İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · SALI

Sakarya ilinin kurtuluş yıldönümü nedeniyle

Recep Yıldırım

Sakarya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 97. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Haziran 2003 · 509 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Yıldırım (AK Parti), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAKARYA İLİNİN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 509 kelime.

Recep Yıldırım (AK Parti, Sakarya). “Sakarya ilinin kurtuluş yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-yildirim-22-2003-06-24-sakarya-ilinin-kurtulus-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

RECEP YILDIRIM (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sakarya'nın düşman işgalinden kurtarılışının 82 nci yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sakarya'nın ve tüm yurdumuzun düşman işgalinden kurtarılmasına vesile olan, başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaşayan gazilerimize sıhhat ve afiyetler diliyor; kurtarılış yıldönümü münasebetiyle, Sakaryalı hemşerilerime ve tüm halkımıza saygılarımı sunuyorum.

Adapazarı, Sakarya Nehrinin iki kolu arasında meydana gelen ada üzerinde kurulmuştur. 1581 yılında, Akyazı Ada Kadılığına yazılan ve bu yöreden "nahiye" diye bahseden bir ferman, bugünkü şehrin mazisini eskiye dayalı aydınlatan ilk ışıklardan biridir. Şehrin bugünkü adını, Ada Köyünde kurulan pazara, köylüler, getirdikleri malzemeleri satmak için geldiklerinde, bu gidiş ve gelişlerde söylemiş; halk, bu yere "Adapazarı" ismini vermiştir. 1837'de, II. Mahmut zamanında, Adapazarı kaza olmuş; 22 Haziran 1954'te de, il yapılarak "Sakarya" adını almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birinci Dünya Harbinin ardından yurdun parçalanmak istenmesi üzerine, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları halkıyla bütünleşerek ulusal kurtuluş hareketini başlatmış; Sakarya zaferi, tarihte eşine az rastlanacak bir azimle kazanılmış; her yönüyle bir kahramanlık destanı olarak, Kurtuluş Savaşının başlangıcında ulusumuza güç ve moral vermiştir.

26 Mart 1921'de işgal edilen Sakarya, 21 Haziran 1921'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün bu zaferin ardından söylediği "Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya'da kazandığı meydan savaşı, pek büyük ve halkımız için önemli bir meydan savaşıdır. Ordumuz, harp tarihinde örnek alınacak bir zafer kazanmıştır" sözleri, Sakarya zaferinin önemini en iyi biçimde vurgulamaktadır.

Sakarya zaferi, Ulusal Kurtuluş Savaşımızda, askerî ve siyasî alanda da yeni bir dönüm noktası olmuş, Türk Milletinin gücünü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararlılığını tüm dünyaya duyurmuştur. 22 gün 22 gece aralıksız süren Sakarya Meydan Muharebesi, sonunda ulaşılan zaferle, sarsılmaz bir inanca sahip Mehmetçiklerimizin ve Türk Milletinin asla esir edilemeyeceğini göstermiştir. Bu savaşta, Çanakkale Savaşında ve diğer istiklal mücadelemizde şahadet şerbetini içen şehitlerimize, o günün anısına ithaf olmak üzere, Mehmet Âkif ne güzel söylemiş:

"Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer."

Millî Şairimiz Necip Fazıl Kısakürek, Sakarya'yı ve Sakarya'nın kurtarılışını destanlaştırarak, kendisinin "Sakarya Türküsü" diye atfettiği şiirinden bazı bölümlerini, bu vesileyle aktarmak istiyorum.

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alınyazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük kâinat;

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat.

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, tırmanıyor yokuşu sökmek için,

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin!

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük!

Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük.

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya.

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var ne de mal.

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık, anadan, babadan, vatandan, arkadaştan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 24 Haziran 2003

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook