Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Mart 2010 · 598 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sebahat Tuncel, 23 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURTDIŞI TÜRKLER BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR İLE TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; TÜRK DÜNYASI İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:485)); konuşma 598 kelime.
Sebahat Tuncel (İstanbul). “Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-03-23-yurtdisi-turkler-baskanligi-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kanun tasarısına geçmeden önce 22 Mart 2010 Dünya Su Günü olması vesilesiyle birkaç şey ifade etmek istiyorum: Bildiğiniz üzere, son yıllarda dünyanın gündeminde su büyük bir yer tutmaktadır. Ekolojik krizin neden olduğu iklim değişiklikleri ve bu değişikler sonucunda yaşanan, yaşanacak olan kuraklık insanlığın geleceği açısından suyun önemini giderek artırmaktadır. Bu nedenle, her yıl dünya su forumları düzenlenmektedir. Suyun insan hayatında ve ekolojik tarım için önemi tartışma götürmezdir. Biz insanlar tarafından hızla tahrip edilen doğa ve su kaynakları artık her zamankinden daha değerli olmaya başlamıştır. Bu durum aynı zamanda suyun ticarileşmesi üzerinde hesapların da giderek artmasına neden olmuştur.
Türkiye gibi akarsu yatakları açısından zengin olan ülkemizde neredeyse tüm nehirlerin üzerinde ekoloji, tarım ve insan hayatını dikkate almadan barajlar inşa edilmeye çalışılmaktadır. Bu bir Hükûmet politikası hâline gelmiştir ne yazık ki. Munzur, Hasankeyf ve Karadeniz derelerine vicdan sahibi bütün kamuoyunun tepkilerine rağmen baraj yapmakta ısrar edilmektedir. Yüz gündür Muğla ilinin Beyobası köyünde köylüler ve çevreciler eylem yapmaktadırlar, HES’lerin doğayı yok etmesine göz yummayacaklarını ifade etmektedirler. Yine, Sinop’ta yapımı devam eden Boyabat Barajı için eylemler yapılmaktadır. “Ekolojiye, canlılara ve insan hayatına rağmen HES” diyenlerin bu sesleri duyması ve bir an önce bu yaptırımlardan vazgeçmesi oldukça önemlidir. Türkiye'nin geleceği açısından bu önemlidir. Sadece Türkiye açısından değil, bu su politikaları dünya açısından da oldukça önemli bir konudur. Bunun bir kez daha dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz, 22 Mart 2010 Dünya Su Günü vesilesiyle.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi olarak, Türkiye’de Türklük üzerine kurulu zihniyetin Türkiye gibi çok kimlikli, çok kültürlü bir ülkeye yakışmadığını bir kez daha ifade etmek istiyoruz.
Türkiye'de, Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Asuri Süryani’si, Arap’ıyla, Alevi Sünni’siyle çok kültürlü ve kimlikli bir toplum olduğumuzu bugün herkes kabul etmektedir.
Türklük tanımı Türkiye'ye dar gelmekte, Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü yapısını kapsamamaktadır. Türkiye'de demokratik bir anayasa ve demokratik bir toplumun oluşması tartışmaları yürütülürken, tüm kimliklerin, kültürlerin, dillerin bu anayasayla korunması ve kolektif hakların sağlanması gerektiği yolunda toplumun önemli bir kesiminin konsensüs sağladığı, tartışmalar yapıldığı bir gerçektir.
Bundan dolayı, tek tipleşmeyi dayatan, farklılıkları yok sayan, bu ülkede yaşayan herkesi Türk gören, Türkiye'nin yüzde 99’unu Sünni Müslüman sayan ve diğer halkları, dinleri, kültürleri yok sayan bir anlayışta ısrar edenler elbette ki aşılacaktır.
Bu yasa tasarısının hazırlanışı da ne yazık ki bu zihniyetin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Oysa bu Parlamento eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosuysa, bu Parlamento Türkiye'de yaşayan herkesin hassasiyetini dikkate alan yasalar çıkarmakla sorumludur.
ÖZDAL ÜÇER (Van)Sayın Başkan, salonun düzenini sağlar mısınız.
SEBAHAT TUNCEL (Devamla)Değerli milletvekilleri, bugün hem ekonomik hem de siyasi nedenlerden dolayı Avrupa’dan Rusya’ya, ABD’den Kafkaslara, Balkanlara, Afrika ülkelerine kadar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ya da vatandaşlıktan çıkartılmış milyonlarca yurttaşımız bulunmaktadır. Tabii ki bu yurttaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmek, sorunlara çözüm gücü aramak gereklidir, ancak yasalaştırılmak istenen Yurtdışı Türkler Başkanlığı bu ihtiyacı gidermekten ziyade, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi etnik kimlik üzerinden bir kurumsallaşmaya gidilmesi amaçlanmaktadır.
Türkler Başkanlığı derken, yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürtler, Araplar, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler, Çerkezler ve Lazların ve benzeri halklara mensup yurttaşlarımızın olduğu göz ardı edilerek bir kurum önerisinde bulunulmuştur.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri)Onlar da Türk!
SEBAHAT TUNCEL (Devamla)Yurt dışındaki vatandaşlarımızın, Türkiye ve bulundukları ülkelerle olan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerinde yaşadıkları sorunların olduğu doğru. Mevcut sistemde konsoloslukların ve ilgili bakanlıkların bürokratik işlemlerinin fazla olmasından dolayı da sorunların yaşandığını biliyoruz.
Arkadaşımız ifade ediyor, evet problem burada zaten, bütün bunları Türk olarak gördüğümüz için bu sorun. Dolayısıyla, biz bu anlayışın değişmesi gerektiğini düşünüyoruz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 23 Mart 2010