Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Mayıs 2010 · 554 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sebahat Tuncel, 6 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 554 kelime.
Sebahat Tuncel (İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sebahat-tuncel-23-2010-05-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SEBAHAT TUNCEL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 497 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 26’ncı maddesinin geçici 19’uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bugün 6 Mayıs. Bugün Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idam edilişinin yıl dönümü. Buraya gelmeden önce mezarlıktaydık, bu 3 fidanın mezarını ziyarete gittik. Orada Denizlerin yol arkadaşları vardı, Denizlerle birlikte mücadele etmiş ve o süreci bire bir yaşamış insanlar vardı, bir de gencecik insanlar vardı Denizlerin yolundan giden.
Tabii ki bu ülkede sadece Denizler değildi idam edilen, ancak Denizlerin idamıyla birlikte Türkiye’nin geleceği de idam edildi. Otuz sekiz yıldır, ne yazık ki bu ülkede, demokratik ve bağımsız bir ülke talebini her fırsatta dile getiren devrimciler, her zaman yargı kıskacıyla karşı karşıya geldiler. Umuyoruz ki bu son olur. Gerçekten, Türkiye, artık, Denizlerin öncülüğünü yaptığı demokratik ve bağımsız bir ülke için, gerçekten eşitlikçi, özgürlükçü bir ülke için gereken adımları atar.
Sayın milletvekilleri, burada sayın hatipleri dinlediğimde doğrusu çok şaşırıyorum. Hem iktidar partisinden hem muhalefetten buraya çıkan hatiplerin hepsi “12 Eylül’de en çok kim mağdur oldu.” kavgasına giriyor. 12 Eylül’de bütün halkımız mağdur oldu sevgili arkadaşlar, sadece bir siyasi partiye mensup olanlar değil. Biz, geleceğimiz, 12 Eylül’le bir şekilde karartıldı. Şimdi bu kavgayı yapacağımıza, “Kim daha fazla mağdur oldu.” kavgasını yapacağımıza, bu 12 Eylül’ün ürünü olan 82 darbe Anayasası’nı değiştirmek için burada tartışsak ya. Bu Anayasa’yı tamamen değiştirip 21’inci yüzyıla uygun bir anayasayı yapmak için bu kadar istekli olup gelişsek, sanırım, ülkemiz için daha faydalı işler yapmış olacağız.
Şimdi bu maddeyle, Anayasa Mahkemesinin üyeliği belirleniyor ve bu yasayla bir şekilde Anayasa Mahkemesinin bağımsızlığı, sözde bağımsız olabileceği ifade ediliyor.
Sevgili arkadaşlar, bu ülkede yargı hep bağımsızdı. 72’de Denizleri idam eden yargı da bağımlıydı, on yedi yaşındaki Erdal Eren’in yaşını büyütüp idamına neden olan yargı da bağımsız değildi. Bu ülkede hâlâ yargı bağımsız değil, yargının bir ideolojisi var. Bu ideolojiyi de 12 Eylül Anayasası’ndan alıyor. Bu değişmediği sürece istediğiniz kadar değişiklik yapın, değişmeyecek.
Bakın, Kürtlerin bir Ape Musa’sı var. Siz onu “Musa Anter” diye tanırsınız. Bilirsiniz, Musa Anter, 93 yılında bir faili meçhul cinayete gitti. Bu faili meçhul cinayetin, tıpkı 17 bin kişinin failleri bulunmadığı gibi, Ape Musa’nın da faili bulunmadı. Bu da siyasi bir karardır. Bölgede yaşanan faili meçhulleri bulmamak da bir siyasettir.
Ape Musa’nın bir sözünü hatırlatmak isterim. Ape Musa şöyle diyor:
“Cellat uyandı yatağında bir gece,
Tanrım dedi, bu ne zor bilmece.
Öldükçe çoğalıyor insanlar,
Ben tükenmekteyim öldürdükçe.”
Belki Ape Musa savaşın, çatışmanın en yoğun yaşandığı bir dönemde bunu yazmıştı ancak bugün hâlâ geçerlidir. Bu sistem çürümüştür artık. 12 Eylül zihniyetiyle geliştirilen bu yasalar artık toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiyor ama karşısında bir blok her geçen gün büyüyor. Karşısındaki blok, demokrasi ve özgürlük cephesidir, barış cephesidir. Her geçen gün büyüyor gerçekten. Her ne kadar bastırılmak istense de, susturulmak istense de, yargı kıskacına alınmak istense de bu demokrasi güçleri her geçen gün büyüyor, bunu herkesin görmesi gerekiyor. Bugün iktidarın da muhalefetin de yapması gereken, Türkiye'nin geleceğini düşünmektir. Kendi küçük siyasi iktidarını düşünmenin bir anlamı yoktur.
Şimdi, AKP İktidarı yaptığı bu değişiklikle neyi hedefliyor? Zaten siyasal olan yargının, iktidarın kimin eline geçmesi? Kendi ellerine geçmesi. Bu iktidar, bu erk ha AKP’nin elinde olmuş ha başka bir gücün elinde, Türkiye’yi değiştirecek mi? Değiştirmeyecek. Gerçek anlamda bağımsız, eşitlikçi, gerçek anlamda demokratik bir anayasa oluşmadığı sürece, istediğiniz kadar siz maddeler üzerinden değişiklik yapın, bunun hiçbir anlamı olmayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 6 Mayıs 2010