Genel Kurul konuşması
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 30. Birleşim · 1. yasama yılı · 4 Şubat 2003 · 1.321 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 4 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.321 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-02-04 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ali Kemal Deveciler'in, zeytinle ilgili ortaya çıkan temel hastalık, zeytinliklerin korunması ve zeytinlikler bölgesinde yetişen birkısım ağaçlarımızın sökülerek komşu ülkelere kaçırılması diye özetleyebileceğim ve biraz önce dinlediğiniz sorularına, sırasıyla cevap vermek istiyorum.
İlkönce, zeytin ziraatı ve zeytin ekonomisi konusunda kısa bir değerlendirme yapacağım -buna vaktimiz de elvermektedir- dolayısıyla, daha sonra, sorularına geçeceğim.
Sayın milletvekilleri, zeytinin anavatanı olan Anadolu'da zeytin ve zeytinyağı, tarihin çok eski devirlerinden beri önemli bir gıda ve ticarî ürün olarak değerlendirilmiştir.
Zeytinciliğimizin tarım ekonomisindeki rolü tartışılamayacak derecede büyüktür. 27 000 000 hektarlık tarım alanı içerisinde yüzde 2,2'lik bir paya sahip olan zeytinliklerimizden elde edilen ve değişik şekilde değerlendirilen ürünün millî ekonomimizde yarattığı değer artışının yanı sıra, arazi değerlendirilmesi, toprak muhafazası, işgücü istihdamı, insan beslenmesi ve sağlığı açısından sahip olduğu değerler, önemini daha da artırmaktadır. Yabanî zeytin alanları dikkate alınarak, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında 3573 sayı Kanun yıllar önce, 1939'da çıkarılmış, daha sonra gerekli değişiklikler yapılarak, 1952 yılında, 1956 yılında ve 1995 yılında günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Çoğunlukla ülkemizde zeytin, tarımsal işletmelerde diğer ürünlerle birlikte yer almakta ve daha ziyade küçük aile işletmeleri niteliğinde bulunmaktadır. Dolayısıyla, zeytincilik, Türkiye'de aile işgücünü en iyi değerlendiren bir tarım kolu olmaktadır. Nitekim, ülkemizde ortalama 400 000 aile geçimini daha ziyade zeytincilikten sağlamaktadır; her ailenin yaklaşık 5 kişiden oluştuğu düşünülürse, bu, 2 000 000 kişiye doğrudan geçim kaynağı teşkil ediyor demektir.
Ülkemizde son verilere göre yaklaşık 600 000 hektar olan alan üzerinde toplam 95 000 000 adet zeytin ağacı bulunmakta olup, bunun 87 000 000'u meyve vermektedir. Dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 70'i Avrupa Birliği ülkelerince karşılanmaktadır. Avrupa Birliği dışında önemli üretici ülkelerin başında Türkiye, Tunus, Suriye ve Fas gelmektedir. Fas'ın üretimi sofralık zeytine yöneliktir.
Dünya toplam üretimi son yıllarda 14 000 000 ton civarındadır. Zeytinyağı üretimi ise yaklaşık 2 500 000 ton civarındadır. Ülkemizin, son 10 yıllık ortalamalarına göre 1 022 000 ton zeytin üretimiyle dünya zeytinci ülkeleri arasında 4 üncü sırada, 116 000 ton zeytinyağı üretimiyle 5 inci sırada yer almaktadır. Dolayısıyla, dünyada, zeytin ekonomisi bakımından oldukça önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir.
2002-2003 üretim sezonundaki zeytin üretimimiz 1 800 000 ton, zeytinyağı üretimi ise 210 000 ton olarak tahmin edilmektedir. Mevcut zeytin ağacı varlığımızın yüzde 90'ı meyve veren, yüzde 10'u ise genç, ürüne yatmamış ağaçlardan oluşmaktadır. Ürüne yatan ağaçların yaklaşık yüzde 40'ı yaşlı ağaçlardan oluşmakta olup, ağaç başına ortalama verim ise 20 kilogram civarındadır.
Ülkemizde zeytin ağacı sayısında çok büyük değişiklikler olmamasına rağmen, zeytin ve zeytinyağı üretiminde, zeytin ağacının periyodik özelliğinden dolayı dalgalanmalar olmaktadır. Bu nedenle, var yılı ile yok yılı arasında büyük değişimler görülmektedir.
Dünya ticaretiyle ilgili bir iki rakam ifade etmek istiyorum: Dünya üzerinde zeytinyağı ithalatında önde gelen ülkeler, Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Avusturya, Kanada, Japonya'dır. Dünya toplam zeytinyağı ithalatı ise 1 200 000 tondur. Dünya zeytinyağı ihracatında önde gelen ülkeler ise, Fas, Suriye, Avrupa Birliği ülkeleri, Tunus ve Türkiye olarak sıralanmaktadır. Dünyanın toplam ihracat rakamı ise 1 200 000 ton civarındadır.
Ülkemizin zeytinyağı ithalatı, ilk olarak 1983-1984 döneminde gümrük vergisinin kaldırılmasıyla başlamış olup, bazı yıllarda fiyat istikrarı sağlamak amacıyla az miktarda ithalat yapılmıştır.
Sofralık zeytinde ise, 1990 yılından sonra çok az miktarlarda lüks tüketime yönelik ithalat gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde üretilen zeytinyağının önemli bir kısmı üretim bölgelerinde tüketilmekte olup, geri kalanı ihraç edilmektedir.
Başlangıçta, ülkemizin ihracatının yüzde 100'üne yakın miktarı Avrupa Birliği ülkelerine yapılmasına rağmen, bu ülkelere diğer zeytinci ülkelerin dahil olmasıyla, giderek bu pay düşmüş, bu sebeple, ihracatımız, ağırlıklı olarak Ortadoğu ülkelerine yönelmiştir; fakat, bu pazarlarda yaşanan ekonomik şartlardaki bozukluk, ihracatımızı olumsuz yönde etkilemektedir; ancak, son yıllarda, Amerika Birleşik Devletlerinde zeytinyağı tüketimine ağırlık verilmesiyle, bu ülke, Türkiye ihracatında önemli bir pay almaya başlamıştır.
Ülkemizin zeytinyağı ihracatının geliştirilmesi ve sürekliliği için kalitenin artırılması en önemli faktördür. Bunun için, gerek üretim bazında gerekse zeytinyağını işleme bazında modernizasyona gidilmesi ve gerek üretici gerekse ihracatçının korunmasının sağlanması gerekmektedir. Bu yönde bir destekleme politikasının uygulandığını biliyoruz.
Bilindiği gibi, üretimin yönlendirilmesi ve ekonomik dengelerin korunması amacıyla üreticinin üretime devam etmesini sağlayarak, üretimin artırılması ve yeni ürünlerin üretimini özendirmek yolu desteklemeyle sağlanabilmektedir. 1980-1986 döneminde sayısı 24'e çıkan desteklenen ürünler kapsamına zeytin de dahil edilmiştir. 1987-1990 arasında zeytinyağı bu kapsamdan çıkarılmış, 1991 yılında tekrar kapsama alınmış, 5 Nisan 1994 kararlarıyla birlikte, tekrar, kapsamdışına itilmiştir.
1990'ların sonlarında, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği ortak tarım politikalarına uyum sağlamak, ekonomiyi kayıtiçine alarak vergi gelirlerini artırmak, tarımsal kayıt ve envanterlerin tutulmasını sağlamak, üretici ve sanayiciyi aynı zamanda koruyup kollayarak üretimi teşvik etmek, sanayiciye dünya fiyatlarında hammadde sağlamak ve devlet Hazinesine en az yük getirecek olan prim sistemine aşamalı olarak geçilmesi hususunda ilk adımlar 1998 yılında atılmış ve zeytinyağı üreticilerine destekleme priminin ödenmesi kararlaştırılmış, 1999 yılında yürürlüğe girmiştir.
Karara göre, üreticilere 1 kilogram zeytinyağı için 40 sent tutarında bir prim desteği yapılmış, 2000-2001 sezonu ürünü zeytinyağı üreticisine 28 sentlik destekleme primi uygulanmış, 2001-2002 sezonu ürünü zeytinyağı için ise, Türk Lirası cinsinden bir prim uygulanmış ve kilo başına 150 000 lira ödeme yapılmış, 2002-2003 sezonu ürünü için zeytinyağı üreticisine destekleme primi ödemesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı 25 Ekim 2002 tarihinde yayımlanmış olup, prim miktarının tespiti ve uygulama tebliğiyle ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Zeytin ekonomisiyle ilgili bu değerlendirmeden sonra, sayın milletvekilimizin sorularına kısa cevaplar vermeye çalışacağım.
Sayın Ali Kemal Deveciler, ilk önce, zeytin bünyesinde ortaya çıkan hastalıktan bahsetmişti, cevabımı kısaca şöyle özetliyorum: Zeytin ve zeytinyağı, tarihin ilk çağlarından itibaren, insanların temel gıda maddelerinden biri olmuştur. Zeytin ağacı, asırlar süren uzun ömrü, en verimsiz topraklarda bile yetişmesi, insan müdahalesi olmasa dahi bir miktar ürün vermesi bakımından, barış ve huzurun sembolü kabul edilmiştir. Bütün Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, ülkemiz zeytinlerinin de en önemli zararlılarından olan zeytinsineği, yılda 3-4 döl vermekte olup, gelişmesi süresince çekirdek etrafında galeriler açarak beslenmekte ve meyvelerin çürüyerek dökülmesine, zeytinyağının azalmasına, yağdaki asit miktarının artmasına neden olmaktadır. Mücadelesi yapılmadığı takdirde, zarar oranı yüzde 60 seviyelerine ulaşabilmektedir.
Ülkemizde zeytinsineği mücadelesi, 1985 yılına kadar yönetimli çiftçi mücadelesi olarak yürütülürken, 1986 yılından sonra, özellikle Balıkesir, Çanakkale, Manisa ve İzmir İllerinde, her yıl, yaklaşık olarak, ortalama 15 000 000-20 000 000 kadar ağaçta, uçakla, devlet mücadelesi olarak yapılmıştır. Zaman içerisinde, ziraî mücadele faaliyetlerinin çiftçilerce yürütülmesinin gerekliliği ve bu bilincin oluşması nedeniyle, 1999 yılında, zeytinsineği mücadelesi, tüm mücadele masrafları çiftçilerce karşılanmak suretiyle ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı teknik elemanlarımızın kontrolünde, yönetimli çiftçi mücadelesi şeklinde yer aletleriyle uygulanmıştır. Nitekim, üretici imkânlarından yararlanmak suretiyle, zeytinsineğine karşı, tekniğin uygun, ekonomik bir mücadele yapılmasını sağlamak için, zeytin hastalık ve zararlıları ile mücadele birliklerinin kuruluş ve çalışmalarına ait yönetmelikle ilgilendirilmiş ve buna uygun hareket edilmiştir.
Birliklerin yeni kurulduğu bu dönemde, ekonomik güçlerinin ve bütçelerinin mücadele yapmaya yeterli olmayacağı düşünülerek, bakanlığımızca verilen teknik hizmetlere ilave olarak, zeytin üretim bölgelerine ilaç gönderilmeye başlanmıştır. Daha sonra, 2000 yılından sonra, yer aletleriyle beraber uçakla zeytin zararlılarıyla mücadeleye başlanılmış ve aynı yıl içerisinde, birliklere, uçakla mücadele için 31 550 litre ve yer aletleriyle mücadele için de 2 105 litre ilaç yardımı yapılmıştır. 2002 yılında ise, birliklere, 46 000 kilogram cezbedici ilaç yardımı bakanlığımızca gerçekleştirilmiş; bu yardımın parasal değeri 217 milyar lira olarak ifade edilmektedir. 2003 yılında da, yine, zeytin üreticisinin ilaç ihtiyacının tamamı bakanlığımız tarafından karşılanacaktır; ancak, üreticiler, yıllardır, hasat sonrası paylarına düşen miktarı birliklere ödememişlerdir.
Üretici birlikleri yasası çıkmadığından, birlik yönetiminde yer almayan üretici, mevcut birliklere olumlu bakmamakta, bu ise, çalışmaların etkisini azaltmaktadır. Bu nedenle, üretici birlikleri yasasının bu yasama dönemi içerisinde çıkarılması gerçekleştirilecek ve bu sorunun daha kalıcı bir şekilde çözümü gündeme gelecektir.
Sayın milletvekilimizin ilk sorusuna bu şekilde cevap vermiş oldum.
Soru önergesinde sorduğu ikinci sorusu ise, daha çok, belli bir mesafeye kadar hayvanların yaklaştırılmamasıyla ilgili sorudur. Bunu, şöyle, kısaca cevaplandırabilirim: Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında 3573 sayılı Kanunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, bu konuda "Zeytinliklere her çeşit hayvan sokulması, yerleşim sahaları hariç, zeytin sahalarına en az 1 kilometre yakınlıkta koyun ve keçi ağılı yapılması yasaktır" hükmünü getirmekte, Bakanlığımıza ve taşra teşkilatımıza gelen ihbarlar veya tespitler dahilinde, kanunun ilgili maddesi gereğince savcılıklara suç duyurusunda bulunularak gerekli kanunî müeyyidelerin uygulanması sağlanmakta olup, konunun daha titiz olarak takip edilmesi konusunda taşra teşkilatımız uyarılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 4 Şubat 2003