2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 91. Birleşim · 3. yasama yılı · 28 Nisan 2005 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sedat Kızılcıklı (AK Parti), 28 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 YILI PROGRAMININ HAZIRLANMASINA DAİR KAN.TAS. (SS:872)); konuşma 507 kelime.
Sedat Kızılcıklı (AK Parti, Bursa). “2006 yılı programının hazırlanmasına dair kan.tas. (ss:872)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-kizilcikli-22-2005-04-28-2006-yili-programinin-hazirlanmasina-dair-kan-tas-ss-872-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SEDAT KIZILCIKLI (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 1 inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Biraz önce, küreselleşmeyle birlikte oluşan riskleri azaltmak ve yine, Avrupa Birliğine entegrasyon süreciyle birlikte uyumlu bir programın hazırlanması için 2006 yılının bir geçiş yılı olarak değerlendirilmesi ve 2007 yılından itibaren başlayan bir kalkınma planıyla birlikte Avrupa Birliği malî programıyla uyumun sağlanması için bu kanun tasarısının desteklenmesi gerektiğini ifade ettik.
Tabiî, kalkınma planları, özellikle Sekizinci Kalkınma Planı, hükümetimizin de ciddî ve kararlı destekleri sayesinde, gerçekten çok başarılı sonuçlar vermiştir. Özellikle, burada, enflasyonda tek haneli rakamlara düştüğümüzü hepimizin görmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti otuzbeş yıldır, kırk yıldır enflasyonla birlikte yaşıyor ve uzun yıllardan beri de enflasyonu düşürmek için çalışmalar yapılıyor; ama, çok şükür, bu Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planıyla birlikte ve Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti döneminde enflasyon tek haneli rakamlara inmiştir. Bu sene, inşallah, 8'li bir enflasyon rakamını hedefliyoruz; önümüzdeki yıl 6, daha sonraki yıl 4 olmak üzere Maastricht Kriterlerine uyum gösterecek bir enflasyon hedeflemesine doğru ciddî bir manada koşuyoruz.
Yine, borçlarımızın gayri safî millî hâsılaya oranı, biliyorsunuz, 2001 yılında yüzde 91'lerdeydi; ama, Avrupa Birliği standartları, Maastricht Kriterleri de bu borçlarımızın yüzde 60 oranlarında olması gerektiğini bize söylüyor. 2004 yılı sonunda, bu yüzde 91'lik oranlardan, biz, yüzde 63,5'li oranlara geldik. 2007 yılı sonunda, Maastricht Kriterlerine bu anlamda da ulaşacağımızı düşünüyoruz.
Yine, büyüme; Türkiye, son onbeş yılda ortalama yüzde 2,5'lik bir büyümeyi gerçekleştirmiş. 1998 ile 2002 yılları arasındaki büyüme oranı ortalama olarak yüzde 0,2; yani, yüzde 1'in bile beşte 1'i; ama, Türkiye Cumhuriyeti, 2002 yılında 7,8'lik bir büyüme, 2003 yılında 5,9'luk bir büyüme, 2004 yılında da 9,9'luk bir büyümeyle, son üç yılın ortalaması olarak 7,9'luk bir büyümeyi gerçekleştirmiştir. Bu da, Türkiye'nin istikrarlı bir şekilde kalkındığını ve büyüdüğünü göstermektedir.
Tabiî, faizlerin yüzde 66'lardan düşmesinin de bütçemize 14,8 katrilyon ekkaynak getirdiğini ve faiz ödemelerinde, iki yılda 15 katrilyonluk eksik ödeme yaptığımızı hepimizin görmesi lazım. Türkiye'nin gayri safî millî hâsılası 144 milyar dolarlardan 300 milyar doları geçen seviyelere ulaşmıştır. Yine, fert başına düşen ortalama millî gelir de 2 080 dolarlardan 4 250 dolarlar seviyesi gelmiştir. Bu da, Türkiye'nin, ekonomide, özellikle makro ekonomik dengelerde iyi bir istikrar sağladığını ortaya koymaktadır. Yine, ihracat 65 milyar dolarlar seviyesine gelmiş ve cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştır.
Tabiî, benden önce konuşma yapan değerli arkadaşımızın ifade ettiği risk alanlarının da, gerçekten, gözardı edilmemesi gerekir. Hükümetimizin de bu konuda çalışma yapacağını temenni ediyoruz, ümit ediyoruz ve bu çalışmaların da, makro ekonomik dengelerde kurulan sağlıklı güzelliklerin de mikroekonomik dengelere yansıyacağını ümit ediyoruz.
İşsizlik; evet, bugün, Türkiye'de işsizlik var; ama, Avrupa Birliğinde de, yüzde 9 ile 12 arasında değişen işsizlik oranları var. Polonya'da yüzde 27 oranına yaklaşmıştır işsizlik oranı. Türkiye'de de, 2004 yılı sonu itibariyle 10,3 olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, işsizlik oranı korunuyor; ama, çok fazla aşağı çekilemiyor. Büyümeyle birlikte işsizliğin aşağı çekilebilmesi için, özellikle emek/yoğun sektörler olan, inşaat gibi, tekstil gibi, konfeksiyon gibi sektörlerin büyümesinin biraz daha fazlalaşması ve gelişmesi gerekmektedir. Hükümetimiz, bu noktada, gerekli önlemleri, inşallah, alacaktır.
Yine, asgarî ücret 112 dolarlardan alınmıştır; 265 dolarlar seviyesine çıkarılan bir asgarî ücret vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 28 Nisan 2005