarihinde yaptığı gibi zaten yapmaya muktedir bir ülkedir; ama, bunu bir Tanzimat anlayışıyla, bir yeni Tanzimatçılık anlayışıyla, biz, Avrupa Birliğine girme süreci içinde kendimizi terbiye ederiz, değiştiririz diye düşünüyorsak, bu, inanılmaz bir hatadır. Hele hele Avrupalının önünde bunu söylerseniz, herhangi bir şeyi elde etmenizin imkânı olmadığı gibi, devamlı veren, devamlı edilgen bir durumda kalmaktan kaçınmanıza da imkân yoktur.

Bizim Avrupa Birliğine bakışımızsa gayet basittir; Avrupa'nın Türkiye'ye Türkiye'nin de Avrupa'ya ihtiyacı vardır. Bu, eşit şartlarda bir müzakereyi ve karşılıklı çapalanmayı gerektirir. Avrupa'yı Türkiye'ye çapalayacağız, Türkiye'yi Avrupa'ya çapalayacağız; ancak, bunu, edilgen bir çerçeve içinde yapmayacağız, bunu eşitlerin müzakeresi olarak yürüteceğiz. Peki, bu böyle yürüyor mu; yürümediğini görüyoruz. Hele bugünkü yaklaşımı gördükten sonra, endişe etmemenin imkânı yok.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 17 Ocak 2006

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook