İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2004 mali yılı bütçesi son gün tümü üzerinde konuşmalar

Recep Tayyip Erdoğan

Siirt Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 36. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Aralık 2003 · 1.410 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 24 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2004 MALİ YILI BÜTÇESİ SON GÜN TÜMÜ ÜZERİNDE KONUŞMALAR); konuşma 1.410 kelime.

Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “2004 mali yılı bütçesi son gün tümü üzerinde konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2003-12-24-2004-mali-yili-butcesi-son-gun-tumu-uzerinde-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ve Kesinhesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelerde Hükümetimin ve AK Partinin görüşlerini açıklamak için huzurlarınızdayım; Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz değerli üyelerini sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Siz saygıdeğer milletvekillerinin şahsında, milletimin bütün fertlerini de, aynı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında, bu görüşmemizin, ülkemiz için yol gösterici, ufuk açıcı sonuçlar doğurmasını Yüce Allah'tan temenni ediyorum.

2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Meclis Genel Kurulumuzda görüşülmeye başladığı günden bu yana, bakan arkadaşlarımız, kendi çalışma alanları bakımından, Türkiye'nin aldığı olumlu mesafeyi ve önümüzdeki dönemden beklentilerini bütün yönleriyle ortaya koyan konuşmalar yaptılar.

Müsaadelerinizle, ben de bugün, hem Türkiye'nin genel durumunu kısaca özetlemek hem de bütçemize yapılan itirazları da dikkate alarak bir gelecek perspektifi ortaya koymak istiyorum. Şunu sevinerek ifade ediyorum ki, bugün Genel Kurulumuzda görüşmekte olduğumuz 2004 Malî Yılı Bütçe Tasarısı, geçen yılın aynı döneminde hazırlanan tasarıyla karşılaştırıldığında, ülkemizin nereden nereye geldiğini gösteren tarihî bir belge niteliğindedir. Gerçekten de, Türkiye, bugün, hem ekonomik hem de siyasî açıdan 13 ay önce devraldığımız karanlık tablodan oldukça uzaklaşmış, kriz şartları önemli ölçüde aşılmış, piyasalar canlanmış ve şükürler olsun ki, milletimiz, geleceğe, yeniden umutla bakmaya başlamıştır.

Hepimize mutluluk veren bu aydınlık tablonun ortaya çıkmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunmak istiyorum.

Bütün dünya görüyor ve ifade ediyor ki, Türkiye, 2003 yılında dikkat çekici bir iyileşme performansı göstermiş, uyguladığımız kararlı ve istikrarlı politikalar, özellikle dünya ekonomik çevrelerinin takdirini toplamıştır. Aynı iyimser hava, Türkiye'nin ekonomi otoriteleri, piyasa ve sektör temsilcileri ile bizzat vatandaşlarımız tarafından da teneffüs edilmektedir. Bu çerçevede, Anamuhalefet Partimizin Hükümetimize yöneltmiş olduğu itirazlarında "kötüden iyi; ama..." noktasına kadar gelmiş olmasından memnuniyet duyduğumuzu da ifade etmek isterim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şüphesiz ki, bu tavırlar da kutlanacak tavırlardır.

Değerli arkadaşlarım, Hükümet olarak temel önceliğimiz, bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da güven ve istikrar şartlarını koruyarak, koyduğumuz rasyonel hedeflere ulaşmak, ülke kaynaklarını akılcı ve verimli kullanmak, yeni kaynakları hayata geçirmek ve nihayet, israfı, yolsuzlukları önlemek olacaktır. Milletimizin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun bilinci içerisindeyiz. Bu bilinçle şunu açıkça ifade etmek istiyorum ki, popülist politikalara asla prim vermeyeceğiz; ülkemizin geleceğini asla kısır politik çekişmelere kurban etmeyeceğiz. Bu konuda kararlılığımızı zayıflatmak, dikkatimizi dağıtmak ve hevesimizi kırmak isteyenler, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da, karşılarında milletimizinkine eş çelik gibi sağlam bir demokratik irade bulacaklardır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu iradede bir kırılma noktasını bekleyenler, acıdır ki, asıl kırılmayı kendi boş hayallerinde yaşayacaklardır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce şunu vurgulamak zorundayım: Türkiye, ülkelerden bir ülke değildir, dünya devletleri arasında merkezî öneme sahip bir ülkedir. İşin başında bir tespitte bulunduk ve yola çıktık; tespitimiz şuydu: Tarihî ve kültürel derinliğiyle, ekonomik ve beşerî potansiyeliyle Türkiye, büyüklüğüne ve imkânlarına yaraşır bir yönetimin elinde şahlanacaktır. 3 Kasım seçimleriyle, milletimiz, bu büyük iddiaya sahip çıktı; AK Parti, milletin kararıyla tek başına işbaşına geldi. İşbaşına gelirken bütün hedeflerimizin özeti olarak "her şey Türkiye için" dedik. Milletin iktidarı, geçmişin yanlışlarını tekrarlamasın diye, sürekli teyakkuz halinde olduk. Yola çıkarken kötümser senaryolar yazanlar, bize hep şu soruyu sordu: "Kaynak nerede?" Bugün de aynı soruyu soranlar var "kaynak nerede?" O gün dedik ki "kaynak, AK Partidir; kaynak, Türkiye'nin ta kendisidir." Bu kaynak sayesinde, bir yıl gibi kısa bir zaman içinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye'yi bir girdaptan çıkarmıştır. Bu parti, umutların en çok zayıfladığı bir noktada milletin özgüvenini bulmasına öncülük etmiştir. Parti olarak, hükümet olarak, ilk bir yıl için vaat ettiklerimizin çok daha ilerisinde mesafeler aldığımız için mutluyuz, bahtiyarız. Bu başarı, her zaman ifade ettiğim gibi, salt bizim değil, salt milletimizin başarısıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Biz, elbette, yaptıklarımızla yetinmiyoruz. Türkiye'nin gelecek ufkundan gözümüzü ayırmıyoruz. İlk bir yılımızı adalete ve demokrasiye yatırım yılı olarak özetliyoruz. En derin anlamıyla adalet, en geniş anlamıyla demokrasi; hareket noktamız bu oldu. Zira, yıllar yılı milletin vicdanı yara almış, adalete, yönetime duyulan güven, zayıf iktidarların elinde daha da zayıflamıştır.

O talihsiz yılları artık unutmak istediğimiz için, devraldığımız Türkiye tablosunu, burada, tekrar hatırlatma ihtiyacı duymuyorum. Şu kadarını ifade etmeliyim ki, sadece Türkiye'nin yönetimini devralmadık, aynı zamanda, krizlerin yönetimini de devraldık. İşte, burada, siyasî irademizin, sorunlara yaklaşım üslubumuzun önemine özellikle işaret etmek istiyorum. AK Parti İktidarıyla Türkiye, bozulan, sarsılan toplumsal, siyasî ve ekonomik dengelerini hızlı bir tamir sürecine girmiştir. Hükümetimiz, ülkeyi hasta yatağından nekahet dönemine taşımış, ardından da ayağa kaldırmıştır. Bu süreçteki en önemli husus, siyasetin usul ve üslubunu yenilememiz, siyasetin toplumla olan bağlarını yeniden kurarak güçlendirmemizdir. Siyaseti, rant dağıtımı temelinden uzaklaştırarak, hizmet ve mutabakat zeminine taşımamamız başarımızın sırrı olmuştur.

3 Kasım 2002 öncesinde Türkiye'de siyaset toplumla bağını koparmış, güdükleşmiş ve sorun çözme kabiliyetini büyük ölçüde yitirmişti; bu, hepimizin ortak kabulüydü. Ülkenin en önemli meseleleri, siyasetin gündeminin dışına itilmiş, siyaset değersizleşmişti. 3 Kasım 2002 seçimleri, siyasetin, yeniden tahkim edilmesi yönünde kuvvetli bir iradeyi ortaya çıkarmıştır. Toplum, sahici bir siyasetin inşası için iradesini açıkça ortaya koymuştur. Bu manada, millet, bir öncülük ve liderlik yapmıştır. Hükümetimiz ve partimiz, toplumun iradesi ile kendi siyaset tarzını birleştirmiş, yeni bir siyaset zemini oluşturulması için ciddî bir gayret sergilemiştir. Çok şükür; bugün, karamsarlık, yerini umuda bırakmıştır ve siyasetin itibarı yükselmeye başlamıştır. Toplumun talepleri siyasetin belirleyici unsuru haline gelmektedir. Toplum, siyasete karşı yeniden ümit beslemektedir.

Türkiye'yi zor bir dönemeçte krizden çıkaran AK Parti İktidarının başarısı tam da bu noktadadır. Çözümün, sahici bir siyaset temelinde olduğuna karar verdik ve işe de böyle başladık. Kısaca, şunu söylemek istiyorum: Ekonomideki başarımız, siyasî başarımızın yansımasıdır. Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefine varmasından toplumsal barışın sağlanmasına kadar bütün alanlarda adalete ve demokrasiye yatırım yapmak en büyük öncülüğümüz oldu. Bölgelerarası adaletten insan hak ve özgürlüklerine, rekabetin önündeki engellerin kalkmasından asgarî ücretin tespitine kadar adalet. Bu anlayışımızın gereği olarak, özgürlükleri ekmeğe feda etmedik; çünkü, biliyorduk ki, gerçek manada refahın önşartı, özgürlük ve demokrasidir.

Demokratikleşme ve hukuk devletini tahkim etme yolunda önemli bir mesafe aldık. Uyum paketleri, hukuk alanındaki yeni düzenlemeler, idareyi demokratikleştirecek kamu yönetimi reformu çalışmaları gibi pek çok örneği burada saymayı gerekli görmüyorum.

Bizim için, bunların daha ötesinde önem taşıyan husus, toplumda ve siyasette teneffüs edilebilen özgürlük havasıdır. Bu hava, toplumsal irade ile siyasî iradenin birlikte var ettiği bir havadır.

Türkiye'de, bütün vatandaşların kendini hukuk güvencesinde hissetmesi, bir millî meseledir. Adaletin ikamesi, bir millî meseledir. Hukuk devleti, millî bir meseledir. Sosyal barış ve adalet, millî bir meseledir. Millet ile devletin bütünleşmesi, bir millî meseledir.

Biz, bu meselelerde toplumla ve muhalefetle birlikte hareket etmenin gereğine inanıyoruz; makul olanı, toplumdaki bütün aktörlerin katılımıyla oluşacak müşterek aklın ışığında bulmaya çalışıyoruz. Hiç kimse, millet ile devlet arasında zaaf alanları oluşturarak, vehimler ve korkular üreterek, kendi milletinin maneviyatını kırarak, toplumu tehdit ederek siyaset yapmaya kalkmasın. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İmalarla, niyet sorgulamalarıyla, önyargılarla siyaset üretilemez. Millî irade, hiçbir siyasal psikiyatri çabasıyla zedelenemez ve sınırlanamaz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Eğer, siyaset üretmek istiyorsanız, toplumun taleplerini dikkate almak zorundasınız. Bu anlamda eğer sahiden siyaset yapmak istiyorsanız, buyurun er meydanına! (AK Parti sıralarından alkışlar) Tezlerinizi topluma kabul ettirin. Toplumun güvenini ve onayını alın, işbaşına geçin. Öyleyse, hepimiz çözüm üretmeye katkıda bulunmalıyız. Niçin; millî meseleler, çözümü, ortak akılla ister de onun için. Hiç kimse devleti milletten esirgeyemez. Halkımız, huzur ve barış istiyor, devlet yönetimine güvenmek istiyor.

Bu ülkede gerilim oyunları geçmişte çok sahnelendi. Bu oyunların senaryolarını da, aktörlerini de, figüranlarını da milletimiz ezberledi artık; bunları çok iyi tanıyor. Gerilim oyunları 3 Kasım seçimleriyle millet tarafından vizyondan kaldırılmıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar) Türkiye, artık, o günlere ve o siyaset anlayışına bir daha geri dönmeyecektir. Hiçbir alanda siyaset üretemeyenler, yaklaşan seçimin de telaşıyla, Türkiye gündemini milletvekili dokunulmazlığı meselesine indirgemeye çalışıyorlar. (CHP sıralarından "Aa" sesleri)

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Aa!.. Ayıp, ayıp!..

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Bu meseleyi gündeme getirenler...

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Televizyonda sözü ben vermedim, siz verdiniz.

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)...bu konuyu siyasetin zayıflatılması için kullanmak isteyenleri de hesaba katmalıdırlar.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Yarınız içeri gireceksiniz, değil mi?

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Siyasetin zayıflatılması; bunun altını önemle çiziyorum. Siyasete ilişkin her düzenlemenin siyasî alanın korunmasına bağlı olarak ele alınması gerektiği unutulmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, AK Parti İktidarı, sadece AK Partililerin değil, milletin iktidarıdır; toplumsal mutabakata özen göstermemiz bu yüzdendir, toplumla birlikte düşünmeye ve karar almaya özen göstermemiz bu yüzdendir. Hükümetimiz, hiçbir dönemde olmadığı kadar, kulaklarını toplumun sesine açmıştır. Topluma rağmen hiçbir kararı hayata geçirmiyoruz. Millet, bize kendi emanetini verdiği günden beri, uzlaşmaya, birlikte düşünmeye özen gösteriyoruz. Tek başına iktidar olduk, evet; ama, yılların birikimi olan yanlışlar var. Bize göre, bu ülkede hiç kimse, millete rağmen yetki sahibi değildir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Kimse lâyüsel de değildir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İZZET ÇETİN (Kocaeli)Ne demek o; anlamadık ki?! Anlamamız lazım.

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Bilmediklerinizi bilenlere sorun, onlar size öğretir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 24 Aralık 2003

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook